E-muhtıra'nın perde arkası

E-muhtıra'nın perde arkası.19504
  • Giriş : 30.04.2008 / 16:20:00
  • Güncelleme : 30.04.2008 / 16:29:26

Bildiri yayınlanmasına karar veren Asker, 27 Nisan gecesi TSK'nın sitesine koydu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sabah gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya'nın '27 Nisan'da ne oldu?' yazı dizisi...

24 Nisan sabahı isim netleşmişti. Tayyip Erdoğan, saat 11.00'de TBMM'de topladığı partisinin Merkez Yönetim Kurulu'nda birlikte odaya girdikleri Abdullah Gül'ün adayları olduğunu açıklamıştı. Erdoğan ve Gül, 18 dakika sonra AK Parti Meclis Grup salonuna girdiğinde herkes adayı biliyordu: "Abdullah Gül kardeşimiz..." Gül, Meclis Başkanlığı'na adaylık başvurusunu yaparken, gözler muhalefette çevrilmişti. Bir de Genelkurmay Başkanlığı'nın konuya nasıl baktığına. Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ergin Saygun'dan tavırlarını açıkladı: "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görüşlerini, Genelkurmay Başkanımız dile getirdi. Onun dışında söyleyecek bir şeyim yok..." Gül, ertesi gün muhalefetle buluşmaya hazırlanırken Ankara'yı sarsan bir olay yaşanıyordu. Nurullah İlgün isimli şahıs, YÖK Başkanlık binasında güvenlik görevlilerine silahını çekip, "YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in odasının nerede olduğunu" sormuş ve 3 el ateş etmişti. 24 Nisan Çarşamba, Gül için sıkıntılıydı. Öğle saatlerinde DYP lideri Mehmet Ağar ile görüşmesinden ayrılırken Gül şöyle diyordu: "B planımız var; genel seçim..."

GÜL-MUMCU BULUŞMASI

Anavatan Genel Merkezi'nde Erkan Mumcu ile yaptığı görüşme ise duygu doluydu. Mumcu o günü şöyle anlattı: "AK Parti'ye katılmadan önce aramızda yaptığım görüşmeyi anımsattım. Siyasi Partiler, seçim, YÖK yasalarında değişiklik yapılması, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi konularındaki mutabakatımızı hatırlattım. Yolsuzlukların önüne geçmek için şeffaflığı sağlayacak politikalara yöneleceğimiz konusunda verdiği sözü dile getirdim. Ben de senin gibi düşünüyorum. İşte tam bu nedenle üzerinde anlaştığımız ilkeleri hayata geçirmek için beni yalnız bırakmaman gerekir' dediğini hatırlattım. Eğer o gün 'Partide olmakla, devletin zirvesinde olmak çok farklı' deseydi, destek vereceğimizi söyleyecektim. Ama söylemedi..."

SONUÇ VERMEDİ

Muhalefetten destek bulunmayınca AK Parti de yeni planını devreye soktu: "Milletvekilleri bire bir ikna edilecekti..." Mumcu ve Ağar ortak basın toplantısı düzenleyerek hükümete şu çağrıda bulundu: "Bir an önce erken seçime gidilmeli, Cumhurbaşkanı'nı yeni Meclis seçmeli..." Akşam Devlet Konukevi'nde yapılan Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluş Yıl Dönümü Resepsiyonu soğuk bir ortamda gerçekleşti. Erdoğan, resepsiyondan sonra Gül ile Konut'ta tekrar buluştu. Gelen haberler umutluydu: "Anavatan ve DYP'den hatta CHP'den destek geliyor; 367 aşıldı." Nitekim, 27 Nisan Cuma sabahı AK Parti Grup Başkanvekili İrfan Gündüz, "Katılım 372 olur" diyordu. DYP lideri Mehmet Ağar, öğle saatlerinde Meclis'teki odasına milletvekilleri Mehmet Tatar, Mehmet Erarslan, Ümmet Kandoğan ve parti yönetimiyle buluştu. Ağar basın toplantısıyla "Oylamaya katılmayacaklarını" açıkladı. Toplantı bittiğinde Kandoğan bu satırların yazarına, "Ben oylamaya katılacağım" diyordu. Kısa süre sonra Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, Ağar'ı yandaki odaya çağırdı. Ağar Kandoğan'ın, "Ben oylamaya gidiyorum" sözüyle karşılaştı. Kandoğan ikna olmayınca araya diğer milletvekili Mehmet Erarslan girdi ve "Siz durun, ben Ümmet'i ikna edip getiririm" dedi. Bir süre sonra ikisi birden Genel Kurul salonunda gözüktüğünde Ağar'ın sesi duyuldu: "Brütüs bunlar..." DYP %75 fire verdi, Anavatan'dan sadece Hasan Özyer ve Miraç Akdoğan oylamaya girdi. Oylamaya 361 milletvekili katıldı. Gül'e 357 oy çıktı, bir oy boş, üç oy iptal edildi. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne giderken, AKP "B-Planı"nı uygulamaya koydu: "Temmuz'da seçim..."

Genelkurmay karargahı, Meclis'i yakından izliyordu. Sonunda bir bildirinin yayınlanmasına karar verildi. Bildiriyi bizzat Org. Büyükanıt kaleme aldı. "Genelkurmay 24 saat görevinin başındadır, tayakkuz halindedir" mesajını vermek için geç olmasına rağmen bildirinin internetten yayınlanması kararlaştırıldı.

Bu saatlerde Haber Türk'te Saynur Tezel Özgentürk'ün sunduğu "gece haberleri" de yayına başlamıştı. Özgentürk'ün saat 22.10'a telefon bağlantısı kurduğu, dönemin Sabah Gazetesi Ankara Temsilci Yardımcısı Metehan Demir, konuşmasını şöyle noktaladı: "Saynur, biraz sonra devletin önemli bir kuruluşundan Türkiye'yi sarsacak çok önemli bir açıklama gelecek..."

Olaydan Demir'in Ankara Papermoon'da birlikte yemek yediği AK Parti milletvekillerinin dahi haberi yoktu. Saat 23.30'da beklenen 'e-muhtıra'dan kurmaylarının aktarımıyla Erdoğan da haberdar olmuştu. Genelkurmay Başkanı ile telefon görüşmesi yapmak istedi, yanıt kısaydı: "Komutan istirahate çekildi..." Erdoğan sabah önce Kızılay Genel Kurulu'na gitti. Ardından Başbakanlık Konutu'nda bakanlarıyla buluştu. MİT Müsteşarı Emre Taner de Konut'a geldi. Herkes gergindi. Bu saatte Org. Büyükanıt'ın "cevaben" telefonla aradığı haberi geldi. Org. Büyükanıt ile yandaki odadan yaptığı telefon görüşmesi sonrası Erdoğan sakindi.

KARŞI BİLDİRİ ÇABASI

Bu hava bakanları da rahatlattı. Başbakan kısa bir açıklama yaptı; tartışma kaldığı yerden devam etti. Sonuçta, "Karşı bildiri yayınlanacak ve seçime gidilecekti..." Bir başka tartışma başladı: "Karşı bildiriyi, e-muhtıra gibi internet yoluyla mı duyuralım; yoksa bir arkadaşımız mı çıkıp okusun?" "Aynı yöntemle cevap verelim" diyenler oldu. Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in okunmasının "daha şık olacağına" karar verildi. Hükümet dahil, tüm muhalefetin açıklaması aynı cümleyi kapsıyordu: "Rejim demokrasi içinde kalınarak korunur..." Türkiye'de yeni bir süreç başlamıştı.

Sabah

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious