Erdoğan'dan Baykal'a Yuvacık resti

  • Giriş : 20.01.2007 / 00:00:00

Başbakan Erdoğan AK Parti Kızılcahamam kampında konuşuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


PROVOKASYON NOKTALARINI KAPATACAĞIZ

Konuşmasında şimdiye kadar hükümetin icraatlarının ekonomik ağırlıklı olduğunu vurgulayan Erdoğan, bundan sonra sosyal restorasyona önem vereceklerini söyledi. Toplumdaki zayıf noktaları, tahrik edilmeye müsait yönleri onaracaklarını söyleyen Erdoğan, "Bu süreçte herkese sorumluluklar düşüyor. Öncelikle milletimizin, cumhuriyetimizin değerlerini ihtilaf konusu olmaktan çıkarmalıyız" dedi.

Erdoğan, milletvekilleri, MKYK üyeleri ve parti kurucularının katılımıyla Kızılcahamam'da düzenlenen AK Parti 8. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, 2007 yılında 2 seçim yapılacağını anımsattı. Geleneksel hale gelen bu buluşmaların Türk siyasetine önemli açılımlar getirdiğine inandığını ifade eden Erdoğan, ''Bizler siyasi rotamızı ortak akılla belirledik, belirliyoruz. Özellikle, istikrar, güven, demokrasi ve adalet kavramları başta olmak üzere ülkemizin gelecek hedefleri üzerinde daha çok yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasında partililere, ''Sizler fikir ve uyarılarınızla Türkiye'nin makus tarihini değiştirecek bir döneme yön verdiniz, ışık tuttunuz'' diye seslendi.

''Türk milleti yıllar boyunca siyasetten bekleyip de sükutu hayale uğradığı ne varsa sizlerde onu buldu'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Son 4 yıl içinde elde ettiğimiz her kazanımın altında, özellikle gelecek umutlarını yeşerten her ilerlemenin ardında bu kadronun sağladığı istikrar ortamının büyük payı var. Bu ortam, bütün o kayıp yıllar boyunca milletimizin en büyük beklentisi ve özlemi olmuştur. Milletimiz bize, biz de milletimize inandık. Bu duygu ve gönül birlikteliğinden, bu ruh beraberliğinden iktidar, değişim, dinamizm çıktı. Bu demokratik dönüşümü ve kalkınma yolundaki büyük değişim iradesini görmezden gelmek isteyenler beyhude çaba içindedirler. Bugüne kadar netice alamamışlardır, alamayacaklardır. Demokrasi, istikrar ve güven sayesinde Türkiye yeniden bir üretim ve kalkınma sürecine girmiştir. İnsanlarımızı, üretmenin, ürettiği değere veya ürettiğini değere dönüştürmenin, değişen dünyanın hızını yakalamaya azmeden bir değişimin heyecanı sarmıştır. Bu, Türkiye adına, geleceğimiz adına paha biçilmez bir kazanımdır. Artık buradan dönüş olmayacaktır.''

EKONOMİK GÖSTERGELER

Ekonomik göstergelerin, milletin mutluluğunu, refahını artıran bir çizgide geliştiğini vurgulayan Erdoğan, ''İster finans sektörüne bakın, ister reel ekonomiye bakın, hep buralarda parametrelerin büyük oranda olumlu yönde geliştiğini görecekseniz. Eğer objektif, samimi, dürüst bakılırsa bunu görmemek mümkün değil'' diye konuştu.

Türkiye'nin, ''bu doğru yolda'' hızını kesmeden, tereddüte düşmeden yürüyüşünü sürdüreceğini ifade eden Erdoğan, 73 milyon insanın hak ettiği medeniyet seviyesine mutlaka ulaşılacağını söyledi. ''Bugün artık ne yapabileceğimizi, neleri başarabileceğimizi gayet iyi biliyoruz'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Hep birlikte tarihe bir medeniyet destanı daha armağan edeceğiz. Türkiye'nin adım adım ulaştığı hedefler, negatif düşünmeye, her şeye olumsuz bakmaya alışmış zihniyetlere söyleyecek söz bırakmamıştır. Gölgeleme, karartma, vehim üretme biliyorsunuz, bu bir siyasettir ama bu siyasete kaygı ve korku yayma taktiklerine, karamsarlık üretme yöntemlerine prim verecek bir toplumsal zemin Türkiyemiz'de kalmamıştır. Bugün ekonomik göstergelerde geldiğimiz seviyeler son 10, 20, 30 yıl, hatta ülkemiz tarihinin en iyi seviyeleridir. Biz hükümet olarak sadece geçmişin günahlarını temizlemekle kalmadık. Hataları tamir etmekle, açıklarını kapatmakla yetinseydik, bu sözleri bugün aynı coşkuyla söylemezdim.''

''ADIMLAR MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI''

Atıkları adımların meyvelerini vermeye başladığını vurgulayan Erdoğan, ''Bundan sonra kazanımlarımız artık çığ gibi büyücektir. Artık bir kar topu yok. Çığ olmaya yürüyen bir ülke. Bunu, Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna esmekte olan değişim ve kalkınma rüzgarına bakarak söylüyoruz. Bu başarının ardında samimiyet, dürüstlük, cesaret, kararlılık var. Bu başarının ardında milletin duası, kendisi var'' dedi. İşçi, memur, köylü, sanayici, tüccar ve ihracatçının bu dönemde istikrarın tadına vardığını ifade eden Erdoğan, ''Bunu provoke etmek isteyenler yok mu, var, olacaklar. Niye? Yüzde yüz herkes kalkar da bu tada varır mı? En güzel Gaziantep baklavasını getirsen herkes 'beğendim' der mi? Birileri de çıkar 'sarmadı' der. Şu anda bizim getirdiğimiz bu tada, bu yapıya, bu anlayışa ulaşamayanlar muhakkak çıkacak'' diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu ülkenin zenginliklerinin, bu ülkeyi nerelere taşıyabileceğini bu dönemde başardıklarımızla gördük. Bugün Türkiye, dünyanın 19. büyük ekonomisidir. Türkiye ekonomisi, bölgesinin hatta dünyanın yükselen yıldızıdır. Daha birkaç yıl önce memuruna maaş olarak ödeyeceği parayı denkleştiremeyen ülke, bu ülke değil miydi? Onun için Darphaneye talimat verilerek hemen paraların basıldığı ülke, bu ülke değil miydi? Enflasyonun düşeceğinden, sıkıntıların biteceğinden umudun kesildiği ülke, bu ülke değil miydi? Bankaların görev zararı kurnazlığıyla fakir fukaranın cebindeki parayı aldığı ülke, bu ülke değil miydi? Nereden nereye geldiğimizi asla unutmayacağız. Bu hesabı kendimize sürekli olarak sormazsak kalkınamayız. Bunu sorarak, büyüdük, büyüyoruz, büyüyeceğiz. Bir günü bir gününe eşit olan zarardadır. Biz zararda olmayacağız. Unutursak korkarım o girdaplara yeniden sürükleneceğiz.''

''POLİTİKALAR BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR''

Bütün alanlardaki politikaların birbirini tamamladığını ifade eden Erdoğan, ''Türkiye'nin jeostratejik özelliğiyle yıllardır övünürdük ama bu iddiamızın içini bir türlü dolduramazdık'' dedi. Erdoğan, ''Avrasya'ya, Balkanlar'a, Ortadoğu'ya dönük bir açılım yapmamızın gereğini ifade ederken bunu dünyanın gerçekleriyle bir türlü buluşturamazdık. Oysa şimdi dış politikamızı güçlü bir ekonomi politikasıyla, ihracatla, enerji politikasıyla tamamlayabiliriz. Bugün, Türkiye bir enerji koridoru haline geldiği için ülkemiz, komşu ülkelerle olduğu kadar AB için de vazgeçilmez bir ülke olmuştur'' diye konuştu.

