Erdoğan: Derin devletin içine inemiyoruz

  • Giriş : 30.01.2007 / 00:00:00

Başbakan, 'kurumlar içindeki çeteleşme' olarak tarif ettiği derin devlet konusunda yasama, yürütme ve yargının ortak çalışmasını istedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Etiyopya'daki Afrika Birliği Zirvesi'nin açılışında konuşan Erdoğan, dört yıldan beri çatışmaların sürdüğü Sudan'ın Dar-fur bölgesinde acilen barışın sağlanması çağrısında bulundu.

Hrant Dink suikastının ardından katıldığı bir televizyon programında ilk kez 'derin devlet' tabirini kullanan Başbakan Tayyip Erdoğan, önceki gece Etiyopya yolunda sözlerine açıklık getirdi; derin devleti, 'kurumlar içindeki çeteleşme' diye tanımladı. Yürütme olarak 'belirli bir yere kadar' gidebildiklerini belirten Erdoğan, "Bu tür bağlantıların üzerine gidilemediği için bedelini hem millet hem devlet olarak ağır ödedik. Bu olayların üzerine yürütme, yasama ve yargı birlikte çalışarak gitmeli." dedi. Dink suikastının cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olabileceğine işaret eden Erdoğan, hükümetin bu olayı çözme konusundaki kararlılığını dile getirdi. Müfettişlerin çalışmaları sonucunda ortaya çıkacak gelişmelere göre görevden almaların başka şehirlere sıçrayabileceğinin sinyalini verdi.

Başbakan, 'Şemdinli'nin üzerine gidilememesinin yeni olaylara neden olduğu' yönündeki değerlendirmeler üzerine de şu yorumu yaptı: "Şemdinli'de netice herkesi tatmin etmemiş olabilir. Yargı bir karar verdi. Ancak nihai karar henüz çıkmış değil. Şemdinli'den sonra bir sürü çete olayı oldu. Sauna, Atabey çetesi çıktı. Kurumların içindeki çeteleşme bağlantılarının üzerine ısrarla gidilmeli."

Başbakan Erdoğan, Etiyopya'ya giderken Ana uçağına davet ettiği gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, sohbet sırasında en çarpıcı açıklamaları 'derin devlet' üzerine yaptı. "Derin devlet ne kadar derin?" sorusuna, "Sondajlama kabiliyetine bağlı." karşılığını veren Başbakan, Osmanlı'dan beri konuşulan bu yapılaşmanın devlet içinde gelenek haline geldiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Hrant Dink cinayetine değinirken, olayın üzerine gitmekte kararlı olduklarını bildirdi. Trabzon Valisi ve Emniyet Müdürü'nün görevden alınmasını da hükümetin kararlılığına örnek gösterdi. Erdoğan, "Vali Bey'le Emniyet Müdürü'nün görevden alınması ve mülkiye müfettişleri göndermek bu işin altyapısını oluşturma çabasıdır. Süratle çalışma içine girildi. Müfettişlerin çalışmasından sonra geçmişte ne gibi yazışmalar oldu, gerekli müdahale yapıldı mı ona bakılacak. Bir başka ile sıçrayabilir. Adalet ve İçişleri bakanlarımızla olayın üzerine güçlü şekilde gidiyoruz." diye konuştu. Erdoğan, suikastın cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilişkisinin olup olmadığı sorusunu da şöyle cevapladı: "Parlamento içinde yapılacak bir seçim ama etkileme çabası olabilir. En son Gelibolu Lapseki vapurunda bir olay oldu. Acaba bireysel mi? Uzman çavuşluktan atılma. Savcılık ne karar verdi bilemiyorum. Bireysel olay deyip bir kenara atamazsınız."

Karadeniz Bölgesi'ndeki gelişmelere hassasiyetle eğildiklerini vurgulayan Erdoğan, terörün sahile inmek istediğini belirtti. Bölgede vali, emniyet müdürleri ve jandarma komutanlarının çok güçlü ve diyalog içinde çalışmasının önemine değinen Erdoğan, Trabzon'un seçilmesinin tesadüf olmadığına inanıyor. Başbakan Erdoğan, bu noktada yargıdaki uygulamadan yakındı.

Yargı, Başbakan'a 'omurgasız' demeyi hakaret saymadı

Kuvvetler ayrılığı prensibinin zafiyet oluşturacak şekilde işlememesi gerektiğini vurgulayan Başbakan, Trabzon'da kendisine yumurta atanların ceza almamasına atıfta bulundu: "Benim şehrimde, mitingde konuşma esnasında bana yumurta attılar. Adam bir kapıdan girdi diğer kapıdan çıktı. Demokrasiyi, özgürlükleri sil baştan yapmamamız lazım. Bunu başarmak zorundayız. Yumurtanın bana isabet etmesi lazım yakalanması için. Benim başbakan olmam suç mu? Yakalanıyor, götürülüyor, serbest bırakılıyor. Ağır hakaretlere uğruyorum. Dava açıyoruz. Hakaretin adı eleştiriye dönüştü. Bir küfretmedikleri kaldı. Başbakana 'omurgasız' diyeceksin bu hakaret olmayacak. Kadrolaşma deniyor ya, hangi dönemde nasıl kadrolaşma yapılmış onu görmek açısından önemli. Bir adamı açığa alıyorsun. Müracaat ediyor, Danıştay göreve iade ediyor. Nasıl çalışacaksın? Kuvvetler ayrılığı prensibinin dayanışma içinde yürümesi lazım. Birlik ve beraberliğin zafiyete uğramaması lazım."

Başbakan Erdoğan, siyasette son dönemde sık gündeme gelen milliyetçilik rüzgârını da değerlendirdi. "Milliyetçiliği nasıl anladığınız çok önemli." diyen Erdoğan, bu konuda şu tanımı yaptı: "Gerçek milliyetçilik, milletimi seviyorum demekle olmaz. Milletine hizmet etmekle olur. Kuru kuru ülkemi seviyorum diyemezsin. Seviyorsanız ne yaptınız? 3,5 yıl iktidarda kaldınız, ne yaptınız, ortaya koy. Ben ortaya koyarım. Hizmete göre biz daha milliyetçiyiz. Diğeri, laf milliyetçiliği... Ya sev ya terk et. Bu kullanılır mı? Ne demek bu? 'Seviyorum' öyleyse burada kal, 'sevmiyorum' o zaman terk et... Buraların sahibi sen misin? Bu ayrımcılık değil mi?"

Seçim tarihinde oynama olabilir

Erdoğan, seçim için gerekli sürenin ortalama 90 gün olduğunu söyledi. Genel seçimlerin erkene alınıp alınmayacağı konusunda ise şu görüşü dile getirdi: "Arkadaşlar görüşüyor, gerekli çalışmaları yapıyorlar. Süre için bilgi alınacak. Arzumuz tam demokratik bir seçim yapmak, sonuçları en kısa zamanda almak. Cumhurbaşkanlığından sonra seçim kararı alınmasına 25 yaşla ilgili düzenleme mani değilse, mevsim şartları dikkate alınarak tarihte oynama yapılabilir. Yoksa alamayız."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious