Ekonomide iki müjde

  • Giriş : 01.04.2006 / 00:00:00

İstatistik Kurumu 2005’in ekonomik verilerini dün açıklarken iki müjdeli haber birden verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ekonomi son üç ayda yüzde 10,2 oranında büyürken; yılın tümündeki büyüme yüzde 7,6 olarak gerçekleşti. Son çeyrekte inşaat adeta patlama yaparak büyümenin lokomotifi oldu. Böylece Türkiye, 2001 krizinden sonra dört yıl arka arkaya yüzde 5’in üzerinde büyüme başarısını gösterdi. Bir diğer tarihi başarı ise kişi başına milli gelirin 5 bin doları aşması oldu.

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Türkiye’ki büyümenin Avrupa’nın 5 katı olduğuna dikkat çekerken, “Artan faiz oranları ve petrol fiyatları gibi uluslararası düzeyde belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde bile Türk ekonomisi, 2005 yılındaki temel gücünü gösterdi. Büyümenin yapısı, Türkiye’ye yönelecek yüksek düzeyde yatırım sebebiyle de iyi bir gelecek vaat ediyor.” dedi. Hedefin yüzde 50 üzerine çıkan büyümenin artık zaptedilemez bir duruma geldiğini söyleyen Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, kişi başına milli gelirde ise Türkiye’nin 5 bin dolarlık psikolojik sınırı geçtiğini vurguladı. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, yüksek cari açığın unutulmamasını isterken, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, “Türkiye, büyük ekonomiler arasında hak ettiği yeri alacak ve biz de daha yukarıya doğru çıkacağız.” görüşünü dile getirdi.

Rakamlar, hükümetin ekonomiyle ilgili bakanlıklarında da büyük bir sevinçle karşılandı. Devlet Bakanı Ali Babacan, büyümenin yüksek oranlı artan özel sektör yatırımlarıyla sağlandığını belirterek, Türkiye’nin ekonomik bir küresel güç haline dönüştüğünü söylemenin artık hayal olmaktan çıktığını bildirdi. 5 bin 8’e ulaşan kişi başına milli gelirin 10-15 bin doları bulmaması için hiçbir neden olmadığını vurgulayan Babacan, “Bu hedeflerin yakalanması için hükümetimiz, para politikaları ve mali disiplinden taviz vermeyecektir.” dedi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ise basında yer alan olumsuz değerlendirmelere tepkisini dile getirdi: “Kendi kafalarında bir sürü köşe kadısı, boyuna fetva veriyor, ‘şu oldu da, bu oldu da’. Siz rakamlara bakın. Rakam belli.”

Unakıtan, Türkiye’nin gidişatının iyi okunması gerektiğine de işaret ederek, ülkenin sürekli büyüme trendi içinde olduğunu ifade etti. Cumhuriyet tarihi boyunca sürekli ve istikrarlı bir büyümenin şimdiki kadar mümkün olmadığının altını çizen Maliye Bakanı, başarının uygulanan ekonomik politikalarla sağlandığını kaydetti.

Bakan Unakıtan kimsenin ekonomik politikalardan taviz beklememesini isteyerek, “Politikalar aynen devam edecek. Mali disipline aynen uyacağız. Mali disiplin bizim pusulamız gibidir, herhangi bir taviz vermemiz mümkün değildir.” şeklinde konuştu. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de geçen yılki büyümenin, Türkiye ekonomisinin dinamikliği ve rekabet gücünden kaynaklandığını söyledi. 2005’te petrolün maliyetinin 40 dolar olarak hesaplandığını; ancak petrol fiyatlarının 50 doları aşması sebebiyle 7 milyar dolar civarında bir ek yük ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan, artan petrol fiyatlarının, enflasyon oranını etkilediği gibi büyümeyi de 1 puan aşağı çektiğini kaydetti. Şener, Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin 5 bin doları aşmasının da sevindirici olduğunu vurgularken, “İstatistik Kurumu, hesaplamalarını AB standartlarına uyumlaştırma yönünde çalışmalar yapıyor. AB standartlarında hesaplamalar yapıldığında milli gelir yüzde 25 daha yüksek çıkabilir.” dedi. İş dünyası da yakalanan ekonomik büyümeden memnun. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, büyüme hızının yüzde 7,6 olarak gerçekleşmesinin hedefin yüzde 52 üzerinde bir rakama karşılık geldiğini belirterek, büyümenin artık zaptedilemez hale geldiğini söyledi. Çağlayan, kişi başına milli gelirde ise Türkiye’nin 5 bin dolarlık psikolojik sınırı geçtiğini vurguladı. Büyümenin tamamen özel sektör eliyle yapıldığına dikkat çeken Oda Başkanı, büyümenin sürdürülebilir olmasının büyük önem taşıdığını kaydetti. Geçen yılın sonucuna bakılarak 2006 yılı için belirlenen yüzde 5’lik büyüme rakamının revize edilebileceğini aktaran Çağlayan, “Ben işadamı olarak diyorum ki, büyüme iyidir. Büyümeden korkma. Ama sürdürülebilir bir büyümeden yanayım. Kalp grafisi gibi inip çıkan bir büyümeden yana değil.” değerlendirmesinde bulundu. Çağlayan’a göre kişi başına milli gelirin 5 bin doların üzerine çıkmasında ise YTL’nin değerlenmesinin payı var. İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, büyüme rakamlarının beklentilerden yüksek çıkmasının çok olumlu bir gelişme olduğunu; ancak bu büyümenin yüksek bir cari açıkla elde edildiğinin de unutulmaması gerektiğini vurguladı. Küçük, “Harcamalar yolundan sonuçlara baktığımız zaman, 2005 yılında dış kaynağın, yani mal ve hizmet ihracatı, eksi ithalat farkının 38,8 milyar yeni lira olduğunu görmekteyiz. Bu da GSMH’nin yüzde 8’ine denk gelmektedir ve oldukça yüksek bir orandır.” dedi. Küçük, büyümeye rağmen, istihdamda bu oranda bir gelişme olmamasını, kriz sonrasında firmaların verimliliği yükselterek yeni işçi alımını ertelemelerine ve atıl kapasiteyi harekete geçirmelerine bağladı. İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, büyüme rakamlarında son çeyrekte yakalanan büyümenin etkili olduğuna dikkat çekerek, “Biz 6 civarında bekliyorduk, bütün kamuoyu da o şekilde bekliyordu.” dedi. Türkiye’nin milli hasılanın 360 milyar dolar, kişi başına milli gelirin 5 bin dolar olmasını ‘rekor’ olarak değerlendiren Yalçıntaş, “Daha geçen yıllarda ‘biz bunu aşacağız’ dediğimiz zaman ‘çok zor’ deniliyordu. Türkiye’nin refah seviyesi artmakta, zenginleşmektedir. Türkiye, büyük ekonomiler arasında hak ettiği yeri alacak ve biz de daha yukarıya doğru çıkacağız. En önem verdiğimiz nokta, bu büyümenin sürdürülebilir olmasıdır.” ifadelerini kullandı. Oda Başkanı, büyümenin hükümetin uyguladığı başarılı para politikaları ve Türk özel sektörünün rekabetçiliği ve özverili çalışmasından kaynaklandığını kaydetti. Yalçıntaş, Türkiye’nin, özel sektörün gayretleriyle önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdüreceğini, bu bağlamda hükümetin de özel sektöre destek vermesi gerektiğini belirterek, 2006’da hükümetten emeğin üzerindeki vergi yükleri ve enerji maliyetleri konusunda destek istedi. Büyümeyi olumlu karşılayanların yanı sıra söz konusu rakamları ‘ithalata dayalı büyüme’ olarak değerlendirenler de var. Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, geçen yıl sanayinin ara malı ithalatının yüzde 20 artış gösterdiğini belirterek, “Yüzde 7,6’lık büyüme yatırıma değil, ithalata dayalı büyümedir.” dedi. Büyümenin vatandaşa yansımadığını kaydeden Uzunoğlu, bunun sebebini işsizliğin yüksek, reel ücretlerin ise düşük olmasına bağlıyor. Prof. Dr. Emre Alkin de yüzde 7,6’lık büyümenin ithalat merkezli olduğunu düşünüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre geçen yılın dördüncü üç aylık (Ekim-Aralık 2005) döneminde Türkiye’nin cari fiyatlarla milli geliri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 artarak 132,9 milyar YTL’ye, yılın tümüne ilişkin milli gelir de böylece yüzde 13,4’lük artışla 486 milyar 401 milyon yeni liraya kadar çıktı. 1987 yılı sabit fiyatlarıyla ise yılın dördüncü üç aylık döneminde yüzde 10,2 büyüyen milli gelir 36 milyon 412 bin yeni lira oldu. 1987 yılı sabit fiyatlarıyla Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) yılın tümünde ise yüzde 7,6’lık bir büyümeyle 145 milyon 650 bin YTL’ye çıktı. 2005 yılında büyüme yüzde 5,5-6 arasında bulunan tahminleri oldukça aşarken, 2004 yılındaki yüzde 9,9’luk büyümenin ise gerisinde kaldı. GSMH zımni fiyat deflatörü (ortalama enflasyon) ise yüzde 5,3 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in verilerine göre ilk kez geçen yıl 4 bin doların üzerine çıkan kişi başına gelir 2005 yılında da 5 bin doları aştı. 2001 yılında 2 bin 123 dolara kadar gerileyen kişi başına milli gelir, 2005 yılında 5 bin 8 dolar olarak hesaplandı. Hükümet kişi başına gelirin 2006 yılında 5 bin doları aşacağını tahmin ediyordu. Türkiye'nin kişi başına düşen geliri ilk kez 1975 yılında bin doları aşmıştı. 1997'de 3 bin 79’a yükselen kişi başına gelir, 2001 krizinde 2 bin 123 dolara düştü.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan
Büyüme, uygulanan ekonomik politikaların ürünü. Mali disiplin bundan sonra da aynen devam edecek. Kimse bizden bu konuda taviz beklemesin.

Devlet Bakanı Abdüllatif Şener
Başarı, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünden kaynaklanıyor. Artan petrol fiyatlarının bütçeye 7 milyar dolar yük getirmesi, büyümeyi 1 puan aşağı çekti.

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş
Türkiye zenginleşiyor, büyük ekonomiler arasında hak ettiğimiz yeri alacağız. Hükümet, işgücü ve enerji maliyetleri konusunda özel sektöre destek vermeli.

ASO Başkanı Zafer Çağlayan
Ekonomik büyüme zaptedilemez hale geldi. Büyüme iyidir, ama bir işadamı olarak sürdürülebilir büyümeden yanayım. Milli gelirde de psikolojik sınır geçildi.

Özel sektör lokomotif oldu

Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye ekonomisinin girdiği büyüme sürecini 2005 yılında da devam ettirerek 5 bin dolarlık kişi başına gelire ulaşıldığını belirterek, “10 bin doları, 15 bin doları aşmamak için hiçbir neden yok.” dedi. Babacan, 2005 GSMH büyüme oranlarıyla ilgili değerlendirmesinde, yüzde 5’lik büyüme hedefinin, tıpkı 2003 ve 2004 yıllarında olduğu gibi aşıldığını ve Türkiye ekonomisinin, tarihinde ilk kez 16 çeyrek aralıksız büyüyerek yeni bir rekora daha imza attığını kaydetti. Türkiye ekonomisinin yakaladığı bu yüksek büyüme performansıyla en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yerini aldığını vurgulayan Babacan, “Büyümenin kaynaklarına bakıldığında son üç yıldır kesintisiz ve yüksek oranlı artan özel sektör yatırımları büyümenin lokomotifi konumuna gelmiştir.” dedi. Babacan, Türkiye’nin ekonomik bir küresel güç haline dönüştüğünü söylemenin artık hayal olmaktan çıktığını ve somutlaşmaya başladığını ifade etti. Türkiye ekonomisinin artık geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak düzeyde yeni bir sürece girdiğine dikkat çeken Babacan, bu yeni sürecin, istihdamdan gelir dağılımına, üretimden ihracata kadar her alanı etkileyecek düzeye ulaştığını, elde edilen bu performansın, gelecek dönemde de sorunların çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Babacan Türkiye’nin, son 3,5 yılda tarihinde görülmemiş bir fırsat yakaladığını belirterek şunları söyledi: “İstikrar ve güven ortamının oluşturduğu bu fırsat, makroekonomik göstergelerle sağlamlaştırılmıştır. Hükümetimiz, bu eşsiz fırsat ortamının kaçırılmaması, heba edilmemesi için bugüne kadar gösterdiği kararlılık ve duyarlılığı devam ettirecektir. Üç buçuk yıl önce hayal gibi görünen kişi başına 5 bin dolar milli gelir bugün aşılmıştır. Türkiye’nin 10 bin dolar, 15 bin dolar seviyesini aşmaması için hiçbir neden yoktur. Bu hedeflerin de yakalanması için hükümetimiz, para politikaları ve mali disiplinden taviz vermeyecek; Türkiye’yi yeni rekorlarla, tarihi başarılarla buluşturmaya devam edecektir.
En yüksek büyüme inşaatta
Geçen yıl sektörel bazda en yüksek büyüme, sabit fiyatlarla yüzde 21,5 ile inşaatta yaşandı. Yılın tamamında tarım yüzde 5,6, sanayi yüzde 6,5, ticaret sektörü de yüzde 7,4 büyüdü. Büyüme ulaştırma haberleşmede yüzde 8,8, konut sahipliğinde yüzde 1,5, serbest meslek ve hizmetlerde yüzde 7,4, devlet hizmetlerinde yüzde 0,8, ithalat vergisinde yüzde 12,2 oldu. Geçen yıl mali kuruluşlar ve kâr amacı olmayan kuruluşlarda ise yüzde 0,2'şer küçülme görüldü. Geçen yılın son çeyreğinde ise sektörel bazda en yüksek artış yüzde 16,2 ile ithalat vergisinde
Devlet harcamaları kıstı
Sabit fiyatlarla, 2005 yılında devletin harcamaları yüzde 2,4, özel tüketim harcamaları da yüzde 8,8 oranında arttı. Gayri safi sabit sermaye oluşumunda artış yüzde 24,2'yi bulurken, mal ve hizmet ihracatı yüzde 7,4, mal ve hizmet ithalatı yüzde 10,9 oranında arttı. 2005'te iki dönem art arda tüketimini azaltan devlet, yılın son çeyreğinde harcama yapmadı. Bu dönemde özel nihai tüketim harcamaları yüzde 16,7, gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 33, mal ve hizmet ihracatı yüzde 10,9, mal ve hizmet ithalatı ise yüzde 15,3 oranında arttı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious