Erdoğan'dan dünyaya Afrin jesti

Erdoğan'dan dünyaya Afrin jesti.9164
  • Giriş : 07.03.2018 / 15:55:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrin operasyonu konusunda dünyaya meydan okudu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Büyüyen Beşik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Afrin topraklarında yürüttüğü Zeytin Dalı operasyonu konusunda dünyaya meydan okudu.

Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen HAK-İŞ Dünya Kadın Günü Programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Siz Afrin'e Türk ordusunun girmesini konuşmazsınız. Biz işgal gücü olarak girmedik." dedi.
Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen HAK-İŞ Dünya Kadın Günü Programında konuştu. Erdoğan, "Siz Afrin'e Türk ordusunun girmesini konuşamazsınız. Biz Afrin'e işgal gücü olarak girmedik, Afrin'deki teröristleri temizlemek için girdik. Ardından sahiplerine teslim etmek için biz oradayız." diyerek dünyaya meydan okudu.

8 Mart sizin gününüz olduğu gibi, yılın geriye kalan 364 günü de sizindir. Bizim kadınlarımızın hikayeleri sadece bir tek güne sığdırılamayacak kadar zengindir. Cennetin ayakları altına serildiği tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum. Kendi eşim başta olmak üzere eşlerimize saygılarımızı sunuyorum. Tüm kız kardeşleri, ablaları hürmetle selamlıyorum. Şehitlerimizin anneleri var. Canlarından bir parçayı toprağa veren şehit annelerine özellikle şükranlarımı sunuyorum. Bizim annelerimiz dünyanın en fedakar anneleridir. Yeri gelir, Erzurum'da Kara Fatma olur. Balkanlardan, Kafkaslara kadar cephe cephe dolaşır. Yeri gelir Hafız Selman olur. Tüm şehri organize eder cepheye lojistik destek sağlar. Yeri gelir Şerife bacı olur. Bu yolda kendisi de şehadete yürür. Yeri gelir Nene Hatun olur. Yıldız Gürsoy olur, 15 Temmuz'da hain darbecilerin karşısına yiğitçe dikilerek şehadete ulaşır. Yeri gelir Şenay Aybüke Yalçın öğretmen olur. Teröristlerin kurşunları ile son nefesini verir. Bizim kadınlarımızın, annelerimizin, kız evlatlarımızın, kız kardeşlerimizin böylesine tarihe altın harflerle kazınacak hikayeleri var. Tarihimizin ve bugünümüzün tüm fedakar kadınlarını tazimle yad ediyorum.

Erkek Hazreti Adem ise kadınsa Hazreti Havva'dır. Kadının sıfatı ne olursa olsun erkeği, erkeğin de sıfatı ne olursa olsun yanı başında kadını vardır. Kadınlara yönelik ayrımcı davranışlar hiç eksik olmamıştır. 21. yüzyılda dahi kadınlara yönelik yüz kızartıcı adaletsizliklere şahit oluyoruz. Düne kadar ülkemizde eğitim kurumlarından dahi zorla uzaklaştırılan kızlarımız vardı. Annelerin gözyaşlarını unutmadık, unutmayacağız. Onlar bizim azmimi artırmıştır ve artıracaktır. Okulunda olduğu gibi iş yerinde ve hatta sokakta taciz edilen kadınımızın yürek acısını unutmadık. Yurt dışına gitmek zorunda olan kadınlarımızın hikayelerini unutmadık.

Bugünlerde kadına şiddeti konuşuyoruz. Peki, okulunun kapısı önünde, sınıfında meydanlarda şiddete maruz kalan kadınları hatırlıyor muyuz? Kadın meselesini tüm boyutları ile konuşacaksak önce samimi olmamız gerekir. Daha tehlikelisi kadınlar arasında ayrımcılık yapmaktır. Türkiye, bu sıkıntıları yaşamıştır. Dünyanın başka yerlerinde de son yıllarda benzer utanç manzaralarına rastlıyoruz. Biz önce kadınlar arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bunun için bize çok saldırdılar. Akla hayale gelmeyecek ithamlarla uğraşmak zorunda kaldık. Hatta bu sebepten partimizi kapatmaya dahi kalktılar. Tüm bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardık.

Bugün Türkiye tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kadın hakları bakımından da ileri düzeydedir. Kadınlarımız burada olduğu gibi hayatın her alanında dimdik ayaktalar. Erkek ve kadın arasındaki üstünlük tartışması beyhude bir tartışmadır. Her tartışma yeni bir zulüm kapısının aralanması anlamına gelir. Afrikalı kardeşlerimize kendilerine köle yapanların geride sadece zulüm bıraktığını görüyoruz.

Asya'nın izbe köşelerinde en kötü şartlarda çalıştırılan kadınların varlıklarını biliyoruz. Kadınları şeytan olarak, iblis olarak gören onları yakan güya dini anlayışlar asırlarca bu dünyada hüküm sürmüştür. Dün çarmıha gerdikleri kadınları bugün metalaştırmaya devam edenlerin cilalarını kazıdığımızda altından yine aynı zihniyet çıkıyor. Kadın hakları diye ortalığı inletenlerin Suriye için, Doğu Guta'da binlerce kadın için tek bir söz ettiklerini duydunuz mu? Suriye'de çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 1 milyon insanın katledilmesi karşısında kıllarını kıpırdatmayanların kadın haklarındaki sözlerinin ne anlamı olabilir? Ben bunlara soruyorum. Bu konuda da konuşun. Siz Afrin'e Türk ordusunun girmesini konuşamazsınız. Biz Afrin'e işgal gücü olarak girmedik, Afrin'deki teröristleri temizlemek için girdik. Ardından sahiplerine teslim etmek için biz oradayız.

3.5 milyon kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz ey dünya. Sizin konuşmaya hakkınız yok ama bizim konuşacağımız çok şey var. Akdeniz'in karanlık suların ardından kaybolup giden kadın ve çocukların ardından timsahın gözyaşının döküldüğünü gördük. Bunlardan kadın hakları savunucusu olur mu ya? Bunlar sadece şovmen, şovmen. Asla kadın hakları savunucusu değil. Myanmar'da yaşadıkları yerde zulümlere uğrayan, kamplarda hayatlarını sürdüren kadınlara el uzatmayanlar nasıl kadın haklarından söz edebilir?

TÜRKİYE

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*