Erdoğan’ın ekibi iş başında

Erdoğan’ın ekibi iş başında.12078
  • Giriş : 21.03.2009 / 18:56:00

AKP'nin almak istediği 2 il. Biri Diyarbakır, diğeri Tunceli. Bu iki ilde AKP'yi yine hüsran bekliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DTP ile AKP arasındaki rekabette, seçmen için hizmet vaatlerinden daha çok, seçimlerin sonucunda verilecek politik mesajın ne olacağı daha önemli hale gelmiş. DTP'nin 'Bu seçim Kürt sorununun çözümü için bir referandumdur' vurgusu tutmuş görünüyor

Diyarbakır'da insanlarla konuşunca 29 Mart'ta bir yerel seçim değil de sanki bir referandum varmış sanırsınız. İki rakip, Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) belediyecilik vizyonu yerine “büyük politik stratejiler”in oylanacağı bir referandum...

Politikanın bu kentin ruhuna nasıl da kuvvetle işlediğini bilen biri olarak kentin sokaklarında dolaştığınızda, bu kez şaşırtıcı ölçüde gerilimden uzak, hatta vasatın altında bir seçim atmosferini kokluyorsunuz.

Bir yabancının kafasının alamayacağı bir tuhaflık mıdır bu, yoksa insanlar sonucu belli gördüklerinden mi bu kadar sakindirler?

Erdoğan faktörü

İpuçları, kentin ileri gelenlerinden, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu'nun sözlerinde var:

“Başbakan'ın özellikle 'Diyarbakır'ı istiyorum' lafıyla başlayan, (DTP'lilerin) ellerini sıkmam, 'ya sev ya terk et' ve pompalı tüfek (Erdoğan'ın geçen kasımda İstanbul'da DTP'li göstericilere ateş açan kişi hakkındaki anlayışlı yaklaşımını kastediyor) meselelerindeki gelişmeler, işi hizmet ve yerel seçim havasından çıkardı siyasi bir boyuta taşıdı. Şimdi Diyarbakır bir kez daha oyunu siyasi olarak kullanacak gibi görünüyor. Millet iş istiyor, aş istiyor, hizmet istiyor ama özgürlükler ve haklar ile hizmet ve ekonomi birbirinin alternatifi değil, birbirinin kardeşi. Birlikte vermeniz gerekirken, siz bunları iki ayrı yere koyup milleti tercih yapma noktasına iterseniz, siyasete oy verecektir. İkileme zorlanırsa, millet taleplerinden vazgeçmez.”

Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat M. Emin Aktar da, “Seçimler sonucunda verilecek politik mesajın ne olacağı seçmen için hizmetten daha önemli hale geldi. DTP, 'Bu Kürt sorununun çözümü için bir referandumdur' mesajını oturttu” diyor.

Çözüm beklentileri

Diyarbakır'daki “referandum” havasını güçlendiren bir başka faktör de, seçim sonrasında, muhtemelen nisan ayında Erbil'de toplanacağı söylenen “Kürt Konferansı”nın, Türkiye'nin Kürt sorununa çözüm kapısını aralayabileceği şeklindeki, bölgede görüştüğüm istisnasız herkeste gözlemlediğim iyimser beklenti...

PKK'nın silahsızlandırılması, yani Kürt hareketinin şiddetten arındırılması konunun bir yönü... Diğer tarafta da seçim sandığı var. Dolayısıyla DTP için bu konferans öncesinde Diyarbakır'ı elinde tutmak, yeni döneme temsil gücünü muhafaza ederek girmek anlamına geliyor.

Ankette DTP favori

Adil Gür'ün A&G araştırma şirketi tarafından 7-8 Mart tarihlerinde 2 bin 428 seçmen nezdinde yapılan kentteki son kamuoyu yoklamasına göre, DTP Büyükşehir Belediyesi başkan adayı, şimdiki Başkan Osman Baydemir'e verilen destek yüzde 57.5 seviyesinde. AKP'nin adayı Kutbettin Arzu yüzde 21'de kalıyor kararsızlar ise yüzde 20 seviyesinde. Kararsızlar dağıtıldığında DTP'nin oy oranı yüzde 72.1'e, AKP'ninki ise yüzde 26.3'e çıkıyor.

Ancak, bölgenin deneyimli gazetecisi, Diyarbakır Olay gazetesinin Yayın Koordinatörü Naci Sapan, AKP'nin bu kadar düşük bir oy yüzdesinde kalacağı kanaatinde değil. DTP'nin kararsız oylarının yok denecek kadar az olduğunu, dolayısıyla kararsızların ağırlıkla AKP'ye yöneleceğini düşünüyor.

