Erdoğan'ın bürokratik oligarşi isyanı

Erdoğan'ın bürokratik oligarşi isyanı.10800
  • Giriş : 09.05.2009 / 22:58:00
  • Güncelleme : 09.05.2009 / 23:11:43

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de bu bürokratik oligarşi olduğu sürece başarmak zor" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin kalkınması için özel sektörün önüne bariyer çekilmemesi gerektiğini belirterek, "(Bu ülkede taş üstüne taş koyanın başımız üstünde yeri var) dedik, biz yolları açtık. (Peki yüzde yüz başarılı oldunuz mu?) Hayır olamadık, çünkü Türkiye'de bu bürokratik oligarşi olduğu sürece bunu başarmak zor" dedi. Recep Tayyip Erdoğan, Sanko Holding'e ait Çatalca Rüzgar Enerjisi Santrali'nin açılışında yaptığı konuşmada, bugün Türkiye adına heyecan verici, umut verici bir tesisin açılışının yapıldığını söyledi. Bu tesisin yılda 220 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üreteceğini ifade eden Erdoğan, ortalama 122 bin hanenin bir yıllık enerji ihtiyacını karşılayacağını kaydetti.

"Türkiye'nin en büyük rüzgar enerjisi santralinin hayırlı olmasını diliyorum" diyen Erdoğan, dönen pervanelerin ve ayrıca geceleri ışıklı halinin farklı bir güzellik kattığını, iki hafta önce de Kemerburgaz'da Odayeri çöp gazından elektrik üretim tesisinin açılışını yaptığını hatırlattı. Erdoğan, o tesisin de Anadolu yakasındaki tesisle birlikte 42 megavat gücünde enerji ürettiğini belirtti.

Bu dönem enerjiye ciddi manada ağırlık verdiklerini, bir taraftan rüzgarı elektrik enerjisine dönüştürürken, diğer taraftan da çöpten ve güneşten enerji üretildiğini anlatan Erdoğan, "Eskiden nehirlerimiz, ırmaklarımız hep akar giderdi. Onun için de bize, (Su akar Türk bakar) lafını yapıştırmışlardı. Şimdi biz bunu değiştirdik, (Su akar Türk yapar), bunu başardık" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, artık devasa barajların yapılır hale geldiğini vurguladı.

Eskiden barajların 7-8 yılda bitirilemediğini, bu sürenin 10 yıla kadar uzayabildiğini dile getiren Erdoğan, bu devri değiştirdiklerini, özel sektörün girdiği alanlardan devlet olarak çekildiklerini ve çekilmeye de devam ettiklerini belirtti.

"DERDİMİZ, ÜZÜMÜ MİLLETLE YEMEK"

Başbakan Erdoğan, "Bizim derdimiz bağcı ile değil. Derdimiz, üzümü milletle yemek" dedi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Özel sektör bunu hızla başarıyorsa, niçin bunun önüne bariyer çekiyoruz? (Bu ülkede taş üstüne taş koyanın başımız üstünde yeri var) dedik, biz yolları açtık. (Peki yüzde yüz başarılı oldunuz mu?) Hayır olamadık, çünkü Türkiye'de bu bürokratik oligarşi olduğu sürece bunu başarmak zor. Tabii yarın medya yazacak, (Çözün bunu) diyecek. Dünyanın hiçbir yerinde yasama organları bunu çözememişler ki biz çözelim. Çünkü yine gelip takıldığı yer bürokratik oligarşi. Bunun çözülme yolu var, ama o da demokrasiyle bağdaşmıyor. Sıkıntı burada. Demokratik kurallar içinde bunu aşmanın gayreti içindeyiz." Erdoğan, onun için yatırım ajansı kurduklarını, kurmalarının tek sebebinin girişimciyi kapı kapı devlet dairelerinde dolaştırmamak, dosyasının ajans tarafından dolaştırılmasını sağlamak olduğunu kaydetti. Ajansı direkt kendisine bağladığını ve bakanlarına ajanstan gelen dosyayla ilgili problemleri hemen çözmeleri ve uygulamaya koymaları talimatını verdiğini ifade eden Erdoğan, tüm bunları yatırımları hızlandırmak için yaptıklarını söyledi.

"ÖZELLEŞTİRMEYE İNANMAYAN BİR MANTIK VAR"

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Derdimiz şu; eğer Türkiye sanayi ve teknolojide büyük patlama yapacaksa, Cumhuriyet'in 100. yıl dönümünde dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girecekse, bunu başarmak zorundayız. Türkiye'de sadece bürokratik oligarşi bariyer oluşturmuyor. Türkiye'de özelleştirmeye inanmayan ve kabul etmeyen bir mantık var. Bu da siyasetin içinde, onlar da bariyer oluşturuyor. Çalışmayan, zarar eden, hantal devlet kuruluşları vardı. Bunları hep özelleştirdik. Ama bunlara birçok engeller konuldu. Nereden? Her yerden. Yargı da bu noktada bizi uğraştıran en önemli konulardan bir tanesi. İşte bakın araziler satılmıştır ihaleyle. Şu anda o arazileri aynı şekilde satmaya kalksanız, o paraları alamazsınız. Bir girişimci yatırım yapacak, ama bakıyorsunuz ki hop bariyer var önünde."

İstanbul'un ciddi manada yatak kapasitesine ihtiyacı bulunduğunu, ancak buna da (Hayır, yapamazsın) denildiğini dile getiren Erdoğan, "Peki nasıl olacak bu iş? Hani sen milletini, vatanını seviyordun. Vatanını, milletini sevmek adına bunu yapmak zorundasın arkadaş, yapacaksın" şeklinde konuştu. Milletin kurumlarında görev alan herkesin, bir sıkıntı ve çözümsüzlük durumunda onu çözmek adına o makamda bulunduğunu belirten Erdoğan, "Ama öyle anlar oluyor ki bakıyorsunuz çözmenin yollarını bulanlar var. Çözmenin değişik yollarını bulanlar var. Bunları duyduğumuz zaman da kahroluyoruz" dedi.

"CİDDİ MANADA ENERJİYE İHTİYAÇ VAR"

Başbakan Erdoğan, milletçe bir seferberlik içinde olunması gerektiğini belirterek, buradaki 60 megavatlık tesisin çok önemli bir dinamizm oluşturduğunu, bir o kadarını daha buralarda kurabileceklerini kaydetti. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu'nun bunu yapmaya hazır olduğunu söyleyen Erdoğan, "Buyur 60'ı 120'ye çıkar" dedi. Sanayi ve teknolojide sıkıntının enerjide olduğunu, ciddi manada enerjiye ihtiyaç bulunduğunu kaydeden Erdoğan, enerjinin artırılması halinde sanayide rahatlıkla bir patlama yapılabileceğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan, "Gemilerle buğday ihraç etmek marifet değil. Onu ihraç edersin, ondan sonra kablolarla size enerji pompalarlar. Siz oradan alacağınız 1 megavata ne kadar buğday veriyorsunuz?" diye sordu. Bunun hesabı yapılacağına enerji üretmek gerektiğini, rüzgar, su ve çöplerin enerjiye çevrilebildiğini anlatan Erdoğan, "İş bilenin, kılıç kuşananın. 10 yıllar boyunca adeta bir tekerleme gibi Türkiye'nin doğu ile batı arasında bir köprü olduğunu, Türkiye'nin yer altı, yer üstü zenginlikleri bulunduğunu söyleyip durdular. Ancak Türkiye'nin bu imkanları, bu fırsatları bir değere çevirememesinin acı faturalarını ödedik" şeklinde konuştu.

"KRİZİ EN AZ ZARARLA ATLATACAĞIZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kriz başladığında söyledim. Herkes bizimle dalga geçmeye başladı. 'Kriz teğet geçecek' dedim. Aynı iddiadayım. 'En az zararla atlatacağız' dedim. Aynı iddiadayım. En az zararla biz bunu atlattık, atlatıyoruz, atlatacağız" dedi. Recep Tayyip Erdoğan, Sanko Holding'e ait Çatalca Rüzgar Enerjisi Santrali'nin açılışında yaptığı konuşmada, 6,5 yıl öncesine kadar Türkiye'ye bir yılda gelen küresel sermayenin 1 milyar dolar olduğunu, 2007 yılında bu rakamın 22 milyar dolara ulaştığını, 2008'de küresel krize rağmen 17 milyar doların yakalandığını belirtti.

Bu yılın daha da iyi olacağını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kriz başladığında söyledim. Herkes bizimle dalga geçmeye başladı. 'Kriz teğet geçecek' dedim. Aynı iddiadayım. 'En az zararla biz bunu atlatacağız' dedim. Aynı iddiadayım. En az zararla biz bunu atlattık, atlatıyoruz, atlatacağız. Kim ne derse desin, göreceksiniz. Bunları bilerek, görerek konuşuyorum."

Baştan beri "Krizi biz fırsata dönüştürebiliriz" dediklerini hatırlatan Erdoğan, krizi fırsata dönüştürme arzusunun bir vatanseverlik olduğunu, onu yapanlar bulunduğunu kaydetti.

"FİNANS SEKTÖRÜ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIYOR"

Başbakan Erdoğan, ancak krizi fırsata çevirme dönemine yardımcı olması gerekenlerden köstek olanlar bulunduğuna dikkati çekerek, "Bakın, finans sektörü üzerine düşeni yapmıyor. Sadece bariyer oluşturmaya devam ediyor. Ama burada en çok bağırması gereken ben değilim, en çok bağırması gereken TOBB. Bütün KOBİ'ler adına bağırması lazım. Çünkü bağırmadıkları sürece bunların harekete geçmesi mümkün değil" diye konuştu.

Finans sektörünün, girişimciden, milletten, vatandaştan teslim aldığı parayı girişimciye, KOBİ'ye yüksek faizlerle ya da nazlanarak verdiğini vurgulayan Erdoğan, "Bütün gayrimenkul ipotek neyse alıyorsun. 5 lira alıyorsun, 1 lira veriyorsun. İnsaf... İnsaf yani. Önünü aç, yardımcı ol, bu ülke bizim. Tamam eşeği sağlam kazığa bağla, ama gel girişimciye desteği ver" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, iş yerleri batarsa yazık olacağını, onlar çalıştıkça daha çok insanın çalışacağını anlatarak, "Bu dönemi atlattığımız zaman yarın, senin kapına bugün gelip yalvaran insanın sen kapısına gideceksin. Diyeceksin ki 'gel paranı bana yatır'. Yapma bunu" dedi.

Türkiye'nin 6,5 yılda gayri safi yurt içi hasılasının 232 milyar dolardan 742 milyar dolara çıktığını, 1 trilyon doların yakın olduğunu ve bunun da yakalanacağını belirten Erdoğan, göreve geldiklerinde devletin borçlanma faizi yüzde 63 iken, bugün yüzde 11'e düştüğünü kaydetti. Erdoğan, Merkez Bankası'nın faiz oranlarının tek haneli rakamlara düştüğünü ifade ederek, bu ülkenin 7-8 yıl önce yüzde 7 bin 500 faizleri gördüğünü ifade etti.

Enflasyonun yüzde 30'dan yüzde 6'ya indirildiğini anımsatan Erdoğan, aradaki farkın vatandaşın cebinde kaldığını söyledi.

"YARINLARA UMUTLU BAKIYORUZ"

Başbakan Erdoğan, "Biz yarınlara umutlu bir şekilde bakıyoruz. Kararlı bir şekilde geleceğe yürüyoruz. İnşallah dünyadaki itibarı ile Türkiye çok daha farklı bir yere geliyor" dedi.

Türkiye'nin, bir taraftan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattıyla, öbür taraftan Bakü-Tiflis-Erzurum ile öbür tarafta üzerinde çalışmaları yapılan Samsun-Ceyhan ile ve Mavi Akım ile çok daha farklı bir konuma ulaşacağını ifade eden Erdoğan, bu hafta içerisinde yapacakları ziyaretlerle bu konularda önemli adımlar atacaklarını bildirdi.

Erdoğan, Çatalca'da böyle bir tesisin yapılmasının İstanbul'a bir anlam ve farklılık kazandırdığını dile getirerek, Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu ve yöneticileri kutladı.

Abdülkadir Konukoğlu'nun, bir Anadolu sermayesi olarak çok önemli bir temsilci olduğunu vurgulayan Erdoğan, çeşitli sektörlerde devam eden yatırımlarıyla Sanko Holding'in enerji alanında attığı bu adımın iş adamlarına örnek teşkil ettiğini kaydetti.

Erdoğan, "Adeta yeni bir Sakıp Ağa'dır Abdülkadir bey. Böyle görüyorum kendisini" dedi.

Konuşmasının ardından Erdoğan'a, Konukoğlu tarafından minyatür bir rüzgar türbini hediye edildi.

Erdoğan, daha sonra Konukoğlu ve diğer davetlilerle, rüzgar türbini maketi önünde Çatalca Rüzgar Enerjisi Santrali'nin açılışını yaptı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*