Erdoğan: Milletimizle kader birliği vardır

Erdoğan: Milletimizle kader birliği vardır.11391
  • Giriş : 16.07.2008 / 00:51:00
  • Güncelleme : 15.07.2008 / 23:57:06

Başbakan Erdoğan, AKP Grup Toplantısı'nda vekillerine hitap etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti'nin gündemi milletin gerçek gündemidir. Türkiye'nin saygınlığını artırmak ve kaynaklarını geliştimek için gece gündüz çalıyan ülkesini hizmet adamış bir kadrodur. Milletimizle kader birliği vardır.

Meşruiyet krizinden kurtulmak için yanlış üzerine yanlış yapanlar AKP'ye kara çalmaya çalışarak aralarındaki mesafeyi aştıklarının farkına veremiyorlar. Ak olana kara deme siyaseti tutmamıştır. Bizim bütün eylemlerimiz, her gün her an milletimizin şaşmaz terazisinde ölçülüyor. Şartlar ne olursa olsun her zeminde ülkemizin hukukunu savunmaya çalıştıkça gerilimi artırma çabaları gerçek gündemi saptırma

İstanbul'da alçak bir saldırıyla sarsıldık. Üç polisin şehadetiyle üyreğimiz yandı. Karanlık eller senaryolarıyla boğuldular. Şehit olan polis kardeşlerimize Allh'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Demokrasiyle güçlenen bu ülke bütün direncini yeniden toplayarak oynanan oyunları bertaraf edecek güce sahiğptir. Türkiye, demokrasi tecrübesi küçümsenmeyecek büyük bir ülkedir. Türkiye gelişme ve kalkınma sürecini kesintiye uğramadan devam edecektir. Birlik ve beraberl,iğini korudukça güven ve istikrar içinde sonsuza kadar yaşacaktır. Türkiye demokrasiden, insan haklarından geri adım atmayacaktır.

5,5 yıl önce Türkiye neredeydi, bugün nerede? Türkiye'nin demokrasi tecrübesi küçümsenemez. 5,5 yıl önce gayri safi milli hasılası bir olan Türkiye vardı bugün bu üç oldu.Dünyada gündem belirleyen bir Türkiye vardır. Şu anda Türkiye'nin müteahhitlik sektörü ABD ve Çin'den sonra 3. sıraya çıkmıştır. Onun için 36 milyar dolar olan ihracatımız 124 milyar dolara ulaştı. İlişkiler olmamış olsaydı bu rakamları yakalayamazdık. Türkiye demokratik istikrar içerisinde. Bu noktadan geriye gidiş olmayacaktır. Bu ülkenin karanlık koridorlarına dönmesine kimse izin vermeyecektir.

İçinden geçtiğimiz süreçte siyasi aktörlerin temel görevi siyasetin imkanlarını genişletmek. Siyasetçiyi değersiz kılmak gayretinde olanlar bilsinler siyaseti savunanlar suskun kalmayacaktır. Siyaseti hep birlikte muhafaza etmeliyiz. Konuşarak, şiddeti dışlayarak medeni biçimde meselelerimizin çözümü noktasında siyaset dışında bir yolu kabul etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye'de her fırsatta kurumların yıpratılmasını istemeynler siyasetin yıpratılmasına sessiz kalmamalıdır. Siyaset kurumuna da diğer kurumsal yapılar kadar hassasiyet göstermemiz gerekir. 50-60 yıl kesintisiz yaşayan partilerin olmadığı ülkelerde siyaset nasıl kurumsallaşır? Siyaset kurumsallaşmadan demokrasi nasıl kurumsallaşır? Bu konuda özeleştiri yapalım. Bunu siyasetin içinde olanlar değil dışında olanlar da yapmalı. Seçenler de siyasetin aktörüdür. Siyaset bu noktada bütündür. Asırlık siyasi partileri görüyoruz. Gelenekler üzerine kurulu olan partileri görüyoruz. Türkiye bunun bedelini ödemiştir. Birileri siyaseti bütünüyle çatışma üzerinden yürütme arzusunda olabilir. Oysa siyasetin özü çatışma değildir. Siyasetin temeli uzlaşmadır. Pozitif bir rekabet içinde olmak gerekir. Bu yolun tahrip edilmesine karşı çıkıyoruz. Geçmişte siyasetin yıpratılmasına sessiz kalan aktörlerin nasıl olduğunu gördük. Bugün siyasetin yıpratılmasına sessiz kalan siyasetçileri de aynı akıbet beklemektedir. Bundan kaçmak da mümkün değildir. Arzu etmem ama söylemeliyim, hukuk süreci işlenmeden, illegal yapılanmaların avukatlığına soyunuyorlar. Bu tür siyasetçilerin siyasete verdiği zararı herhalde herkes biliyor. İktidarı yıpratmak upruna bindiği dalı kesen siyasetçi tipi bunlar. Bunların millete verebileceği birşey var mı? Demokrasi olmazsa olmazdır. Bu noktada milletimizle birlikte aynı çzgideyiz. Milletimiz bunu yakından takip ediyor. Kimle kimlerin avukatlığına soyunmuş. Bunlar çok önemli. Bize de savcılık görevini veriyorlar. Savcı millet adına vardır. İddia makamı millet adına oradadır. Biz de millet adına var...

Bir grup arkadaşımla Irak'ı ziayret ettim. Bağdat Havaalanında Irak başbakanı Haşimi bizi karşıladı ve resmi ziyaretlerimizi yaptık. Irak'a 18 yıl aradan sonra Irak'a bir başbakan gitti. O da bize nasip oldu. Irak Anadolu'da uzak anlamına geliyor. Ama Irak bize uzak değil. Bizler ortak bir medeniyeti paylaşıyoruz. Geçmiş dönemde de müdahale sonrasındaki zor dönemde de gözümüz kulağımız Irak'ta oldu. Bu konuda bizler neler yapabiliriz diye düşündük. Devletler arasında gerginlik olsa da halklarımız beraber sevindi, üzündü. Bağdat sıkıntılar yaşarken bizim yüreğimiz sızladı. 18 yıl aradan sonra gittiğimiz Bağdat'ta sıcak ilgi ve misafirperverlik bizleri duygulandırdı ve gördük ki bu topraklarda hasreti çekilen bir dost. Bundan sonra attığımız imzalarla birlikte çok farklı bir geleceği kuracağız. 10 Temmuz 2008 Türkiye-Irak arasında bir dönüm noktası olmuştur. Şu anda imzaladığımız anlaşma yüksek düzeyli işbirliği konseyinin kurulması anlaşmasıdır. Bu anlaşmayla birlikte her yıl en az bir kez Başbakanlar biraraya gelecek. Her yıl en az 3 kez Dışişleri, Enerji Bakanları biraraya gelecek. Kendi alanlarında neler yapacaklarını görüşecekler. İkili anlaşmaların acilen imzalanması konusunu kayda aldık. Turizm konusunda neler yapabileceğimizi konuştuk. Kayda bağladık. Irak'ın tespit edilmiş petrol rezervi 50 trilyon dolar. Bunun üstü var altı yok. Ve 35 tane uluslararası şirket arama çalışmalar yapacaklar. Türkiye burada yer almamıştı. Daha önce kendileriyle konuştuk. Onlar da bize yazıyı verdiler. Türkiye anonim petrol ortaklığının 36. sırasını da bize verdiler. Tarım, ulaştırma, bankacılık noktasında yeni işbirliği yerleri açıyoruz.

Pazar günü de Paris'te Akdeniz için Birlik toplantısına katıldık. Bazıları Akdeniz Birliği AB'ye alternatifmiş gibi görüyor. Bu itirazımızı belirttik. Bu konuda itirazlarımızın hepsi kayda girmiştir. Zirvede birçok görüşmeleri yaptık. Sarkozy ile heyetlerarası görüşme yaptık. Bu görüşmede süreci değerlendirdik, Fransa'yla sıkıntıları görüştük. Mutabakatlarımız oldu. Bunun takipçisiyiz. BM Genel Sekreteri, Hollanda, İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Danimarka, İsveçi Almanya, İsrail Başbakanlarıyla görüşmeler yaptık. Bu ülkelerle olan ilişkilerimizi değerlendirme fırsatını yakaladık. AB katılım sürecimiz Kıbrıs ve 1915 olaylarına yönelik tezlerimizi de gündeme getirdik. Filistin-İsrail, Suriye-İsrail konusunu da Avrupalı dostlarımız söyleyerek bizim aktif rol oynamasını istediler. Suriye-İsrail arabuluculuğumuz Batılı siyasi liderler arasında ciddi bir rol oynuyor. Bu noktada neredesiniz, gelişmeler nasıl? dediler. Hepsinde alınan bir mesafe var. Türkiye'nin buralarda gayretleri var. Çünkü Türkiye dostluğun, barışın teminatı olan bir ülke konumuna geldi. Bu girişimler Türkiye'nin değişen çehresinin somut göstergesidir. Türkiye dünya genelinde itibarı olan bir ülke konumuna yükselmiştir. Türkiye hem bölgesel hem de küresel ölçekte strateji belirleyen bir ülke konumuna yükselmiştir. Bunlar kararlılık, samimiyet ve çabayla oluyor.

Milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiren bir hususu açıklamak istiyorum. Parti ve hükümet olarak çalışanlarımız noktasında da başından itibaren azami gayreti gösterdik. Emeği en kutsal değer olarak gördük. Bunun için yoğun çaba sarfettik. Emek ve emekçi karşıtı politikaları kırmak emeği hakettiği değeri vermek için tarihi uygulamalara imza attık. Gücümüz neye elveriyorsa yaptık. Biz emanetçiyiz. Milletin emaneti bizim elimizde. Bu emaneti tasarruf ediyoruz. Biz vatandaşın cebindeki parayı sinsice çalan bir iktidar olmadık. Rakamların yanına konan her sıfır vatandaşın cebindeki paranın çalınması. AKP'yi işbirlikçi olanlara söylüyorum aklınızı başınıza alın. Türk Lirası'na değer kazandıran kim AKP! Kim değer kaybettirdi? AKP'den önceki iktidarlar. Asgari ücretle göreve geldiğimizden bu yana alım gücü nereye yükseldi? Buna bakarsanız anlarsınız. Çalışma hayatımızı ilgilendiren yasal düzenlemeler istihdamla ilgili attığımız adım Türkiye'de çalışanlarımız için tarihi nitelikteki düzenlemelerdir. Memurlarımza, emeklilerimize boş vaatte bulunmadık.

Güneydoğu ve doğu anadolu'da çiftçimiz sıkıntıya düştü. Birçok çiftçimizin ürünü tarlada kaldı. Bakanlar Kurulu'nda 35 il 210 ilçede çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çiftçilerimize destek verme kararı aldık. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlar bir yıl süreyle erteliyoruz. Bazı sivil toplum örgütleri hükümet fiyat açıklamıyor diyerek bizi eleştiriyor. TMO emanet alıyor, zamanı geldiğinde paraya çeviririz. 3 kasım 2002'de nasıl yola çıktıysak,  öyle devam ediyoruz. İçeride dışarıda koşturmaya devam ediyoruz. Kimse buradan birşey kopartabilir miyiz arayışına giresin, birliğimizi beraberliğimizi korumaya devam edeceğiz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*