Erdoğan'ın ekibi iş başında

AKP'nin Diyarbakır'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı için gösterdiği aday olan Diyarbakır Milletvekili Kutbettin Arzu'yu yeterince agresif bulmayanlar var, karizmasının Osman Baydemir'inkinin yanında sönük kaldığını söyleyenler, partinin Diyarbakır'daki aktörlerini “halka dokunabilen insanlar olmadığını” düşünenler var... Ama bütün bunlar AKP'nin Diyarbakır'a özel bir önem verdiği gerçeğini değiştirmiyor.

Başbakan'ın “Diyarbakır'ı istemesinin” lafta kalmadığı kesin. Kutbettin Arzu'nun kampanyası için İstanbul'dan tayin edilen basın danışmanı Bekir Kaplan, kendisi gibi İstanbul'dan gönderilen, Başbakan Erdoğan'ın çok güvendiği tecrübeli bir ekibin Arzu'nun seçim kampanyasını yönettiğini söyledi. Bu ekip, Recep Tayyip Erdoğan'ın 1994'te İstanbul Büyükşehir belediye başkanı seçilmesinde ve 2003'te Siirt'ten milletvekili olarak parlamentoya girmesinde rol oynamış...

DTP'liler ve DTP'li olmayanlar, Erdoğan'ın arzusunun harekete geçirdiği tek gücün partisi olmadığı konusunda hemfikir. Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun AKP'ye seçimi kazandırmak için “AKP İl Başkanı” gibi, hatta ondan daha iyi çalıştığı söyleniyor.

Vali Mutlu'nun çalışmaları hakkında geçen salı yerel gazetelerde yer alan haber ilginçti:

Vilayet-belediye kavgası

Diyarbakır Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından “sosyal yardım” adı altında iki gün önce 1200 aileye dağıtılan inşaat malzemeleri ve çimento torbalarına belediyenin zabıta ekipleri, “gecekondulaşmaya yol açtığı” gerekçesiyle el koymuştu!
DTP'liler valiyi AKP'ye oy karşılığında imara aykırı yapılaşmayı teşvik etmekle suçluyor!
Bu haberden bir gün önce de, tespit edilen ailelere beyaz eşya ve 1200 TL nakdi yardım yapılacağını ilan eden Vali Mutlu imzalı mektupların, bu ailelere ulaştırılmak üzere muhtarlıklara gönderildiği ulusal basına yansımıştı.

'Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz'

Kutbettin Arzu'ya seçim vaatlerinin neler olduğunu sordum altyapı, hizmet ve kentin gelişmişlik sorunları hakkında konuşmasını beklerken, “Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz” diyerek beni şaşırttı. Arzu şunları söyledi:
“Hep Kürt meselesinin barış ve demokrasi içinde çözülmesinden yana olduğumuzu söylüyoruz. Çözümde AKP'nin önder ve belirleyici rol oynadığını söylüyoruz.

Bu kentin en önemli sorunu, şu andaki yerel iktidarın bu kentte kendisi dışında hiç kimseyi tanımamasıdır. Herkesi ötekileştirmiştir. Biz herkesi kucaklayacağız. Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Burada bir travma yaşanmış, insanlar birbirleriyle konuşamaz hale gelmiş. TRT-Şeş'e çıkmayın diye insanları tehdit ediyorlar. Artık burada Kürdün Kürde tahammülü yok. seçim kampanyasında bir Kürt partisi olduğunu söyleyen Hak-Par da taşlanıyor, AKP de taşlanıyor.”

Bütün bunlar hakkında Osman Baydemir'in de görüşünü almak isterdim, ama “kampanya çalışmalarının yoğunluğu” nedeniyle randevu vermediğini belirteyim.

DTP'nin kaybetmesi sürpriz

Bugün, nevruz... Ben Diyarbakır'dayken, şehirde DTP'nin Nevruz'u bir seçim mitingine dönüştüreceği söyleniyordu. Nevruzun nasıl geçtiğine bakarak, tarafların kendilerini ne ölçüde rahat veya ne ölçüde sonuca razı hissettikleri hakkında ipuçları elde etmek mümkün olacak.

Netice itibarı ile DTP'nin büyükşehiri kaybetmesi büyük sürpriz olur AKP'nin ise dört merkez ilçeden birini, örneğin Sur'u alması sürpriz olmaz derim.

Tunceli'de siyaseti buzdolabı ısıttı

Valiliğin dağıttığı beyaz eşya 'AKP'nin seçim rüşveti' olarak algılanınca diğer partiler kampanyalarına hız verdi. DTP yine favori olsa da CHP sürpriz yapabilir

Tunceli'de Hamburg-Galatasaray maçını izlemek için gittiğim restoranda, sonradan AKP'nin kentteki eski ileri gelenlerinden biri olduğunu öğrendiğim komşu masadaki zat, çay bardağına doldurduğu rakısını kaldırarak selam verdi ve dedi ki, “Tunceli'de rakı içmemek yasaktır!”.
Tunceli işte böyle “tersine” bir şehir... Siyasi kültürü geleneksel olarak sol, mezhebi Alevi, etnik yapısı Kürt... Bu üç özelliği onu bazılarının gözünde “farklı bir yer” yapıyor.
17 bin seçmenli bu küçük kentin soluk alıp verdiği yer Cumhuriyet Meydanı...

O meydanda 10 dakika durup çevreme göz kulak kesildim AKP'nin propaganda aracının hoparlöründen, partinin Tunceli belediye başkan adayı Cihan Açıkgöz'ün “Atatürkçü” diye tanıtıldığını duydum CHP minibüsünden “İnançlarımız ve değerlerimiz için CHP” diye yükselen ses, Alevi kimliğine gönderme yapıyordu. DTP'nin aracından da Kürtçe yerel müzik eşliğinde seçmenler, “CHP milliyetçiliğine ve AKP soygunculuğuna oy vermemeye” çağrılıyordu...

Propaganda minibüsleri 30 Mart sabahı ortadan kaybolacak, Kürtçe pankartlar kaldırılacak, ama makineli tüfek kulelerindeki kar maskeli polisleriyle gelip geçen zırhlı araçlar, herhalde seçimlerden sonra da burada turlamaya devam edeceklerdi...

Buzdolabı ters tepti

Tunceli, 81 il arasında AKP'nin milletvekili çıkaramadığı tek yer...

Tunceli'de doğal tabanı olmayan AKP, kentin kimliğine yabancılığını hizmet ve yatırım odaklı bir kampanya stratejisi ile aşmaya çalışıyor.
AKP adayı Açıkgöz, 40 yaşında, iktisatçı 99 seçimlerinde Tunceli'den DSP milletvekili adayı olmuş ancak seçilememiş. Şimdiye kadar 5 bin ev gezdiğini, her kesimle görüştüğünü ve her kesimden oy alacağını söylüyor.
AKP deyince tabii ki Tunceli Valiliği'nin dağıttığı buzdolapları geliyor akla...
Şimdiki Belediye Başkanı DTP'li Songül Erol Abdil'in 3792 oyla seçildiğini, dağıtılan eşya sayısının da 3 bin civarında olduğunu göz önüne alırsak, her bir eşyanın AKP'ye bir oy getirmesi halinde Açıkgöz'ün kazanması aşağı yukarı garanti olurdu. Anlayacağınız, buzdolabı dağıtarak seçim kazanmak burada “teorik olarak” mümkün...

Ancak “siyasi pratik”te durum başka... Buzdolapları, fırınlar, çamaşır makineleri, kanepeler, siyaseti ısıtmış Tunceli'de. Bu yardımlar diğer partilerin kampanyaya daha da asılmalarına neden olmuş. Diğer partilerin sözcüleri ağız birliği etmişçesine Vali Mustafa Yaman'ın “AKP il başkanı gibi çalıştığını” söylüyorlar.

DTP'nin, kentte pek de başarılı bulunmayan Abdil yerine, partinin “kadın kotası” gereği gösterdiği belediye başkan adayı Edibe Şahin, “Dersim'deki (Tunceli) insanlar çok bilinçlidir. Neyin niçin yapıldığını çok iyi biliyorlar” diyor.

CHP'nin adayı Mazlum Arslan, “Seçimlerin üzerine gölge düştü artı puan olmadı, eksi puan oldu AKP için” diyor yardımlar hakkında...

Sosyalist aday ve AKP faktörü

CHP adayı Arslan 1994-99'da belediye başkanlığı yapmış, tecrübeli ve kentte sevilen bir isim. 2004'te bağımsız olarak girdiği seçimde 2171 oy almıştı. DTP yine favori olsa da, Sosyalist bağımsız aday Murat Kur'un böleceği DTP oyları ve AKP faktörü CHP'nin aradan sıyrılması sonucunu doğurabilir.

'Tercihimizi etkilemedi'

Dört çocuklu ailesini hamallık dâhil “ara işler” yaparak geçindirmeye çalıştığını söyleyen Baki Çiçek ve eşi Cevahir Çiçek, Tunceli Valiliği'nin yardımı olan yeni buzdolapları önünde poz veriyor. Eskisi 25 yıllıkmış. Kasım sonunda Vilayet'e başvurup form doldurmuşlar, buzdolabı şubat ortası gelmiş. Baki Çiçek, “Bu devlet ne kadar zenginmiş şaşırdık kaldık” diyor ve sonra ekliyor: “Ama oy tercihimizi etkilemedi”.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*