Emine Ayna'dan çok çarpıcı sözler

Emine Ayna'dan çok çarpıcı sözler.9138
  • Giriş : 30.05.2009 / 23:12:00
  • Güncelleme : 30.05.2009 / 23:10:28

Diyarbakır Belediyesi'nin düzenlediği ‘Kültür ve Sanat Festivali'nde Emine Ayna, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, “Kürtler kendileri açısından 'sahipsiz bir halkttır.' Bu yüzden PKK'yı koruyucu güç olarak gördükleri için sırtlarını dönmezler. Güç olarak görüyorlar” dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın düzenlediği 'Kültür ve Sanat Festivali' kapsamında 'Kürt Sorununda Demokratik Çözüm Modeli' konulu panel düzelendi. Panele katılan DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, Kürtler'in azınlık olmadığını ve halk olduğunu söyledi. Ayna, “Azınlıklar ile Kürtler arasındaki en büyük farklardan biri sahipsizliktir.

Tüm azınlıkların bir şekilde, bir yerlerde bir devleti vardır. Türkiye'de Ermeniler azınlıktır, ama bir Ermenistan vardır. Rumlar azınlıktır ama Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan vardır. Türkiye'de Hıristiyanlar azınlıktır. Ama dinin yaygın olduğu ülkelerde o azınlığın örneğin burada karşı karşıya kalacağı haksızlıkta tepki gösterip Türkiye'yi zorlayacak ülkeler vardır. Kürtler için durum farklıdır. Kürtler kendileri açısından 'sahipsiz bir halktır' bu yüzden PKK'yı koruyucu güç olarak gördükleri için sırtlarını dönmezler. Güç olarak görüyorlar” dedi.

DTP'li Ayna, Kürt sorunun ulusal ve siyasal sorun olduğunu beriysel sorun olmadığını ve bu nedenle grup hakları çerçevesinde tartışmak gerektiğini söyledi. Ayna, şöyle konuştu:

“Grup hakları çerçevesinde tartışırsak eğer. Ana dilde eğitimi tartışabiliriz. Bir İngiliz, bir Amerikalı kendi yaşadığı topraklarında kendi ana dilini öğrenmek için kursa gitmez. Almanca'yı öğrenmek için kursa gider. Türkiye'de Kürtçe kursları açılmalıdır. Bir Türk, Kürtçe öğrenmek için Kürtçe kurusuna gidebilmelidir. Ama Kürt'ün kendisinin ana dilde göreceği okulları olmalıdır.

Kürtler bir halktır. Kürt sorunu bireysel bir sorun değildir. Haklarını bireysel çerçevede tartışamayız. Türkiye'de yaşayan 20 milyon Kürt'ün üniter devlet yapısını zarar uğratmayacak şekilde kendi kendini yönetebilme yetkisinin, yetisinin tanınması gerekir. Buna biz 'demokratik özerklik' diyerek tartışmaya açabiliriz. Bunlar düşüncedir. Düşüncelerden korkmayalım, tartışarak ortak modeli yaratabilelim.”

Yerel seçimlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oy prestijini yitirdiği için Kürt sorunun çözümü için devreye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün girdiğini öne süren Ayna şöyle konuştu:
“2007 yılından sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1999 yılından önceki konseptine döndü. Yine inkarı, askeri operasyonları fazlası ile çoğaltan bir sürece girdik. İmhanın yanına yine inkarı koydu.

29 Mart seçimlerinden sonra bu sefer Erdoğan'dan daha çok Cumhurbaşkanı Abdullah Gül üzerinden Kürtler içerisinde beklentili ruh hali açığa çıkarma çabası içerisine girildi. Çünkü 2 yıl içerisinde önemli şeyler olcak. Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilgili raporu ve yaklaşan genel seçim ile Cumhurbaşkanı seçimleri söz konusu, bunları değerlendirdiğimiz zaman çokta büyük bir beklentimiz yoktur. Kürt sorununu çözeceği anlamda çokta büyük beklenti umutlarımız yok.”

Kapatılan DEP'in eski Milletvekili Hatip Dicle, Kürtler'in tarte beylik halinde yaşadığını ve tarihte 3 kez Kürtler'le uzlaşma dönemi olduğunu söyledi. Dicle, “Atatürk'ün 1919 yılında Kurtuluş Savaşı ile başlayan dönemde Kürtler'in kimliği inkar edilmedi. 1921 Anayasası ile Kürtler'le üçüncü kez uzlaşma dönemi yaşandı. Ancak, 1924 Anayasası ile birlikte inkar ve ret dönemi başladı.

Türkiye'de Kürt sorunu 1921 Anayasası ruhuyla çözerek dördüncü uzlaşmayı sağlayabiliriz. Türkler'le, Kürtler kaynaşmıştır. Edirne'den Hakkari'ye kadar karışmışız. Üniter devlet yapısını bozmadan Türkiye'yi 20- 25 bölgeye ayırarak bölge meclisi oluşturulabilir. Önce idari, sonra siyasi bölgeler oluşturulabilir. İspanya veya İtalya örneği tartışılabilir” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*