Erdoğan: Baykal kriz mimarı

Erdoğan: Baykal kriz mimarı.8429
  • Giriş : 20.10.2007 / 10:28:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sınır ötesi harekatla ilgili olarak, 5 Kasımda ABD ile yapacağımız görüşmelerde bunun da özellikle neticesini almak istiyoruz'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kanal 24'de yayınlanan ''Ankara Masası'' programında canlı yayına katılan Erdoğan, ''Tezkere çıktığına göre, sınır ötesi operasyon için şartlar oluştu mu?'' sorusu üzerine, tezkerenin 507 oyla kabul edilmesinin ciddi bir konsensüs olduğuna dikkati çekti.

Bunun zamanlamasının iyi yapıldığına inandığı bir adım olduğunu kaydeden Erdoğan, seçim öncesinde de gerekli istişare ve müzakerelerin yapıldığını, ancak o gün için böyle bir adımın atılmasının erken olduğu kanaatinin oluştuğunu belirtti. Her geçen gün Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerin rahatsız edici boyutlara ulaştığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Tabii ki sabrın bir sonu var ve biz adeta sabır testinde büyük devlet olmanın gereğini yerine getirelim istedik ve hep olgunlukla olayların üzerine gittik. Duygusallığı buna karıştırmayalım istedik. Çünkü Irak bizim için dost kardeş bir ülke. İçinde ciddi sıkıntıları olan bir ülke. Bunu da görüyoruz. Bu kadar sıkıntıların olduğu, her gün 20, 30, 40, 100, 150 insanın öldürüldüğü bir ortamda Türkiye olarak bizim bu olaya duygusal yaklaşmamız sıkıntılı olabilirdi.''

Bu ülkede bir yönetim krizi de olduğunu, bunun yok farz edilemeyeceğini kaydeden Erdoğan, ''Burada alacağınız kararın orada meydana getireceği netice de önemli'' dedi.

Geçmişte Iraklı yetkililerle yaptıkları görüşmeleri anlatan Erdoğan, Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile bir mutabakat metni imzaladıklarını hatırlattı.Türkiye'ye gelen Irak Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Tarık Haşimi ile görüşmelerde kararlılığın dile getirildiğini kaydeden Erdoğan, Maliki'nin yaptıkları telefon görüşmesinde ''heyet göndererek görüşmelerde bulunulması'' önerisinde bulunduğunu anlattı. Erdoğan, ''Ancak bu heyetlerin gelmesi bizim yol haritamızı değiştirmez. Biz artık oyalanmak istemiyoruz. Bu oyalamalardan bıktık. Başta ABD olmak üzere, koalisyon güçleri, merkezi yönetim maalesef beklenen neticeyi alamadık. Terör örgütüne karşı en ufak bir yaptırım olmadı ve şimdi hala yine Türkiye'den beklenirse, artık bizim verecek herhangi bir şeyimiz kalmadı'' diye konuştu.

Son zamanlarda çok şehit verildiğine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, Maliki'nin ''Eğer görüşmelerden netice alamazsak bu operasyonları beraber yapalım'' sözlerini dile getirdiğini, kendisinin de ''Bu da ayrı bir tekliftir. Bunun üzerinde de konuşuruz'' karşılığını verdiğini söyledi.

''GEREKLİ DESTEĞİ, YARDIMI DA VERİRİZ''

Iraklı yetkililerin terör örgütü PKK'nın Irak'ı terk etmesine yönelik açıklamalarına da işaret eden Erdoğan, ''Tabii, 'terk edin burayı' demek işi bitirmiyor. Terk etmeleri için ne yaptın, ne yapıyorsun? Önemli olan bu. Buna gücün yetmiyorsa söylersin, bu konuda gerekli desteği, yardımı da veririz'' dedi.

Irak'taki sivil halkla alıp veremediklerinin olmadığının altını çizen Erdoğan, Irak'ın bir an önce demokratik bir sistemi yakalamasını ve burada bir huzur sürecinin başlamasını arzu ettiklerini vurguladı.

Irak'ın huzurlu olmasının Türkiye'yi de her yönden huzurlu hale getireceğini belirten Erdoğan, buna Türkiye'nin de katkısı olması gerektiğini bildiklerini, bunun için de Irak'a komşu ülkeler toplantısı başlattıklarını söyledi.

Bu adımları bunun için attıklarını ifade eden Erdoğan, ''Her şeyi Irak'tan beklemekten öte birinci derecede Amerika'dan bekliyoruz. Koalisyon güçlerinden, Amerika başta olmak üzere, burada adım atmalarını istiyoruz. Merkezi yönetim bu noktada adım atmalıdır ve böylece bizim Irak'ın kuzeyindeki terör örgütünün konuşlanmasına yönelik oradan bazı somut neticeler almamız gerekiyor'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Kasım ayının başında ''Genişletilmiş Irak'a Komşu Ülkeler Zirvesi'' yapılacağını da hatırlatarak, bu zirvenin bir çok şeye gebe olabileceğini belirtti.

Zirveyle birlikte sekretaryanın da oluşacağını kaydeden Erdoğan, ''Nihai hedef PKK'yı oradan çıkarmak gibi tanımlanabilir mi?'' sorusu üzerine, ''Buradaki terör örgütü mensuplarının Avrupa'ya gönderilmesi'' gibi çok değişik teklifler bulunduğunu anlattı.

''Hem ABD, hem de Irak'tan kısa süre içinde terör örgütünün liderlerinin teslim edilmesi gibi bir taleplerinin olup olmadığı'' sorusuna da Erdoğan, şu karşılığı verdi:

''Şu anda süreç işliyor. Yol haritası çalışıyor. Bizim onlardan taleplerimiz belli ve bu taleplere karşılık süreç içerisinde uygulamayı göreceğiz. Uygulama olumlu olduğu sürece beraber yürürüz. Ama dediğimiz gibi beklediğimiz neticeler alınmadığı zaman da belirlenen o yol haritasını uygulamaya koyarız.''

Erdoğan, bu konuda takvim olup olmadığının sorulması üzerine de, böyle bir takvim belirlenmiş olsa bile açıklamasının mümkün olamayacağını söyledi.

''Birinci derecede adım atmasını istediğiniz güç ABD'dir dediniz. Sanıyorum bu atılamıyor. Şu anda siz ABD ile başı belaya girecek bir ülkenin başbakanı mısınız? Sözde Ermeni soykırımı tasarısından sonra ABD parlamentosunda ve kamuoyunda Türkiye lehine yükselen bir dalga görüyoruz. Bu endişeleri dengeleyici bir özellik mi taşıyor?'' sorusu üzerine de Erdoğan, bazı konuların birbirine karıştırılmaması gereğine işaret etti.

Erdoğan, 5 Kasımda ABD ziyaretinin başlayacağını belirterek, Türkiye'nin ABD ile stratejik ortaklığının söz konusu olduğunun altını çizdi. 1915 olaylarıyla ilgili tasarıya ilişkin sıkıntının bir stratejik ortağın böyle davranması olduğunu kaydeden Erdoğan, ancak ABD Başkanı George W. Bush'un bu konuda elinden geleni yaptığını, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın da çaba gösterdiğini ifade etti.

Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki dengenin değişmiş olmasının ister istemez sıkıntı yarattığını kaydeden Erdoğan, burada iç siyaset değerlendirmesi yapıldığını söyledi. Konuyla ilgili bazı görüşmelerde bulunduklarını anlatan Erdoğan, bu çalışmalardan bazı olumlu neticeler elde edildiğini, 5 Kasımda başlayacak ziyareti sırasında hem bu konuyu, hem de Kuzey Irak meselesini görüşeceklerini bildirdi.

''KURŞUN SIKIYORLAR''

ABD ile ilişkilerin anlık olmadığının kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'de Amerikan aleyhtarlığı kampanyası başlatılmasını da doğru bulmadığını belirtti.

Dostlar arasındaki sorunların oturulup konuşularak çözümlendiğini, bazılarının da zamana bırakıldığını ifade eden Erdoğan, ''Ama kalkıp da o dostluğu düşmanlığa çevirmek tehlikelidir. O zaman siz geleceğe yönelik negatif bir süreci başlatmış olursunuz. Bu bakımdan dikkatli olmaya ve kapıyı her zaman için açık tutmaya mecbursunuz. Çünkü o kapı bir gün size lazım olabilir'' dedi.

İki ülke arasındaki ilişkilerde şu anda başlatılmış bir süreç olduğunu kaydeden Erdoğan, ''Özellikle sözde Ermeni soykırımı meselesiyle ilgili, alakalı, şu anda ABD'de bu konuyla ilgili olarak Türkiye'nin aleyhinde bu kampanyayı yürütenler, aslında ABD'nin Türkiye ile ilgili münasebetlerine kurşun sıkıyorlar. Diaspora burada çok basit çıkar hesaplarıyla bunu yapıyor. Bu Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceğini kökünden olumsuz etkilemektedir'' diye konuştu.

Şu ana kadar açık bir diplomasinden yana olduklarını, bu çalışmalardan ümidini yitirmediğini belirten Erdoğan, ''Ama sınır ötesi harekatla ilgili olarak biz ABD ile bu işi çok açık net bir yere bağlamak durumundayız ve 5 Kasımda yapacağım görüşmelerde bunun da özellikle neticesini almak istiyoruz'' dedi.

Erdoğan, ''Eğer beklediğiniz cevap gelmezse...'' denilmesi üzerine de, ''Dedim ya, zaten haritamız devam ediyor. Onu baştan söyleyeyim; Türkiye'nin herhangi bir yerden izindi, şuydu buydu ihtiyacı yok. Türkiye'de alışılmış bazı şeyler var. Yok icazet alınmış, bilmem ne yapılmış çok ayıp, çirkin bir şey'' şeklinde konuştu.

Geçen 5 sene içinde böyle bir zaafın içinde olmadığını ve olmayacağını belirten Erdoğan, ülkenin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onun adımını atacaklarını, bundan da zerre kadar taviz vermeyeceklerini söyledi.

Türkiye'nin olası bir sınır ötesi operasyonda nereye kadar gideceğine ilişkin kaygılarla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Şimdi burada hedef kesinlikle PKK'dır. Sivillerle herhangi bir şeyimiz söz konusu değildir. Bakın Suriye Devlet Başkanı bile biz bu adımın yanındayız, arkasındayız dedi. Yani, burada özellikle Kasım başında yapılacak toplantıda farklı şeyler bile ortaya çıkar. Belli olmaz. Komşu ülkeler arasında buna yönelik farklı şeyler konuşuluyor 'Türkiye için bu hak doğmuştur' diyor. 'Doğmamış' diyen var mı? Hayır. Niye? Görüyorlar gerçeği. Çünkü orada Türkiye için komşu ülkeden kendisine tehdit oluşturan kendi insanlarını gelip vuran bir bir terör örgütü var. Bu artık tescilli. Burada uluslararası hukuktan doğan bir hakkı var. Ama bu hakkımızı biz Irak halkına karşı değil, terör örgütüne karşı kullanmakta kararlıyız ve terör örgütüyle ilgili olarak da yapılması gereken neyse biz bunu yaparız. Bunun tekniğini filan burada konuşacak değiliz.''

Tezkereye ''hassas kelimeler'' koyduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bunların hepsi tamamen şu anda bir çerçevedir ve bu çerçevenin detaylarını şüphesiz ki Genelkurmayımız, Dışişlerimiz oturur konuşurlar, önümüze getirirler ondan sonra biz karar veririz hükümet olarak'' dedi.

''NATO, AB ve ABD pek bölge ülkeleri gibi düşünmüyor. Irak'a müdahale konusunda benzer yaklaşım içinde değiller. Bunun vereceği sıkıntıyı...'' sözleri üzerine de Erdoğan, ''Stratejik ortağımız olarak ABD'ye o zaman ben şunu söylerim: on binlerce kilometre uzaktan Irak'a geldiniz. Ne işiniz vardı Irak'ta? Ben bunu açıkça Başkan'a söylerim. Benim yanı başımda terör örgütü benim insanımı vuruyor'' diye konuştu.

''EVE DÖNÜŞ YASASI YÜRÜRLÜKTE''

Erdoğan, bir başka soru üzerine de, ''Eve Dönüş Yasası''nın hala yürürlükte olduğunu, isteyenlerin bundan yararlanabileceğini söyledi.

''PKK'nın son dönemdeki eylemlerinin bölgede kan kaybetmesiyle ilgisi var mı?'' sorusuna da, Erdoğan, 2007 yılını da kapsayan süreçte bu bölgeye TOKİ yatırımları da dahil 8.5 katrilyonluk yatırım yaptıklarını anlattı.

Kendisinin de bölgeyi sık sık ziyaret ettiğini kaydeden Erdoğan, köylere yol ve su gittiğini, bunların vatandaşın devlete bakışını değiştirdiğini söyledi.

DTP'nin ''sert muamele gördüğü'' yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de Erdoğan, ''ABD ve AB üyesi ülkeler PKK'yı terör örgütü ilan ederken, bu parti terör örgütü demezse, hala 'kardeşimizdir, arka bahçemiz' derse nasıl olacak da kalkıp da birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olacağız'' diye konuştu.

Erdoğan, ''tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet'' kavramı üzerine kimsenin gölge düşüremeyeceğini söyledi. DTP'ye bir çağrısı olup olmadığının sorulması üzerine de Başbakan Erdoğan, ''Bir defa bölgeyi bir terör bölgesi ilan etmek çok yanlış olur. Kürt vatandaşlarımızı adeta terör örgütünün kaynağı gibi ilan etmek yanlış olur. Böyle bir şey asla yoktur, kabul etmemiz mümkün değil'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim Pazar günü Türkiye'de önemli bir referandum gerçekleştirileceğini belirterek, ''Bu referandum Türkiye'de demokrasiye gönül verenlerin, demokrasiye inananların ve 'bundan sonra Cumhurbaşkanını ben seçeceğim', bunun kararını verme oyudur'' dedi.

Kanal 24'de yayınlanan ''Ankara Masası'' programında canlı yayına katılan Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinde vatandaşın önüne iki sandık koymak istediklerini anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sağolsun önceki Cumhurbaşkanı oradaki yasal haklarını sonuna kadar kullanınca bunu çıkarmak mümkün olmadı, 120 günlük süre işledi. Şu anda bu 120 günlük süre pazar günü bitiyor. Bunun pazar gününe kalmasının sebebi o. Bu arada da Cumhurbaşkanlığı seçiminin parlamentoda yapılması gerekiyordu. Bu parlamentoda bu seçim yapılmış oldu, yine malum parti CHP önce koltukları boş bıraktı, baktı ki boş bırakmak falan kar etmiyor. Aklı selim galip geldi, AK Parti, MHP olumlu yaklaşım göstermek suretiyle 11. Cumhurbaşkanımızı seçmiş olduk. 11. Cumhurbaşkanını seçmek suretiyle referandum konusu düşmüş oldu. Orada kalan ne oldu? Bundan sonraki Cumhurbaşkanı seçimlerini halk yapacak. Pazar günü bunu oylayacağız.

Bu tür krizler ileride çıkarılmak istenirse bu krizi çözecek olan yer neresi? Millet. Biz millete diyoruz ki 'Cumhursun, dolayısıyla başkanını da bundan sonra sen seç'. Milletvekili seçilme sürecini de 4'e indiriyoruz. Cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçiyoruz, beğenirsen ikinci 5 yıl için devam dersin, ya da tamam dersin. Bunun yetkisini de sana veriyoruz.''

Erdoğan, referandumdan ''evet'' sonucunun çıkması durumunda toplantı yeter sayısı için farklı rakamlar aranmayacağını ve 184'ün tek toplantı yeter sayısı olacağını belirtti.

''BU HAKKINI GEL SANDIKTA KULLAN''

Referandumdan çıkacak neticeyle bir rahatlama olacağını kaydeden Erdoğan, ''Milletimiz de bunu bekliyor. Oyunu atacak, 4 tane kilitli olan kapıyı açmış olacak. Çok önemli bir şey'' dedi.

Başbakan Erdoğan, pazar günü yapılacak referandumla ilgili olarak da vatandaşlara, ''Cumhurbaşkanını artık sen seçeceksin, bunun kararını veriyorsun. Burada demokratik bir hakkın var. Bu hakkını gel sandıkta kullan. Nasıl olsa, buraya girerler, seçilir deme. Artık bu tür referandumlara da Türkiye'nin alışması lazım. Yarın belki çok farklı alanlarda bu tür referandumlar yapılması gerekecek'' çağrısında bulundu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Çıkmış CHP, 'biz gitmiyoruz' diyor, demokrasiye inanıyorsan gidersin tavrını koyarsın, dersin ki ben olumsuz düşünüyorum. Gelmemek bir tavır değil mi? Tabii, bu da bir tavır, gelmeyebilirsin. Katılım sayısı azalırsa, şimdi onu söylüyorlar, bunu tartışma konusu haline getiriyorlar, böyle bir hukuk maddesi yok, ne Anayasa'da ne de yasalarda. Kim gelirse onuların oyu bunu belirleyecek. Gelenlerin içerisinde yarıdan bir fazla oy neyse karar odur. Halkımız önüne sandık geldiği zaman sandığa gitme bilincini ortaya koysun.''

Erdoğan, Türkiye'de ilerideki dönemlerde çevreden yerel konulara kadar pek çok konuda referandum yapılabileceğini söyledi.

''SAYIN BAYKAL'IN EN BÜYÜK MESLEĞİ KRİZ MİMARLIĞI''

Başbakan Erdoğan, referandumun partiler için bir sınav sayılıp sayılmayacağının sorulması üzerine de, referandumu rövanş olarak görmediğini söyledi. Erdoğan, ''Burada milli bir mesele var. Cumhur, başkanını seçecek. Parti olarak biz başkanımızı seçmiyoruz ki... Biz kalkıp da 'nasıl olsa Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi' diye bir ifade de kullanmadık. Bu referandumda Sayın Gül konu değil'' dedi.

''Sayın Baykal, onun da konu olduğunu söyledi'' denilmesi üzerine de Erdoğan, ''Sayın Baykal'ın en büyük mesleği kriz mimarlığıdır. O yine bu tür mimarlık hazırlığı içerisindedir'' dedi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kaldı ki partisinde ciddi sıkıntıları var. Bu sıkıntıları giderebilmek için 'yeni enstrümanlar bulabilir miyim' gayreti içerisindedir. Geçmişte söyledikleri ile şimdi söyledikleri çelişiyor. Bu havayı değiştirmesi lazım. Onun için havayı nereye kaydırmak istiyor. Pazar gününe bu şekilde bir yaklaşım, bir kılıf giydirme.... Pazar gününden sonraya da bir hazırlık yapması lazım. Aslında bu pazardan sonrasına bir hazırlıktır. Herhangi bir şey bulabileceğine inanmıyorum. Bu olay A, B partisinin sorunu değil, milletin sorunudur. Bu bir ilke meselesidir. Biz bir ilkenin oylamasını yapıyoruz. Diyoruz ki halk kendi cumhurbaşkanını seçsin.''

Erdoğan, referandumun siyasi sonuçları olup olmayacağı yönündeki soru üzerine de, ''Referandum kültürü Türk siyasetinde bununla çok daha farklı bir yere oturacaktır'' yanıtını verdi.

''UYUMUN OLMADIĞI YERDE ÜLKE YORGUN DÜŞER''

''Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanının sistemde daha büyük bir rahatlık oluşturabileceğini düşünüyor musunuz?'' sorusu üzerine de Erdoğan, cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar arasında uyum olmasının Türkiye'ye çok şeyler kazandıracağını söyledi. Erdoğan, ''Uyumun olmadığı yerde ülke yorgun düşer. Yasama, yürütme, yargı... Üçünün de birbiri ile koordineli olması, birbirine takoz koymamasında çok büyük fayda var. Ben onu hayal ediyorum, o takozların konulmadığı bir ülkede çok daha farklı bir şekilde büyürüz'' dedi.

''Türkiye ve Ilımlı İslam tartışmalarıyla ilgili'' bir soruyu da Erdoğan, ''Bunu gündeme getirenler daha önce İran şablonunu getirmek istediler, tutmadı. Tutmayınca Malezya şablonu ortaya koydular'' yanıtını verdi. Erdoğan, tartışmaları başlatan kişi olan Richard Holbrook ile ABD'de görüştüğünü ve kendisine ''Ben bunu böyle bir düşüncede söylemedim. Amerikalılar'a anlattım da, Türkler'e anlatamadım'' dediğini ifade etti.

Partisinin kuruluşunda, 1982 Anayasası'nın gerekçesindeki laiklik tanımını aldıklarını anlatan Erdoğan, ''Ilımlı İslam. Yok böyle bir şey. İslam İslam'dır. Bunun ılımlısı, ılımsızı diye bir şey olmaz. Müslüman, Müslüman'dır. Bunun dindarı vardır, dindar olmayanı vardır. Bunu yargılama hakkına ben sahip değilim. Ben kendimden mesulüm'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'de mahalle baskısı olmadığını, aksine homojen yapılar olduğunu ve insanların kendi aralarında dayanışma örnekleri verdiğini söyledi.

301. MADDE

Türkiye'nin 301. madde ile ilgili ne tür bir yaklaşım içerisinde olacağına ilişkin soru üzerine de Erdoğan şunları söyledi:

''Benim kişisel yaklaşımım, 301'in 1. fıkrası ile ilgili, madde aynen korunabilir, ama gerekçesinde oradaki 'Türk milleti' ifadesinin etnik unsur anlamında değil, anayasal vatandaşlıkla alakalı olduğu gerekçede bildirildikten sonra bu iş çözülmüş olur. İkinci bir konu da, yurt içi, yurt dışı suçlarda da onun karşılığı neyse aynı olmalıdır. İçeride farklı dışarda farklı olmasını yanlış buluyorum. 3. ve 4. fıkraları da çıkarmak suretiyle bunu çözmüş oluruz.''

Hükümetin referandumu ihmal ettiği yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine Erdoğan, ihmalden bahsedilemeyeceğini, hükümetin kurulması ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin ard arda geldiğini söyledi. Halkta olduğu gibi parti teşkilatlarında da rehavet olduğunu anlatan Erdoğan, ''Tüm vatandaşlarıma diyorum ki, demokrasi diyorsanız, demokrasiye inanıyorsanız, durmak yok hep beraber sandığa'' dedi.

Erdoğan, referandumun kabul edilmesi durumunda seçilmiş olan cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl, milletvekillerinin görev süresinin ise 4 yıl olacağı iddialarıyla ilgili de, konunun nihai kararını Yüksek seçim Kurulu'nun vereceğini söyledi.

Erdoğan, 2008'de anayasa çalışmalarını bitirmeyi ve halk oyuna sunmayı hedeflediklerini kaydetti.

''Faiz dışı fazla 1 puan düşürülüyor, mali disiplinden taviz mi veriliyor?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Bu artık beklenen bir şeydi. Türkiye'nin yatırımlar konusunda atması gereken adımlar var. Bu dönemde yap-işlet'lere ve yap-işlet-devret'lere biraz ağırlık verelim istiyoruz'' dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilişkilerinin nasıl olduğunun sorulması üzerine, Cumhurbaşkanı Gül ile aralarında 30 yıla dayalı bir dostluk olduğunu belirtti. Çalışmalarını devlet adabı ve disiplini içerisinde götürdüklerini anlatan Erdoğan, ''Herhangi bir sıkıntı yok. Sıkı bir çalışma içerisindeyiz'' dedi.

Rahşan Ecevit'in eski Başbakan Bülent Ecevit'in naaşını Devlet Mezarlığı'ndan taşımak istediğinin hatırlatılması üzerine de Erdoğan, ailenin talebine uyulması gerektiğini kaydetti.

''BİR REHAVET OLMAMASI GEREKİR''

Erdoğan, 21 Ekimde gerçekleştirilecek referandumun önem taşıdığını ifade ederek şunları kaydetti:

''Bu referandum, Türkiye'de demokrasiye gönül verenlerin, demokrasiye inananların ve bundan sonra Cumhurbaşkanı ben seçeceğim, bunun kararını verme oyudur. Ben referandumda 'evet' demek suretiyle cumhurbaşkanımı seçiyorum. Bu da oy pusulasında beyaz olan kısma mührü vurması demektir. Bunu başarabilmek için de bütün vatandaşların hep birlikte sandığa gitmesi lazım. Bunu ailece yapmaları lazım. Bir rehavet olmaması gerekir. Nasıl olsa neticesi belli olan bir seçim dememesi gerekir. İnanıyorum, halkım, vatandaşım bu işi sıkı tutacaktır ve sandığa giderek mührünü 'evet'e basacaktır. Evet olsun, cumhurbaşkanımız bundan sonra halkımızın oyları ile seçilsin''

SAMANYOLU

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious