Erdoğan: "Tartışma konularımız 12 Eylül'den kalma"

Erdoğan:
  • Giriş : 22.01.2008 / 12:51:00

Vatandaşlık haklarını birbirinden esirgeyen bir Türkiye mesafe alamayacaktır.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bu ülkede kimse ama kimse demokrasiyi, hukuku sadece kendine hak olarak görmesin, kimse demokrasiyi başkalarından esirgeme yoluna gitmesin, kimse kendisini milli iradenin üzerinde görmesin'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin büyümesi, kalkınması, refah ve huzurun bütün vatandaşları kuşatması için yılların biriktirdiği sorunları çözüme kavuşturmanın çabası içinde olduklarını söyledi.

AK Parti hükümeti olarak bütün gayretlerinin Türkiye'yi, Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak, ülkeyi adaletle, kalkınmayla, demokratikleşmeyle dünyanın yıldız ülkelerinden biri haline getirmek olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:''Beş yıllık iktidar dönemimizdeki icraatlarımız, bu hedefe ulaşmak için nasıl bir performans ortaya koyduğumuzu göstermiştir. Önümüzdeki dönemde de tüm amacımız, ülkemizi kalkındırmak, milletimizin refah seviyesini yükseltmek, demokratik sistemimizi geliştirmek, Cumhuriyetimizin temel değerlerini güçlendirmektir. Türkiye'nin gelişiminin temel şartı kronik hale gelen sorunları bir bir çözerek toplumumuzu rahatlatmak, devlet millet kaynaşmasını geliştirmektir.

Sorunlarımızı çözümsüzlüğe mahkûm etme lüksümüz de enerjimizi anlamsız gerilimlerle heba etme lüksümüz de yoktur. Demokrasimiz, hukuk devleti anlayışımız her türlü sorunu tartışacak, değerlendirecek, çözüme kavuşturacak olgunluğa ulaşmıştır. Toplumu huzursuz eden her ne sorun varsa demokrasi içinde özgürce, hukuka uygun olarak, gerilimlere yol açmadan tartışılmak, müzakere edilmek zorundadır. Siyasetin temel görevi toplumun talep ve beklentilerine cevap vermektir. Halkın sorunlarına bigane kalarak, milletin sıkıntılarını göz ardı
ederek ne toplumsal barışı koruyabiliriz, ne de demokratik bir sisteme sahip olduğumuzla övünebiliriz. Biz bu yola, 'Türkiye'nin hiçbir meselesi çözümsüz değildir' diye girdik. 22 Temmuzda milletimiz hem geçen dönemdeki politikalarımıza güvenoyu vermiştir, hem de önümüzdeki dönemdeki talep ve beklentilerine cevap vermemizi istemiştir.''

''BAZI SORUNLAR TEDAVÜLDEN KALKARSA...''

Bütün sorunların üstesinden gelebilecek yürek zenginliğinin de her türlü sorunu çözebilecek kapasiteye sahip bir devlet yapısının da var olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ''Üzülerek söylüyorum: Bazı sorunlar sorun olmaktan çıkarsa, tedavülden kalkarsa bazı çevreler adeta işsiz kalacaklarını, tedavülden çıkacaklarını düşünüyorlar'' diye konuştu. Erdoğan, bu yüzden sık sık ''hiç kimse şu sorunu çözemez'' diyen açıklamaların kamuoyunun gündemine geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

''Bazıları 70 milyon vatandaşımızı aynı anda düşünmemizi algılamakta güçlük çekiyorlar. Bazıları, milli iradeye dayanarak, milletin sorunlarını siyasetin konusu yapmamızdan rahatsız oluyorlar. Oysa Türkiye olgunlaştıkça, demokrasi çıtasını yükselttikçe, ekmeğini, aşını, itibarını büyüttükçe, hak ve hakkaniyet duygusunu egemen kıldıkça sorunlar kendiliğinden tedavülden kalkıyor. Bizim tek amacımız, demokrasimizin çıtasını yükselterek halkımızı huzur,
güven ve adalete kavuşturmaktır. Bu anlamda halkımızın vicdanı en büyük rehberimizdir, milli irade en büyük dayanağımızdır.İstiyoruz ki bu ülkenin hiçbir vatandaşı devleti ile kendi arasında bir mesafe görmesin, devletine aidiyeti zedelenmesin. Biz tartışmaktan yorgun düşmüş bir Türkiye değil, üretime odaklanan, üretim araçlarını en verimli şekilde kullanan, ülkenin imkanlarını,
kaynaklarını ilerleme, gelişme, kalkınma yolunda harcayan bir Türkiye arzusundayız. Eğitimde, sağlıkta, güvenlikte, ekonomide, dış politikadaki bütün
çabalarımız bunun içindir.''

MİLLİ İRADE

Erdoğan, adaletin samimiyet istediğini, merhametin bütün önyargıları yenmeyi gerektirdiğini iyi bildiklerini ifade ederek, ''Diyoruz ki bu ülkede kimse ama kimse demokrasiyi, hukuku sadece kendine hak olarak görmesin, kimse demokrasiyi başkalarından esirgeme yoluna gitmesin, kimse kendisini milli iradenin üzerinde görmesin. Bu büyük ülke hepimize yeter'' dedi.

Türkiye'nin nüfusunun 70 milyon 586 bin olarak belirlendiğini, yurt dışındakilerle 74 milyon vatandaş bulunduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu nüfusun yarısı 28 yaşın altında. Bakınız, bu genç nüfusun tamamı aynı meseleleri, aynı temaları aynı argümanlarla tartıştığımız bir ortamda büyüdü. Dünyayı algılamaya ilişkin çoğu tartışma konularımız, Berlin Duvarından önceden kalma... İçeriye dönük çoğu tartışma konularımız, 12 Eylülden kalma... Oysa bugünkü nüfusumuzun yarısı 12 Eylülü görmedi.

Öyleyse hangi tartışma konusunda bir arpa boyu yol aldığımıza dikkatle bakalım. Diyoruz ki artık bazı tartışma konularını tedavülden kaldıralım da bu toplum, bu millet, bu genç nüfus daha fazla yorulmadan üretime odaklansın. Türkiye Cumhuriyeti, 'muasır medeniyet' çıtasını aşmak için vatandaşlarının arasında ayrım yapmayan, halkını bir bütün olarak kucaklayan bir Cumhuriyettir.

Kimse aksini ispat gayretine girmesin. Bütün adımlarımız dünya tarafından izleniyor, hiç de hak etmediğimiz bir fotoğraf veriliyor dünyaya. Vatandaşlık haklarını birbirinden esirgeyen, demokrasisine güvenmeyen bir Türkiye, uluslararası rekabetin alabildiğine kızıştığı bu büyük yarışta mesafe alamaz.''

MEDENİYETLER İTTİFAKI

Başbakan Erdoğan, geçen hafta, Medeniyetler İttifakı 1. Forumuna katılmak üzere, İspanya'ya önemli bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatarak, Medeniyetler İttifakı projesinin, 2005 yılında BM nezdinde İspanya ve Türkiye'nin eşbaşkanlığında başlatıldığını ifade etti. Dostluk Grubu'ndaki 80 ülke ve uluslararası örgütlerden 350 konuğun katıldığı bu forumun, Medeniyetler İttifakı projesinin önemli kilometre taşlarından biri olduğunu kaydeden Erdoğan, ''Medeniyetler İttifakı süreci bir fantezi değildir, aksine bir insanlık idealidir'' diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

''İttifak çalışmalarını başarıya ulaştırmamız, terörizm sorununu durdurmamıza yardımcı olacağı gibi, dünyamız için ortak ekonomik, sosyal ve kültürel değerler üretme sürecimize de ivme kazandıracaktır. Hızla değişen dünya şartları, imkanlar sunduğu gibi ne yazık ki yeni tehditler ve riskler de oluşturuyor. Bu imkanları değerlendirmek ve tehditleri bertaraf etmek, gelecek için şimdiden büyük adımlar atmamızı gerektiriyor.

Katıldığımız forumun önemi, bu sorumluluğu işbirliği içerisinde gerçekleştirmemize katkıda bulunmasıdır. Zira barışı, adaleti, hukuku tek başına ve ayrı ayrı savunmak çözüm üretmeyecektir. Menfaat yarışına değil, insanlık için, barış için, ortak değerlerimiz için hizmet yarışına, kardeşlik yarışına, insanlık yarışına girmeliyiz. Dünyanın, insanlığın aleyhine olan hiçbir şey, bizim lehimize olamaz. Madrid zirvesinde bir kez daha altı çizilmiştir ki Türkiye, uluslararası barışın önemli bir anahtarı, farklılıkların ahenginin vazgeçilmez bir sembolüdür. Keza Türkiye, ulusal ve uluslararası işleviyle medeniyetler çatışması tezinin somut anti-tezidir.''

Erdoğan, Türkiye'nin hem bölgesel, hem küresel sorunların aşılması için daima yapıcı katkısını ortaya koyduğunu, dünya barışı için hiçbir çabayı esirgemediğini belirterek, ancak zaman zaman yaşanan bazı gelişmelerin kendisini üzdüğünü ifade etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious