Ecevit'in son mesajı solda birlikti

  • Giriş : 06.11.2006 / 00:00:00

Türk siyasi yaşamına damgasını vuran eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in son mesajları sol için "ittifak" çağrısı taşıyordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kaybı siyasette ve toplumda büyük üzüntülere neden olan Türk siyasetinin efsane ismi, duayeni eski Başbakan Bülent Ecevit, verdiği vasiyet niteliğindeki son söyleşisinde, sol partilerin ittifak yapması gerektiğini söylemiş ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i lider adayı olarak önermişti.


Ecevit'in, 9 Mayıs 2006 tarihinde Çağdaş Özer'le yaptığı ve "sol" da ittifak tartışmalarını yeniden başlatan son söyleşisini tam metni şöyle: .

-Uzun yıllar siyasi rakibiniz sayın Süleyman Demirel'in önemli çıkışları oldu, özellikle türban konusunda. Bu çıkışı nasıl değerlendirmek gerekir. Türban konusu hala Türkiye'nin gündemini işgal ediyor.

ECEVİT: Yok o konulara ben girmeyeyim. Sayın Demirel'in özel ilişkileri. Beni hedef alan bir şey de değil.

-Türban konusu açısından soruyorum.

ECEVİT: Tabi o konuda geçmişte olduğundan daha net vaziyet aldı, daha açık vaziyet aldı. Bu sevindirici bir şey.

-Son dönemde sol partileri ilgilendiren bir gelişme var. Sayın Murat Karayalçın sol partiler arasında, İtalya'da başarılı olan "Zeytin Ağacı" ittifakının bir benzerinin Türkiye'de de gerçekleştirme çağrısında bulundu. SHP, ÖDP, DSP, CHP gibi partilerin birleşme yerine bir ittifakla işbirliği yapmasını önerdi. Hatta Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Büyükerşen'in de bu ittifakın başına geçirilmesi gibi kulisler olduğu konuşuluyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Gelişigüzel ittifak çalışmalarını sakıncalı buluyorum. Demokratik sol veya sosyal demokrasinin özgünlüğünü gözden uzak tutmamak gerekir. Tutarlı davranmak gerekir bütün ilişkilerinde. Tabi bu hiçbir parti ile koalisyon kurulmaması anlamına gelmez. Sol sayılan, sol olarak düşünülen partiler, bazıları ile sadece biçimsel olarak solculuk olunur veya farklı bir takım solcu görüşlere... O konuda dikkatli davranmamız gerekir bizim. 12 Eylül öncesinde kısmen de ondan sonra davrandığımız demokratik sol hareket olarak davrandığımız siyasi tutumda buna çok titizlik gösterdik. O sayede yükselebildik... Ben şimdilik ayrıntıya gitmeyeceğim ama koalisyon ilişkileri kurulmaz, kurulmamalı denmemelidir. Ben her zaman koalisyonlara da girilebileceğini de söyledim daima. Bu konuda kullanacağımız ifadelerin bile tutarlı olmasına özen gösterdim. Halk o şeklide bize güven vermiş oldu. Yani şu sırada henüz kesin söz söylemeyi doğru ve zamanında bulmuyorum. Ama koalisyonlar da kurulabilir yeter ki bu tutarlı olsun. Vatandaşlar arasında da toplum arasında da yadırganmamalı.

-İttifak yapılmalı mı?

ECEVİT: O da olabilir. Ama tutarlılık çok önemli. Seçimden sonra da olabilir. Mesela biz koalisyon hükümetimizde üç birbirinden çok farklı ideolojiye sahip üç parti bir araya geldik. Uzun süre tutarlılığımızı devam ettirdik. Her istediğimizi yapamadık. Ama yapabildiğimiz konularda da vatandaşlarımızı da tatmin edebildik. Yeni tutarlılık bence birinci...

-Yine hazır seçim konusu gündeme gelmişken...Bir erken seçim isteği var. Daha önceki görüşmelerimizde erken seçim yapılmamasını istemiştiniz.

ECEVİT: Öteden beri öteden beri...

-Halen bu görüşünüzü savunuyor musunuz?

ECEVİT: Evet öteden beri. Yani 12 Eylül öncesinden beri de sonrasından beri de... Erken seçim zorunlu olmadıkça bence düşünülmemelidir. Eskiden de öyle düşünüyordum şimdi de öyle düşünüyorum. Şimdi de aslında kolay sonuç alma yolu değildir erken seçim. O konuda da gerek iktidar partisi gerek muhalefet partilerinin çok dikkatli davranması gerekir. Ve tabi seçim sistemi çok önemlidir.

-Baraj tartışması var.

ECEVİT: Ona geleceğim...Baraj sisteminin çok adaletsiz olduğu belli. 30 küsür oyla Meclis'te nerdeyse Anayasayı değiştirebilecek şekilde hükümet kurulabilir. Yani adaletsiz ve tutarsız bir seçim ortaya çıkmış oldu. Bundan aslında iktidar partisi de kendisinin umduğu olumlu sonuçları alamamıştır. Şimdi de ne yapacağını bilememiştir. O açıdan bir kere bütün partiler bir daha aynı hataya düşmemeye dikkat etmelidirler. Bilhassa bugün ki iktidar partisinin bu titizliği göstermesi gerekir. Öte yandan epey anayasa değişiklikleri yapıldı 12 Eylül'den sonra. Ama benim o konuda hiç üzerinde durulmayan bazı kaygılarım var, tepkilerim var. Bir kere büyük adaletsizlik. 12 Eylül öncesinde, sendika başkanları, federasyon başkanları vesaire rahatça milletvekili olabiliyordu ve bundan toplumun büyük yararı oluyordu. Çünkü geniş toplum kesimlerini ilgilendiren lider durumunda olan kimseler rahatça milletvekili seçilebiliyordu. Bu yüzden de ne millet hiçbir sıkıntı görmemişti. Ve işin garip tarafı buna sendikacılar da karşı çıkmamıştı.

-Sendikaların, sivil toplum örgütlerinin siyasete çekilmesini istiyorsunuz.

ECEVİT: Tabi. Yani 12 Eylül öncesinde serbestçe girebiliyorlardı.

-Çok da etkendiler...

ECEVİT: Evet milletvekili olabiliyorlardı. O sırada senatörlük vardı biliyorsunuz. Fakat bunların hepsi bir kalemle reddedildi niyeyse. Ve kimse bunun üstünde durmadı. Öte yandan şimdi çağımız gençlerin çok erken dönemde milletvekili olabildikleri, politikayla ilgilendikleri bir çağ. Bu konuda da gençlere büyük haksızlık yapıldı. 30 yaşını geçmiş olmaları gerekiyor milletvekili olabilmeleri için. Dünyada bu kadar yüksek bir baraj; gençleri bu kadar dışlayan baraj anlayışı benim bildiğim kadar hiçbir demokratik ülkede yoktur. Zar zor 25'e indirebildik. Fakat benim bildiğim batı Avrupa ülkelerinde belki de bir çok ülkede gençler 25 yaşına kadar girebiliyorlar... 25 bile milletvekili içi fazladır. Ama demokrasileri iyi işleyen İskandinav ülkelerinde milletvekili 18 ile 25 arasında.

-Türkiye'de şu anda bir siyasi tıkanıklığın bulunduğuna inanıyor musunuz? Eğer varsa bu tıkanıklık nasıl aşılabilir?

ECEVİT: Her şeyden önce bu belirttiğim iki değişikliğin...Bunların mutlaka değiştirilmesi gerekir. Fakat bunların da üzerinde durulmuyor. Türkiye'de ben son günlerde bu konuyu gündeme getirmeye çalıştım. Özellikle işçiler konusu ve gençlik konusu. Fakat şu ana kadar kimse bunun üzerinde durmuyor. Ben önümüzdeki aylarda, haftalarda fırsat bulabilirsem bunlara öncelik vereceğim. Meclis hükümeti ve iktidarı ile gençliğe gereken önemi vermiyor.

-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın son dönemdeki milliyetçi çıkışlarını nasıl yorumluyorsunuz?

ECEVİT: Şimdi tabi gençliğin gençlik anlayışının... Farklı bir yaklaşımı olması gerekir. Bu konuda henüz CHP bir tutarlı belirgin bir şeye varmamıştır, düşünceye... Eğer gençliğin milletvekilliği yaşı Türkiye'de bir hayli aşağıya indirilmezse zaten ne solculuğumuz ne sağcılığımız çağdaş olur.

-Sayın Hüsamettin Özkan'ın açıklamaları olmuştu.

ECEVİT: Üstünde durmak istemiyorum. Geride kaldı.

-Bir parti kurma çalışması olduğu söyleniyor Hüsamettin Özkan'ın...

ECEVİT: Hiç bilmiyorum. Ben duymadım böyle bir şey. Beni ilgilendirmiyor bu konu.

-Aslında Büyükerşen ismi çok gündeme geliyor son zamanlarda...

ECEVİT: Öteden beri benim ve Sayın Rahşan Ecevit'in siyasal nitelikte çok yakın yaklaşımları olmuştu. Çok uzun süreden beri ikimizin de ortak ilgi alanlarında kendisiyle daima yakın ilişki kurduk. Hem düşüncelerimizi ona sunduk hem o düşüncelerini bana sundu. Büyükerşen sadece bir belediye başkanı değildir. Bir kere onunla hem eğitimle ilgili hem siyasetle ilgili ilişkimiz 1973 yılında başlar...Kaç oluyor? O sırada ben gençlerin erken yaşta ve Meclis dışında olarak eğer isterlerse milletvekili olabilmelerini savunuyordum. Sayın Büyükerşen de aynı şeyleri savunuyordu. Ortak çabamızla Meclis dışı çalışmalarına başladık...

-Büyükerşen'in güçlü bir sol ittifakın başında olmasını ister misiniz?

ECEVİT: Tabi ki. Ama çok gerçekçi bir ittifak. Anadolu Üniversitesi ondan kısa bir süre sonra ama hemen hemen aynı saha içinde Osmangazi Üniversitesi'nde; başka üniversitelerde rahatsızlıklar oldu ise de eğitim huzur içinde yapılabildi. O bakımdan öteden beri sayın Büyükerşen'e yakınlık duyarım.

-Sizin gönlünüzün Cumhurbaşkanı Sayın Büyükerşen sanırım.

ECEVİT: Evet. Zaten başka hiç kimse ortaya çıkmadı çıkamadı.

-Peki sayın Arınç da aday olabileceği sinyalini verdi.

ECEVİT: Kendisi de bir tereddütlü davranış içerisinde. Çok uzaktan buna değindi.

-AKP içinden bir Cumhurbaşkanı çıkabilir mi?

ECEVİT: O nitelikte kimseler de çıkabilir partinin içinden yani AKP'nin içinden ama o partinin yapısı kamuoyunun geniş kesimlerini olumlu karşılayacak nitelikte değil. Dediğim gibi bugün ki iktidar partisi içinde o mevkiye uyum sağlayabilecek kişiler çıkabilir ama sayıları çok az. Ben inanıyorum ki kendi partileri de ona pek uyum sağlayamaz.

-Kitap çalışmalarınız vardı...Sürüyor mu?

ECEVİT: Orda bir sorun oldu. Bazı rahatsızlıklarım dolayısıyla. Maalesef sürdüremedim ama şimdi yine rahatsızlıklarım var. Sesten sorunum var görüyorsunuz. Ama devam ediyorum. Çok erken seçim olmazsa uyum sağlayabilirsem birkaç çalışma var fakat sağlık durumu dolayısıyla..."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious