Emekli paşalara getirilen konuşma yasağına ne dediler?

Emekli paşalara getirilen konuşma yasağına ne dediler?.13662
  • Giriş : 19.11.2007 / 19:26:00
  • Güncelleme : 19.11.2007 / 19:41:21

Emekli generallere "iç hizmet kanunu" gereği getirilen "konuşma yasağı"nı köşe yazarları yorumladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Can Dündar / Milliyet

Fikir suçluları safına hoş geldiniz Paşam!


Kadere bakın! Düşünce yasaklarının bir gün onu koyanlara kadar uzanacağı aklınıza gelir miydi hiç?
Bir gün paşaların da andıçlanabileceğini tasavvur edebilir miydiniz?
Yasaklarıyla gençliğimizi zapturapt altına alan Evren Paşa'nın yarın İzmir Orduevi girişinde durdurulacağını gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?
"- Sayın komutanım; bağışlayın, içeri alamıyoruz. 'Size özel bir görev verilmediği halde' ve İç Hizmet Yönetmeliğimize aykırı olarak Fikret Bila'ya konuşmuş ve 'Kürtçeye ağır yasak koyduk. Hataydı' demişsiniz."
İster misiniz bunun üzerine Evren Paşa "Düşünce özgürlüğüm kısıtlanıyor" diye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvursun ve "Kürtçeye özgürlük" istedi diye 12 Eylül zindanlarına attıklarıyla aynı safta buluşsun.
* * *
Başbakan Erdoğan geçen haftaki AKP grubunda "Yaptıkları tek iş tahrik etmek" demiş ve "Bunlar tahrik memuru olarak görev yapıyor" diye emekli komutanları şikâyet etmişti.
Korkarım sevgili dostumuz Fikret Bila'nın tarihi yazı dizisi, rahatsızlığın sınırlarını genişletti.
Milli Savunma Bakanlığı, -muhtemelen Genelkurmay'ın rahatsızlığını da hissederek- Başbakan'ın şikâyetini ihbar kabul etmiş olmalı ki, Erdoğan'ın "Bunlar" dediği paşalar hakkında "sus emri" çıkardı.
Daha 8 ay önce Genelkurmay'dan "askeri harekâtlara karşı olan köşe yazarları" listesi sızmış ve sakıncalı isimlerin askeri tesislere girişinin engellenmesi istenmişti.
Şimdi, askeri tesis kapısı kalabalıklaşıyor ve meşhur 301. maddenin hedefleri arasına, "askeri harekâtı eleştiren" paşalar da katılıyor.
Hayırlı olsun.
* * *
Anayasa, ifade özgürlüğünü herkes için güvence altına almıştır.
Bu hakkın, ülke savunmasına zarar verecek şekilde uygulanmasını engelleyecek yaptırımlar Askeri Ceza Yasası'nda zaten vardır.
Emekli komutanların yaptıkları açıklamalarda suç unsuru varsa zaten hukuk devreye girecektir.
Bunun ötesinde getirilen sınırlamalar, sadece eleştiriye tahammülsüzlük anlamı taşır.
Dün kendimiz için istediğimiz konuşma hakkını, bugün konuşan paşalar için de istiyoruz; hem de o paşaların çoğu, zamanında aynısını bizim için istemediği halde...
Dememiş miydik:
Gün gelir, düşünce özgürlüğü herkese lazım olur.

***

Mehmet Ali Birand / Posta

Hiç yakışmadı

Genelkurmay Başkanlığı’nın, emekli komutanları susturmak için attığı adım son derece gereksiz ve bir an önce değiştirilmesi ve vazgeçilmesi gereken bir karar.


Gerçi Genelkurmay dün yaptığı açıklamada emekli subayları susturmadığını belirtti ama bu açıklama gerçeği değiştirmiyor.

Kimler cezalandırılıyor?

Eski görevleri sırasında yaşadıklarını makale veya kitap haline getiren veya TV’lerde anılarını anlatırken, “Komutanlara karşı güven hissini yok etmeye yönelik olarak, açıkça aşalayıcı söz ve davranışlarda” bulunanlar.

Bunun öz be öz Türkçesi nedir biliyor musunuz ?

Komutanların eleştirilmemesini sağlamak. Geçmişte olsa dahi, yapılmış hataların ortaya atılmasını önlemek.

Buna ne gerek var?

TSK da bizim gibi insanlardan oluşuyor. TSK da hatalar yapıyor. Komutanların da -dünyanın her komutanı gibi- hata yapma hakkı var.

Neden korkuyoruz?

Emekli askerler eğer hakaret ediyorlarsa, o zaman Genelkurmay dava açabilir. Ancak, eleştirel en ufak bir sese dahi tahammülü olmadığını gösteren bu cezalandırma şekli son derece garip.



Neyi saklamak istiyorsunuz?

Üstelik bizler de bazı şeyleri öğrenmek istiyoruz. Eğer gerçekten hata edilmişse, bunun nedenlerinin ortaya çıkmasını arzuluyoruz.

Kendine güvenen hiçbir Ordu böyle bir uygulamaya girmez. Amerikan, İngiliz veya başka bir orduda “gazinolara almama” cezası var mıdır? Gizlilik gerektiren unsurların dışında herkes her istediğini yazabilir. Vietnam ile ilgili kitaplara bakın. İngiliz komutanların yazdıkları

ve baştan sona eleştiri dolu makalelere, belgesellere

bakın. Herkes anılarını yazıyor, hataları ortaya çıkarıyor ve kendi ordusunu

bu şekilde denetliyor.

Zaten yazmayan, “kol kırılır yen içinde kalır” yaklaşımından hoşlanan bir toplumuz, bundan sonra artık kimse eline kalem almayacak ve bu toplumu aydınlatmayacaktır.

Emekli paşaların TV’lerdeki konuşmaları, kimi kitap ve makalelerini bu köşede bende çok eleştirdim. Ancak, onları susturmak ve cezalandırmaya gitmek başka birşeydir.

Eğer Genelkurmay Başkanlığı imajına bu kadar düşkün ise, o zaman dernek kurup insan avına çıkan, sağa sola bomba atan, “vatan sevgisi” adı altında, durumdan görev çıkarıp eylemlere katılan emekli askerleri engellemelidir.



Orduevleri, emeklinin can damarıdır...



Genelkurmay Başkanlığı’nın cezalandırma yöntemi son derece ilginç ve son derece etkili. Bu önlem sizlere “hafif” gelebilir. Ancak, orduevleri emekli subayların özellikle bir bölümü için çok önemlidir.

Bütün hayatları boyunca daima kendi çevresi içinde yaşayan, aynı rütbedeki arkadaşlarıyla günlerini geçiren subaylar için orduevlerinin yeri bambaşkadır. Onları hâlâ Silahlı Kuvvetler’in bir parçası gibi gösterir. Dış dünyanın tanımadığı hırçınlıklarından korur.

Yine selam veren erlerle karşılaşmanın, hürmet ve iyi muamele görmenin ve genelde dış dünyaya oranla, maddi olanaklarına daha uygun bir ortam sağlar.

Özellikle belirli rütbedekiler açısından orduevlerinin önemi bambaşkadır. Bütün subaylar için değil, ancak bir bölümü için Genelkurmay Başkanlığı’nın bu uygulamasının caydırıcı yanı büyüktür.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, birkaç subayın doğru veya yanlış eleştirilerinden alınmaması gerekir. Bundan dolayı, bu tip uygulamalardan kaçınmalıdır.


***

İsmail Küçükkaya / Akşam

Emekli paşalar sussun (mu?)


Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la, 10 gün önce düzenlediği bilgilendirme toplantısındaki sohbetimizde kendisine, “emekli paşaların son demeçleriyle ilgili düşüncelerini” sormuştuk. Destek veya karşı çıkış anlamında bir yorumda bulunmadı ama, “ben emekli olunca spor yazıları yazacağım. Biraz ironik, biraz eğlenceli Futbol yazıları kaleme alacağım” demişti.

Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ çeşitli defalar dile getirdiği, “herkes kendi işini yapmalıdır. Karar vericileri baskı altına almak doğru değildir” şeklindeki sözlerini, daha üç gün önce KKTC gecesinde bütün basın mensuplarının önünde hatırlatmıştı.

Karargahın, bazı emekli generallerin televizyon televizyon dolaşarak “çok eski, güncelliği yitmiş” tespit ve görüşlerini zemin yaparak kamuoyu oluşturmalarından rahatsızlık duyduğu aşikâr. Aslında bu rahatsızlık yalnızca 3-4 isim bazında kendisini hissettiriyor. Yoksa Genelkurmay Başkanlığı, son derece iyi yetişmiş ve general seviyesine gelmiş emekli personelin ihtiyaç duyulduğu anda, ideolojiden arınmış ve yansız biçimde, topluma hizmet bağlamında görüşlerini yansıtmasından şikayetçi değil, olamaz.

Zaman zaman mevcut komuta kademesinin yanında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düzenlediği konferans, seminer gibi etkinliklerde, özel kutlama ve gecelerde kimi emekli paşaları görürüz. Onlara olağanüstü hürmet gösterilir, sözleri dinlenir. Hatta diyebilirim ki “sağlıklı bir istişari mekanizma” devrededir. Ancak böylesi emekli komutanlar sizlerin televizyonlarda gördüğünüz o 3-4 ismin dışındadır. Bu paşaları gazete ve televizyonlarda göremezsiniz. Tam tersine kendilerini olabildiğince gözlerden uzak tutmaya çalışırlar. Bu neviden emekli subaylar “çok ihtiyaç hissedilirse”, kendiliklerinden “bir tecrübe aktarımı” misyonuyla, “toplumu ve devletin kurumlarını uyarma”, “asker ile sivil arasında geçmiş olayları hatırlatarak, yeni hatalardan koruma” bağlamında nadiren konuşurlar. Böyle sesler “akil adamlardan” çıktığı için çok da etkili olur.

Düzenlemenin gerekçesi ve dünkü açıklama

Gelinen noktada, son derece hassas bir dönemde bazı emekli subayların ellerinde haritalarla ekran başında operasyon anlatmaları, akıl vermeleri, hatta daha da ileriye giderek terörle mücadelede zaafiyet yaratacak yorumlarda bulunmaları, tehlikeli bir hal almıştı.

Ben, yapılan bu yorumlarla “ölçünün çoktan kaçtığı” kanaatindeyim. Kamuoyunu yanıltıcı, sivil-asker gerginliğini tırmandırıcı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni suçlayıcı ifadeler, yaşanılan günlerin nazikliğine aykırı bir pozisyon oluşturuyordu. Kamuoyunun yer yer ajite edildiğini görmeye başlamıştık.

Sorun şu ki; “kişisel görüşlere”, “kurumsallık atfedilir” hale geldi ve kimi emekli komutanların görüşleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düşünceleriymiş gibi yansıtılır oldu. Yer yer özen ve üslup kaybedildi. Ayrıca her birinin olağanüstü iyi yetiştiğinden, vatanseverliğinden hiç kuşku duymadığımı bu isimler “her dönemin kendine özgü koşulları olduğunu” unutmuş ve “yeni şartlara göre alınan tedbir ve uygulanan metodların uyumlandırılması gerektiğini” gözardı etmiş durumdaydılar. Bu, her şeyden önce kendileri gibi uzun yıllara dayanan sistemli bir eğitim ve düşünce sistematiğinden geçmiş mevcut kurmay kadroya haksızlık yaratıyordu.

Düzenlemenin gerekçesi anlaşılır ve kesinlikle makuldür. Yapılan tartışmaların ardından dün gelen açıklama ise son derece yerinde olmuştur. Maalesef belli kalemler yine Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratma hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmışlardır.

Sonuç olarak, her gelişmiş ülke gibi, toplumsal ve kurumsal hafızaya, tecrübe aktarımına önem veren, bilinçli ve organize kamuoyu oluşturma ihtiyacı hisseden her devlet gibi bizim de, “emekli siyasetçi, emekli asker”lerden faydalanmanın uygun bir yolu, yöntemi ve sistemi olmalıdır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious