DYP'li Kandemir İran hakkında konuştu

  • Giriş : 17.01.2006 / 00:00:00

Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkan Yardımcısı Nüzhet Kandemir, İran'ın, tüm olası riskleri göze alarak, nükleer programını sürdürmekte ısrar ettiğini belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DYP Genel Başkan Yardımcısı Kandemir yaptığı yazılı açıklamada, İran Yönetimi'nin, tutum ve beyanları ile, ABD'nin Irak serüveninde içine düştüğü olumsuzluklar karşısında, İran'a ek bir cephe açabileceği olasılığını düşük gördüğü ve böyle bir gelişmenin zaman alacağını düşündüğünün anlaşıldığını ifade etti. Kandemir, "İran'ın yürüttüğü nükleer programını askeri amaçlarla kullanır duruma girmesi uluslararası toplum kadar kuşkusuz Türkiye için de arzulanır bir durum değildir. Ancak bunu önlemenin yolu İran'a silahlı bir müdahaleden mi geçer? Asıl tartışılması gereken nokta budur." dedi.

Sorunun, artık ABD'den sonra İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşınmak istenmesi Irak'a müdahale arifesinde olduğunun aksine, bu kez uluslararası kamuoyunu da kollayarak, Birleşmiş Milletler çerçevesinde tartışma ve uzlaşı arama yollarının tüketilmek istendiği izlenimini verdiğine dikkat çeken Kandemir, "ABD, bir yandan uluslararası dayanışma çerçevesinde mutabakat sağlama arzusunu ortaya koyarken, diğer yandan Rusya ve Çin'in çekinser tutumlarını törpüleyebilmek için BM Güvenlik Konseyi'nde çaba sarf etmek gereğini de duymaktadır. Uluslararası Dünya Örgütü'nde arzulanan bu sonucun alınamayışı sonrası İran'a karşı uygulayacağı silahlı caydırıcılık eyleminde nispeten daha rahat hareket edebileceğini hesaplıyor olsa gerektir." değerlendirmesinde bulundu.

Kandemir, ABD'nin böyle bir hazırlık çerçevesinde bazı Arap ülkeleri ve Bölge ülkeleriyle temas halinde olduğunu savundu. Kandemir açıklamasına şöyle devam etti: "Günümüze değin, Türkiye, İran ile olan inişli çıkışlı ilişkilerinde bu ülkeyle barış içinde yan yana yaşamanın yollarını bulmuştur. Zira, sınır komşusu İran ile, görüntüde bile olsa, işbirliği içinde olmak, Türkiye için çatışma ortamında yaşamaya oranla yeğlenecek bir durumdur. Özellikle, Kuzey Irak bağlamında, Türkiye'nin bugün karşı karşıya kaldığı koşullarda, İran gibi bir komşu tümüyle gözardı edilemez. Unutmamalıdır ki, İran da, tıpkı Türkiye gibi, bölgede toprak bütünlüğüne sahip ve egemen bir Irak'tan yanadır. Bu çerçevede, Irak'ın kuzeyinde ayrı bir bağımsız devletin kurulmasına da karşıdır. Böyle bir oluşum, öteden beri Türkiye, İran, Suriye ve Irak'ın yazılı olmayan bir anlayış birliği sayesinde önlenebilmiştir. Böyle bir anlayış birliğinin ortadan kalkması, başta Türkiye olmak üzere, bölge istikrarına zarar verir. Bu durumdan en çok mutluluk duyacak olanlar ise anılan ülkelerdeki istikrarsızlıktan ve bölünmüşlükten yarar bekleyen üçüncü ülkeler olacaktır. Ne var ki, bugün Batı karşısında kendini giderek yalnızlaştıran İran'ın bu tutumu ile hem kendine hem de bölge istikrarına zarar vermekte olduğunu algılaması gerekir. Buna karşılık ABD'nin de Bölge ve Dünya barışına yeni olumsuzluklar katacak davranışlardan sakınması şarttır. Ne yazık ki, uluslararası ilişkilerde akıl ve mantık her zaman hakim olmuş olsa idi, Dünya savaşları tarihin gidişini bu ölçüde değiştirmemiş olurdu."

İktidarın günümüze kadar taraflara iletmesi gereken mesajlar hakkında doyurucu bir açıklama yapmadığını belirten Kandemir, "Hükümet 1 Mart öncesi düştüğü hatayı tekrarlamamalıdır. O dönemde olanlar bakımından Türkiye'nin suçlanması olası değildir. Yürütülen olumsuz propagandaların etkisiyle, Türkiye'nin kendini affettirme duygusuna kapılması için en ufak bir neden yoktur. Böyle bir duygu, son haftalarda Türkiye üzerinde giderek kendini hissettiren ve ülkenin uzun vadeli çıkarlarına ters düşen baskılara boyun eğmek sonucunu doğurduğu takdirde bu durumdan hem tavizleri veren Hükümet, hem de Türk halkı zarar görür." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious