Erdoğan: Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık

Erdoğan: Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık.11976
  • Giriş : 30.06.2008 / 21:38:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ulusa sesleniş konuşmasında önceliği eğitime verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'yi karartmak isteyenlere, Türkiye'nin başarılarına gölge düşürmek isteyenlere, Türkiye'yi yeniden istikrarsız, güvensiz bir ortama çekmek isteyenlere asla prim vermiyoruz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasını Ankara Aydınlıkevler Anadolu İletişim Meslek Lisesi stüdyosundan yaptı. Okulların geldiği seviyeyi göstermesi bakımından, karnelerini bu ay alarak yaz tatiline giren bütün çocuklar adına söz konusu okulda bulunmaktan büyük bir mutluluk ve heyecan duyduğunu belirten Erdoğan, "Bu ay içinde yaptığımız sürpriz bir ziyaret sırasında buradaki imkânları ve çalışmaları gördük, bu güzel gelişmeleri sizlere de yansıtabilmek için çekimimizi burada gerçekleştirmeyi uygun gördük. Bu sayede, lise seviyesindeki bir okulumuzun sahip olduğu teknik imkânları ve kendi meslek kolunda ulaştığı kapasiteyi göstermesi bakımından son derece çarpıcı bir örnek ortaya koymuş oluyoruz" diye konuştu.

Türkiye'de liselerin son dönemde kazandığı ilerlemeyi göstermek, hem de mesleki eğitimin bir ülke için ne anlama geldiğini açıkça ortaya koymak için Aydınlıkevler Anadolu İletişim Meslek Lisesi'nin son derece çarpıcı bir örnek olduğunu kaydeden Erdoğan, "Ancak inanın tek örnek değil... Bugün Türkiye'nin her okulu birkaç yıl önceki durumundan çok daha ileri bir seviyeye, çok daha zengin imkânlara sahip duruma gelmiştir" diye konuştu.

Eğitim sisteminin sadece nicelik açısından değil, nitelik açısından da çıtasının her geçen gün yükseldiğini belirten Erdoğan, yakalanan bu çizginin son derece önemli olduğunu söyledi.

BÜTÇEDE EN BÜYÜK PAYI EĞİTİME AYIRDIK

Bütçeden en büyük payın eğitime ayrıldığını dile getiren Erdoğan, "2002 yılında 7,5 milyar YTL olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini, bu yıl itibariyle yaklaşık 23 milyar YTL'ye yükselterek, 2002 yılına göre tam yüzde 207'lik bir artış sağlamış durumdayız" ifadesini kullandı.

Türkiye'de 24 bini 'Eğitime Yüzde 100 Destek Kampanyası'nda olmak üzere toplam 123 bin yeni dersliğin yapımının tamamlandığını kaydeden Erdoğan, "Acil okul ihtiyacı olan 153 yerleşim birimine kısa süre içerisinde kurulabilen taşınabilir eğitim kurumları inşa ettik. 414 adet yeni ilköğretim ve ortaöğretim, 55 adet yüksek öğretim olmak üzere toplam 469 adet öğrenci yurdu hizmete açtık. 501 adet spor salonunun ve 93 adet çok amaçlı salonun yapımını tamamlayarak öğrencilerimizin hizmetine sunduk" şeklinde konuştu.

Gecekondu bölgelerinde ve az gelişmiş yerleşim birimlerinde yaşayan çocukların da okul öncesi eğitim hizmetlerinden yararlanabilmesi için gezici okulları devreye soktuklarını hatırlatan Erdoğan, okul öncesi eğitimde 2002 yılında yüzde 11 olan okullaşma oranını yüzde 29'a kadar yükselttiklerini aktardı. Erdoğan, "Bu kadar kısa zamanda bu artış gerçekten çarpıcı bir başarıdır, bize umut veren ileri bir adımdır, bunu da memnuniyetle ifade etmek istiyorum ve emeği geçenleri de tebrik ediyorum, kutluyorum. Başta bakanım olmak üzere" dedi.

2002 yılında ortaöğretimde okullaşma oranının yüzde 50,6 iken, 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 58,6'ya yükseldiğini dile getiren Erdoğan, "Aynı şekilde yükseköğretimde de 2002 yılında yüzde 27 olan okullaşma oranını da 2007 yılı itibariyle yüzde 36'ya kadar çıkardık" şeklinde konuştu.

Erdoğan, "Okullarımızın depreme karşı güçlendirilmesi için 2000-2002 yılları arasında toplam 1 milyon 10 bin YTL ödenek ayrılmıştı; biz bu rakamı 2003-2008 yılları arasında toplam 135 milyon 776 bin YTL'na kadar artırdık. 2008 yılında eğitim yatırımları için 235 milyon YTL ek ödenek tahsis ettik" dedi.

Erdoğan, sosyal güvencesi olsun olmasın ilk defa özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden tüm özürlülerin özel eğitim giderlerinin karşılanmaya başlandığını hatırlattı.

TÜRKİYE YAKALADIĞI İSTİKRAR ÇİZGİSİNİ ASLA KAYBETMEMELİ

Türkiye'nin, eğitim başta olmak üzere her alanda geleceğin ihtiyaçlarını da dikkate alarak meselelerini çözmesinin, gerekli yatırımları yapmasının bir mecburiyet olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bunun için de ekonomimizin son beş buçuk yıllık dönemde yakaladığı istikrar çizgisini asla kaybetmemesi, hedeflerini kovalamaya devam etmesi gerekiyor" dedi.

Bu dönemde Türkiye ekonomisinin, daha önce hiç görmediği kazanımlar elde ettiğini, çok sağlam ve sağlıklı bir zeminde ilerlemeye başlandığını ifade eden Erdoğan, "Defalarca ifade ettim; ülke olarak her alanda büyük atılımlarla geçen son beş buçuk yıllık dönem içinde en önemli kazancımız istikrarımız olmuştur. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun istikrarımızı, istikametimizi, gidişatımızı korumak zorundayız" şeklinde konuştu.

Geçmiş dönemlerde Türkiye'nin her iki-üç yılda bir krize sürüklendiğini söyleyen Erdoğan, bu krizlerin, milletin büyük çoğunluğunu fakirleştirdiğnii, gelir dağılımındaki uçurumu derinleştirdiğini, gelecek umutlarını kırdığını ifade etti. Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Hükümet olarak daha ilk günden Türkiye'yi her iki yılda, üç yılda bir krize sürükleyen bu istikrarsızlık, güvensizlik zeminini tedavi etmenin mücadelesine başladık. Bu mücadelemizde zaman zaman engellerle, zorluklarla karşılaştık. Bu ilerleme, kalkınma, gelişme yolculuğundan bizi millet olarak hiç bir güç alıkoyamayacaktır. Bizi alıkoyacak tek bir şey varsa o da, birlik ve beraberliğimizin bozulmasıdır. O da, aynı gelecek hedefleri etrafında kenetlenemediğimiz zamandır. Bu tuzağın farkında olmak, birlik ve beraberliğimizi herşeyin üzerinde tutmak, ortak değerlerimizi hep birlikte yüceltmek durumundayız. Buna devam ettiğimiz sürece, bu duygu birliğini koruduğumuz sürece, Türkiye'yi tutabilene aşk olsun, diyorum." Erdoğan, bu sayede Türk ekonomisinin gelişme gösterdiğini aktardı.

Türkiye'nin, 2003 yılına kadar çekebildiği uluslararası yatırım miktarının yılda 1 milyar Doları aşamadığını söyleyen Erdoğan, "Ama bugün işte 2007 sonu itibariyle 2007 yılında 22 milyar Doları aştık, 2006'da bu 20 milyar Dolardı. Bu alanda dünyada 16. gelişmekte olan ülkeler arasında da 5. sıraya yükseldik." ifadesini kullandı. Erdoğan, bunun ise istikrar ve güven ortamının tesisi ile gerçekleştiğini söyledi.

TÜRKİYE'Yİ İSTİKRARSIZLIK ORTAMINA ÇEKMEK İSTEYENLERE PRİM VERMİYORUZ

Türkiye'yi karartmak isteyenlere, Türkiye'nin başarılarına gölge düşürmek isteyenlere, Türkiye'yi yeniden istikrarsız, güvensiz bir ortama çekmek isteyenlere asla prim vermediklerine işaret eden Erdoğan, "Bizim sözlüğümüzde, bizim lügatimizde artık 'kriz' kelimesi yoktur, bir daha da asla olmamalıdır" dedi.

Beş buçuk yıl boyunca istikrar ve güven ortamına daima vurgu yaptığını aktaran Erdoğan, "Şu içinden geçtiğimiz günlerde, bu iki kavramın ne derece hayati olduğu bir kez daha ispatlanmıştır" ifadesini kullandı.

ENFLASYON CANAVARININ YENİDEN HORTLAMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Türkiye'de yeniden enflasyon canavarının hortlamasına izin vermeyeceklerini kaydeden Erdoğan, bunun mücadelesini verdiklerini dile getirdi.

Türkiye'nin toplam ihracatının yeniden 30 milyar Dolarlı rakamlara gerilemesine izin vermeyeceklerini, ihracatı 250 milyar Dolara ulaştırmanın gayreti içinde olacaklarını söyleyen Erdoğan, "Biz Türkiye'yi büyütme hedefimizden, milli gelirimizi 1 trilyon Dolara yükseltme hedefimizden asla taviz vermeyeceğiz." dedi. Erdoğan, bu hedefi Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023'te gerçekleştirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Türkiye'nin, dünyaya kapılarını kapatamayacak kadar büyük, önemli ve geleceği parlak bir ülke olduğunu söyleyen Erdoğan; küresel yatırımları artırmaya, küresel ticarette ağırlık koymaya devam edileceğini kaydetti.

Erdoğan şöyle devam etti: "Önümüz açık, yolumuz aydınlık. İnanıyorum ki, biz hep birlikte Türkiye'yi şahlandırmaya, Türkiye'ye yeni rekorlar yaşatmaya, Türkiye'ye tarihi başarılar yaşatmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi, endişesi olmasın. Türkiye'nin pusulası sadece aydınlık ufukları gösteriyor, buna da her insanımızın inanmasını, güvenmesini istiyorum."

TÜRKİYE, ULUSLARARASI ALANDA SÖZÜNÜ DİNLETEN BİR ÜLKE KONUMUNA GELDİ

Bugünün dünyasında ancak ekonomik kazanımlarını dünyaya açık, aktif, dinamik, inisiyatif kullanmak suretiyle korkmayan bir dış politika ile destekleyen ülkelerin güçlü ve etkili olabildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu sebeple hükümet olarak göreve geldiğimiz ilk günden bu yana ülkemizin büyüklüğüne, milletimizin tarihi tecrübelerine yakışan bir dış politika anlayışıyla hareket etmenin gayreti içindeyiz" diye konuştu.

Erdoğan, bu gayretler neticesinde Türkiye'nin uluslararası alanda dikkat çeken, takdir edilen, inisiyatif alan ve sözünü dinleten itibarı yüksek bir ülke konumuna geldiğini dile getirdi.

Dünyadaki çeşitli anlaşmazlıklara çözüm arama çabalarına en aktif şekilde katılmanın gayreti içinde olduklarını kaydeden Erdoğan, "Bu konuda yardımı, desteği, arabuluculuğu talep edilen bir konuma ulaşmış bulunuyoruz. Bölgemizde ve dünyada barışın tesisine yönelik çabalarımızı her seviyede sürdürmekte, barış çabalarına katkılarımızı devam ettirmekte kararlıyız" dedi.
AB ÜYELİĞİ KONUSUNDA SAMİMİYETLE ÇABA GÖSTERİYORUZ

Medeniyetlerin yakınlaşmasına önemli katkılar sağlayacağına inanılan AB üyeliği konusunda da samimiyetle çaba gösterildiğini aktaran Erdoğan, "Zaman zaman uğradığımız haksızlıklara karşı dik duruyor, itirazlarımızı muhataplarımıza iletiyor, ama üyelik yolunda üstümüze düşeni yapmaya da devam ediyoruz" şeklinde konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin 17 Haziran'da gerçekleştirilen Türkiye-AB Katılım Konferansının Bakanlar düzeyindeki Beşinci Toplantısı'nda bu tutumunu, üyelik konusundaki ciddiyetini bir kere daha ortaya koyduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan ve beraberindeki heyetin müzakere sürecinin geldiği her yeni noktada AB yetkilileri ile görüşmeleri aynı kararlılık içinde sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, "Ben de geçen hafta Avusturya'da bulunduğum süre içinde Avusturya Cumhurbaşkanı, Başbakanı ile bu konuları açık, net görüşme fırsatını buldum ve görüşlerimizi de kendilerine aktardım. Bazı ülkelerin genellikle iç siyasi gelişmeleriyle bağlantılı olarak Türkiye'ye karşı takındıkları haksız tutumları kendilerine de ifade ettim.İnanıyorum ki bu türden temaslar Türkiye'nin yoluna çıkarılan engellerin bertaraf edilmesine olumlu katkılar sağlayacaktır" diye konuştu.

Haziran ayı içerisinde yapılan temel atma, açılış ve anahtar teslim törenlerini hatırlatan Erdoğan, doğu illerine yapılan yatırımlardan bahsederken GAP projesine de değindi. GAP projesinin 2012 yılında tamamen devreye girmesiyle doğu illerinde önemli bir canlılık yaşanacağını, bu bölgelerdeki kalkınma hızının hissedilir biçimde artacağını söyleyen Erdoğan, "İnşallah bu şehirlerimizin makus talihi artık değişecektir, bu güzel günlerin ilk işaretlerini şimdiden görüyor, hissediyoruz" dedi.

Haziran ayı içinde her geçen gün büyüyen, gelişen savunma sanayi açısından da çok önemli bir proje olan ATAK projesine ilk adımın atıldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu proje kapsamında T-129 olarak bilinen, üstün niteliklere sahip, üstün hareket kabiliyetine sahip helikopterleri üretmeye başlayacağız. Bu heyecan verici proje, savunma sanayi alanında son birkaç yılda gerçekleştirilen atılıma yeni bir boyut kazandırmış oluyor. Göreve geldiğimizde 800 milyon Dolar seviyelerinde bir ciroya sahip olan savunma sanayimiz, 2007 yılı sonu itibariyle cirosunu 2 milyar Doların üstüne çıkarmış, ihracatını da 420 milyon Dolar seviyesine yükseltmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı 2003 yılında yüzde 25 seviyelerinde iken, 2007 yılı itibariyle bu oran yüzde 42'ye kadar ulaşmıştır. Bu oranı 2011 yılında yüzde 50 seviyelerine ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunlar Türkiye için son derece önemli açılımlar, önemli ilerlemelerdir, emeği geçen herkesi bir kere daha kutluyorum."

FUTBOLCULARIMIZ SADECE BİZİM DEĞİL TÜM DÜNYANIN TAKDİRİNİ KAZANDI

Ayrıca, Haziran ayı boyunca Milli Futbol Takımının herkese tatlı, heyecanlı, müthiş coşkular yaşattığını aktaran Erdoğan, "Sporcularımızın Avrupa 2008 maçlarında gösterdikleri sıra dışı performans, sadece bizim değil, bütün dünyanın takdirini kazandı" dedi.
Maçların son anlarına kadar mücadeleyi bırakmayarak hedeflerine ulaşan sporcuların, azmi, inancı, kararlılığı ve kabiliyetlerinin her türlü takdirin üstünde olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ben de Viyana'da çeyrek final karşılaşmasında onları tribünden izleyenler arasındaydım. Sadece bizler değil, bütün eksiklerine ve zorluklarına rağmen futbolcularımızın saha içindeki mücadelesinden ilham alan milyonlarca dünya insanı da ayyıldızlı takımımızla gurur duydu. Ülkemizi başarıyla temsil eden Milli Takım ailemize, teknik heyetimiz ve futbolcularımıza, federasyon başkanımıza ve tüm diğer federasyon yetkililerimize burada bir kere daha teşekkür ediyorum. Yarı finalde çok üstün bir oyun sergilememize rağmen bu kez olmadı. Tarihinde ilk defa yarı final oynamak, ilk dörde girmek elbette milli takımımız için çok önemli bir başarıdır. Ama çıkardığımız oyunla unutulmaz heyecanlar yaşatarak daha iyisini hak ettiğimizi de ortaya koyduk. İnşallah daha iyi başarıları hep birlikte kutlayacağız. Bunlar Türkiye'nin aydınlık yarınlarının işaretleridir, çok daha güzel günler bizi bekliyor ve olacak diyorum, inanıyoruz ve olacak, başaracağız."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious