Erdoğan'ın PKK planı ne?

Erdoğan'ın PKK planı ne?.8935
  • Giriş : 16.11.2007 / 09:25:00
  • Güncelleme : 16.11.2007 / 10:28:56

Radikal yazarı Murat Yetkin'in yazısını okumak için tıklayın...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Rice ve Bush'a anlatılan 'kapsamlı plan'a dair Erdoğan'ın son sözü şifre gibi: Tavrımız, her şeyden önce silahların bırakılması..

Erdoğan'ın 'Kapsamlı Kürt Planı' mı var?

Dışişleri Bakanı Ali Babacan bugün CHP, MHP ve DSP'ye Erdoğan-Bush görüşmesini anlatacak. Bu hem doğru bir adım, hem de doğrusu Başbakan Tayyip Erdoğan dışında bu görüşmeye en çok vâkıf olan isim olarak Babacan bu sunumu yapacak (Erdoğan dışında) en doğru isim. Belki son günlerde fazla konuşmaması nedeniyle geride kaldığı izlenimine yol açsa da Babacan Irak-PKK operasyonunun tam göbeğinde yer alan birkaç yetkili arasında.

Babacan hem 2 Kasım'da Başbakanlık'ta Erdoğan ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice arasındaki görüşmede, hem de 5 Kasım'da Beyaz Saray'da heyetlerle görüşmeye geçmeden yapılan dörtlü görüşmeye katılmıştı. (Diğer üçü ABD Başkanı George Bush, Erdoğan ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley idi.)

Dolayısıyla Babacan, 2 Kasım'daki görüşmeden sonra Rice tarafından açıklandığı şekliyle, Erdoğan'ın sunduğu 'kapsamlı planın' ne olduğunu bilen çok az sayıda kişiden biri. Bu görüşmeye dek, ABD'nin önceliği Türkiye'yi Irak topraklarına müdahaleden vazgeçirmeye çalışmaktı. Bu görüşmeden sonra ise, Türkiye'nin PKK saldırılarına karşı cevap verme ve önleyici tedbir alma hakkı ABD tarafından kabul edildi.

5 Kasım'da Bush'un "PKK ortak düşmanımız" diye Irak'taki Amerikan askeri gücüne açık talimatı bundan sonra geldi. Buradan, henüz içeriği Türk Meclisi'ne de, kamuoyuna da açık olmayan 'kapsamlı planın' ABD yönetimi (ve zincirleme olarak Irak Kürt yönetimi) nezdindeki değiştirici etkisinden söz etmek mümkün.
Başbakan'ın son demeçlerinde, çelişki olduğu izlenimi uyandıran bazı ifadeleri acaba bu 'kapsamlı planın' parçası, oradan haberler veren işaretler olarak okumak mümkün mü? Nedir Başbakan'ın dilinin altındaki?

Önce birbiri peşi sıra sarf edilen şu sözlere bakalım:
13 Kasım, AK Parti MYK toplantısı: Başbakan o gün akşam saatlerinde Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun tarafından ziyaret edilmiştir. Saygun, Başbakan'ın heyete üst düzey asker dahil edilmesi fikri üzerinde çalışan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın önerisiyle Beyaz Saray görüşmelerine dahil olan isimdir. Beyaz Saray görüşmesinin hemen öncesinde Pentagon'da ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright ile ikili bir görüşme yapmış, Beyaz Saray toplantısının hemen ardından eski hükümet Binasında yapılan (ve istihbarat paylaşımı dahil ortak hareket tarzının teknik ayrıntılarının konuşulduğu) devam toplantısına Başbakan'ın Dış Politika Danışmanı Büyükelçi Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan ile birlikte katılan da o olmuştur. (Muhatapları arasında ABD Genelkurmayı Harekât Müdürü ve Beyaz Saray'ın Irak (ve Afganistan) askeri danışmanı (Yani Irak'taki Amerikan Merkezi Ordusu-Centcom'un itibatı) Tümgeneral Douglas Lute, ABD Dışişleri'nin Irak Koordinatörü Büyükelçi James Jeffrey ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson da vardı.) Dolayısıyla Saygun'un Erdoğan'a gelişi Ankara kulisinde Amerikalılardan anlık istihbarat akışı için gereken mekanizmaların kurulduğu tekmilinin verilmesi olarak yorumlandı.

Erdoğan'ın bu görüşme ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres için verdiği yemekten erken ayrılarak katıldığı MYK toplantısında verdiği iki önemli mesaj, böyle bir perde gerisi ışığında değerlendirilmelidir.

Mesajlar şunlardı: 1- Erdoğan, Bush'a 'Bundan sonraki süreçte Türkiye'nin mi yanında olacaksınız? Yoksa Barzani'nin mi?' diye sormuş ve 'Tabii ki Türkiye'nin' yanıtını almıştı. 2- Irak'taki PKK varlığına yönelik operasyon, kış şartları ağırlaşmadan başlayacaktı.

14 Kasım, Başbakan Çek Cumhuriyeti için yola çıkarken: O gün üç önemli gelişme vardı. Siyaset, bir gün önce MHP liderinin yaptığı ve DTP'lilerin Meclis'ten atılmasıyla sonuçlanacak kısmi dokunulmazlık kaldırılmasını tartışıyor, DTP ise hükümetin siyasi projelerle gelmesi halinde silahları susturabileceklerini söylüyordu. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, bir gece önce Irak sınırları içindeki boş bir köye kendisine bağlı uçaklarca saldırı düzenlendiği iddialarını yalanlamıştı. Dışişleri Bakanı Babacan ise Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Dışişleri Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında soruları yanıtlerken, ABD'den beklenen istihbarat akışının başladığını duyurmuştu. Beklenti, operasyonun her an başlayabileceği şeklinde yükselmişti.

Bu zeminde Esenboğa'da konuşan Erdoğan şunları söylüyordu: "Sınır ötesi herhangi bir operasyon söz konusu değildir. Ve bu operasyonlar noktasındaki tavrımız; Her şeyden önce burada silahların bırakılmasına yöneliktir."

Başbakan'ın bu sözleri 'Kış bastırmadan operasyon mu var, yoksa kış bastırmadan PKK'nın silah bırakması operasyonsuz mu sağlanacak' çelişkisine yol açıyordu. PKK'ya silahı kim bıraktıracak, nasıl bıraktıracaktı?

Başbakan'ın yolculuk esnasında gazetecilere, DTP'lilere atfen 'PKK'yı terörist ilan etmeyenlerle ne görüşebiliriz' mealinde konuştuğunu ve muhalefete Bush ile görüşme konusunda bilgi verileceğini söylediğini öğreniyoruz.

Erdoğan, atılan her adımın diplomasi-askeriye-siyaset 'tam mutabakatı' içinde atıldığını her fırsatta vurguluyor. Askerlerin, hükümetin 24 Ekim'deki talebi üzerine seçenekli harekât planlarını sunup siyasi direktif beklemeye başlamaları üzerinden iki hafta geçtikten sonra, bugün, hükümet muhalefete 10 gün önceki Beyaz Saray görüşmesini anlatacak.

Bu adım da 'zorlayıcı diplomasi' stratejisi içinde bir aşamayı geride bırakıyor. Türk usulü zorlayıcı diplomasi uygulamasını yarına bırakarak, Başbakan'ın 'kapsamlı plan' şifrelerini çözmeye çalışacağız.

MURAT YETKİN - RADİKAL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious