Ecevit’in Erdoğan'a vasiyeti neydi?

Ecevit’in Erdoğan'a vasiyeti neydi?.18897
  • Giriş : 09.05.2009 / 11:11:00
  • Güncelleme : 09.05.2009 / 11:17:33

Erdoğan ve Gül, GATA’ya Ecevit’lere “Geçmiş olsun” ziyaretine gitmişlerdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yine bir mayıs ayıydı. 2003 yılı... Başbakan Erdoğan ve yardımcısı Gül, GATA'ya Ecevit'lere “Geçmiş olsun” ziyaretine gitmişlerdi.

Bülent Ecevit, o görüşmede “köy-kent projesi”nden söz açtı.

2000'de kendisi Başbakan'ken Ordu'nun Mesudiye ilçesinde 9 köy birleştirilerek bir örnek köy kurulmuştu. Köyün altyapısı tamamlanmış, kanalizasyon şebekesi kurulmuş, içme suyu taşınmıştı.

Ürün ve toprak analizleri yapılmış, meyve ağaçları dikilmiş, köylüye hayvan verilmiş, orman ürünleri enstitüsü kurulmuş, ormanlık alan dağ turizmine açılmıştı.

Köyde 210 gün içinde internet kafesi olan bir okul, gezici kütüphane, sağlık ocağı, kültür ve sanat evi, çocuk parkı, spor tesisleri açılmıştı.

Dünya Bankası, projeyi “kırsal kalkınma modeli” olarak dünyaya örnek göstermiş, 900 bin dolar hazırlık kredisi vermiş, 300 milyon dolar da vaat etmişti. 5 yılı geri ödemesiz, düşük faizli bu kredi, 4 milyar dolara kadar çıkabilecekti.

2002 yazında, Van, Düzce, Kastamonu, Niğde, Mersin merkezli 5 bölgede 30 köy-kent için kollar sıvanmıştı. Güneydoğu'nun ilk köy-kenti, Siirt Eruh'ta 18 köyün birleşmesiyle kurulacak ve 7 bin kişiyi barındıracaktı.

Tam bu aşamada hükümet devrildi.

AKP iktidara geldi ve “köy-kent projesi”ni rafa kaldırdı.

Ecevit işte bu konuyu gündeme getiriyor, “Yapmayın, kredisi bile hazır. O parayı kullanın. Destek olun” diyordu.
Erdoğan ilgileneceğine dair söz verdi; ilgilenmedi.

Dünya Bankası'nın verdiği hazırlık kredisinin kullanılmayan kısmını da iade etti.

* * *

O dönem herkes Ecevit'in 1970'lerden beri dilinden düşürmediği köy-kent düşüyle alay ediyordu.

O ise neredeyse “fikri sabit” halinde üsteliyordu.

Genel Başkanlığı devrettiği son DSP kurultayında da benzer bir vasiyet bırakmıştı:

“Toprak reformuna, köylünün kaderinin değiştirilmesine Atatürk'ün de, İnönü'nün de gücü yetmedi. Benim de ömrüm yetmedi. Dilerim siz bu kaderi değiştirebilirsiniz.”

Bugün gözden düşen “köylünün kaderi” ve “toprak reformu” konuları, aslında Türk siyasi hayatını şekillendiren temel sorunlardır.

Savaş sonrası toprak reformu ve kamulaştırma hazırlığından rahatsız olan toprak ağaları, CHP'den ayrılıp Demokrat Parti'yi kurmuşlardı.

Yine CHP'nin toplumsal kalkınma için kurduğu Köy Enstitüleri de köy ağalarının da baskısıyla ve “Kız-erkek bir arada okuyorlar”, “Kızıl komünist yetiştiriyorlar” söylentileri arasında kapatılmıştı.

Köylüler 1950'de enstitüleri kapatan DP'ye oy verdiler.

AKP'yi iktidara taşıyan 2002 seçiminde 4 bin nüfuslu Mesudiye Köykent'ten Ecevit'e kaç oy çıktı biliyor musunuz:
Sadece 3 oy...
* * *
Bölgeden yağan felaket haberinde ayrıntılara saplanıyor, genel resmi gözden kaçırıyoruz.

Türkiye, köylü nüfusu azaltsa da “köylülük”le baş edemedi hâlâ...

Bunun nedenini, kendi karşıtlarına oy veren bilinçsiz yığınlarda, bölgedeki kavmin etnik özelliklerinde, karma eğitimden rahatsız olan babalarda filan aramak yerine, daha derine, bölgenin 100 yıldır kaderine terk edilmesine, feodal baskılarla bile bile toprağa gömülen projelere ya da bugün koruculuk namıyla yürütülen Hamidiye Alayları türünden hatalara bakmalı ve çareyi, kapsamlı kalkınma projelerinde aramalıyız.

Milliyet

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*