Erdoğan, uluslararası toplumla olan ilişkilerin karşılıklılık esasında ilerlediğini, Türkiye'nin artık bir enerji koridoru haline geldiğini ifade etti. Kıbrıs'ı ''peşkeş çektiklerini'' iddia edenler olduğunu da ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Efendim Kıbrıs'la ilgili ne yaptık? Ne yapmadık ki? Soruyorum. Peşkeş çekildi deniyor. Zerre kadar feraseti olan varsa, çıksın açık ve net konuşsun. Kıbrıs'la ilgili olarak 59. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak ne verdik, yaptık? Verdikleri değil, aldıkları vardır. Nedir bu aldıkları? KKTC'nin dünyadaki meşruiyet mücadelesidir. Bunları geçenlerde Sayın Gül, Meclis'te de bütün detayları ile anlattı. Özellikle anlatmamız lazım. Çünkü, hamasetle aldatılan veya aldatılmak istenen bir toplum var. Bu toplumumuzu aldatmaya müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçekleri ortaya koyacağız. Yine söylüyorum. Sayın Denktaş'ın yönetimi, Sayın Talat'ın yönetim dönemi. Biz Denktaş'ın yönetim döneminde de bu ülkede iktidardık, Sayın Talat'ın döneminde de iktidardık. Ve göreve geldiğimiz andan itibaren adımlarımız ortadadır. Uluslararası alanda atılan adımlar ortadadır. Ve şu ana kadar KKTC'ye yatırım yapma noktasında bizim dönemimize kadar bir adım atılmamıştı. Herşey durmuştu, stop...''

''GELDİK GÜVEN GELDİ''

Kendileri iktidara geldikten sonra bir güven ortamı geldiğini, Kıbrıs'a yatırımların başladığını anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Özel sektör de yatırım yapmaya başladı, ciddi değişimler başladı. Ama nasıl bizim içimizde milli meselelerde bile, bir birlik ve beraberlik göstermekten çekinenler varsa ne yazık ki Kuzey Kıbrıs'ta da bu milli birliği, beraberliği hazmedemeyen çevreler var. Burada milli birliği, beraberliği korunması gereken en önemli yerlerden bir tanesi o küçücük yerdir. Bunu hazmedemeyenler var. Ben ülkemizde bazı televizyon kanallarına çıkmak suretiyle adeta halkımı bu noktada aleyhte bilgilendirmeye ve aleyhte bir kampanyayı burada sürdürmenin gayreti içine girmeyi çok yanlış buluyorum. Yazıktır. Çünkü KKTC'nin desteğe ihtiyacı var, yıpratmaya değil... Biz şu anda KKTC'de yaşayan 300 bine yakın kardeşimizi, soydaşımız kardeşimiz olarak görüyor biliyoruz, TÜrkiye'de hangi hassasiyetle çalışıyorsak öyle çalışıyoruz. Milletin menfaatlerini gözümüzün ışığı gibi korumak, milleti ayrıştıran yaralar üzerinde slogan atarak Türkiye'yi büyütemeyiz. Herşeyi adalete, kardeşliğe değilde, ayrışmaya vurgu yapıyorsa, onun bu milletin gönlünde yer tutması mümkün değildir.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dokunulmazlıklar konusunda TBMM'de komisyon oluşturulması için daha önce ana muhalefet partisine davette bulundukların ancak buna yanaşılmadığını ifade ederek, ''Niye yanaşmadılar? Yanaşmayışlarının sebebi; çünkü biz sadece siyasetçinin veya siyaset kurumunun dokunulmazlığı değil, tüm kamu görevlilerini de kapsayacak şekilde bir dokunulmazlığın ilanından yanayız'' dedi.

Bunun ana muhalefetin işine gelmediğini savunan Erdoğan, ''Biz siyasetçi üzerinde bu dokunulmazlık çalışmalarının yürütmenin siyaset kurumunu yozlaştırmaya ve siyasetçinin bürokratik oligarşiye mahkum etmeye yönelik bir adım olduğunu burada hatırlatmak isteriz. Kusura bakmasınlar, demokrasinin geliştiği bir dünyada asla seçilmişler, atanmışların elinde oyuncak haline getirilmez, getirilmemeli'' diye konuştu.

Erdoğan, kimsenin manevi haritayı zedelemeye, birlik ve beraberlik duygusunda gedikler açmaya çalışmaması gerektiğini söyledi. Özellikle bu süreçte, milletin, köklü millet şuuru üzerinde hesaplar yapanların mutlaka kendi hesapları ile baş başa bırakmak zorunda olunduğunu'' anlatan Erdoğan, samimi bir değerlendirme yapmak istediğini dile getirdi. Siyasette aklın gerekli olduğunu, ancak siyasi aklın ihtiraslarına gem vurmak, sınırlar koymak için de siyasi vicdana sahip olunması gerektiğini anlatan Başbakan Erdoğan, ''siyasetin aklı gibi vicdanı da olmalı diyorum'' dedi.

İktidarı ile muhalefeti ile bunu görmeli ve göstermek durumunda olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin bunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Yola çıkarken, ahlaklı siyaset yapacaklarını ifade ettiklerini anlatan Erdoğan, 3 Kasım öncesinde siyaset kurumunun en önemli sorunlarından birinin, ''siyasetin yozlaşması'' olduğunu kaydetti. Menfaat üzerine kurulu bir düzen bulunduğunu ifade eden Erdoğan, AK parti'nin bunu gidermek için yola koyulduğunu ve adını adalet, kalkınma ve ak kavramlarıyla koyarak çıktığını anlattı.

Kendilerini eleştiren çevrelerin adlarının AK Parti olmasına rağmen, ''AKP'' diyerek, bu özelliklerini ortadan kaldırmak istediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Dedim ya siyasi vicdan, ahlak gerek. Siyaseti dürüst, adil, şeffaf ve hesap verebilir bir karakter kazanması için gerek parti olarak, gerek siyasetle uğraşanlar olarak kendimizin ahlaki ilkelerle tanımladık ve sınırladık. Yolsuzluk, kayırmacılık, iltimas, çekememezlik gibi tüm siyasal hastalıklara karşı kurumsal bir mücadele verdik. 4 yılı aşan iktidarımızda başarılı bir mücadele ortaya koyduk. Yanlışa düşmedik mi. Zamanlar olmuştur. Dört dörtlük tabii ki değiliz. Tabii ki olmuştur. Bunu gördüğümüz zaman gereğini yapmışızdır. Yanlışa tevessül edenleri asla aramızda barındırmak gibi bir gayretimiz olmamış ve onları süratle tasfiye etmenin yoluna gitmişizdir.''

Siyasetin amacının iyiyi, güzeli, adaleti, hakkaniyeti asıl kılmak olduğunu anlatan Erdoğan, toplumun huzur ve refahı için hizmet ettiklerini söyledi. Yanlış yollarla doğru hedefe ulaşılamayacağını anlatan Başbakan Erdoğan, ''Herkes şunu çok iyi bilsin ki, ahlaki yörüngesini yitiren, yasal zeminin kaybeden, meşruiyet pusulası şaşanların AK Parti içinde yeri olmayacaktır'' dedi.

Merkezi idarelerde, yerel idarelerde esas olanın topluma hizmet olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, hukuk ve ahlak çizgisi dışında kalanların partilerinin çatısı altında yeri olamayacağını, asla barınamayacağını kaydetti. AK Partili milletvekillerinin, ''Siyasi Etik Yasası''nı Meclis gündemine taşıdığını anımsatan Başbakan Erdoğan, mal bildiriminden, etik kurul oluşturulmasına kadar bir dizi düzenlemenin kamuoyunda tartışılacağını söyledi.

DOKUNULMAZLIKLAR

Kısır ve sonu gelmez tartışmaların içinde olmadıklarını söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu: ''Dokunulmazlık konusuna şöyle bir dokunmak istiyorum. Sık sık bu dokunulmazlık konusu birileri tarafından gündeme getiriliyor. Bir gerçeği burada hatırlatmamız lazım. Dokunulmazlık konusu bizim aklımıza geldiğince veya popülist bir yaklaşımla gündeme getirdiğimiz bir konu değildir. Bizim programımızı açtığınız zaman bu konuya nasıl yaklaşıyoruz bu var. Bununla ilgili olarak da ana muhalefet partisinin, -daha o zaman iki grup vardı TBMM'de- bununla ilgili bir komisyon oluşturulması için davet ettik. Hiçbir zaman bu komisyona yanaşmadılar. Niye yanaşmadılar? Yanaşmayışlarının sebebi; çünkü biz sadece siyasetçinin veya siyaset kurumunun dokunulmazlığı değil, tüm kamu görevlilerini de kapsayacak şekilde bir dokunulmazlığın ilanından yanayız. Komisyonda tartışsınlar, hazırlasınlar ve adımı ona göre atalım diye. Yanaşmadılar. Niçin? İşlerine gelmiyor da onun için. Ama biz siyasetçi üzerinde bu dokunulmazlık çalışmalarının yürütmenin siyaset kurumunu yozlaştırmaya ve siyasetçinin bürokratik oligarşiye mahkum etmeye yönelik bir adım olduğunu burada hatırlatmak isteriz. Kusura bakmasınlar, demokrasinin geliştiği bir dünyada asla seçilmişler, atanmışların elinde oyuncak haline getirilmez, getirilmemeli... Söyledikleri ne? Sürekli gündeme getiriyorlar. Bunu gündeme getirenler kalkıp da düşünüyorlar mı? Efendim AK parti'li bu kadar var. Neymiş, seçim döneminde hava karardıktan sonra konuşma yapmış. seçim yasalarını ihlal. Çoğu bu.''

YUVACIK BELGELERİNİ AÇIKLAYACAĞIZ

Erdoğan konuşmasında Yuvacık Barajı inşaatına da değindi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bir tarafta Yuvacık Barajı, İstanbul'daki barajlar meselesi. Hepsini delilleriyle birlikte çıkaracağım. Gerçekten bazı arkadaşlar diyorlar ki bu artık geride kaldı. Arkadaşlar geride kalmadı. Bu bu milletin onurudur. Bu ülkede yalancı kim, dürüst olmayan kim, bunu evraklarla birlikte çıkarıp ortaya koyacağız. Bu siyasi partinin lideri, 'hala bunlar nasıl olmuş hayret' diyor. Ondan sonra benim partimin içinde Ağrı milletvekilim bana ve grup başkanvekillerime 'parlamentodan istifa edeceğim', Cemal Kaya beyefendi gelip benden bu istifanın kabulünü istiyorsa ve biz grubumuz olarak Kaya'nın istifasını kabul ederek, milletin arasına giriyor, bunu gösteriyor... Bunu söylüyoruz. Yuvacık barajı 4.5 milyar dolara mal olacak, faizleriyle birlikte dahil. 'Hesabını sormazsa namerttir' diyor. Hesap sorma merci biz miyiz? Ben genel başkanı olarak sana soruyorum; Git hesabını yap, incelet, araştırt, yahu böyle bir baraj 4.5 milyar dolara mal olur mu? Bu ülkede, Enerji Bakanlığı, Maliye Bakanlığı yaptın, hiç böyle bir baraj 4.5 milyar dolara mal olur mu yahu? Onun için bir koyun gütmemiş adamlar bu ülkede konuşuyorlar. Beni asıl ilgilendiren böyle bir baraj nasıl 4.5 milyar dolara mal olur. 'Efendim 4.5 değilmiş, 2.5 milyar dolarmış'. 2.5 milyar dolara nasıl mal olur? 2.5 milyar dolara bile şu andaki kapasitesinin çok çok üstünde biz size 10 tane baraj inşa ederiz. Biz iktidara geldiğimizde 100 dolayında baraj ve gölet yaptık. İnsan bir merak eder, acaba nasıl yapılır. Sor bakalım, bir sor bakalım... Bu tüyü bitmemiş yetimin hakkı değil miydi, fakir fukaranın hakkı değil miydi, bu yolsuzluk değil de neydi? soruyorum sizlere.'' Biz bu ülkenin kayıp yıllarına yenilerini ekleyecek bir umursamazlığın içinde olmayacağız.''

HALK DİLİ

Bazılarının, ''Sayın Başbakan çok sinirleniyorsunuz'' dediğini, bunları görünce sinirlendiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ''şunu anlatmak, tiyatro diliyle değil, halk diliyle anlatmak lazım'' dedi. Belediye başkanlığından geldiği için bunları iyi bildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, Türkiye'yi, ''hasta adam yoluna düşmeyecek yerlere taşımak zorunda olduklarını'', milli geliri 10 bin dolara çıkarma gayreti içinde olduklarını ifade etti. Çiftçiye, esnafa rahat bir nefes alacak ortam yaratmak için çalıştıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, Ziraat Bankası ve Halk Bankasının geçmişten bugüne kadarki analizini dün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında yaptıklarını anlattı. Diğer taraftan Vakıflar Bankasının da önemli aşamalar katettiğini, hatta Vakıflar Genel Müdürlüğünün buradan gelen para ile vakıf eserlerinin restorasyonunu rahatça yapma imkanı bulduğunu anlatan Erdoğan, ''Bu dönemde 2000'e yakın vakıf eserinin restorasyonu tamamlanmıştır'' dedi.

Toplantı, Erdoğan'ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti. Toplantıyı çok sayıda basın mensubu izlerken, otel civarında geniş güvenlik önlemleri alındı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious