Erdoğan: Siyasi geçmişim pırıl pırıldır

  • Giriş : 15.04.2007 / 00:00:00

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs sorunu konusunda, ''Her zaman söylediğimiz; win-win (kazan-kazan) esasına dayalı olarak, olumlu yaklaşım içerisinde olacağımızı yine tekrar ediyorum'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Merkel'in Ekim ayında Türkiye'yi ziyaret etiğini anımsattı.
Merkel'in ziyaretinin ardından Almanya'nın AB dönem başkanlığını üstlendiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, bu dönem içerisinde bazı fasılların açılmaya başlandığını kaydetti.
''Öyle zannediyorum ki, Haziran sonuna kadar da 4 faslın açılması gerçekleşecek. Çalışmalar bu noktada yoğun bir şekilde sürüyor'' diyen Erdoğan, bunun ayrıca memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Erdoğan, ''Uzun ince bir yolda olduğumuzu biliyoruz ve bu uzun ince bir yolda sabırla tüm dostlarımızla çalışarak, yolculuğu devam ettireceğiz'' diye konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:
''Siyasi ve ekonomik alanda yaptığımız görüşmeler iki ülke ilişkisinin ne denli olumlu istikamette geliştiğini bize gösteriyor. 20 milyar avronun üzerine çıkmış ikili dış ticaret hacmimiz var. Bunun yanında 2006 yılı sonu itibariyle 3 milyon 700 bin Alman turistin geldiği bir Türkiye ve 70 bin Alman dostumuzun Türkiye'de ikamet etmesi, aramızdaki ilişkilerin bağların ne denli gelişmekte olduğunun en güzel ifadesidir.
Bundan sonraki sürece yönelik neler yapacağımızı, neler yapmaya muktedir olduğumuzu da görüştük. Bu konuda özellikle bölgesel noktada atacağımız adımlar var. Bunda şu ana kadar bulunduğumuz bölgenin hassasiyetlerini de içermesi sebebiyle zaman zaman aramızdaki telefon diplomasisi ile zaten geliştirdiğimiz adımlar oluyor, bundan sonra da olacak. Çünkü Almanya'nın bulunduğu noktadaki yeri, konumu belli. Türkiye'nin bulunduğu noktadaki önemi belli. Bu noktada özellikle kendileriyle hassasiyetlerini paylaşıyoruz.''

''BİZLERE GÜVENİN, İNANIN...''
Almanya'da yaşayan Türklerin özellikle entegrasyonu konusundaki hassasiyetleri için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını aktaran Erdoğan, ''Nerede aksama varsa bunu birlikte gidermeyi, Türkiye olarak hazır olduğumuzu söyledim. Bu noktada bizim en ufak bir endişemiz yok. (Bu konuda Alman hükümeti olarak rahat olabilirsiniz) dedim'' diye konuştu. Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu konuda bizlere güvenin, inanın. Bu noktada hiç bir sıkıntı yok. Nitekim bugün 3 bini aşkın vatandaşımızla yaptığımız konferansta da kendilerine bunu özellikle ifade ettik. Çünkü sorunsuz ve dostane seyir izleyen bu ilişkilerimizin burada da aynı şekilde huzur içinde devam etmesi gerekir. Hiçbir zaman biz tarafların huzursuz olmasını istemeyiz, arzulamayız.
Tabi ki vatandaşlarımızın kendi kültürleriyle irtibatını koruyarak Alman toplumuyla uyum sağlaması şeklinde tarif edebileceğimiz bir entegrasyon yolunda her iki tarafın da öncelikli görevleri olduğu inancındayım. Bunda da öyle zannediyorum ki mutabıkız.'' Almanya'nın şu anda AB'nin dönem başkanı olduğunu anımsatan Erdoğan, ''AB'nin bu noktada ki en güçlü ülkelerinden bir tanesi olarak, özellikle de aramızdaki bağların bu denli güçlü olduğu, stratejik ortaklığımızın bu denli güçlü olduğu bir ülke olarak Almanya ile geleceğe yönelik yapacağımız bir çok takvim olacaktır, program olacaktır'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Merkel'e, ''Almanya'nın AB'nin dönem başkanlığının müzakere sürecinde oluşturduğu bu ivmeyi görünür şekilde desteklemeyi sürdürmesini beklediğimizi de özelikle ifade ettiğini'' belirtti.

KIBRIS
Görüşmelerinde, bundan sonraki sürece yönelik olarak Kıbrıs konusunu da ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu konuda bizler her zaman olumlu olacağımızı daha önce de söyledik. Ama her zaman söylediğim bir şey var; win-win (kazan-kazan) esasına dayalı olarak, olumlu yaklaşım içerisinde olacağımızı yine tekrar ediyorum, yine söylüyorum. Bundan sonraki sürece yönelik olarak ülkelerimizin buradaki olumlu katılımı inanıyorum ki süreci hızlandıracak, çözümü güçlendirecek ve böylece çözümün tarafları olarak da tarih bizi olumlu olarak anacaktır.
Terörle mücadele, çevre, enerji güvenliği gibi küresel boyutta önem arz eden konular, ülkelerimiz arasında hem stratejik hem de ekonomik, ticari ilişkiler noktasında önem arz ediyor. Biraz sonra açılışını yapacağımız Hannover Fuarı'nda ortak ülke, ortak üye olarak bulunmak bizi ayrıca mutlu etmiştir ve 150 firmamızla Türkiye'nin burada bulunması... Çok daha önemlisi şu anda Türkiye ihracatının yüzde 12'sini AB üyesi ülkelere yapıyor. Bunun da yüzde 86'sını teknoloji ürünleri teşkil ediyor. Bu, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin gayet anlamlı bir açıklaması.'' Erdoğan, bugün atılacak adımın ve yarınki görüşmelerin iki ülkeye hayırlı olmasını diledi.

SORULAR
İki başbakan daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Türkiye'de yüzlerce kişi, İslami kuruluşlar tarafından dolandırıldı ve bir hukuk mücadelesi verdi. Sizin de buna bir katkınız oldu mu? Sizin fotoğraflarınızın bulunduğu broşürler Kombassan Holding tarafından kullanıldı'' sorusuna, şu karşılığı verdi.
''Benim resminin olduğu herhangi bir broşür vesaire sahte olarak da basılabilir. Bunlar beni ilgilendirmez. Ama beni refere ederek, benim kefil olduğum herhangi bir şey varsa bunun hesabını vermeye ben her zaman hazırım. Bunların hiçbiriyle bugüne kadar ilgim olmamıştır, alakam olmamıştır. Hiçbirini de bugüne kadar refere etmiş birisi değilim. Bu noktada siyasi geçmişim dört dörtlük, tertemiz, pırıl pırıldır. Hiçbirini de kabul etmiyorum, refere de etmiyorum. Bu kadar açık konuşuyorum.'' Başbakan Erdoğan, her iki başbakana da yöneltilen, ''AB dönem başkanı Almanya'nın gündeme getirdiği bir konu var; ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadele konusundaki çerçeve karar. Bunun Ankara'da tedirginlik yarattığını biliyoruz. Bu karar taslağını nasıl açıklayabilirsiniz'' sorusu üzerine şunları söyledi:
''Bu konuyla ilgili 1948 tarihli BM kararı çerçevesinde bunun ele alınmasının daha doğru olacağını ifade ettik. Çünkü bunları ülkelerin tasarrufuna bırakmamız halinde burada çok çok ciddi ihtilaflar çıkabilir. Sıkıntılar doğurabilir. Aramızdaki bu görüşmeleri geliştirmek suretiyle burada en doğru olanı yapmamızın gereğini kendileriyle bu konuda mutabakat sağlamış olduk.''

MERKEL'E DAVET
Başbakan Erdoğan, Merkel'i Türkiye'ye davet edip, etmediği sorusunu yönelten gazetecinin ''Sayın Merkel daveti kabul etti mi? Kendisini Çankaya Köşkü'nde mi yoksa Başbakanlık'ta mı kabul edeceksiniz?'' şeklindeki sözleri üzerine, ''Bunu, Türkiye'de size cevaplarım'' karşılığını verdi.
Başbakan Erdoğan Türkiye'nin AB'nin 50. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına davet edilmemesiyle ilgili soruyu yanıtlarken de şöyle konuştu:
''50. yıl kutlamasında, şüphesiz ki biz AB üyesi ülke değiliz. Ama aday ülkeyiz. Burada bulunmayı arzu ederdik. Bundan önce de katıldığımız için. Ama bir önceki yıl bir karar alındığını doğrusu ben bilmiyordum. Ama böyle bir şeye katılmak da öyle zannediyorum ki dönem başkanlığı olarak veya AB olarak kaybedilecek herhangi bir şey olmaz. Tam aksine kazanacak çok şey olur. Çünkü biz ellerimizi kaldırmayacaktık. Sadece orada anılanlara alkış tutacaktık.'' Başbakan Erdoğan, Alman gazetecinin, Almanya Başbakanı Merkel'e ''Erdoğan'ın bir süre önce size yönelik saldırıları oldu'' sözlerine müdahale ederek, bir çeviri hatası olduğunu kaydetti ve ''Bir hanımefendiye saldırı olur mu?'' dedi.
Başbakan Erdoğan bir başka soru üzerine, Merkel'i Türkiye'ye davet ettiğini belirterek, ''Resmi, gayri resmi kapımız her zaman açıktır'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious