Erdoğan: Kürtler'in hak sorunu yok!

  • Giriş : 18.12.2006 / 00:00:00

New York'ta temaslarda bulunan Başbakan Erdoğan, Kürtler'in Türkiye'de hak sorunu olmadığını, diğer etnik unsurlar hangi haklara sahipse Kürkler'in de aynı haklara sahip olduğunun altını çizdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Erdoğan, New York'taki temasları çerçevesinde BM binasında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

EŞİM ARAP BEN TÜRK'ÜM

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, “Kıbrıslı Türklerin haklarının verilmesinden söz ediyorsunuz. Siz Kıbrıslı Türklere istediğiniz hakların aynısını Kürtlere vermeye hazır mısınız?” sorusu üzerine, şunları söyledi: “Kürtler'in Türkiye'de hak diye bir sorunu yok ki. Aynen Türkiye'nin batısındaki veya diğer etnik unsurlar hangi haklara sahipse aynı haklara sahipler ve şu anda Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu'nda 50'yi aşkın Kürt vatandaşımız, Kürt kökenli vatandaşımız milletvekilidir.”

Kendisinin Rizeli, Doğu Karadenizli, eşi Emine Erdoğan'ın ise Siirtli olduğunu belirten Erdoğan, “Ben Türküm, eşim Arap, 29 yıldır evliyiz, bir sıkıntı yok. Türkiye'de böyle bir sıkıntı olmaz. Bunu Kıbrıs'ta uygularsanız bütün işler biter. Etnik, dinsel, bölgesel milliyetçiliğe son. Biz Türkiye'de bunu yapıyoruz. Kıbrıs'ta da bu yapıldı mı, zaten her şey biter” dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, “Annan, Kasım ayında yaptığı ziyarette, İstanbul'da ittifaklar çatışmasının milli bir politika olduğunu söyledi. Bunu paylaşıyor musunuz?” sorusu üzerine, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın tespitinin yerinde olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Ne Kur'an ne İncil... Onlar böyle bir çatışmayı emretmez. Bunlar politik yaklaşımlardan kaynaklanan neticelerdir” dedi.

“Kıbrıs konusunda, AB Türkiye'ye adil şekilde davranıyor mu? Kıbrıs konusundaki çözüm için Türkiye daha ne yapabilir?” sorusuna karşılık Erdoğan, Türkiye ve KKTC'nin, BM sürecine yönelik önemli bir sınav verdiğini, bu sınavda KKTC'nin Annan Planı'na yüzde 65 oyla “evet” dediğini anımsattı. Bunu Türkiye'nin de desteklediğini belirten Erdoğan, “Fakat Güney Kıbrıs buna 'hayır' dedi. Bu, BM'ye, AB'ye, Ada'da barışa 'hayır' demekti. Ama buna rağmen 1 Mayıs'ta ödüllendirildi. KKTC ise cezalandırılmaya devam ediliyor” diye konuştu.

“AB VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI”

Anan'ın raporunun sümen altında bekletildiğini, bunun Türkiye'yi üzdüğünü dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “2.5 sene bir rapor bekliyorsa hepimizde soru işaretleri belirir, güven kaybını getirir. Bu soruya hala cevap bekliyoruz. Ama hala alamadık. Biz diyoruz ki adil, kapsamlı bir çözüm BM zemininde olmalıdır. AB ise Kıbrıs'ta çözüme şu ana kadar adil şekilde yaklaşmamıştır. Zira kendi verdiği sözü tutmamıştır. Bunların en önemlisi 26 Nisan 2004'te verdiği sözdür. Ondan sonraki süreçte bu hala durmaktadır. 26 Nisan 2004'teki açıklamalarını önlerine koyduğumuzda, başları önde eğik duruyorlar. Son zirveden sonra atılan adımlarla adil bir karar temenni ederiz ki çıksın. İzolasyonların serbest ticaret olarak kaldırılması, onun karşılığında bizim de gereğini yapmamız, olay budur.”

PAPA'NIN ZİYARETİ

Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyaretinin hatırlatılması üzerine de Erdoğan, bunu önemli bir adım, gelişme olarak bulduğunu söyledi. Ziyaretin, bazı yanlış, olumsuz beklentiler içinde olanların planını bozduğunu söyleyen Erdoğan, Papa'yı hava alanında karşıladığını ve burada görüştüğünü anımsattı. Papa'nın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, bu görüşmelerde ve İstanbul, İzmir ziyaretlerinde Papa'nın verdiği mesajların gerçekten medeniyetler arası çatışma beklentisi içinde olanların planını bozduğunu ifade etti. Papa'nın, Türkiye'de medeniyetler ittifakına yönelik anlamlı mesajlar verdiğini kaydeden Erdoğan, ”Temennim, bu süreç bundan sonra da dalga dalga dünyayı kapsar” dedi.

"IRAK'IN BÖLÜNMESİNE ASLA OLUMLU BAKMIYORUZ"

Erdoğan, bir başka gazetecinin, “Buradaki ziyaretiniz sırasında Amerikalı yetkililerle Irak konusunu görüşecek misiniz ve burada devam etmekte olan ABD askerlerini çeksin mi çekmesin mi tartışması konusundaki görüşleriniz nelerdir?” soruna şu yanıtı verdi: “Bu konu, ilgili son İran, Suriye seyahatlerimizde de yoğun bir şekilde gündemimizde oldu. Biz Irak'ta toprak bütünlüğünden kesinlikle yanayız. Bu tezimiz İran ve Suriye tarafından da aynen paylaşılıyor. Yani Irak'ın bölünmesine asla ne Türkiye'nin ne İran'ın ne de Suriye'nin olumlu bakması söz konusu. Kaldı ki Amerika'nın da işin başından itibaren Irak'ın bölünmesine yönelik olumlu bakışı söz konusu olmamıştır. Şu anda ise bizler bazı olumsuz haberler duyuyoruz. Yani Irak'ın bölünmesine yönelik. Bu, şu andaki sürecin çok daha ötesinde Irak'ta iç savaşı körükler, tahrik eder. Bunun beklentisi içinde olanlar da 'buradan bizler güzel şeyler elde ederiz' diye beklemesinler. Çok daha zor durumun içerisine girerler. Biz bunların da kimler olabileceğini çok iyi biliyoruz. Ama Irak kesinlikle bölünmemelidir, parçalanmamalıdır. Biz sınırımızda komşumuz olan bir ülkenin böyle bir ameliyata, böyle bir operasyona tahammül edemeyeceğinin inancı içerisindeyiz.”

Eski ABD Dışişleri Bakanı James Baker başkanlığındaki Irak Çalışma Grubu'nun (IÇG) hazırladığı raporu büyük ölçüde paylaştıklarını söyleyen Erdoğan, ”İsabetli bir rapor olmuştur. Bu rapor istikametinde bazı düzenlemeler yapılabilir, adımlar atılırsa çok çok yerinde olur diye düşünüyoruz. Dikkat edilirse, bu rapora olumsuz yaklaşanlar veya katılmayanlar kimlerdir onlar şöyle bir değerlendirmeye alınırsa işin neticesi ortaya çok açık net çıkacaktır” şeklinde konuştu.

“SIKINTILI YOLCULUK”

“Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin Batı-İslam yaklaşımına katkısı nedir? Ortaya çıkan yavaşlamaların olumsuz etkileri nedir?” sorusuna karşılık Erdoğan, 17 Aralık ve 3 Ekim süreci içinde AB'den çıkan olumlu kararların, İslam Dünyası'nı umuda sürüklediğini, hepsinin de Türkiye'nin AB içinde yer alması konusundaki memnuniyetlerini ifade ettiklerini söyledi. Bunun, Türkiye'nin, İslam ve Batı dünyası arasında nasıl bir köprü olacağının en açık ifadesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunu bozmak isteyenler yok değil, var ama her geçen gün daha olumlu gelişmeler oluyor. Sıkıntılı bir yolculuk bu. Bundan sonra da devam edecek. Şu anda da bunu Türkiye'ye yaşatmak isteyenler var. Biz bu süreci 1963'ten bu yana yaşıyoruz. Şu anda ise tarama süreci içindeyiz. Bu süreç içinde tüm fasıllar gözden geçirildi. Son 14-15 Aralık Zirvesi'nden çıkan karar, 8 fasıl aç-kapa yapılamayacak, diğer fasılların açma noktasında önü açık. Kapamaya gelince bu konuda tereddüt içindeler. 1 faslın müzakeresi yapılmış. Aç kapa gerçekleşti. Bizler olumlu yaklaşım tarzımızı devam ettiriyoruz, ettireceğiz. AB ile ilişkilerimizi de bu tür engellerle kesmeyiz. Devletin tepesinde kin, nefret, anında sinirlenmeler olmaz. Aklı selimle bunu devam ettireceğiz, prensibimiz bu.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious