Ecevit'in kabri için düşünmek lazım

  • Giriş : 25.11.2006 / 00:00:00

CHP lideri Baykal, "Ecevit toplumun ortak değeri. Kabrini değiştirme işini iyi düşünmek gerek. Rahşan Hanım’a saygı duymak lazım ama ne yapılacaksa toplumsal anlayış ile yapılmalı” dedi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, son günlerde sıkça dile getirilen "Solda Birlik" ve "CHP-MHP hükümet ortaklığı" gibi söylemlere BUGÜN aracılığıyla açıklık getirdi. İşte Baykal'ın, sadece bu iki konuyla ilgili değil, dış siyasetten, Ecevit'in kabrine kadar yaptığı çarpıcı açıklamalar...

KABİR DEĞİŞMEMELİ

nRahşan Hanım'ın, Ecevit'in cenazesini özel kabre naklettirme girişimi var. Bu konudaki yorumunuz nedir? nEcevit, artık bütün toplumun bir ortak değeri. Geçmişte de öyleydi. Siyaset içinde de yıllarca öyle oldu. Türkiye deyince bir Ecevit var. Öyle bir ayrım düşünmek artık söz konusu değil. Elbette, Ecevit'le Rahşan Hanım arasında çok özel bir ilişki var. Ama toplumsal çerçevesi de var işin. O nedenle ne yapılacaksa tüm toplumun anlayışı ile, uygun görmesi ile, katkısı ile gerçekleşmesi gerekir. Bunu bilerek olaya yaklaşmak lazım.

ARAMIZI SİYASET BOZDU

nEcevit'le ilgili pişmanlığınız var mı? nSiyaset ve insani ilişkiler, tabii, insan yaşamının iki ayrı boyutu. Zaman zaman siyasetin gerekleri ile insani ilişkilerin gerekleri birbirinden ayrışıyor. Bir farklı yöne doğru etki getirdiğini görüyoruz. Bu üzüntü verici bir şey. Tabi bu benimle Sayın Ecevit'in ilişkisi açısından değil, genel bir gözlem. Birisi ile insani sıcak ilişkiler dostluklar geliştiriyorsunuz. Siyaset bunun parçası oluyor. Ya da bir kişi ile siyasi bir anlayış paylaşıyorsunuz. Siyasi anlayışınızın parçası olarak insani ilişkiler oluşuyor. Daha sonra siyaset farklılaşıyor. İnsani ilişkilerine yansıyor. Bu bir genel gözlemdir. Bu gözlem hepimiz için geçerlidir. Bizim faklılaşmamızın ilişkilerimize yansımış olduğu bir gerçektir.

HALK YENİ ARAYIŞ İÇİNDE

nSon zamanlarda sanki CHP ile MHP'nin söylemleri örtüşmeye başladı. Hatta MHP'de, koşullar uygun olursa MHP-CHP hükümet ortaklığından bahsedilir oldu. Var mı böyle bir durum? nSeçime bir yıl kala herkes seçim ve seçim sonrasıyla ilgili bir merak ve arayış içinde... Tabii, seçimin nasıl bir tablo ortaya koyacağını söylemek şimdiden mümkün değil. Bu vatandaşın takdiri. Bir yıl sonra halk kararını alacaktır. Karar aldıktan sonra nasıl bir tablo ortaya çıkar, tek parti hükümeti olur mu, bir koalisyon ihtiyacı çıkar mı, hangi koalisyon kombinasyonları mümkün olur? Bunlar yaşandıktan sonra görülecek.

ULUSALCI SİYASET YÜKSELİŞTE

nŞimdiden bir şey söylemek mümkün değil. Fakat şu yeni bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Seçime yaklaştığımız bir noktada artık ulusal duyarlılıkları temel alan bir siyaset anlayışının prim yapmakta olduğunu, yükselen güç olduğunu, önümüzdeki dönem siyasetinin ulusal duyarlılıklar zemininde gelişeceğini insanlar görmeye başladı.

AK PARTİ EROZYONU

nBunun haklı nedenleri var. Bu doğru bir tespit. Yani gerçekten Türkiye'nin bu son yaşadığı dönem, AK Parti iktidar dönemi, bir ulusal birlik anlayışından, ulusal duyarlılıklara kadar pek çok konularda erozyonun yaşandığı bir dönem... Türkiye'nin sık sık rencide olduğu, haksızlığa uğradığı duygusu içine sürüklendiğimiz, iktidarın söylemlerinde, terörle ilgili gelişmelerde, teröre destek verenlerin ortaya çıkmasında, haritaların elden ele dolaşmasında, alt-üst kimlik tartışmalarında ortaya çıkmış bir gerçek.

İKTİDAR TESLİMİYETÇİ

nTürkiye toplumunun yapay azınlıklarla dağıtılmak istendiği izleniminin ortaya çıkmasında ve Türkiye'ye tepeden bakan bir üslupla talimat verircesine bir yaklaşım içinde hesap soran bir anlayışın Türkiye'nin üzerine çöreklenmesinde ve iktidarın bu tablo karşısında teslimiyetçi ve işbirlikçi olduğunun düşünülmesi hiç kuşkusuz toplumu ciddi şekilde rencide etti. Bu gerçeğe karşı bir tepki var. Bu yükselen bir tepkidir. Türkiye'nin haysiyetli bir dış politika, kendi kimliğine sahip çıkan, ulusal bütünlüğünü mahcubiyet duymadan sahiplenen, başını dik tutan, tuzakları elinin tersiyle iten bir yaklaşım ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

DEĞİŞİM TALEBİ

nBu duygusal bir talep olmanın da ötesinde, Eğer buraya yönelmezsek Türkiye çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalır. Türkiye'yi çok taciz ediyorlar. Türkiye kendi kimliğini bütünlüğünü koruyup savunmakta güçlüklerle karşılaşır" teşhisi yapılmaya başladı. Sadece bir onur meselesi, duygusal tepki olmanın ötesine geçti. İnsanlarda, "Bu kötü, değiştirmemiz lazım kardeşim" diye bir ciddi talep ortaya çıkmaya başladı. Bu talebin çıktığı yerde, insanlar önce bizi gördüler.

ORTAKLIĞA İHTİYAÇ VAR

n Bu doğrultuda siyaset yapan partileri gözlemlemeye başladılar. Aslında muhalefetin tamamının bir ortak anlayış içinde bulunmaya ihtiyacı vardır. Bu yapılabilmiş olsa, çok önemli olurdu. Doğrusu budur. Her siyasi parti bunun muhasebesini yapacaktır.

CUMHURİYET KOALİSYONU

n İşte ben buna Cumhuriyet Koalisyonu dedim. Bütün muhalefetin ortak paydada buluşması. Cumhuriyet, tabii gerçek Cumhuriyeti kastediyorum. Adı Cumhuriyet olanı değil, hukukuyla, vatandaşlık bilinciyle, kimsenin etnik ya da mezhepsel, bilimsel konumu dikkate alınmadan, insan olarak bir çağdaş hukuk zemininin şekillendiği bir toplumsal düzeni söylüyorum. Bu Cumhuriyet deneyimimiz bizim için çok önemlidir.

TARİKAT ANADOLU GELENEGİ

Tabii ki, kimi sağcı olacak, kimi solcu olacak. Herkesin inancı, anlayışı, tarikatı, mezhebi olacak. O ayrı bir iş. Bunu kendi anlamında tutalım. "Ben bununla hukuku, eğitimi tanzim edeceğim" diyorsan yapma kardeşim. Yapma. Tarikat, bizim kendimize özgü tasavvuf kültürümüzün bir parçası. Bizim Anadolu'da, Türkiye'de yaşanan İslamiyet'in diğer pek çok örneklerinden farklı olduğu biliniyor. Bunun altında ne yatıyor? İslamiyet'i biz hümanist bir yaklaşım içinde özümsemiş, bunu en ileri ölçüde dünyada temsil etmiş ülkeyiz. Anadolu kültürünün büyük Anadolu rönesansı gerçekleştirdiğini hepimiz biliyoruz.

IRAK’I KİM TAHMİN EDEBİLİRDİ?

Dünyada hiçbir şey kaldığı yerde değil. Bak neler konuşuyor dünya. Harita konuşuyor. Şu Irak'ın 5-6 yıl önce, bugünkü hale geleceğini kim düşünebilirdi? Bizim bütün bunları dikkate almamız lazım. Bunun dışla ilgili tarafı da var, içle ilgili tarafı da... Bu proje çok önemli. Türkiye dünyada tek Müslüman ülke, gerçekten laik bir devleti işleten. Tek Müslüman ülke ki, demokrasiyi böyle ileri düzeye getirmiş, dünya ile entegrasyonunda bu kadar ileri gidebilmiş. Türkiye tek Müslüman ülke ki, hukuku özümseyip yaşama geçirmeyi başarmış olsun. Bunun altında ne yatıyor zannediyoruz. Bunun altına yatan bu.

YAYLA, İLGİ ÇEKMEK İSTEDİ

G.Ü. Öğretim Görevlisi Atilla Yayla'nın Atatürk hakkındaki sözleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani, demokrasi öyle bir şey. Bunları öğreneceğiz. İnsanlar, herkesin paylaştığı, yalın gerçeklerden sıkılıyorlar. İlgi çekici olma arayışına girmeye başlıyorlar. Bunu bazıları inanç gereği yapıyor, bazıları gerçekten öyle düşünüyor. Ama siyasette buna prim veren ortam var şimdi. İki yönü var olayın. Birinci olarak, AK Parti toplantısında konuşuyor. İzmir'de. Entelektüel bir yerde. İkinci bir özellik AK Parti finanse ediyormuş. Bunlar tesadüf olamaz. Niye bunu getirdin? Bilmiyorsun. Sen bilmiyorsan bilen birisi var. Sana bunu söyleyen birisi var. AK Parti'nin bu çağrıdan tamamen kopuk olduğunu düşünmek mümkün değil. Bu tür şeylere izin verenler bir gün bakarlar, "Yahu ben bunu istemedim" demeye başlarlar. Şu anda AK Parti o rolü oynuyor.

GELİN EL ELE VERELİM

Ecevit'in vefatı sonrası, "Solda birlik" tartışılıyor... Peki sizce bu olabilecek mi? n Biz Türkiye'yi varolduğuna inandığımız tehlikeye karşı bütünleştirmeye, toparlamaya ve bu tehlikeyi bertaraf etmeye çalışıyoruz. Bunun içinde herkese yer var. Bunun içinde kimseyi, "yok sağcıdır, solcudur" diye dışlamaya hakkımız yok. Ben bu çağrıyı yaptım, yapmaya da devam ediyorum.

GÖREV HEPİMİZİN

Hepimiz aynı derecede görevliyiz. Kimse kimseye daha üstün değil. "Bu bizim projemiz, gelin destek verin" demiyoruz... "Bu hepimizin görevi, gelin ne olur görevinizi yapın kardeşim" diyoruz. Bak ne söz verdi adam. "10-15 yıl sonra her şey değişecek" diyor. Bu yanlış kardeşim. Böyle bir noktaya sürüklenmek istemiyoruz. Bunun sonu, bizi ya çevremizde olumsuz örneklerini gördüğümüz ülkelerin durumuna sokar, ya da öyle bir durumda demokrasi ötesi savunma mekanizmaları harekete geçer. O da çok başka sıkıntılar doğurur. Biz bunu önlemeye çalışıyoruz. Bunu ben önleyemem, hep beraber önleriz. Gelin el ele verelim...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious