'Enerji çiftçisi' pamuk ağalarının yerini alacak

  • Giriş : 02.03.2006 / 00:00:00

Petrol fiyatlarının özellikle son üç yıldır tırmanışa geçmesi ve petrolün çevreye verdiği zararlar biyolojik yakıtların önemini artırdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bugüne kadar yağlı tohum bitkisi olarak bilinen ve çiftçiler tarafından pek rağbet gösterilmeyen kanola ve soya akaryakıta hammadde olunca, hem petrole alternatif biodizel, hem tarım ürünlerine alternatif kanola ve soya'nın önemi arttı.
Kanola ve soyanın Türkiye'nin ekolojik şartlarında rahat yetişmesi, pazarlama sorunu olmaması ve devletin konolaya 200 YTL destekleme primi vermesi son yıllarda bu ürünleri çiftçinin de gözdesi yaptı. Özellikle Marmara, İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de birçok çiftçi, pamuk, buğday, mısır tarlalarına kanola ekmeye başladı. Sektör temsilcileri yaklaşık 2,5 milyon dönüm üzerinde konola ve soya üretimi için çiftçilerle sözleşme yaptı.

Önümüzdeki günlerde daha da artması beklenen bu rakamın, birçok çiftçinin yüzünü güldüreceğe benziyor. Sosyo-ekonomik olarak düşük gelir grubu olan çiftçiler bir anda 'enerji üreticisi' konumuna geçecek, bu da gelir dağılımını olumlu etkileyecek. Kanolaya halen 435 YTL fiyat ve 200 YTL destekleme primi veriliyor.

Gelecek günlerde biyodizelin petrole alternatif olacağı ihtimali şirketlerin gözünü de bu alana çevirdi. Eski bakanlardan Ekrem Pakdemirli, bir dönemin gol kralı Tanju Çolak, MNG Holding pazardaki yerini aldı. Sektör temsilcileri 2,5 milyon dönüm üzerinde konola ve soya üretimi için çiftçilerle sözleşme yaptı. Bandırma'da Türkiye'nin en büyük kapasiteli biyodizel fabrikasını kuracak olan Ekrem Pakdemirli 1 milyon dönüm alanda çiftçilere sözleşmeli üretim yaptırıyor.

Türkiye'de 144 biodizel firmasından biri olan TANEM Biyodizel şirketi sahibi Tanju Çolak ise biyodizelin hem Türk tarımı hem de çiftçi için bulunmaz bir fırsat olduğunu söyledi. Dünya petrolünün 40 yıllık ömrü kaldığını, biyodizelin petrolün alternatifi olduğunu kaydeden eski gol kralı, "Bu çiftçiler için bulunmaz bir nimet. Ama buna devletin sahip çıkması lazım. Destek vermeleri lazım. Avrupa'da biyodizele destek var. Şu an bu işe gönül vermiş çok sayıda firma var. Hepsi de kanola üretiminin artmasını bekliyor. Ama hükümet buna ÖTV koymaya kalkıyor. Fabrikalar şu an çiftçilerle sözleşme imzalıyor. Ben de çiftçilerle en az 1-2 milyon dolarlık anlaşma yapacağım. Eğer önümüz kesilmezse Türk çiftçisi petrol kadar para kazanmaya başlar. Yeterki hükümet buna destek versin" dedi.

Alternatif Enerji Biyodizel Üreticileri Birliği (ALBİYOBİR) Genel Sekreteri Tamer Afacan ise, tarım il müdürlükleri ve ziraat odaları ile birlikte çalıştıklarını aktardı. Türk çiftçisinin biyodizel üreticisi ile büyüyeceğini iddia eden Afacan, "Çiftçiler artık mısır bol olduğu için ürününü nehre dökmeyecek. Buğdayı para etmeyen çiftçi artık kanola ekecek. Martta kanola ekim dönemi başlıyor. Hem sektör temsilcileri hem de çiftçi kazanacak." şeklinde konuştu.

Karadenizbirlik Genel Müdürü Ünal Erarslan da kanolanın aygınlaştarılması için çitftçilere yönelik bilgilendirme toplantıları yapıyor. 2006 yılı içerisinde Karadeniz Bölgesi'nde 15-20 bin dönüm arazi üzerinde kanola ekimi hedeflediklerini anlatan Erarslan, "Çiftçinin kanola konusunda öncelikli düşüncesi, ürününün nereye ve kaç liraya satacağı. Çiftçinin aklındaki bu iki soruya yanıt vermek için toplantılar düzenledik. Çiftçiye, kanola için 435 YTL fiyat verildiğini, devletin de 200 YTL destekleme primi verdiğini anlattık. Ürünü de Karadenizbirlik'in alacağını söyledik. Bu bitki, gelecekte güzel bir gelir kaynağı olacak. Bir ayağı tarım, bir ayağı sanayi olan kanola bitkisinin Türk tarımının canlanmasında faydalı olacağına inanıyorum" diye konuştu.

Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı (TEMA) Başkanı Hayrettin Karaca ise, Türkiye'nin enerjide başkalarına bağımlı olmak zorunda olmadığını söyledi. Gelişmekte olan teknolojiler, artan çevresel kaygılar ve yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle Dünya'daki eğiliminin biyoyakıtlardan yana olduğuna dikkat çeken Karaca, "Birçok enerji uzmanı gelecek on yıllar içinde biyoyakıtların dünyada petrolün büyük ölçüde yerini alacağına inanıyor. Çünkü enerji için bitki yetiştirmenin yanında kanalizasyon çamuru gibi kentsel atıklardan, hasat sonrası elde kalan mısır, buğday gibi bitki saplarına, atık yağlardan, talaşa kadar çeşitlilikte atık, biyoyakıta dönüştürülerek ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi doğaya zarar vermeden ekonomiye kazandırıyor" yorumunda bulundu.

Samsun'un 19 Mayıs ilçesi'nde 450 dönüm arazi üzerinde kanola ekimi yapan üretici Memduh İslam, kanolanın arıcılık, küspe, yağ ve biyodizel sanayinde kullanılması sebebiyle bitkinin altın değerinde olduğunu söyledi. Kanolanın kullanıldığı sektörleri ve işin ciddiyetini öğrendikten sonra ekimini yapmaya başladığını ifade eden İslam, ürünü pazarlama problemi yaşamadığını dile getirdi. Birçok biyodizel üreticisinin kendisinden ürün talep ettiğini kaydeden İslam, "Bu bitki tarım açısından çok önemli. Bunun yaygınlaştırılması sağlandığında çiftçinin refahı yükselecek."

Öte yandan, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 100'ün üzerinde biyodizel üreticisi, 'işleme lisansı' almak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) toplu başvuruda bulundu. Başvuru öncesinde biyodizel üreticileriyle görüşen EPDK Başkanı Yusuf Günay, dünya çapında kullanılan ve tarihi çok eskilere kadar uzanan biyodizelin, Son aylarda Türkiye'de önemli bir akaryakıt sektörü olmaya başladığını ifade etti.


Biyodizel nedir?

Dizel motorlarda işleyen çevre dostu bir yakıt olan biyodizel bitkisel, hayvansal yağlar ve evsel veya endüstriyel atık yağlardan üretiliyor. Biyodizel üretiminde en çok kullanılan hammadde 'kanola' bitkisi. Biyodizel alkolle bitkisel yağın kimyasal reaksiyonundan elde ediliyor. Transesterifikasyon adı verilen bir işlemle gliserin (otomobil motoru için zararlı) kimyasal reaksiyonun içinden ayrıştırılıyor. Biyodizeli asıl öne çıkaran ise atık yağlardan ve organik atıklardan üretilebilmesi. Bu sadece maliyeti düşürmekle kalmıyor, çevreye zarar verecek maddelerin de yeniden değerlendirilmesinin önünü açıyor. Biyodizel, saf veya benzinle karıştırılarak herhangi bir dizel motorda kullanılabiliyor. Uzmanlar, yüzde 20 biyodizel yüzde 80 dizel karışımının dahi küresel ısınmaya neden olan karbon monoksit emisyonunu yüzde 21, hidrokarbon emisyonunu da yüzde 47 oranında düşüreceğine dikkat çekerek ürünün çevre açısından da önemini vurgulyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious