Ekonomide toparlanmanın ilk sinyalleri

Ekonomide toparlanmanın ilk sinyalleri.15858
  • Giriş : 04.06.2009 / 02:30:00
  • Güncelleme : 03.06.2009 / 23:59:42

Hazine Müsteşarı Çanakçı, ekonomik göstergeleri bir süre daha takip etmenin gerektiğini söyledi...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hazine Müsteşarı İbrahim Halil Çanakcı, ekonomik göstergelerdeki düşüş hızının yavaşladığını, ancak bunun kalıcı ve güçlü bir toparlanma olup olmadığını söyleyebilmek için göstergeleri bir süre daha takip etmek gerektiğini söyledi.

İslam Kalkınma Bankası (İKB) Yıllık Toplantıları için geldiği Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Çanakcı, kısa dönemli üretim, aktivite göstergelerine bakınca bunlarda nispi bir toparlanma görüldüğünü, toparlanmayla da düşüş hızının yavaşlamasını kastettiklerini belirtti.

Halen 12 aylık bazda sanayi üretiminde, kapasite kullanım oranında, ihracatta ve diğer aktivite göstergelerinde düşüşün devam ettiğini kaydeden Çanakcı, ''krizin dibi göründü mü?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Düşüş hızlarına baktığımızda, bir önceki ayla mukayese yapıldığında, bunlarda bir yavaşlama görüyoruz. Yine güven endeksleri ve geleceğe yönelik beklenti endekslerinde de bir toparlanma görülüyor. Ancak bunun kalıcı ve güçlü bir toparlanma olup olmadığını söyleyebilmek için göstergeleri bir süre daha gözlemlemek gerektiğine inanıyoruz. Bu göstergelerdeki gelişmeleri haftalık, aylık bazda düzenli gözlemlemek ve bu iyileşmenin ne kadar yaygın ve ne kadar güçlü olduğunu bir süre daha takip etmek gerekiyor.''

''TÜRK MALİ PİYASALARI, EMSAL ÜLKELERLE KIYASLANDIĞINDA OLDUKÇA DERİN''

Portföy yatırımlarında da, özellikle de hisse senedi ve para piyasalarına yönelik portföy yatırımlarda son haftalarda ve aylarda kayda değer bir toparlanma olduğunu dile getiren Hazine Müsteşarı, kamu kağıtları piyasasına da ilginin arttığını ifade etti.

Türkiye'nin yatırım imkanları açısından yabancılara çok değişik seçenekler sunduğunu belirten Çanakcı, şöyle devam etti:

''Doğrudan yatırım, hisse senedi yatırımları, kamu tahvillerine yatırım, özel sektör tahvillerine yatırım. Türk mali piyasaları, emsal ülkelerle kıyaslandığında oldukça derin, araç çeşitliliği yüksek, giriş çıkışların önemli ölçüde serbest olduğu bir piyasa. Dolayısıyla bu piyasalara sermaye giriş çıkışında yabancı yatırımcıların kendi tercihlerine göre Türkiye'de enstrüman bulması konusunda önemli sıkıntı olduğunu düşünmüyoruz. Bunu rakamlara baktığımızda da görüyoruz. Türkiye, küresel krizin yoğun olduğu 2008 yılında 17,8 milyar dolar doğrudan yatırım çekmiş, hisse senedi piyasasında yüzde 65'in üzerinde yurt dışı yerleşiklerin payı bulunan, yine kamu kağıtları piyasasında yüzde 10'a yakın yurt dışı yerleşiklerin paya sahip olduğu bir ekonomi. Araç çeşitliliği konusunda temel bir sıkıntı görmüyoruz. Giriş-çıkışlar konusunda da bir sıkıntı yok. Buna rağmen araç çeşitliliğini arttırma çalışmamızı sürdürüyoruz. En son gelire endeksli senetleri ihraç ettik. Bazı KİT'lerimizin Hazineye transfer ettikleri gelir paylarının menkul kıymetleştirilmesi anlamına gelen gelire endeksli senetleri çıkardık. Bu senetler, gerek yurt içi, gerekse yurt dışından yeterli düzeyde talep gördü. Bu enstrümanların önümüzdeki dönem çok daha güçlü talep göreceğini düşünüyoruz.''

YABANCI SERMAYE GİRİŞİ

Hazine Müsteşarı Çanakcı, doğrudan yabancı yatırımlar açısından bu yılın tahminini 10 milyar dolar brüt olarak belirlediklerine de dikkat çekerek, mevcut verilerin bu tahmine ulaşılabileceğini gösterdiğini, ancak belki bir miktar altında da kalınabileceğini söyledi.

Türkiye'nin borçlanma enstrümanlarına ilginin ne kadar güçlü olduğunun en son euro bond ihracında görüldüğünü de kaydeden Çanakcı, ''1,5 milyar dolarlık bir euro bond satışı gerçekleştirdik ve ihracın neredeyse 4-5 katına yakın talep geldi. Bu da Türkiye'nin yatırımcılar nezdinde, güçlü, güvenilir ve potansiyeli yüksek bir ekonomi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor'' dedi.

İKB'DEN 1 MİLYAR DOLARLIK PROJE KREDİSİ

Çanakcı, Türkiye'nin İslam Kalkınma Bankası (İKB) ile ilişkilerini değerlendirirken de, 56 üyesi olan bu kuruluşun çok geniş bir grubu temsil ettiğini ve uluslararası alanda önemli bir finans kurumu niteliğinde bulunduğunu belirtti.

İKB'nin bugüne kadar üyelerine 57 milyar dolara yakın kredi kullandırdığını ifade eden Çanakcı, hem ticareti, hem yatırımı, hem özel sektörü, hem de kamuyu finanse eden İKB ile ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini anlattı.

Son yıllara kadar İKB'nin Türkiye'ye yönelik faaliyetlerinin, ağırlıklı olarak ticaret ve özel sektörün finansmanıyla sınırlı kaldığına işaret eden Çanakcı, şunları söyledi:

''Kamu kesimindeki proje finansmanı konusunda İKB'den yeteri kadar yararlanamadık. Ancak biz 3-4 yıl önce İKB ile orta vadeli program üzerinde mutabık kalıp, proje finansmanı ve kamu kesimindeki yatırımların finansmanı için bir çalışma yürüttük. Bu çalışmayı da 2008 yılında sonuçlandırdık. Bu çalışmaya göre 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında kamu projelerine İKB tarafından 1 milyar dolarlık kaynak tahsis edilecek. Bugün de bu programda çok önemli mesafe katettik. Devlet Demiryollarının ana hat ve elektrikli lokomotif projesi için 220 milyon dolarlık krediyi imzalamış bulunuyoruz. Yine TCDD'ye ray alımı için verilecek 153 milyon dolar tutarında kredi de İKB İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylandı. Ayrıca İKB, KOBİ'lerin finansmanı için Türkiye Kalkınma Bankası aracılığıyla 40 milyon dolarlık kredi kullandıracak. Bu rakamlar, özellikle yatırım alanındaki ilişkilerimizin çok güçlendiğini, arttığını gösteriyor. 220 milyon dolarlık kredi, bir projeye verilen en yüksek kredi tutarıdır.''

Hazine Müsteşarı, İKB'nin sadece Türkiye'ye değil, bütün ülkelere en yüksek tutarlarda kredi vermesini istediklerini de vurgulayarak, bankanın yeni dönemde reel sektöre, özellikle KOBİ'lere, eğitim ve sağlığa, yoksul kesimlere daha fazla kaynak aktarması, bütçe finansmanlarını desteklemesi gerektiğini ifade etti.

''IMF YARDIMLARI ARTMALI''

Hazine Müsteşarı Çanakcı, bir soru üzerine Uluslararası Para Fonu (IMF) konusunda da sadece genel değerlendirmede bulunabileceğini söyledi.

Küresel ekonomik kriz sonrasında IMF'nin kaynaklarının artırılması gereğinin ortaya çıktığını belirten Çanakcı, ''IMF'nin kaynakları artırılmalı. Ancak kaynakların artırılması kadar kaynakların kullanımının da daha esnek, daha hızlı ve daha zamanlı bir şekilde yapılması gerekiyor. Bu anlamda zaten IMF bünyesinde bu araçları sadeleştirme ve esnek hale getirme çalışması var. Bu çalışmanın ilerletilerek, devam etmesi gerektiğini düşünüyorum'' dedi.

IMF'nin orta vadede daha fazla kaynağa ihtiyaç duyacağına da işaret eden Çanakcı, kaynağa sahip olmak kadar, bunları yaygın şekilde, daha esnek ve daha hızlı kullanabilmenin de önemli olduğunu kaydetti.

Bu arada İKB'nin Yıllık Toplantılarında düzenlenen ''Kriz Sonrası Dünyayı Şekillendirme Sempozyumu''nda da IMF konusu gündeme geldi.

Hazine Müsteşarı, burada da yaşadığımız krizin, dünyada şu ana kadarki krizlerin en ağırlarından biri olduğunu belirterek, özetle şunları söyledi:

''IMF, gelişen ülkelere daha fazla önem vermelidir. Genel kota payı, gelişen ülkeler lehine yükseltilmelidir. IMF, mikro finansal işlemleri ve finansal sektör politikalarını izleme, denetleme görevini de üstlenmelidir. Bu durumda IMF'nin daha fazla gözetici konumda olması gerekmektedir.

Bu arada krizin finansal sistemdeki ekstra riskleri göstermek açısından bir fırsat yarattığını da düşünüyoruz. Türkiye, 2001 krizinden sonra çeşitli uygulamalarla, krize yönelik tedbirler geliştirmiştir. Bu nedenle mevcut durumda finansal sistemimiz krize karşın güçlü konumdadır.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*