Erdal Sarızeybek: İran ve Irak sınırı Suriye gibi olabilir

Erdal Sarızeybek: İran ve Irak sınırı Suriye gibi olabilir.6775
  • Giriş : 27.10.2007 / 19:26:00
  • Güncelleme : 27.10.2007 / 19:30:01

Emekli Albay, Irak sınırında, Suriye sınırında alınan fiziki önlemlerin aynısının alınabileceğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Emekli Albay Erdal Sarızeybek İran ve Irak sınırında, Suriye sınırında alınan fiziki önlemlerin aynısının alınabileceğini böylece sınır güvenliği sağlanarak hem asker kaybının en aza indirilebileceği hem de terörü besleyen ana kaynak olan kaçakçılıkla çok daha etkin mücadele edilebileceğini belitti. Sarızeybek bunun için harcanacak meblağın, 30 yıldır terörle mücadeleye harcanan paranın yüzde birini aşmayacağını dile getirdi.

1992-94 yıllarında Şemdinli’de Sınır Tabur Komutanlığı yapan Sarızeybek ‘şeytan üçgeni’ denilen İran-Irak_Türkiye sınır bölgesinde meydana gelen kaçakçılığın terörü besleyen ana kaynak olduğunu belirtti. Bu bölgedeki ‘ticari’ hareketliliğin teröristbaşı Öcalan tarafından da dile getirildiğini ve PKK’nın İran ve Irak tarafından sınırı geçen kaçakçılardan ‘harç’ adı altında ‘gümrük’ aldığını vurguladı.

Haberkuşağı’na özel açıklamalarda bulunan Sarızeybek Suriye sınırında alınan fiziki güvenlik tedbirlerinin İran ve Irak sınırında da alınabileceğini, böylece hem kaçakçılıkla etkin şekilde mücadele edilebileceğini hem de terör sızmalarını ve karakol baskınlarını azaltarak asker kayıplarının en aza indirilebileceğini belirtti. İran ve Irak sınırında yapılacak fiziki tedbirlerin maliyetinin şu ana kadar terörle mücadelede harcanan paranın yüzde birini geçmeyeceğini ifade eden Sarızeybek bunun zor ancak mümkün bir çalışma olacağını kaydetti.

Terörle mücadelenin sadece askerle yapılamayacağını, askeri boyutun bu mücadelenin sadece yüzde 10’unu karşıladığının altını çizen Sarızeybek,

“Sadece askeri mücadele ile terörü alt edemezsiniz. Bu işin ekonomik tarafını da ele almalısınız. Kaçakçılık neden yapılıyor, nasıl yapılıyor. Oradaki vatandaşlar ihtiyaç duydukları malları İran’dan on kuruşa alırken Türkiye’den neden yüz kuruşa alsın. Bunların halledilmesi gerek. Benim zamanımda çalışmalar yapılmıştı bu konuda. İki ülke bir araya geldi ve sınırda her iki tarafın köylülerinin ihtiyacı olan mallar ucuz şekilde yasal olarak geçiş yapsın diye. Ancak İran’ın o zamanlar anlaşmaya niyeti yoktu. Bize 10 kalem mal satarken 1 kalem mal almak istedi. Dolayısıyla da yürümedi. Sonra oradaki mallar bölge insanının ihtiyacını karşılamak için alınıyordu. İpin ucu kaçınca baktık gelen mallar batıya taşınıyor, oralarda satılıyor. Öncelikle kaçağın önlenmesi gerek. Uyuşturucu kaçakçılığının kesinlikle önlenmesi gerek. Ardından cehalet ve yoksullukla mücadele şart. Dağda 5 bin terörist var diyoruz. Nereden çıkıyor bunlar? En az 4 bin 500’ü Türkiye kimliği taşıyor. Öyleyse bu insanların neden dağa çıktığını tahlil edip onun önlemini almalı.” dedi.

Terörle mücadelenin kararlılık ve devamlılık istediğine dikkat çeken Sarızeybek son olayların ardından içişleri bakanının bir açıklama yapmamasının da anlaşılır bir tarafı olmadığını vurguladı. Başbakanın, bakanların ve özellikle içişleri bakanının bölgeye gitmesi gerektiğini ifade eden Sarızeybek maalesef hiçbirinin böyle bir ortamda oraya gidemediğini belirterek şunları ekledi:

“Ailelerini alsınlar bir arabaya bir gitsinler bakalım o bölgeye gidebiliyorlar mı? Gidemezler! Neden? Çünkü güvensiz. İçişleri bakanının, başbakanın görevi nedir? Vatandaşın güvenliğini sağlamak değil mi? O zaman o bölgelerin güvenliğini sağlayacaksın. Terörü sadece asker bitiremez. Bugüne kadar gelen hükümetler ne yaptılar bölge için? Hangisinin projesi vardı. Koruyamıyoruz diye insanları köylerinden indirdik. Dağdan inince hayvanlarını sattı. Satınca aç kaldı ve indi şehre. Oralarda da iş bulamadı. Nüfus kalabalık. Bu sefer terör örgütünün siyasi kanadı devreye girdi. Aldı onları kandırdı dağa çıakrdı. Şimdi siz bunları tespit edip bunlara gerekn önlemleri almazsanız terörün sonunu getiremezsiniz. Ne diyor terörist başı, “Bizim militan rezervimiz vardı”. Rezervden kastettiği bu gencecik insanlar. Hangi hükümet büyük şehirlerde bu insanların derdini dinleyip sıkıntılarını çözecek proje geliştirdi? İnanın bölge insanının terör örgütüyle falan alakası yok. Oralarda gördüğünüz o kitlesel eylemlere de kimse kanmasın. Millet aç, millet çaresiz. Ne yapıyor terör örgütü? Gönderiyor bu köylere, mahallelere elemanlarını minibüslerle, topluyorlar kadınları, çocukları… Aralarına da birkaç azılı militan… elerinde de o sarı kırmızı flamalar. Vatandaş da zannediyorki bölge insanları topyekün teröre destek veriyor. Yok öyle bir şey!”

Mülki idarelerin de zamanında yaptığı yanlışlıkların terörün bu seviyeye gelmesinde etkili olduğunun altını çizen Sarızeybek özellikle eğitim camiasının tıpkı asker gibi cansiperane bir şekilde bölgede mücadele verdiğini ancak ne gelen müfettişlerin ne de müdürlüklerin bu insanların dertlerini anlayamadıklarını belirtiyor. Bölgede 5 sınıfın aynı derlikte eğitim yaptığını, tek öğretmenle ders verilmeye çalışdığını ifade eden Srızeybek bu açıkları TSK’nın kapatmaya çalıştığını söyledi. ‘TSK’nın görevi derslik yapmak mıdır?’ diye soran Sarızeybek, sözlerini şöyle tamamladı,

“TSK buna da hazır. Getirsinler bir proje, yapılsın protokol, bin tane okulun tamirini, onarımını ihtiyaçlarını TSK karşılasın. Ama proje yok. Halk eğitilemeyince de cahil halk terör karşısında aciz kalıyor. Dönüp dolşıp aynı yere geliyoruz. Cehalet-kaçak-terör. Eğer terörü önlemek, bitirmek istiyorsanız bu zayıf noktaları besleyen kaynakları kurutmalı, bunlara önlem almalısınız. Cehalet için eğitim, kaçak için fiziki önlemleri yeterli hale getirilen sınır ve teörist içinse askeri mücadele… İşi sadece askeri mücadeleye bıraktığınızda bu iş yarım kalır. Askerin harcadığı emek, verdiği kayıplara yazık olur. Ekonomik mücadele, sosyal mücadele, siyasi ve diplomatik mücadele askeri mücadeleden çok daha önemli. Askeri mücadele terörle mücadelenin onda birlik ksımını kapsar.”

1992-1994 yılları arasında binbaşı rütbesiyle Şemdinli’de görev yapan Erdal Sarızeybek Aralık, Nusaybin, Şemdinli, Hakkari gibi sınır bölgelerinde yıllarca hudut güvenliğinden sorumlu oldu. Sık sık operasyonlar da düzenleyen Sarızeybek, Osman Pamukoğlu’nun düzenlediği sınırötesi harekatlara da katıldı. Ya Gazi Paşa Duyarsa, Şemdinli’de Sınırı Aşmak, Hesaplaşma ve İhaneti Gördüm adlı kitaplarıyla yaşadıklarını anlatan ve terörün bölgedeki kaynaklarını irdeleyen Sarızeybek albay rütbesindeyken emekli oldu.

Yasin Duvan-Haberkuşağı

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious