Ege'de kuraklık kıtlık getirebilir

Ege'de kuraklık kıtlık getirebilir.17091
  • Giriş : 21.10.2008 / 11:31:00

Ege'de, iklim değişikliğine bağlı yaşanan çoraklık, mısır ve pamuk gibi ürünlerin ekimini tehlikeye soktu. Uzmanlar uyarıyor: Acil eylem planı olmazsa aç kalırız.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye'nin en verimli arazilerinin bulunduğu Ege Bölgesi'nde kuraklığa bağlı çoraklığını hızla arttığını vurgulayarak, “Ürün çeşitliğinde büyük bir azalma var. İklim değişikliğine bağlı yaşanan çoraklık bu hızla devam ederse ülkemizde gıda krizi yaşanabilir. Bunun olmaması için acil eylem planının yapılması şart” dedi.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü öğretim üyeleri Prof.Dr. Yusuf Kurucu ve Doç.Dr. Mustafa Bolca yaptıkları araştırma sonucunda Türkiye'nin en verimli arazilerinin bulunduğu Ege Bölgesi'ndeki tarım arazilerinde daralma meydana geldiğini ve verimli toprakların büyük bir bölümünün çoraklaştığını tesbit etti.

Prof.Dr. Kurucu, Ege Bölgesi'nin denize yakın olan yerlerinden başlayarak Batı'dan Doğu'ya doğru iklim değişikliğine de bağlı olarak çoraklık artışında bir gelişme gözlemlediklerini açıkladı. Denize yakın yerlerde sulama suyunun ve yağışın yetersiz olması, yüzeye çıkan tuzluluğun yıkanmaması nedeniyle tarım arazilerinde çoraklaşmanın arttığını belirten Prof.Dr. Kurucu, “Gediz ve Büyük Menderes Havzası Türkiye'nin çok önemli tarımsal üretimini karşılayan bölgelerdir. Özellikle pamuk ve mısır üretiminin büyük bir bölümü bu havzalardan elde edilmekte. İklim değişikliğinin şimdiye kadar ürün deseni değişikliğine neden olduğunu düşünürdük. Ama bu böyle değil. Taban suyunun ve kötü sulama suyunun yüzeye bıraktığı tuzluluk buharlaşma ile iyice etkisini göstermeye başladı. Bu da toprağın üst katmanında yoğun bir çoraklaşmayı başlattı. Çoraklaşma Batı'dan Doğu'ya doğru gelişen bir yol izlemekte” dedi.

Özellikle tarımda kullanılan gübrenin tuzluluk oranını artıran bir başka etmen olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Kurucu, çiftçinin tarlasında kafasına göre gübre kullanmasının iklim değişikliği ile birleşince çoraklaşmanın daha arttığını savundu. Prof.Dr. Kurucu, çoraklaşmanının azalması için iklimin eskiye dönmesinin yani yağışların artması gerektiğini dile getirerek, “Çoraklaşmanın düzelmesi için iklimin düzelmesi gerekir. Yaz ürünlerin daha az su isteyen, tuzluluğa dayanıklı ürün desenini kullanmak zorunda kalacağız. Yoksa bu arazilerde pamuk, mısır gibi çok su isteyen bitkilerin tarımının yapılması söz konu olamayacak. Söke ve Menemen Ovası'nda düşük pamuk fiyatına rağmen hala pamuk ekilebiliyor olmasının tek nedeni toprağın sadece pamuk ekimine uygun olmasıdır. Çünkü topraklar tuzlu. Ancak içeri girdikçe her iki ovada da pamuk yerini mısıra bırakmaktadır. Daha içeri girdikçe sebze, domates gibi diğer ürünler görmekteyiz. Bir müddet sonra batıdaki bölgelerde pamuk bile üretilemeyecek. Bu da arazilerin terk edilmesi anlamanı geliyor. Verimli araziler, herhangi bir tarımsal üretimde kullanılmayacak bir konuma gelecek” diye konuştu.

EKİM ALANLARI

Ekim alanlarının giderek daraldığına dikkat çeken Prof.Dr. Kurucu (yanda) sözlerine şöyle devam etti:

“Sulu tarım yapılan alanların tarımsal üretimden çıkartılması çok daha önemli bir konu. Çünkü ülkemizin 3'te 1'inde etkili tarım yapılacak arazi var. Geri kalan bölgeleri zaten eğimli. Türkiye'de tarım yapılacak alanlar Büyük Menderes ve Gediz Havzalarıdır. Uzun süre yağışın olmaması, iyi kalitede yıkama suyunun olmaması ve sulama suyunun az verilmesi giderek artan bir çoraklaşmaya neden olacak. Kış sularının tarım arazilerine verilip toprağın yıkanması gerekiyor. Ancak barajları doldurabilecek bir yağış yok. Tarımsal gıda üretimi kesintisiz olmak zorunda. Yoksa aç kalacağız. En verimli alanlarımızda tarımsal üretim yapamıyorsak, yağışın olduğu dağlık arazilerde gıda üretimi yapmak çok verimli olmaz. Suyumuzu önce tarımsal gıda üretimi için kullanmak zorundayız. Aksi taktirde gıda krizi yaşayabiliriz. Malasef krize doğru gidiyoruz.”

BEYAZ ALTIN PAMUK KARARDI

Ege Bölgesi'nin pamuk ekim alanlarında yüzde 38'lik bir daralma meydana geldiğini anlatan Prof.Dr. Kurucu, Ege Bölgesi'nde 2002-2003 sezonunda 200 bin hektar alanda ekili pamuğun bu yıl 74 bin hektara düştüğünü ifade etti. Prof.Dr. Kurucu, tekstilin hammadesinde Türkiye'nin dışarıya bağımlı hale geldiğini dile getirdi. Bunda iklim değişiklinin de bir etkisi olduğunu belirten Kurucu, “Umarım hükümümet iyi bir tarım politikası güderek sorunu çözer. Ege Bölgesi'nin pamuğu diğer bölgelere göre çok daha kalitelidir. Bunu yok etmemek gerekiyor” dedi.

Tarımla ilgili bir acil eylem planının yürürlüğe konmasını gerektiğini vurgulayan EÜ Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurucu, su kaynakları ve arazi kullanımı ile ilgili herkesin bilinçlendirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de en verimli tarım arazilerinin tarım dışı kullanıldığını belirten Prof.Dr. Kurucu, “Yok edilen araziler gıda üretimi yaptığımız araziler. Sanayiye ihtiyacımız var ama gıda üretimine de ihtiyacımız var. İkisini de yapacak uygun yerimiz var. Su kaynaklarımızı sanayide kullanıyoruz. Arazi kullanımı, tarım arazilerinin sınırını çizelim. Bu havzaları destekleyen su kaynaklarını kullanalım” dedi.

DAMLA SULAMA

Eskiden yağış olmadığında 40 metredan çıkan suyun artık 150 metreden çıkarıldığını dile getiren Doç.Dr. Mustafa Bolca, son iki yılda 15 yıllık yeraltı suyu rezervinin kullanıldığını açıkladı. 2009'da bu rezervin kalmayacağını öne süren Doç.Dr. Bolca, bilinçsiz su tüketiminin fazlalığından dert yandı. Su tüketimi konusunda devletin bir politika geliştirmesi gerektiğini belirten Doç.Dr. Bolca, “Son yıllarda toprak üzerinde tuzluluğun artmasının bir nedeni de taban suyundaki tuzluluk oranının artması. Türkiye'nin en önemli sorunu erozyonken, şimdi çoraklık oldu. Damla sulama ile kıt kaynaklarımıza rağmen birçok arazi sulanabilir. Damla sulama yöntemiyle sulama yapıldığında normal sulamaya göre yüzde 90 tasarufunuz oluyor” dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*