Erdoğan'dan barış mesajları!

  • Giriş : 02.10.2006 / 00:00:00

Washington - Başbakan Erdoğan, Georgetown Üniversitesi'nde, "Global Barış ve Adalet İçin Türkiye'nin Mesajı" adlı bir konuşma yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Toplantıyı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Erdoğan'ın Washington'da Brookings Institute'ta çalışan oğlu Bilal Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül, çok sayıda öğrenci ve davetli takip etti.

Başbakan Erdoğan, 11 Eylül sonrasında dünyada şiddet ve çatışma kültürünün daha salgın hale geldiğini ve 20. yüzyıla girerken hedefin küresel barış olmasına rağmen bugün dünyanın küresel terör tehdidi altında bulunduğunu belirtti.

Erdoğan, bugün batıda İslam korkusu ve buna bağlı olarak gelişen yabancı düşmanlığının giderek güçlendiğini belirterek, "Buna karşılık İslam dünyasında da haksızlığa uğradığı ve kuşatıldığı algısı ortaya çıkmıştır. Aramızdaki farklılıkları ön plana çıkarmış, barış içinde bir arada yaşamak için yapmamız gerekenleri ihmal etmiş bulunuyoruz. Hıristiyan ve İslam toplumları arasındaki anlayış eksikliğine son dönemde aşırı uçların nefreti körükleyen beyan ve davranışları da eklenmiştir. Tabii ki bu durumu daha da zorlaştırmıştır" dedi.

Türkiye'nin AB üyeliği konusunda geri dönülemez bir sürece girdiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin, girmesi halinde AB'nin bölgesel bir aktörden öteye geçerek, küresel bir aktör olabileceğini ifade etti.

Dünyanın değişik bölgelerini gezdiğini, bir tarafta zengin ülkeleri, güçlüleri, bir tarafta da fakirleri gördüğünü belirten Erdoğan, "Ve aradaki makasın çok ama çok açıldığını yerinde müşahede ediyoruz. Ve ondan sonra tabii terörün niçin tırmandığını konuşuyoruz. Bana göre, terörün en önemli sebeplerinden bir tanesi işte bu. Bu tahrik edici bir sebep. Yoksulluk insana her işi yaptırır. Ve terörü yok etmek için dünyada harcanan parayı şu anda bilemiyoruz. Yüz milyarlarca dolar bunun için harcanıyor. Sadece silahlanmaya, 1 trilyon doların yılda ayrıldığını düşünecek olursak, bunun araştırmasını yaparsınız. Bunlar yeri geliyor savaşlarda kullanılıyor, terörle mücadelede kullanılıyor. 'Peki bunu terörle mücadelede kullanacağımıza insanların eğitiminde kullansak da... Bu yoksulluğun giderilmesinde kullansak, insanların birbirine olan sevgisini saygısını bir şekilde artırsak daha isabetli olmaz mı' diye bu soruyu kendime soruyorum. Cevabını olumlu olarak kendimde buluyor ve görüyorum.''

Üniversiteden bir öğrencinin orduların bazı ülkelerde laik devletin koruyucusu olduğu ve radikal İslamcı yaklaşımlar nedeniyle daha az demokratik, daha asker kontrolünde yaklaşımlar olduğunu hatırlatması üzerine Erdoğan, "Bunu herhalde başka bir ülke için soruyorsunuz" şeklinde karşılık verdi.

Erdoğan, "Her şeyden önce Türkiye bu süreci yaşayan bir ülke değildir. Türkiye AB süreci, Kopenhag kriterleri ile belli bir sürecin içine girmiştir ve bu süreç içerisinde atılması gereken adımlar neyse bu adımlar atılmıştır. Türkiye'de bir siyasi irade, sivil irade işbaşındadır. Bu sivil iradenin ve anayasada bütün kurumların tanımları yapılmıştır. Bu tanımlar neyse herkes bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. TSK da bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. Bunun dışına çıkamaz. Aynı şekilde sivil irade yine anayasada tanımlandığı şekilde görev tanımı neyse buna göre yapması gerekeni yapar ve TSK, Genelkurmay başbakana bağlı bir kurumdur. MGK aynı şekilde AB, Kopenhag siyasi kriterleri sürecinde, daha önce askerdi ama şimdi AB süreciyle ilgili yeni yapılanmayla şu anda sivil. Bu konularda bilginizin olmasında fayda var diye düşünüyorum.''

Yunan gazeteci Papantoniou'nun "Türkiye'nin AB üyeliği bağlamında Kıbrıs'la ilgili bir adım atacak mısınız?" sorusuna karşılık Erdoğan, Annan Planı'na KKTC tarafının 'evet' dediğini ancak Rumların aynı yanıtı vermediğini belirtti. AB üyesi ülkelerin Annan planına Türkiye'nin destek vermesini istediğini ve Türkiye'nin bu desteği verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Güney Kıbrıs Annan Planı'nı kabul etmediği halde 1 Mayıs'ta AB'ye üye kabul edildi ama Kuzey Kıbrıs 'Evet' dediği halde kabul edilmedi. Burada bir defa bir terslik var. Bu adaletsizliğin giderilmesi lazım. Çünkü 26 Nisan'da AB üyesi ülkeler dediler ki. Bir defa KKTC'nin bu bütünün içerisinde yapılan haksızlığın giderilmesi suretiyle bu sürece katılması gerekir, buraya davet edilmesi gerekir. Sayın Annan bunun neticesiyle alakalı raporunu hazırladı. Ancak 2,5 yıl oldu BM Güvenlik Konseyi'nde bu raporla ilgili netice hala verilmedi" diye konuştu.

KKTC üzerindeki izolasyonların ve kısıtlamaların hala kaldırılmadığını vurgulayan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti, "KKTC'nin suçu ne? Terör ülkesi mi burası? Uyuşturucu trafiğinin olduğu bir ülke mi? Hayır. Bunların hiçbiri yok. Peki bunların hiçbiri olmadığı halde Kuzey Kıbrıs'a ticaret yasak. Uçakların indirilmesi yasak. Eğitim işbirliği yasak. Spor yasak. Şu yasak, bu yasak, her şey yasak. Bir kere bu izolasyonların kalkması lazım. Bunlar kalkmadığı sürece kimse bizden havaalanları ve limanların açılmasını beklemesin. Çünkü biz yapmamız gerekenlerin hepsini yaptık."

Bütün bunlar olurken Türkiye'nin Yunanistan'la ilişkilerinde en iyi dönemi yaşadığını anlatan Erdoğan, kendisinin ve Dışişleri Bakanı Gül'ün Yunanistan'ı bir çok kez ziyaret etmesine rağmen Yunan tarafının buna karşılık vermediğini söyledi.

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'e arkadaşım diye hitap eden Erdoğan, "Sayın Kostas hala resmi ziyaretin iadesini gerçekleştirmedi. Niye diye sorduğumuzda içerideki durumları gösteriyorlar. Onun için siz gazeteci olarak, takipçisi olarak bu işi halledin" şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious