Erdoğan: "Oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz"

Erdoğan:
  • Giriş : 08.04.2008 / 14:36:00

Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz akşamı yaptığı konuşmasının benzerini grup toplantısında yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdoğan, "Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz. 22 Temmuz akşamı dediğim gibi, biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz" dedi. Türkiye'nin nabzının Ankara'dan tutulmayacağını da savunan Erdoğan, "Ankara'da felaket senaryoları yazmayı, boş vehimler üretmeyi, düz giden işleri sekteye uğratmayı kendine iş edinmiş olanlar var. Eğer kendinizi bu atalete teslim ederseniz, Türkiye'nin nasıl bir azim ve heyecanla geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz. 22 Temmuz akşamı dediğim gibi, biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, grup toplantısında partisi hakkına açılan kapatma davasını değerlendirdi. Konuşmasına, "Bugün ne diyeceğimiz her zamankinden daha çok önem taşıyor" diyerek başlayan Erdoğan, "Zira siyasette önemli olan demokratik duruşunuzu sağ sol yapmadan ortaya koymaktır. Bugünler elbette geçecektir" dedi.

-"GERİYE SORUNLAR DEĞİL DURUŞLAR KALACAK"-

Türk demokrasisinin kurum ve kurallarıyla mevcut sorunlarını aşacak tecrübe ve olgunluğa sahip olduğuna inandıklarını belirten Erdoğan, "Bugünlerden geriye sorunlar değil onların nasıl çözümlendiği siyasi aktörlerin bu süreçte ortaya nasıl bir duruş koydukları kalacaktır. İçinde bulunduğumuz süreç ülkemize hizmet aşkımızdan demokrasi mücadelesinden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Biz herkes için, her vatandaşımız için daha çok demokrasi, daha çok refah ilkesiyle yola çıktık. Bundan sonra da bu istikamette yürüyeceğiz. Halkımızın aklına, vicdanına hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, millete güveneceklerini ve onların hukukunu sonuna kadar savunacaklarını belirterek, bugüne kadar millete bedel ödetecek hiçbir uygulamalarının olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını vurguladı.

-"SULAR YOKUŞ YUKARI AKMAZ"-

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:


"Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarı akmaz. Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez. Dolayısıyla biz yine demokrasiyi, hukuk devletini, milli menfaatlerimizi, 70 milyon insanımızın mutluluğunu, 81 vilayetin yollarını, 40 bin köyümüzün yolunu, suyunu, enerjisini, şehirlerimizin mamur hale gelmesini, üretimi, istihdamı, eğitimi, rekabeti düşünmeye, halkımızın meselelerine çare ve çözüm üretmeye devam edeceğiz. Demokrasinin, hukuk devletinin yollarını aşmayı ülkemizin istikbalini aydınlatmayı sürdüreceğiz. Bugüne kadar kendimizi değil; ülkemizi ve milletimizi düşündük. Bundan sonra da aynı yolda yürüyeceğiz. Modern dünyanın ayrılmaz parçası olarak Türkiye'nin çağdaşlaşma mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti karakteri güçlenmeye devam edecektir."

-"BİZE OY VERMEYENLERİN DE EMANETİNİ TAŞIYORUZ"-

Halka güvenmeyenlerin düşüncelerinin farklı olabileceğini de belirten Erdoğan, "Biz halkımız gibi düşünüyoruz" dedi. Erdoğan, 80 ilde milletvekili çıkardıklarını ve Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün teminatı olduklarını belirtti. Başbakan Erdoğan, bu iddiaya ulaşan, Türkiye'yi bir bütün olarak temsil eden başka bir parti olmadığını söyleyerek, "Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz. 22 Temmuz akşamı dediğim gibi, biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz" dedi.

-"TÜRKİYE'NİN NABZI ANKARA'DAN TUTULMAZ"-

AKP'nin kurulduğu 14 Ağustos 2001 yılından bu yana milletin iradesi ve beklentileri doğrultusunda mücadele ettiklerini ifade eden Erdoğan şunları söyledi:
"AK Parti'nin tek gündemi budur. Milletimizin de temel beklentisi budur. Geçen zaman zarfında bir hususu çok açık ve net olarak müşahede ettik, Türkiye'nin nabzını Ankara'da oturarak tutmanın imkanı yoktur. Türkiye'nin gelecek heyecanını, çocuklarımızın taze umutlarını, insanımızın üretim azmini Ankara'da oturup sağır koridorların, aşılmaz duvarların, kapalı kapıların ardından duymak mümkün değildir. Ankara'da felaket senaryoları yazmayı, boş vehimler üretmeyi, düz giden işleri sekteye uğratmayı kendine iş edinmiş olanlar var. Eğer kendinizi bu atalete teslim ederseniz, Türkiye'nin nasıl bir azim ve heyecanla geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz. Bu ülkenin bütün şehirlerinde, bütün ilçelerinde, bütün köylerinde artık büyüklüğüne yakışan bir ülke olmanın umudu ve hayali yeşermiş durumdadır. Bu dinamizmi, bu atılım heyecanını, milletimizin yediden yetmişe her ferdinin aynı kararlılıkla sahiplendiği bu varoluş iradesini görmek için Türkiye ile kucaklaşmanız helalleşmeniz gerekir."
Erdoğan, hükümet oldukları ilk günden bu yana milletle bağlarını kesmemeye özen gösterdiklerini de kaydederek, "Biz siyasetini millete dayatanlardan değiliz. Biz siyasetini milletin doğrularından çıkarmaya gayret eden bir çizgiyi temsil ediyoruz. Dolayısıyla bizim milletimizden ayrı düşmemiz de ayrı düşünmemiz de söz konusu değildir" dedi.

Son bir ay içinde Türkiye'nin birçok iline giderek insanlarla kucaklaşıp onların dertlerini dinlediklerini dile getiren Erdoğan gittikleri her yerde coşku, heyecan, umudu; azim ve kararlılığı yaşadıklarını söyledi. Erdoğan, "Bu ülke, kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlıdır ve bunu da hangi siyasi anlayışla, hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi biliyor. Bu ülke demokrasi ve adaletle, huzur ve istikrarla, birlik ve beraberlikle büyümekte kararlıdır. Milletimiz de bize inanıyor, güveniyor, bizim bu ülkeye hizmet etmek dışında bir muradımız olmadığını, olamayacağını da gayet iyi biliyor" dedi.

-"ÖNCELİĞİMİZ EKONOMİ VE DEMOKRASİ"-

Önceliklerinin ekonomi ve demokrasi olduğunu söyleyen Erdoğan, AKP'nin ekonomide sağladığı dönüşümün, gelip geçici, göstermelik ve saman alevi gibi yanıp sönen bir değişim olmadığını söyledi. 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye'nin ekonomik göstergelerinin rekor seviyelere çıktığında bazı çevrelerin bu başarıya "kulp takmanın" çabası içinde olduklarını, bazı çevrelerin bu başarıları gelip geçici olduğunu savunduğunu kaydeden Erdoğan şöyle konuştu:

"Türkiye'nin ekonomik krizden yeni çıktığını, bu nedenle göstergelerin iyiye gittiğini iddia ettiler. Uluslararası konjonktürü bahane ettiler. Bu başarıların, ehil ellerdeki bir idarenin milletiyle birlikte verdiği mücadelenin eseri olduğunu söylemeye dilleri yetmedi, varmadı. Herkes şunu görmelidir, 2002 sonundan itibaren Türkiye ekonomisi çok köklü, çok sağlam ve çok sağlıklı bir dönüşüm yaşamıştır. Yıllarca yapılamayan reformları yaptık. Finansal sektörde, mali alanlarda, para politikalarında, makro ve mikro alanlarda on yıllardır atılamayan adımları biz cesaretle attık."

-"O AFRA TAFRA YAPANLAR VAR YA..."

Erdoğan, 1980, 1986', 1988-89'da, 1991'de, 1994'te, 1998-99'da ve 2001'de ekonomik krizler yaşandığını anlatarak, "Her 2 yılda, 3 yılda bir Türkiye, ekonomik krize girmiş. Şu anda bazı böbürlenenler afra tafra yapanlar var ya, bunların hepsi o dönemlerde, koalisyon ortakları olarak hükümetlerde bulundular. Düşünün, her 2-3 yılda bir Türkiye'nin dengeleri alt üst olmuş. Türkiye her krizde biraz daha yoksullaşmış, işsiz sayısı biraz daha artmış, gelir dağılımındaki eşitsizlik biraz daha açılmış" diye konuştu.

-"DEMOKRASİ DERSİNDEN SINIFTA KALARAK GÜÇLÜ EKONOMİ OLMAZ"-

Ortada çok açık ve çok aleni bir kısır döngü olduğuna işaret eden Erdoğan, bu kısır döngüden çıkmak için demokrasinin güçlendirilmesini, insan hak ve özgürlüklerini genişletilmesini, istikrarın hakim kılınarak bunun muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin demokrasiye dersinden sınıfta sürekli bütünlemeye kalarak güçlü bir ekonomi olamayacağını kaydederek şöyle konuştu:
"Ekonomi, demokrasi, özgürlüklerden hukuktan soyutlanamaz. Demokrasi olmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, hukukun evrensel ilkeleri hayata geçirilmeden ekonomik gelişme de olmaz. Esasen milletimiz de bu durumun farkındadır. 22 Temmuz seçimlerini bu minvalde okumak gerekir. Milletimiz, ekmeğiyle özgürlüğü arasındaki bağın şuurunda olarak tercihini yapmıştır. Oyunu bu şekilde vermiştir"

-"AB HEDEFİNDE ZAAFİYET GÖSTERMEYİZ"-

AB hedefinde zafiyet göstermelerinin asla söz konusu olamayacağını belirten Erdoğan, AB süreci içerisinde Kopenhag siyasi kriterlerinde verdikleri mücadelenin, Maastricht kriterlerinde de aynı şekilde devam ettiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye için demokrasinin evrensel standartlarına ulaşmanın tam üyelik hedefinin de üzerinde olduğunu ifade ederek, bundan sonra yaşayacakları sürecin, hükümetlerinin AB hedefindeki kararlılığını bir kez daha göstereceğini belirtti. Perşembe günü AB Komisyon Barosso ve Genişlemeden Sorumlu Üye Olli Rehn Türkiye'ye geleceklerini hatırlatan Erdoğan, iki siyasetçiyle de geleceğe olan takvimi değerlendirme fırsatını bulacaklarını söyledi.

-"301'İ BAŞKA ADIMLAR İZLEYECEK"-

Başbakan Erdoğan, Türk Ceza Kanununun 301. maddesinde gerekli değişiklikleri yapma yönünde adım attıklarını söyleyerek "Türk demokrasisini daha da ileriye taşıyacak başka adımlar seri bir şekilde izleyecektir. Öyle zannediyorum ki komisyondaki konuyla ilgili çalışmalar bu hafta içerisinde başlar ve önümüzdeki hafta içerisinde de 301. maddeyi Genel Kurulu'ndan geçiririz" dedi.

-"SÜRECİ YÖNETME SORUMLULUĞU SİYASETİNDİR"-

Dün yapılan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, kapatma davasıyla ilgili geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını söyleyerek şöyle konuştu:
"Kendi geleceğimizi değil, Türk demokrasisinin konuştuk. Bu sürecin ortaya çıkarabileceği belirsizlikler ve kamuoyunda oluşan kaygılar da çok boyutlu olarak ele alındı. Mahkeme süreci hiç şüphe yok ki kendi doğal mecrasında ilerleyecektir. Arkadaşlarımız bu konuda gereken çalışmaları başlatmıştır. Ancak bu sürecin, ülkemiz ve milletimiz için çok ağır bazı siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açacağını da görmezden gelemeyiz. MKYK, bu sürecin ortaya çıkarabileceği siyasi ve ekonomik bedelleri milletimize ödetmemek hususunda kararlılığını ortaya koymuştur. Milletimiz adına bu süreci yönetme sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Bu sürecin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kalacak olan milletimizin siyasetten beklentilerinin bu yönde olduğu açıktır. Buradaki esas mesele, davanın seyrinden ve neticesinden bağımsız olarak, bu süreç içinde siyasetin sorun çözme kapasitesini muhafaza edebilmesidir. Kamuoyumuzun talebi de bu doğrultudadır."

-"SİYASET KURUMU SÜRECE KAYITSIZ KALAMAZ"-

Siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğün zaafa uğramasıyla sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemeyeceğini söyleyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz Ak Parti olarak, sorumluluğumuzun idraki içinde, üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Hukuk sistemimizin de demokrasimizin de bu süreçten daha da güçlenerek çıkması için, demokratik siyaset içinde çözüm arayışımız devam edecektir. Ülke ve millet menfaatleri söz konusu olduğunda, diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacağını umuyoruz. Demokratik siyaseti, çare kapısı olarak açık tutmak mecburiyetinde olduğumuzu bilhassa vurgulamak istiyorum."

-17 BELEDİYE BAŞKANI AKP'YE KATILDI

Başbakan Erdoğan, konuşmasını yaptıktan sonra AKP'ye katılan 17 belediye başkanına rozetlerini "Hayırlı olsun" diyerek taktı. AKP Grubu daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious