Ekonomi de hava puslu

  • Giriş : 24.06.2006 / 00:00:00

Ekonominin üzerine çöken siyasetin puslu havası dikkatlerden kaçmadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Piyasalarda son zamanlarda meydana gelen ekonomik dalgalanmanın; hükümeti erken seçime zorlayarak, yeni kurulacak hükümetin cumhurbaşkanını seçme girişimine yönelik spekülatif bir hareket olduğu ortaya çıktı. Bunun, ekonomik olarak piyasaları bozmak suretiyle halkın gözünde hükümetin mevcut oylarını biraz daha törpülemek suretiyle yapılmaya çalışıldığı kanaati yaygın.
Merkez Bankası'nın (MB), piyasaları tabii mecrasından çıkarıp, spekülatif ve suni hareketlerle döviz fiyatını yükseltmeye yeltenen sözkonusu kesimleri tesbit ettiği ifade edilirken, ıÜüBankanın, yarınki toplantısında sözkonusu kesimleri deşifre edebileceği belirtiliyor.

Piyasalarda, MB'nın "müdahaleden korkarak satıyor" imajı verilmeye çalışılıyor. MB, döviz satmak için piyasaya girince alıcı olanların bundan kaçındığı ve kendi aralarında spekülatif şekilde döviz fiyatını artırarak, ekonomik bir puslu hava oluşturmaya çalışıldığı belirtiliyor. Bu çok önemli; MB, piyasaya giriyor, satmaya çalışıyor, bu sefer o alıcı gibi görünenler piyasadan çekiliyor. Vur - kaç gibi bir sistem kullanılmaya çalışılıyor. Yani piyasada, MB'nı dışlayarak kendi aralarında dövizi tetikleyerek ekonomiyi bozuk göstermeye çalışan bir tutum içine girilmiş durumda şu an.

Bu arada, MB Para Politikası Kurulu'nun yarın yapacağı toplantıda 50 milyon dolarlık döviz satış ihalelerine başlamayı kararlaştırabileceği ifade ediliyor.

EKONOMİNİN ÜZERİNE SİYASETİN PUSLU HAVASI GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Para piyasaları uzmanı, ekonomist Mehmet Ali Yıldırımtürk, CİHAN muhabirine yaptığı açıklamada, ekonominin üzerine getirilmeye çalışılan bu puslu hava teşebbüsünün; hükümet çok dik durduğu sürece, MB da sıkı para ve maliye politikalarını, dalgalı kur sistemi ve enflasyon hedeflemesine sahip çıktığı sürece, bu spekülatif grubun başarıya ulaşmasının zor olduğunu kaydetti.

Yıldırımtürk, şimdi faizler yüzde 20'lere, döviz 1.6000-1.6500'lere çıkmış iken fonlarını alıp yurtdışına çıkmanın ekonomik mantığa ters olduğunu ifade etti. Yıldırımtürk, "Dolayısıyla şu an bedel ödenmesi gereken bir drum yok, çıkmaması lazım. Ama işte, dünyada likidite daralması var, 'bizden yabancı çıkıyor' söylemleriyle piyasayı yanlış bir yöne çekip, sadece dövize gözleri çevirip, aslında kendilerinin bono, tahvil aldığını ben tahmin ediyorum. Yüzde24-25'lerden alınan bu tahviller, üç ay, beş ay sonra faizler geri geldiğinde çok iyi bir getiri sağlamış olacak. Hem o zaman tahvilden para kazanacaklar hem düşen dövizi daha aşağıdan yerine koymaya çalışacaklar" dedi.

Piyasalardaki spekülatif hareketin bundan kaynaklanan bir gelişme olduğuna işaret eden Yıldırımtürk, fakat hükümetin hala güçlü olduğunu; gerek IMF, gerek Dünya Bankası, gerek uluslararası yatırım bankalarının Türkiye için tuttukları raporlarda makro ekonomik göstergelerde ve yapısal reformlarda herhangi bir olumsuzluğun olmadığının zaten ifade edildiğine dikkat çekti. Yıldırımtürk, şunları söyledi:

"Yabancı sıcak parayla geliyor, tahvil alıyor, biraz kazançlı olduğu zaman döviz alıp çıkıyor şeklinde gelişme olmuştu daha önceki dönemlerde. Ama şimdi dalgalı kurda bunu engelleyici bir sistem var. örneğin, yüzde 17-18 faiz oranıyla burdan tahvil aldı, devlet iç borçlanma senedi aldı, bunun karşılığında da geçtiğimiz dönemde 1.350-1.400 YTL'den dolarını bozdurarak aldığını düşünelim. Şimdi faizler yüzde 20'lere çıkmış; çıkarsa hem faizden zarar edecek, hem dövizini alırken 1.6000-1.6500'den alıp çıkacak. Yani burada bir bedel ödemesi gerekiyor. Dolayısıyla şu an bedel ödenmesi gereken bir drum yok, çıkmaması lazım. Ama işte, dünyada likidite daralması var, bizden yabancı çıkıyor söylemleriyle piyasayı yanlış bir yöne çekip, sadece dövize gözleri çevirip, aslında kendilerinin bono, tahvil aldığını ben tahmin ediyorum. Yüzde24-25'lerden alınan bu tahviller, üç ay, beş ay sonra faizler geri geldiğinde çok iyi bir getiri sağlamış olacak. Hem o zaman tahvilden para kazanacaklar hem düşen dövizi daha aşağıdan yerine koymaya çalışacaklar. Yani, her sene böyle bir korelasyon oluyor. Özellikle İlkbahar aylarında oluyor ama bu sefer dışarıdaki likidite daralması da buna destek olduğu için bir de erken seçim beklentileri ve girişimleri ile piyasa daha çok dalgalanmaya başladı. Puslu hava oluşturulmaya çalışılıyor ama hükümet çok dik durduğu sürece, MB da sıkı para ve maliye politikalarını, yahut dalgalı kur sistemini enflasyon hedeflemesine sahip çıktığı sürece bunlarnı başarıya ulaşması zor."

Ayrıca, piyasalarda, MB'nın 'müdahaleden korkarak satıyor' imajı verilmeye çalışıldığına işaret eden Yıldırımtürk, "Hayır korkarak satmıyor, satmaya geliyor, alıcı var ama kaçıyor. Bu çok önemli, MB piyasaya giriyor satmaya çalışıyor, bu sefer o alıcı gibi görünenler piyasadan çekiliyor. Vur - kaç gibi bir sistem kullanılmaya çalışılıyor. Yani piyasada dövizi tetikleyerek ekonomiyi bozuk göstermeye çalışılan bir tutum içine girilmiş durumda şu an. Hükümetin erken seçime gitmesi isteniyor. Bu önce siyaseten yapıldı; Şemdinli olayları, Trabzon'da bir rahibin öldürülmesi, son olarak Danıştay saldırısı bunlardan birkaç tanesi. Her seferinde bu tür krizler çok çabuk çözüldü, niçin yapıldığı ortaya konuldu. Erken seçim isteyen grup, baktılar ki bu şekilde başarılı olamayacaklar, bunu ekonomik olarak yapmaya kalktılar ki ortam da buna biraz müsait idi" şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious