Erdoğan ve Pamuk'a eleştiri yağmuru!

  • Giriş : 26.12.2006 / 00:00:00

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Başbakan Erdoğan ile yazar Orhan Pamuk'u eleştiri yağmuruna tuttu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Savaş, yazar Pamuk'un vatan hainliği ile yargılanması gerektiğini savunurken, Başbakan Erdoğan için de, "Atatürk'ün vatan haini ilan ettiği dine siyaset bulaştıran kişiler, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturamaz." dedi.
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli korgenaral Yaşar Müjdeci, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi tarafından düzenlenen "Ermeni soykırımı Yalanı ve Gerçekler" konulu konferansa katıldı. Konferansa İşçi Partili üyelerin de katılması dikkat çekti. Savaş, 1.5 saat süren konuşmasında isim vermeden "Türkiye'de Ermeni katliamı olmuştur" diyen yazar Orhan Pamuk ile Cumhurbaşkanlığı için ismi geçen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı sert bir dille eleştirdi. Vural, Ermeni meselesinin büyük devletlerin oyunu olduğunu iddia vurgulayarak, gençleri Cumhuriyet'e ve Türkiye devletine kötü iftiralar karşısında sahip çıkmaya davet etti.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesine göre, herkesin düşünce ve kanati açıklama hürriyetine sahip olduğunu işaret eden Savaş, bu durumun kamu düzeni, toprak bütünlüğü ve kamu emniyeti sözkonusu olduğunda Avrupa'da sınırlandırıldığını belirterek, "Bu bağlamda, Ermeni soykırımı meselesi bizim de düşünce hürriyetimizi sınırladığı gibi toprak bütünlüğümüzü, kamu emniyetimizi ve herşeyimizi ilgilendiriyor. Bazı soysuz yazarlarımız, Türkiyeyi bölme çabalarını bir basamak teşkil ettiği için Türkiye'de Ermeni soykırım yapıldığını ileri sürürek, toprak bütünlüğümüze kastedenler gibi para ve puan toplamaya çalışıyor." dedi.

Dünyanın hiçbir yerinde bu durumu toleransla karşılayacak bir halk ve devlet olduğuna inanmadığını dile getiren Savaş, şöyle konuştu: "Maalesef hükümet, Avrupa baskılarına dayanarak haksızlığı göz göre göre kabul ediyor. Avrupalılar kendi ırkına ve devletini koruyan belli başlı organlara, o ülkede küfredilmemesine, böyle aşağılanmamasına, soykırımlar iddia eden sözde aydınların olmamasına, yasalarına uymayan bu tip beyanlarda bulunmayı yasaklayan hükümler koyuyor. Bizde de benzeri kanunlar var ama ve bu iftiralar göz göre göre kabul ediyorlar. (Ne yapalım deyip?)sonra da Avrupa'nın istemediği şekilde bazı sözde aydınlar mahkum oluyor, komisyonlar kuruluyor. Ardından (biz bunu serbest bırakalım) diyorlar. Efendim hiçbir şekilde (Ermeni soykırımı yapılmıştır) demek düşünce hürriyeti kapsamında değildir. Bu toprak bütünlüğümüzle ilgilidir. Bunu diyenler de vatan hainidir. 301. maddeyi kaldıranlar da bu vatan hainliğini iştirak edenlerdir. Bana göre bunlar vatan hainliğiyle yargılanmalıdır."

"HERŞEYDEN ÖNCE ATATÜRK'ÜN, VATAN HAİNİ İLAN ETTİĞİ VE NİTELEDİĞİ KİŞİLER ONUN KOLTUĞUNU OTURAMAZ"

Vural konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değindi. Dini siyasete alet edenlerin Atatürk'ün makamı olan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturamayacağını aksi halde vatan hainliği ile karşı karşıya kalacağını savunan Vural, "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı niye Erdoğan olmamalı? Çünkü, herşeyden önce Atatürk'ün, vatan haini ilan ettiği ve nitelediği kişiler onun koltuğunu oturamaz." ifadesini kullandı.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulmasından sonra kabul ettiği ikinci kanun olduğunu hatırlatan Savaş, "1925 yılında Atatürk', zaruret üzerine Cumhuriyete karşı kışkırtmaların asıl dinden geldiğini ve dini çevrelerden kaynaklandığını görmesi üzerine dini siyasete alet etmenin vatan hainliği olduğu hükmünü kanun olarak koydurmuştu. 27 Mayıs ihtilali sonrasında da 15 sayılı bir yasa çıktı. O zamanki TCK'nın 125.ve 163 maddelerine göre de, dini siyaseti alet etme de açıkça vatana ihanet olarak belirtilmiştir. Bu maddeler Anayasamızın son 24 maddesi ve 163 . maddesi ile aynıdır." şeklinde konuştu.

Turgut Özal zamanında hem Vatana İhanet Kanunu'nun hem de 163. Madde'nin kaldırıldığını dile getiren Savaş, sözde vatan hainliğinin böylelikle suç olmaktan çıktığını ifade ederek, şöyle devam etti: "Ancak, Anayasamızda 'Cumhurbaşkanı da vatana ihanetten yargılanır' diyor. Ancak, bu suçun nasıl oluşacağını Meclis takdir eder. Bunu yaparken de eski uygulamalardan da yararlanabilir. Bizim gözümüzde durum bu. Hukukçulardan Dönmezer de, Teziç de dini siyasete alet etmenin vatana ihanet suçu oluşturacağı kanaatinde. Her şeyden önce Cumhurbaşkanı için biz doğru dürüst seçmesini bilmeliyiz. Eğer bunlar seçilmiş bile olsalar, bölücülüğe ve dini siyasete alet etme anlamında açıkca bir vatan haini Cumhurbaşkanı olmuş olur. Meclis, bu Cumhurbaşkanını sevk ettiği andan itibaren onu düşürür ve gereken yapılır. Geçmişi ve geleceği, Türkiye için yaptıklarını vatan hanini olarak kabul ediyoruz denilince bu şahsın Cumhurbaşkanı olması ortadan kalkar. Sonrasında yerine Meclis Başkanı vekalet etmeye başlar ve Meclis de Cumhurbaşkanını yeniden seçer. Vatan hainliği ile suçlanan Cumhurbaşkanı beraat etse dahi Cumhurbaşkanlığı görevini tekrardan geri dönemez. Bu her kim olursa olsun onun için geçerlidir. Ben, bu açıklamayı yaparken şunu veya bunu kastetmiyorum. Bunların yaşanmaması için bir tek yol var. O da, namuslu, vatana sahip çıkacak bir seçimle bir Türkiye Büyük Millet Meclisi oluşturmakla olur."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious