Ekonomiyi bilenden kriz öngörüsü

Ekonomiyi bilenden kriz öngörüsü.9708
  • Giriş : 23.11.2008 / 09:14:00

Ekonominin renkli yüzlerinden Meliha Okur krizle ilgili beklentilerini anlattı. 2009'da Türkiye'yi neler bekliyor? Okur'a göre işveren krizi nasıl fırsata dönüştürüyor!?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ekonomiyi gözlüklerinin üzerinden anlatıyor bize. Mimikleri ve jestleri diğer ekonomistlerden farklı. Hatta bu duruşu tiyatrocuların dikkatini bile çekmiş. Tiyatro eğitimi alıp almadığını sormuşlar. Diğer ekonomistlerin aksine kendi değimiyle 'kuş diliyle' değil herkesin anlayacağı bir dilde konuşuyor. Ekranda göründüğünden çok farklı Meliha Okur. Espirili, doğal ve anlaşılır bir lisanla konuşuyor. Kadınların çok tercih etmediği bir alan olan ekonomi gazeteciliği hayatına, Süleyman Demirel'in ifadesi 'Yetmiş sente muhtaç' yıllarda “Bu memleketin hali ne olacak” derken girmiş. Mesleği gereği parayla bu kadar iç içe olmasına rağmen Okur paranın oyununa gelmemiş ve güvenilir olmayı tercih etmiş.

Merak ederim, ekonomi ile ilgilenenlerin kendi hayatlarında parayla olan mesafeleri nasıldır, hangi standartları göze alarak yaşarlar...Meliha Okur belki mesleki değil ama aileden gelen bir “tutumluluğu” var. Borcu olmayan, otobüse binen, savurganlığa karşı ve 'parası kadar' yaşanlardan. Onunla konuşunca bu tür yaşatıların insan hayatında ne kadar azaldığını farkettim ve söylediklerini yaşayışıyla bir bütün olarak algıladım.Söyleşide üstüne basa basa söylediği şeylerden biri “kim olduğumu ve ne olduğumu biliyorum” oldu.Günümüz ekonomi tablosuna bakınca söylediklerine hak vermemek elde değildi doğrusu. Kriz ne demekmiş onu gördük.

Gözlüklerinizin üzerinden bakıp baş öğretmen edasıyla ekonomi anlatıyorsunuz. Mimik ve jestleriniz diğer ekonomistlere benzemiyor.. Neden?
Bu soruyu bana tiyatrocularda çok soruyor. Onlara ilginç mi geliyorum bilmiyorum ama beni izliyorlar. Mimiklerimi, beden dilimi kullanışımdan bana “Tiyatro eğitimi alıp almadığımı' soruyorlar ama öyle bir eğitim almadım.

Nereden geliyor peki bu duruş?

Özgüvenli biri olmanın getirdiği birşey bence. Birde aile geleneğimden geliyor sanırım. Ailede herkes beden dilini kullanır. Kadın erkek söz sahibidir, fikri vardır ve herkes eşittir.

Neden ekonomistler hep takım elbiseli erkeklerdir? Neden kadın değildir?

Aslında böyle birşey yok. Akademik dünyanın mesafeli oluşu sanki o bölümü sınıflandırılmış gibi gösteriyor. Oysa kadınlar daha çok ekonominin içinde. Çünkü ev ekonomisini onlar yönetiyor, markete onlar gidiyorlar.

EKONOMİK KRİZDEN DOLAYI EKONOMİ YAZARI OLDUM

Siz “İşsizlik Türkiye'yi limon gibi sıkacak”, “Kriz bahane işten çıkarmalar şahane” diyorsunuz. Bu lisanın bir mesajı var mı?

Güvenilir olmak önemlidir. İnsanlar bana güveniyorlar. Söylediklerim konusunda çok net bir tavır alıyorum. Kuş diliyle konuşmuyorum ama bu ülkede insanlar kuş diliyle konuşuyor.

Nasıl yani?

Belli kişiler hitap etmek istediği topluluğa mesaj veriyor. Yani bu ülkeyi yöneten ikibin kişi var. Bunlar kendi aralarında top çeviriyorlar. Ülkenin yüzde 98'i ise çevrilen topu izliyor. Kuş diliyle konuşanların dünyasının gündemi ile ortak platformda buluşmak isteyenlerin dünyası birbiriyle uyuşmuyor.

Yani…

Hiç bir ekonomi yazarı halkla iletişim halinde değil. Herkes sanki o akademik terimleri bilmesi gerekiyormuş gibi tartışıyor. Bunlara hiç gerek yok herşey çok basit.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

İnsanların ilgisini çekiyorum. Halk seviyor beni. Çünkü ben son derece sıradan bir insanım. Herşeyden önce gazeteciyim, televizyona çıkıyorum yorum yapıyorum. Kendime özel anlamlar yükleyen biri değilim. Ne olduğumu nerede olduğumu gayet iyi biliyorum.

Yani bunları söylerken 'kendinin farkında olmayan' insanlara mı dem vuruyorsunuz?

Evet. Çünkü çevremde o kadar şişkin egoyla dolaşan insan var ki. Herkes kendine, kendinde olandan fazla anlam yüklüyor.

Neden ekonomi?

Süleyman Demirel'in ifadesiyle 'yetmiş sente muhtaç' olduğu günlerde öğrencilik yapan ve gazeteci olmak isteyen biri olarak, bu ülkenin akibeti böyle mi olacak diye soruyordum. Gazetecilik yapmaya karar verdiğimde, bomboş kasa, ödenemeyen maaşlar ve iflas etmiş bir ülke vardı. Bende bu ekonomik şartlarda ekonomi gazeteciliğine karar verdim.

Ekonomiden anlıyor olmak… Bu insanın hayat standardını etkiliyor mu?

İş hayatımı ve özel hayatımı ayırmam. Tasarrufa çok önem veren birisiyim. Mesela; bir kağıt kullancaksam o kağıdın hem önünü hemde arkasını kullanırım. Böyle yetiştirildim. Annemde babamda tutumlu insanlardı. Ekmeği çöpe atmamak, tabağa fazla yemek koymamak gibi. Ama ekonomi yazarlığına başladığım zaman da çok şey öğrendim ve daha bilinçli davrandım. Harcamalarımda çok etkisi oldu.

Paraya bakışınız nasıldır peki? Mesafelimisiniz yoksa yakın mı?

Paranın ruhsal özgürlüğümü elimden almasına izin vermedim. Türkiye sermaye fukarası, kaynakları kıt bir ülke ve böyle bir ortamda savurgan olamazsınız. Savurganlıkla ülkenizi katma değer yaratacak, toplumsal zenginliği sağlayacak bir ülke konumuna getiremezsiniz.

Paranın insanı değiştirme gücüne inanıyormusunuz peki?

Buna çok inanıyorum. Para hayatınızda amaç olursa ruhunuz özgürlüğünü kaybeder. Çevremde baktığımda yaptığı işi hayatını paraya teslim edenler kalemlerini de çok net tutamıyorlar. Güvenilir ve inandırıcı olamıyorlar.

Parasızım ama güvenilirim mi diyorsunuz?

Evet. Çünkü bu ülkede mevki ve para aynı anda geliyor. Koltuk tek olduğundan para da orada oluyor ve o koltuğa zıplamak için kendinize yabancılaşıyorsunuz. Bütün değerlerinizi sıfırlayabiliyorsunuz. Ben güvenilir olmayı seçtim.

Ülke içinde bulunduğumuz bir ekonomik kriz var. Kriz sizi de etkiliyor mu?

Ben bu ülkede bir çok kriz gördüm. Her defasında kalbim daha da çok sıkışıyor.

Bu daha önce gördüklerinize benziyor mu?

Bu durumun boyutları konusunda herhangi birşey söylemek kolay değil. Amerika'nın dünyaya ihraç ettiği bir krizin bizi nasıl etkileceği konusunda mahalle baskısı yapanlar var. IMF bunların başında geliyor. Türkiye 2009 yılında dünya ekonomisinin içine gireceği durgunluktan dolayı çok büyük bir işsizlik sorunu yaşıyacak.

EV ÖDEVİMİZİ YAPMADIK

“Bu duruma neden düştük” sorusuna bir cevabınız var mı?

Hiç bir şey Türkiye'ye birdenbire gelmiyor. Göz göre göre ve bilerek hata yapılıyor. Bürokrasi bilerek hata yapıyor. Ama bizim kendi krizimiz değil bu. Küreselleşmenin bize ihraç ettiği bir kriz ve kendi içimizde yapısal problemlerimiz vardı bunları çözmeliydik. Biz ev ödevimizi yapamadık.

Neden bile bile hatalar yapılıyor peki?

Herkes kendisinin en doğru düşünüdüğünü sanıyor da ondan. İyi niyetli ama faydasız iyi niyet kötülüğe yol açıyor ve sonuçta Türkiye kaybediyor. Son iki aya baktığım zaman krizin hiç yönetilemediğini görüyorum. Ortak akıl platformu oluşturmak lazım. Bankacıyla, sanayicisiyle, bürokrasisiyle, siyasetçisiyle kamaoyunun karışısına çıkıp bunu anlatılmasını isterdim.

Oysa günlerdir kamuoyu CHP'nin rozet takmasına kenetlenmiş durumda…

Ankara'yı yönetenler bu ülkenin gerçeklerini neden görmezden geliyorlar. Muhalefet rozet takmakla meşgul. Böyle bir tablo Türkiye'yi küresel bir yere asla taşımaz. Türkiye'deki siyasi anlayışın değişmesi lazım. İktidar muhalefet bir araya gelerek ortak akıl oluşturmalı. Türkiye'nin buna ihtiyacı var.

Peki krize karşı önlem alınamaz mıydı?

Parayı yönetenler bu felaketi gördüler ama açık bir biçimde ifade etmediler. 1990'larda başlayan giderek genişleyen olmayan sanal bir cennetin çökme öyküsü. Piyasa gerçeği. İkinci boyut ise reel ekonomi ve biz bunu tartışıyoruz.

Akbank ciddi sayıda işçi çıkardı medyada da vs… “Kriz bahane işten çıkarmalar şahane” dediniz. Kurumlar krizi kullanıyorlar mı?

Elbette kullanıyorlar. Çünkü Türkiye'nin en çok kar eden bankalarından biri, bir cuma günü öğleden sonra yaşları genç olmasına rağmen bir grubu emekli etti ve 1200 kişiyi işten çıkardı.

Niye?

Bu soruya yanıt yok. Bu 1200 kişiyi işten çıkaran bankanın yabancı ortağı 50 bin kişiyi işten çıkardığı için ona düşen pay mı? Yoksa bankanın kendini yeniden yapılandırması ile ilgili bir süreç mi? Bu soruların yanıtı hava da kalıyor. Kriz mahaliyetiyle ilgili durum ne bilmiyoruz. Bilmeden insanların kapının önüne koyulmasını insafsızca buluyorum. İş veren kesim daha sorumlu davranmalı.

BAŞKASININ PARASIYLA HAVA ATTIK

Peki şu durumda işsizliğe bir çözüm var mı?

Elbette var. Ortak akıl platformu denen şey de zaten bu noktada devreye giriyor. Çünkü Türkiye ekonomisi 23 çeyrek aralıksız %7 büyüdü. Büyüdük ama istihdam yaratamadık ve bunun üzerine kafa yormalıydık. Çünkü ülkemizin nüfusu genç. Bu kadar eğitimli kitleyi küresel yolculukta değişim ve dönüşüme ayak uyduracak bir platforma oturtamazsak zenginleşemeyiz.

Yani krizi insan çözüyor...

Kesinlikle. Dünyanın en büyük ekonomisiyiz diye böbürleniyoruz. İnsan kaynağını doğru kullanmamız lazım. TÜSİAD'ın başkanlarının birinci görevi insanlara iş temin etmeleridir.

Bu durumdan bankalar çok etkileniyor. Medya'da öyle. Başka hangi sektörler etkilenir?

Dayanıklı tüketim malları, elektronik eşya, otomotiv sanayi çok etkilenecek. Bizde de otomotiv sanayi ihracatında da bir duraksama var. Çelik, lojistik, çimento, beyaz eşya.

Nasıl bir yaşam şekli bekliyor bizi? Daha mı sadeleşeceğiz?

2001 bizi çok etkilemiş. Öylesine etkilenmişiz ki Amerika, Almanya ve İngiltere'den veriler geldikçe aman kriz geliyor diyerek pek çok alışverişin kesildiğini görüyoruz. Alışveriş merkezleri bir çok market boş. Tabiki sadeleşiyoruz ama ben Türk halkının tüketmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu kriz de mi?

Evet. Çünkü ihracat ülkemiz için çok önemli ve katma değeri yüksek. Türk ekonomisi iş tüketime dayalı büyüyor. Böyle bir süreçte ekonominin durgunlağa girmemesi için yemeğe, sinemaya gitmeliyiz. Alışveriş yapacağız ama savurganlık yapmayacağız. Normal yaşamımıza devam etmek zorundayız.

Üretimimiz yok… Nasıl tüketeceğiz?

Tüketilmez ama Türkiye gibi ülkeler üretmeden tüketiyor. Bugüne kadar başkasının parasıyla hava attık. Bolbol sıcak para geldi ev ödevlerimizi de yapamadık. O yüzden ne yapacaz diye çözümler arıyoruz. Hem üretmeliyiz hemde tüketmeliyiz diyorum. Çünkü para çok değerli ama para yok. O yüzden kendi tasarruflarını harekete geçirmek zorunda. Bir numaralı sorumuz işsizlik ve tasarruf.

Bu tasarruf, insanın yaşam kalitesini değiştiricek bir tasarruf mu?

Tabiki. Kredi kartını çok bilinçli kullanmalısınız önce. Bu ülkede insanlar kredi kartını nakit para olarak kullanıyorlar ve tamamen yalnış yapıyorlar. Tüketici kredileri ve kredi kartlarında kullanım sorunu var. Bilinçli tüketici olarak normal yaşam standartlarımızdaki harcamaları yapıp fazlasından kaçınmak gerekiyor.

Ülkede gelir dağımı dengesizken bu nasıl olabilir?

Evet. Bu ülkenin şirketleri borçlu ama patronları zengin. Ama tasarruf ve istihdam bu dengeyi sağlayabilir. Bunu yapmak zorundayız başka yol yok.

Fakir insan ne yapacak?

İnsanlar umutsuzlar ve mutsuzlar. Ayda 500 milyonla hayatını devam ettirmeye çalışan kişilerin böyle bir ortamda ne yapacaklarını düşünmek bile istemiyorum. Türkiye'nin genç insanlarının yasal olmayan yollarla para elde etmelerini istemiyorum.

Bolluk içinde yaşamaya alışmışken, bu değişim sürecine nasıl alışacagız?

Alışamıyor zaten. Tüketici, konut kredileri ödenemiyor. Bilinçli olmamızla ilgili ve bu eğitimden geçiyor.

Önce eğitim...

Tabiki. Zaten Türkiye eğitimsiz olduğu için hem tüketenler hemde tüketmeye teşvik edenler zarar görüyor.

Bu kriz ortamı insanları birbirlerinden yabancılaştırır mı yoksa birbirlerine daha mı çok bağlar?

Bizde çok gelişmiş bir sermaya piyasası yok. Türk halkı eğitim sorunu olduğu için sorunun ne olduğunu bile tam olarak bilemiyor. Bu ülkenin en büyük talihsizliği bir araya gelip iş yapamaması. Nedense hep ayrı davranmayı tercih ediyor. Eskiden dayanışma daha fazlaydı. Ama şimdi insanlar birbirinin farkında bile değil.

Türkiye için karamsar mısınız?

Değilim. Bu ülkenin nüfusu genç ve gençlere çok inanıyorum. İnsan kaynağının ülkeri değiştirebileceğine inanıyorum. Türkiye insan kaynağını doğru kullanabildiği taktirde sorunlarını aşabilecek bir ülke. Ben tabloya bölgesel ekonominin öne çıkacağı bir süreç olarak bakıyorum. Türkiye'nin komşularıyla kuracağı ilişki çok önemli. Körfeze, enerji kaynaklarına yakın bir ülkeyiz. Rusya kafkasya, Irak ve iran'daki yolculuğu da önemli. İyi planlanırsa Türkiye'nin önü açık.

Artık çocukların mendil satmasını istemiyorum

Siz kendiniz için tasarruf yapıyor musunuz?

Tek bir kredi kartı kullanıyorum. Kredi kartından asla nakit para çekmem. Prensiplerim var.

Yatırımınızı nasıl yaparsınız?

Asla hisse senedi piyasasıyla işim olmaz, etik duruşumdur. Bu zamana kadar kısa vadeli mevduatta parasını değerlendirmiş biriyim. Her zaman şuana inanıyorum damlaya damlaya göl olur ve Türk halkına bunu yeniden hatırlatılması gerekiyor.

Peki krize karşı bir önleminiz var mı?

Ev, araba ve kredi kartı borcum yok. Ben herşeyin en güzeline sahip olmayım düşüncesiyle yaşayan biri değilim. Otobüse binerim, kim ve ne olduğumu biliyorum. Çünkü bu ülkenin parası yok. Ülkenin tasarrufları büyümesine yetmiyor. Kriz de kendi ülkemizin ürettiği ürünleri kullanmamız ülke içinde faydalı olur. Çünkü bireysel değil toplumsal zenginlik istiyorum. Artık küçük çocukların sokakta mendil satmasını istemiyorum.


Yeni Şafak

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*