Erdoğan, aday olacak mı?

  • Giriş : 04.01.2007 / 00:00:00

Baykal, Erdoğan’ın Köşk’e aday olmayacağını söyledi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Verdiğimiz mücadele sayesinde Erdoğan’ın adaylığını sorgulanması gereken bir adaylık haline dönüştürdük. Vazgeçmesi ciddi bir olasılıktır” dedi.


Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olamayacağına ilişkin saydığınız gerekçelerden birçoğu, Erdoğan’ın milletvekilli öncesi dönemine rastlıyor.

Ki başbakan oldu. Ancak cumhurbaşkanlığı, temsili boyutu ön planda olan bir makam. Cumhurbaşkanı’nın işlevi, uyum ve işbirliğidir. Cumhurbaşkanı, devlet ve anayasa kurumlarını, uyum ve işbirliği içerisine sokması gereken, anayasa inancını temel alması gereken ve ülkenin kimliğini değerlendirmesi gereken insandır. Yargı, silahlı kuvvetler, üniversiteler, muhalefet ve iktidarla uyum ve anlayış içerisinde olması gerekir. Herkese hak vererek, onların ortak noktasını yakalamaya çalışarak, ahlakiyla şerefiyle, duyarlılığıyla, anayasa inancıyla, cumhurbaşkanlığını yansıtacak birisi olması gerekir.

1920 TOPLUMU İSTİYOR

Başbakan’ın, TBMM Bütçe görüşmeleri sırasındaki konuşmasında Atatürk’ten alıntı yapmasına ne diyorsunuz?

Daha saltanat kalkmamış, hilafet kalkmamış, sene 1920. Meclis açılalı bir hafta olmuş. Bu ortamda Mustafa Kemal çıkmış “aman arkadaşlar el ele verelim, hep birlikte bunu götürelim” diye o günün terminolojisi ile konuşuyor. Oradan aldığı toplumu bugünkü noktalara kadar getiren süreci açıyor. Bugün geldiğimiz noktada, hilafet yok, cumhuriyet ilan edilmiş. Şimdi o diyor ki “1920 model bir toplum istiyorum”. O tamamen bir itiraftı. Başbakan’ın siyasi, ideolojik temel kavramının ne olduğunu ortaya koyan bir manzaraydı. Atatürk’ün söylemiş olmasının, kendisini haklı kılacağını zannediyor. Başbakan “1920 özlemi içinde”. Kaldı ki, bunu başka söylemlerinde de dile getiriyorlar. “Bizim anayasamız 1921 anayasamızdır” diyorlar. Cumhuriyet öncesi laikliğin işlenmediği tablo. Biz, şimdi bugünkü Türkiye’yi konuşuyoruz. Bugünkü Türkiye’yi o getirdi. Oradan aldı. Buraya getirdi. Sen buradan alıp, oraya gitmek istiyorsun. Senin kafandaki model o. Zaten o nedenle senin olmaman lazım. Bizi 1920’lere taşıyacak değil, 1920’den bugünlere getirmiş olan atılımı ile daha ileriye götürecek birisine ihtiyaç var.

ATATÜRK’LE AKLANMA ÇABASINDA

Sizin bu düşünceleriniz, toplum tarafından da anlaşıldı mı?

Bunu tam böyle vurgulayamadık. Başbakan, Atatürk’le kendisini aklayacağım zannediyor. Ne kadar tuhaf bir durum. Atatürk oradan alıp Türkiye’yi başka bir noktaya getirmiş. “Ne Mutlu Türküm Diyene” demiş. Anayasayı ona göre değiştirmiş, devleti ona göre yapılandırmış. Laikliği getirmiş, saltanatı ve hilafeti kaldırmış. Şimdi bu arayışa hız katacak, bunu simgeleyecek bir Cumhurbaşkanı aranmalıdır.

İddialı bir Cumhurbaşkanı adayı gerekiyor. Bu tartışmayı sessiz geçiremez. Ya çıkar der ki: “Bunların bir önemi yok. Bunların bir kısmı gençlik döneminde söylediğimiz ulu orta laflar. Bunlar bizi bağlamaz. Biz bunları aştık. ’Demokrasi araç değil.’’Hukuk devrimi zorla dayatıldı’demişim. ’Bunları yanlış söylemişim. Yanlış değil doğrudur.’Bu olmasaydı Avrupa Birliği’ne girebilir miydik? Bak ben o zaman öyle söylemişim, ama doğru değildir. ’Kemalizm bir dindir ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımamıştır’demişim. Kemalizm saygı değer bir anlayışı yansıtıyor.”

O zaman biz de deriz ki, “Yeni noktası bu. Eleştirdi. Özeliştirisini yaptı. ’Çocukluktur gençliktir, biz şimdi böyle bakıyoruz’dedi. Biz de,’acaba samimi mi?’diye bakarız”. Ama o bir şey söylemiyor.

BİZ UZLAŞSIN İSTİYORUZ

Uzlaşı çağrısı yapıyorsunuz. Başbakan’a “bir araya gelelim” diye bir çağrınız olabilir mi?

Karşı tarafta böyle bir emare görmezsen neden gideceksin. Ben uzlaşmaya açık tavrımı tarif ediyorum. Kamuoyuna deklare ediyorum. Biz topluma dilekçe veriyoruz.

Biz “uzlaşma ile seçilsin” diyoruz. Uzlaşmayı kabul ettiği anda ve bu konuda işbirliği ihtiyacını hissettiği anda oturulur, herkes kendi ölçülerini koyar. Onlar tartışılır. Müzakere edilir. Bir mutabakat sağlanır tarifte. Sonra o tarifin içi nasıl doldurulur ona bakılır. Ama böyle bir noktada değiliz daha. Biz oraya gelinsin istiyoruz.

KOMPLO MANTIĞI BUNLAR

AKP çevreleri ve bazı muhalefet partileri, sizin söylemlerinizle Başbakan’ı tahrik ettiğinizi ve Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olmamasından çok olmasının işinize yarayacağını düşünüyorlar...

Bunlar komplo mantıklarıdır. Bizim tavrımız, gerçekçidir, yalındır. Bu konuda ne kadar kararlı, ne kadar iddialı mücadele verdik. Şimdi, o mücadele sonunda, “çürüme” dediğim noktayı görüyorum. Mücadele nedeniyle aday olamayacak. Bu noktaya götürüyoruz. Pek çok sivil toplum örgütü sessiz kalmayı tercih ettiği halde sadece CHP bu mücadeleyi veriyor. Verdiğimiz mücadele ile bugün o adaylığı gerçekten sorgulanması, mümkünse engellenmesi gereken bir adaylık haline dönüştürdük. Önümüzde zaman var. Vazgeçmesi ciddi olasılıktır. Oraya getirmeye çalışıyoruz ve getiriyoruz.

Arınç bile “Başbakan’ın adaylığı çürüyor” diyor

Meclis Başkanı “Cumhurbaşkanı, geçmişte aktif politika içinde yıpranmış bir insan olmamalıdır’ ifadesini kullandı. Bu ifadenin gerisinde yatan mesaj nedir?

Bunun doğrusu, ”yıpranmış olana karşı çıkın“ diyor. Yıpranmışlıkla neyi kastediyor? Hangi anlamda ”yıpranmışlık, yıpranmışlığın içeriği“ nedir? Onları sorgularsak sonuçları, daha ilgi çekici noktalara çeker bizi. Fakat bir tespit yapıyor. ”Yıpranmış birisi olmamalıdır“ diyor. Yani ”Başbakan’ın adaylığı çürüyor“ diyor. ”Niye çürüyor?“ Çünkü Başbakan’ın adaylığının haklı, doğru, yerinde ve uygun bir adaylık olduğunu kimse söyleyemez hale gelmiştir. Çürümüş bir adayı da siz ”yetki bizdedir, sayımız yeter, Anayasa engel olmuyor“ diye seçebilirsiniz. Ama ”çürümeye başlar“. Bu çürümenin en son kanadı da Meclis Başkanı. Cumhurbaşkanı aday portresini ortaya koyarken ”yıpranmamış olmalıdır“ diyerek bu sürece o da katkısını yapıyor. Bu tespiti o da yapıyor.

Meclis Başkanı’nın söylemlerinden ”Cumhurbaşkanı adayı olabilirim“ mesajı da çıkıyor mu?

Meclis Başkanı’nın tavrı olarak basından biz öyle okuduk. Öyleyse, Başbakan’ın aday olmadığı bir ortamda kendisinde bu hakkı görüyor. Meclis Başkanı’nın sözleri, Başbakan’ın ”yıpranmışlığına“ referans olarak anlaşılabilir ise bence bu konudaki ilgisini yansıtır.

Başbakan desteğini kaybettiğinin farkında

Başbakan neden seçime gitmiyor?

Madem güçlüyüz diyorlar; buyrun seçime. 1954’te Demokrat Parti daha güçlü geldi. Eğer böyle bir tablo varsa görse, gider. Göremiyor. Buradan çıkarıyorum ki, Başbakan 2002’deki desteğini kaybettiğinin farkında. Olmayan o desteğe rağmen, “Parlamentoda bana oy verecek insanlar var. Ben olurum” diyorsun. Bu doğru değil.

Ölüm kalım meselesi değil ya bu

Anayasa Mahkemesi’nin kararı konusunda öngörünüz nedir?

Anayasa Mahkemesi’nin ne diyeceğini bilemeyiz. Ancak Başbakan bu riski de göze alacak. Bazıları, “Mahkeme mi seçecek?” diyor. Bunu söylemek, “Bu iş hukuka aykırı da olsa yapacağım” demektir. Hukukun hükmünden kaygı duymak demektir. Şimdi aday olacaksın, gideceksin, Anayasa Mahkemesi “olmaz” diyecek. O zaman ne yapacaksın? Olayın buralara gelmesine izin verme. Olayı yönet ve uzlaşma ara. Uzlaşma ararsan bu tartışmalara gerek kalmaz. “E ben o zaman olamam...” Olabilir. Ölüm kalım meselesi değil ya.

Kendisi bize gelmeden isim önermeyiz

Cumhurbaşkanlığı için sizin aklınızda bir isim var mı?

Ben olayı isme taşımaya yönelik bir çaba içinde değilim. Öyle bir şey olamaz. Daha onun şartları da yok. Buradaki mesele, Başbakan’ın, “Peki ben olmayacağım. Birisini arayalım. Buna da muhalefetle birlikte bakalım” noktasına gelmesidir. O noktaya gelmeden bizim şu kişi ya da bu kişi dememiz gerçekçi olmaz.

EKONOMİK POLİTİKALAR YANLIŞ

Baykal, AKP hükümetinin ekonomi politikalarını da eleştirdi. Ekonomik anlamda 2006 yılının “hiçbir şey” getirmediğini belirten Baykal “Türkiye her işi bıraktı, enflasyonu indirmeye çalışıyor” dedi. Baykal, uygulanan ekonomik politikaların Türkiye’yi ara mal üreten, sanayisi çöken, bütün olumsuzlukları ithalatla ikame etmeye çalışan ve üretimi zaafa uğramış bir ülke haline getirdiğini söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious