Erdoğan: Hoşgörünün coğrafyası Türkiye

Erdoğan: Hoşgörünün coğrafyası Türkiye.8444
  • Giriş : 03.05.2009 / 18:00:00

Erdoğan, "Türkiye'yi bölgenin istikrar umudu haline getirmenin gayreti içindeyiz'' dedi ve ekledi:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Erdoğan, Türk Mücevhercileri Birliği'nin ev sahipliğinde Ataköy Sheraton Otel'de gerçekleştirilen ve Dünya Mücevher Konfederasyonu (CIBJO) tarafından düzenlenen ''2009 Dünya Mücevher Kongresi''nin açılışında yaptığı konuşmada, dünya medeniyetlerinin beşiği olan bu güzel şehirde kongreye katılan davetlileri görmekten memnuniyet duyduğunu belirtti.

Kongrenin sloganında belirtildiği gibi İstanbul'un doğuyla batının birleştiği kent olduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul'un iki kıtayı, iki ayrı kültürü, iki ayrı kültür coğrafyasını birleştiren bir kent olduğuna işaret etti.

Kentin özellikle son dönemlerde medeniyetler ittifakına ev sahipliği yaparak yüklenmiş olduğu misyonla dikkatleri üstüne çektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bugün, şu anda eşsiz, nadide, değerli kavramlarını dünyada en iyi bilen topluluk bulunuyor. İnanıyorum ki mücevher sektörünün siz değerli temsilcileri bir dünya mücevheri olan İstanbul'u gezme ve onun gizli mücevherlerini keşfetme fırsatı bulacaksınız. Özellikle İstanbul'daki tarihi eserlerin bir mücevher ustasının elinden çıkmış gibi ince ince nasıl işlendiğine, taşların, mermerlerin, süsleme sanatının her bir örneğinin kuyumcu hassasiyetiyle işlendiğine şahit olacaksınız. 1994-1998 yılları arasında belediye başkanlığını yaptığım bir şehrin güzelliklerini siz değerli mücevher sektörünün temsilcilerinin de tecrübe etmesinden ayrıca memnuniyet duyuyorum.''

Erdoğan, doğu ile batının buluştuğu bu ülkenin birçok farklı kültürü, birçok farklı sanatı ve kanaati buluşturduğunu ve kaynaştırdığını vurguladı.

''Bu anlamda Atlas Okyanusu'ndan Hint Okyanusu'na kadar geniş bir coğrafyanın motifleri bizim özgün motifimizle birleşerek renkli bir yelpaze oluşturmuştur'' diyen Erdoğan, Türk mutfak kültüründen, giyim ve kuşama kadar her alanda Trakya ve Anadolu'nun esintilerinin Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Asya'da hatta Avrupa'da izlerine rastlanabildiğini ifade etti.

-HOŞGÖRÜNÜN COĞRAFYASI TÜRKİYE-

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Türkiye, asırlar boyunca bir arada yaşama kültürünün, sevginin ve hoşgörünün coğrafyası olmuştur. Fikir ve gönül insanı Mevlana'nın bu anlamda sözlerini sizlerle paylaşmak isterim. 'Altın ne olur, can ne olur, inci mercan da nedir. Bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra...'' İşte tarihten ve bu canlı kültürden aldığımız ilhamla Türkiye'yi geleceğe taşıyoruz. Şuraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye, halkı Müslüman olan, ama aynı zamanda laik demokratik sosyal bir hukuk devletidir.''

Türkiye'nin Müslüman nüfusuyla Avrupa Birliği'ne üye olmak için köklü reformlar yapan, Avrupa Birliği ile katılım müzakereleri yürüten bir ülke olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, '''Demokratik yapımızla, güçlenen ekonomimizle, bölgesel ve küresel barışa yaptığımız katkılarla Türkiye'yi bölgenin istikrar umudu haline getirmenin gayreti içindeyiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2009-2010 geçici üyeliğini yaptığını, aynı zamanda Medeniyetler İttifakı'nda eş başkanlığını yürüterek barışa önemli katkılarda bulunduğunu bildirdi.

Türkiye'nin bölgesel anlaşmazlıklarda arabulucu ve uzlaştırıcı bir rol üstlendiğini, tüm bölgenin istikrar ve refaha kavuşması için üzerlerine düşen görevi yaptıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın hakim kılındığı bir süreçte bölgenin refah ve istikrara kavuşacağının en güzel örneği Türkiye'dir'' diye konuştu.

''TÜRKİYE EKONOMİSİ, SON 100 YILIN EN BÜYÜK FİNANSAL KRİZİNE KARŞI SAĞLAM BİR DURUŞ SERGİLİYOR''

Erdoğan, Türkiye'nin bugün dünyanın 17'nci, Avrupa'nın ise 6'ncı büyük ekonomisine sahip olduğunu söyledi.

Özellikle son dönemde yakalanan istikrarlı büyüme sayesinde Türkiye'nin 6 yıl önce 232 milyar dolar olan gayrisafi yurt içi hasılasını 2008 sonu itibarıyla 742 milyar dolara çıkardığını hatırlatan Erdoğan, hükümete geldiklerinden bu yana ülkeyi yerli ve yabancı yatırımcılara açmak için yoğun çaba gösterdiklerini, gereken düzenlemeyi gerçekleştirdiklerini ve yatırım ortamını uluslararası standartlara ulaştırdıklarını anlattı.

Erdoğan, 2002 yılı sonuna kadar Türkiye'nin yılda 1 milyar dolar yabancı sermaye çekebildiğini, 2008 sonu itibarıyla küresel finans krizi dönemi olmasına rağmen bu rakamın 17 milyar dolar olduğunu kaydederek, 2007'de ise 22 milyar dolar olduğunu hatırlattı.

Bunun dünya ile çok ciddi bir ekonomik entegrasyon olduğunu dile getiren Erdoğan, ihracatta da ciddi sıçramalar yaşandığını, 6 yıl önce 36 milyar dolar olan ihracatın, 2008 yılı itibarıyla 132 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Erdoğan, mücevher sektörünün bu ihracat rakamı içindeki payının 1,5 milyar dolar olduğunu ifade ederek, bunu yeterli bulmadıklarını, sektörün daha iyisini başaracak güçte olduğunu vurguladı.

-5 BİN YILLIK ALTIN VE TAKI ÜRETİMİ-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de 5 bin yıldan bu yana altın ve takı üretimi gerçekleştirildiğini hatırlatarak,Türkiye'nin altının yanı sıra diğer taşlar ve madenler konusunda da büyük bir birikiminin var olduğunu söyledi.

Mücevherat sektörünün, tarihten aldıkları mirası gelişen teknoloji, modern tasarım ve çağdaş üretim anlayışıyla birleştirdiğini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin şu anda dünya kuyumculuk sektöründe Hindistan'dan sonra en fazla altın işleme kapasitesine sahip ülke olduğunu, ayrıca sektörün endüstri sıralamasında da ileri seviyelerde bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin sektördeki lider ülkelerden biri haline geldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bugün itibarıyla çevresindeki 40 ülkeden en önemli tedarikçi ülke konumunda olduğunu, Türk altın ve mücevherat ürünlerinin dünyada 146 ülkede alıcı bulduğunu ifade etti.

Dünyada bu sektörde faaliyet gösteren firmaların Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin sağladığı fırsatlardan sektördeki girişimcilerin faydalanmalarını istedi.

Dünyanın büyük bir finansal krizin içinden geçtiğini anımsatan Erdoğan, Londra'da yapılan G-20 zirvesinde yaşanan bir anektodu anlattı.

Başbakan Erdoğan, IMF'nin elinde ciddi bir altın rezervi olduğunu ve zirvede ''Biz bu altın rezervini dolara çevirmek suretiyle IMF yardımını yapalım'' dendiğini anlatarak, ''Ben de şu tezi savundum. 'Şu an piyasa belirleyicisi olarak dolar var. Bana göre madem IMF'nin elinde altın var. Biz bu altını hangi ülkeye ne zaman yardım yapılacaksa o günkü değer üzerinden piyasaya sürelim ve IMF borçlandırmayı onun üzerinden yapsın'. Bugün de aynı hassasiyeti taşıyorum. Çünkü dolar iner ve çıkar. Bozdurduğun gün daha düşük olmuş olabilir, ama bir ay sonra çok da farklı olabilir. Burada gerekirse altın olarak borçlandırılabilir. Gerekirse verdiğimizde hangi değer üzerindeyse o değer üzerinden borçlandırılabilir. Altının böyle bir özelliği var. Yarın da kimse 'ben o gün zarar etmiştim, ben o gün kar etmiştim' gibi bir durumla karşı karşıya kalmaz. Ama siz tek ülkesiniz. Yanımızda 1-2 ülke daha vardı, ama çoğunluk farklı kararda olunca aynen gidiyor.''

-TÜRKİYE EKONOMİSİ-

Başbakan Erdoğan, konuşmasında ekonomik kriz ve Türkiye ekonomisinin durumuna da işaret ederek, şunları söyledi:

''Tüm bunlara rağmen güçlü, sağlıklı, korunaklı yapısıyla Türkiye ekonomisi son 100 yılın en büyük finansal krizine karşı sağlam bir duruş sergiliyor. Özellikle bankacılık sektörünün sağlıklı yapısı, mali politikalar ve para politikalarındaki kararlı duruşumuz sayesinde finansal krizi en az etkiyle atlatmanın mücadelesi içindeyiz. Aldığımız ek tedbirlerle şu ana kadar diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere nazaran etkileri çok az ölçüde hissettik. Bundan sonra da tedbirleri kararlı şekilde uygulayarak Türkiye'yi kriz sonrasının yıldız bir ekonomisi haline getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ülke olarak ekonomide, iç ve dış politikada yakaladığımız gelişme ve kalkınma hızımızı orta vadede mutlaka muhafaza edeceğiz.''

-AB MÜZAKERE SÜRECİ-

Erdoğan, konuşmasında AB sürecine de atıfta bulunarak, ''AB bu noktada bizim en önemli hedeflerimizden biridir. 2005 yılında başlayan katılım müzakerelerini kararlılıkla sürdürüyoruz. Önümüze engeller çıksa da engeller çıkarılsa da biz ev ödevimizi yapıyoruz. Halkımızın, ülkemizin ihtiyaç duyduğu reformları tek tek gerçekleştiriyoruz'' diye konuştu.

Bölgesel istikrarın ekonomik kalkınma üzerinde olumlu etkileri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu nedenle hem komşu ülkelerle, hem de bölge ülkeleriyle barış temelinde ilişkilerin sürdürüldüğünü, bunlara ek olarak ekonomik programı da taviz vermeden uyguladıklarını anlattı.

Türkiye'nin bu doğrultuda yoluna devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, ''Kriz ve krizin etkileri geride kaldığında istikrarlı ve yüksek büyüme eğilimiyle Türkiye, dünyanın yatırım ve ticaret için en cazip ülkelerinden biri olarak hedeflerine doğru ilerleyecektir'' dedi.

Dünya mücevherat sektörünün Türkiye'deki bu potansiyeli görüp değerlendireceğine inandığını da söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın yeni mücevherat merkezi olma konusunda tartışmasız en şanslı ülke olduğunu belirtti.

Erdoğan, ''Bizim kapılarımız ardına kadar açık. Burada yatırım yapmanız, Türkiye ile ticareti geliştirmeniz için her türlü kolaylığı göstermeye hazırız. Bu noktada varsa eksikliklerimiz gidermeye hazırız'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 5 bin yıllık geçmişe sahip böyle önemli bir sektörü ihmal etmelerinin söz konusu olamayacağını, zaman zaman sektör temsilcileriyle görüşerek sorunların çözümü için ortak adımlar attıklarını sözlerine ekledi.

Konuşmanın ardından, Türk Mücevhercileri Birliği Başkanı İmam Altınbaş tarafından Başbakan Erdoğan'a günün anısına plaket sunulurken, Erdoğan da birlik adına Dünya Kuyumcular Konfederasyonu Başkanı Gaetano Cavalieri'ye dünya şeklinde bir küre hediye etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*