Enflasyon beklentisi: Yüzde 10

  • Giriş : 28.07.2006 / 00:00:00

MB Başkanı Durmuş Yılmaz, yıl sonu enflasyonunun yüzde 9,1- yüzde 10,5 arasında gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Merkez Bankası Meclis Toplantı Salonu'nunda 'Enflasyon Raporu'nun üçüncü sayısıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Yılmaz, konuşmasına. makro ekonomik gelişmeleri değerlendirerek başladı. Uluslararası piyasalardaki gelişmeleri anlatan Yılmaz, son dönemlerde enerji fiyatlarında ortaya çıkan artışların dünya genelinde enflasyon üzerinde belirgin bir baskının oluşmasına yol açtığını kaydetti. Yılmaz, enerji fiyat artışlarına paralel olarak eş zamanlı olarak Japonya Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırma kararı ve artan enflasyonist baskılar karşısında gelişmiş ülke merkez bankalarının politika faiz oranlarında artışa gitmeleri sonucunda da dünya piyasalarına yayılan likiditenin çekilmeye başlaması, risk algılamasında artışa neden olduğunu, bunun bir sonucu olarakta uluslararası likiditenin 2006 yılının Mayıs ayında azalma eğilimi gösterdiğine dikkat çekti.

Bu yılın ikinci çeyreği sonunda tüketici fiyatları yıllık artış oranının yüzde 10,12 olarak gerçekleşerek, hedefle uyumlu patika etrafında oluşturulan belirsizlik aralığının üzerinde kaldığını hatırlatan Yılmaz, "İkinci çeyrekte enflasyon artışında belirleyici olan yurt içi faktörlerin başında işlenmemiş gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler gelirken, yurt dışı faktörler arasında enerji ve altın fiyatlarının seyri önemli yer tutmuştur. Bunlara ek olarak, küresel likidite koşullarındaki bozulmaya bağlı olarak YTL'nin değer kaybetmesi de enflasyondaki yükselişte önemli rol oynayan bir diğer faktör olmuştur" şeklinde konuştu.

Yılmaz, ikinci çeyrekte uluslararası enerji fiyatlarında gerçekleşen yüksek oranlı artışlar, akaryakıt ve dogalgaz fiyat artışları kanalıyla tüketici fiyatlarını olumsuz etkilediğini belirterek, "Haziran ayı sonunda tekrar yükselen uluslararası petrol fiyatlarının, önümüzdeki dönemde

tüketici fiyatları üzerinde olumsuz etkilerinin gözlenmesi muhtemeldir" dedi.


DALGALANMA TÜKETİCİ FİYATLARINA 1,5 PUANLIK ETKİ YAPTI

Hizmet enflasyonundaki yüksek oranlı seyrin, özellikle kira ve lokanta-otel grubundaki yüksek artışlar kanalıyla, yılın ikinci çeyreğinde de sürdüğünün görüldüğünü ifade eden Yılmaz, ulaştırma hizmetleri fiyatlarının yıllık artış oranının bir önceki yılın altında kaldığını bu nedenle akaryakıt fiyat gelişmelerine önemli ölçüde duyarlı olan ulaştırma hizmet grubunun önümüzdeki dönemde fiyat artışları muhtemel görüldüğünü kaydetti.

Yılmaz, son iki ayda mali piyasalardaki dalgalanmalar neticesinde YTL'de yaşanan değer kaybının Mayıs ve Haziran aylarında tüketici fiyatlarına yansıdığının, bu iki aylık döneminde tüketici enflasyonuna yaklasık 1,5 puanlık ek katkı getirdiğini söyledi. Yılmaz, söz konusu birincil etkilerin kısa dönemde yavaşlayarak, sürmesinin beklendiğini belirtti.


KURLAR ÜRETİCİ FİYATLARI DAHA ÇOK ETKİLEDİ

Döviz kurundaki gelişmelerin, üretici fiyatlarını, tüketici fiyatlarına kıyasla daha hızlı ve yüksek oranlarda etkilediğini dile getiren Yılmaz, "Nitekim, Mayıs ve Haziran aylarında imalat sanayi fiyatları döviz kurundaki artışlara çabuk tepki vermiş ve üretici fiyatlarının yılın ikinci çeyreğinde yüzde 8,98 oranında artmasıyla yıllık bazda hızlı bir yükseliş göstermiştir. Petrol ve emtia fiyatlarındaki artış da imalat sanayi fiyatlarının hızlı yükselmesine katkıda bulunmuştur. Buna ilaveten, doğalgaz fiyatlarının 2006 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 12 oranında artması da, sanayi sektöründe maliyetler üzerinde baskı oluşturacaktır. Bütün bu gelişmeler sonrasında petrol ürünlerinin etkisi dışlandığında dahi, imalat sanayi fiyatları yıllık artış hızının yükseliş eğilimine girdiği gözlenmektedir. Bu gelişmenin tüketici enflasyonuna yansımalarının, büyük oranda talep koşullarına ve hizmet enflasyonunun gelecekte izleyeceği seyre bağlı olacağını söylemek mümkündür" diye konuştu.


BEKLEYİŞLER TEMMUZ AYI ENFLASYON HEDEFİNİN ÜZERİNDE

Yılmaz, enflasyon bekleyişlerinin orta vadeli hedeflerle uyum arz etmesi, enflasyon gerçekleşmelerinin hedeflenen enflasyon rakamlarına yakınsaması açısından büyük önem taşıdığını, bu bakımdan bekleyişlerin gelişiminin dikkatle takip ve analiz edildiğini söyledi. Bu yılın iknici çeyreğinde gerek dünya gerekse de Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelerin enflasyon bekleyişlerini olumsuz yönde etkilediğinin altını çizen Yılmaz, konu ile ilgili şunları kaydetti:

"Bekleyişlerdeki bozulmanın başlangıcı, TÜFE enflasyonunun Nisan ayında beklenenin üzerinde gerçeklesmesi ile örtüşmektedir. Ancak, Nisan ayı enflasyon gerçeklesmelerinde dıssal faktörler önemli ölçüde rol oynadığı için, enflasyon bekleyişlerindeki bozulma sınırlı kalmıştır.

Öte yandan, Mayıs ayında mali piyasalarda yaşanan dalgalanmalara paralel olarak YTL'nin değer kaybetmesi enflasyon bekleyişlerindeki bozulmanın temel kaynağını teşkil etmiştir. Gerek 12 ay gerekse 24 ay sonrası için oluşan enflasyon beklentileri Temmuz ayı itibarıyla orta vadeli hedeflerin belirgin olarak üzerindedir. Ayrıca, beklentilerin standart sapmasının ortalamalardaki yükselişe oranla artması, enflasyon beklentilerindeki bozulmaya ilişkin bir diğer göstergedir. Bekleyişlerin orta vadeli hedeflerle uyum arz etmesi, enflasyon gerçekleşmelerinin hedeflenen enflasyon rakamlarına yakınsaması açısından kritik önem taşımaktadır. Bu bakımdan, bekleyişlerin gelişimi dikkatle takip ve analiz edilmektedir."

Yılmaz, ilk çeyrekte imalat sanayi kısmi emek verimliliğindeki artışların sürdüğünü bununda enflasyona düşüş yönünde katkıda bulunduğuna işaret ederek, "Ancak, içinde bulundugumuz dönemde, YTL'deki hızlı değer kaybına bağlı olarak maliyet koşulları belirgin biçimde değişmiştir. Diğer bir ifadeyle, YTL'nin yabancı para birimleri karşısındaki konumunun enflasyondaki düşüş sürecine verdiği doğrudan destek ortadan kalkmıstır" dedi.


"EKONOMİ YÜKSEK CARİ AÇIĞI TAŞIYABİLECEK KONUMA GELDİ"

Cari islemler açığının ise Ocak-Mayıs döneminde 16,6 milyar dolar olarak gerçekleşerek, yılın ilk çeyreği itibarıyla yıllık bazda GSMH'nin yüzde 6,9'una ulaştığını hatırlatan Yılmaz, ithalatın ihracattan hızlı artmaya devam etmesi sonucu artan diş ticaret açığının, cari açığın artmasında etkili olduğunu ifade etti. Yılmaz, ayrıca aynı dönemde net turizm gelirlerinde gözlenen azalmanın da cari açığın artmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

Türkiye'nin uluslararası mali piyasalara entegre olması, gerçekleştirilen geniş kapsamlı yapısal reformlar ve sağlanan makro ekonomik istikrar sonucunda, ülke ekonomisinin daha yüksek düzeydeki cari açığı taşıyabilecek bir konuma geldiğini vurgulayan Yılmaz, sosyal güvenlik reformu ve kayıt dışı ekonominin daha etkin bir şekilde vergilendirilmesi gibi yapısal tedbirlerin, toplam yurt içi tasarruf miktarını artırarak cari açığı azaltıcı yönde etkilemesini beklediğini söyledi. Yılmaz, cari açık ile ilgili olarak son tespitlerinin ise dış borçlanmanın vadesinin uzaması ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının artmasının cari açığın finansman kalitesini artırdığı yönünde olduğunu belirterek, "Tüm bu gelişmeler, cari açığın sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri azaltmaktadır. Ancak Merkez Bankası, daha önce olduğu gibi bugün de cari açığın boyutlarını yakından takip etmektedir. Bu çerçevede, bankacılık ve firmalar kesimine, taşıdıkları kur riski konusunda geçmişte gerekli uyarıları yapmıştır, bugün de yapmaya devam etmektedir" dedi.

Cari işlemler açığının 2006 yılında, GSMH'ye oranı olarak 2005 yılına kıyasla gerilemesi beklendiğini kaydeden Yılmaz, 2005 yılında 8,6 milyar dolara ulaşan doğrudan yabancı sermaye gelirlerinin, 2006 yılında devam eden özelleştirme ve şirket birleşmeleri nedeniyle, daha da artmasını beklediklerini ifade etti. Yılmaz, "Sonuç olarak, cari işlemler açığının ekonomideki kırılganlıkları artırıcı etkisinin azalacağı düşünülmektedir" dedi.


BÜYÜME YILIN İKİNCİ YANISINDA YAVAŞLAYACAK

Finansal piyasalarda Mayıs ayı ortalarında başayan dalgalanmanın oluşturdugu belirsizlik ortamı, faizlerdeki artış ve YTL'de gözlenen değer kaybı neticesinde ithal mallarda meydana gelen göreli fiyat artışının talep koşullarını da etkilediğine işaret eden Yılmaz," Bu bağlamda, yılın ikinci çeyreğinde güçlü seyreden yurt içi talebin, önümüzdeki dönemde ivme kaybedeceği ve 2006 yılının ikinci yarısında büyümenin yavaslayacağı öngörülmüştür. Diğer taraftan, YTL'de gözlenen değer kaybının emek yoğun sektörlerin ihracat performansını olumlu etkilerken, ithalat artışını yavaslatacağının düsünülmektedir. Sonuç olarak, net dış talepteki artışa rağmen, iç talepte göreli bir yavaşlama olacağı ve toplam talebin daralma yönünde olacağı öngörülmektedir. Bu çerçevede talep koşullarının enflasyona yaptığı düşüş yönlü katkının yılın ikinci yarısında artacağı bir görünüm esas alınmıştır" diye konuştu.


SONBAHARDA ENFLASYONDA DALGALANMA

Yılmıaz, döviz kurundaki hareketlenmenin fiyatlar üzerindeki doğrudan etkilerinin Ağustos ayından itibaren azalacağı ancak beklenen bu düşüşe karşın, mevsimsel fiyat ayarlamalarından dolayı sonbahar aylarında enflasyonda tekrar dalgalanmaların olabileceği uyarısında bulanarak, şöyle devam etti:

2006 yılının ikinci yarısı ile 2007 yılının tamamını içeren bir buçuk yıllık bir zaman dilimi için üretilen enflasyon ve çıktı açığı tahminleri 2006 yıl sonu enflasyonunun yüzde 70 olasılıkla yüzde 9,1 ile yüzde 10,5 arasında gerçeklesecegi tahmin edilmektedir. Merkez Bankası'nın, Haziran ayındaki tedbirlere ilave olarak 2006 yılının kalanında ölçülü bir parasal sıkılaştırma yoluna gittiği, 2007 yılında ise politika faizlerini kademeli olarak düşürdüğü bir duruş altında oluşturulan tahminlere göre, enflasyon 2007 yılının ikinci çeyreginden itibaren belirgin bir düsüs gösterecek ve 2007 yılı sonunda yüzde 70 olasılıkla yüzde 3 ile yüzde 6,5 arasında gerçeklesecegi öngörülmektedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious