Ergenekon hangi iddia ile sarsıldı?

Ergenekon hangi iddia ile sarsıldı?.17795
  • Giriş : 30.12.2008 / 06:20:00
  • Güncelleme : 30.12.2008 / 00:09:07

Dinciler yaptıysa bu bir faciadır. Ulusalcılar yapıp, dinciler yapmış gibi gösterdilerse bu da bir faciadır.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gülaltay, "Danıştay saldırısı aydınlansın. Eğer dinciler yaptıysa bu bir faciadır. Ama eğer ulusalcılar yapıp, dinciler yapmış gibi gösterdilerse bu da bir faciadır. Cemal Aparslan Altuğ, Tuncay Güney ve Mehmet Eymür buraya getirilmeden bu aydınlanmaz" dedi. Gülaltay'ın çapraz sorgusunun ardından savunmasına başlanan tutuklu sanıklardan emekli Astsubay Orhan Tunç ise hakkındaki suçlamaları reddetti.

Silivri Cezaevi içerisinde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında, önceki duruşmada savunması tamamlanan başka suçtan hükümlü bu davanın tutuksuz sanıklarından Semih Tufan Gülaltay'ın çapraz sorgusuna geçildi. Çapraz sorgu sırasında Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Gülaltay'a, "Kurduğunuz Ulusal Platforma katılan 50 derneğin ortak noktaları nelerdir?" diye sordu. Gülaltay da, "Bizde üyeler arasında sadece dernekler yok, vakıflar ve şoförler odası da var. Kriter ise ulusalcı olmalarıdır" diye yanıt verdi.

Savcı Pekgüzel daha sonra, "Hukukçular Birliği'nin başvurusunu kabul etmemişsiniz. Hukukçular Birliği'de ulusalcı bir platform, neden kabul etmediniz?" sorusuna ise Gülaltay, "Kemal Kerinçsiz'den talep gelmedi. Bazı aracılarla talep geldi. Hukukçular Birliği medyatik ve bazı konularda taraf olmak istemediğimizden kabul etmedik" diye cevap verdi. Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, "Yeşil ile ne zaman tanıştınız? Hangi vesile ile tanıştınız. MİT'e çalıştınız mı?" diye sorunca Gülaltay, "İstihbaratçı Duran Fırat 1996 yılında beni tanıştırdı. MİT'e çalışmam olmadı. Adını Mahmut Yıldırım olarak öğrendim. Kendisini farklı bir isimle tanımadım" şeklinde yanıt verdi.

Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel'in, "Muzaffer Tekin'i Kastamonu Cezaevi'nde seni ziyaret ettiği sırada tanıdığını ifade ediyorsunuz. Ancak Mete Yalazangil ifadesinde seni ve Tekin'i 1993 yılında tanıştırdığını söylüyor. Bu çelişkiyi biraz açar mısın?" sorusuna da Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, Gülaltay, "Hafızamda Kastamonu Cezaevi'nde tanıştığımız var. Daha sonra hatırladığıma göre 1993 yılında ayaküstü bir tanışıklığımız olmuştur" diye yanıt verdi. Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, "Siz Ulusal Platform'a 'Muzaffer Tekin gelmedi, bende çağırmadım' diyorsunuz. Tekin ise 'ben üye olmak istedim, ancak onlar istemediler' diyor. Bu konudaki çelişkiyi giderir misiniz?" diye sordu. Bunun üzerine Gülaltay, "Öyle bir beklenti içerisinde olabilir. Tekin'im İbrahim Şahin ile ilişkisi vardı. İbrahim Şahin de medyatik biriydi. Basın üstümüze gelir düşüncesi ile Tekin'i almaktan çekindim. Allah'tan almamışım, yoksa bugün dünyayı başıma yıkarlardı" şeklinde yanıt verdi.

Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel'in, "Muzaffer Tekin bir beyanında 'Semih Tufan Gülaltay'ın psikopat bir yapısı vardı. 3 yıldır kendisi ile görüşmüyorum' diyor. Ancak 2007 yılında Taksim Gezi Parkı'nda bir eylemde beraber olduğunuzu gösteren bir fotoğraf var" demesi üzerine Gülaltay, "Tekin'in benim psikopat kelimesini kullandığını zannetmiyorum. Taksim Gezi Parkı'ndaki eylemde bir araya gelmedik. Öyle bir fotoğraf yok, savcılığın yanılgısıdır" diye konuştu.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel daha sonra Şener Eruygur ile tanışıklığını ve Ulusal Platform'a katılıp katılmadığını sorması üzerine Semih Tufan Gülaltay, "Şener Eruygur platforma katılmadı. Şener Eruygur platformun kurulmasından önce tanıştık. İstanbul'daki toplantımıza geldi. Ankara'ya gittiğimizde Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve büyüyümüz olmasından dolayı ziyaret ettik. Biz onu onursal genel başkanımız seçtik. Kendisinin bu konuda talebi olmamıştır. Kendisi başkan olayım arayışı içerisinde değildir" şeklinde cevap verdi.

Savcısı Pekgüzel'in , "Bir beyanınıza Veli Küçük'ün Kocaeli'deki görevinde girdiği ilişkilerden dolayı kendi devre arkadaşları tarafından da kabul görmediğini söylemişsiniz" demesi üzerine Gülaltay, "Neyse ifadem odur" şeklinde yanıt verdi.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel daha sonra, "Tuncay Güney sen cezaevindeyken neden ziyaretine geldi? Kendini ne olarak tanıtarak geldi" diye sorunca Semih Tufan Gülaltay, "Yozgat Başsavcısının özel izni ile geldi. Binbaşı olarak yanıma geldi. Yaşının genç olduğunu görünce binbaşı olmayacağını düşündüm. Veli Küçük Paşa tarafından gönderildiğini söyledi. Özel harekat, özel kuvvetlerde olduğunu söyledi. Baktım eli manikürtlü, efemine bir tip, kızdım kendisini gönderdim" dedi.

Savcı Pekgüzel'in sorularının ardından Savcı Nihat Taşkın Semih Tufan Gülaltay'a sorular yöneltti. Taşkın, "PKK konusunda sizden yardım istendiğini ifade ediyorsunuz. Devletin herhangi bir kurumu ile çalıştınız mı?" diyor sorunca Gülaltay, "Siz çalıştınız mı? Ben çalışmadım" diye yanır verdi. Bunun üzerine Taşkın, "Bizim Cumhuriyet Savcısı olarak devletin çeşitli kurumlarıyla yazışmalar vesilesiyle çalışmamız normaldir. Ancak siz sıradan bir vatandaşken kim, neden sizden PKK konusunda yardım istesin. Demek istediğim sizin MİT'le, emniyet istihbaratıyla, yada Genelkurmay istihbarat ile bağınız oldu mu?" diye sordu. Gülaltay da, "Hiçbir kurum ile resmi bağım olmadı. Ankara'daki büroma siyasiler, bürokratlar gelirdi. Hangilerinin istihbaratçı olacağını bilemezsiniz. Mehmet Eymür dostlarıyla soruşturmayı yönlendiriyor. Namuslu bir tahkikat yapılmadı. Eymür ve kadrosunun faili meçhulleri ortaya çıkmadı. Bu devlete ihanet eden şerefsizler buraya gelmeliler. Onlar buraya gelmedikçe benim elim onların yakasında olacak" diye konuştu.

Savcı Nihat Taşkın'ın Yeşil bağlantılarını sorması üzerine Gülaltay, "Yeşil bir görüşmemizde bana Mehmet Eymür'ün benimle görüşmemesi konusunda kendisini sert bir dille uyardığını söyledi. Biz daha sonra Eymeişkisi vardı. İbrahim Şür ile İstanbul Arnavutköy'de buluşacaktık. Mahmut Yıldırım Ankara'dan İstanbul'a gelmek üzere yola çıktığı gece ortadan kayboldu. Eymür'ün oğlu Dicle Cezaevi'nden kaçırılan Ertuğrul Yılmaz ile ilgili sorgulanmıştır. Savcılık bu kısmı atlamıştır. Bu kadar kirli bir adam kalkıp bana iftira atacak. Bu adamı tüm Türkiye tanımalı" diye yanıt verdi.

Savcı Taşkın daha sonra, "Mahmut Yıldırım MİT'e mi çalışıyordu" diye sorunca Gülaltay, "Mahmut Yıldırım, Mehmet Eymür'e bağlı MİT Kontr Terör Dairesi adına çalışmıştır. Şimdi onun için PKK'lı, iftiracı diyorlar. O ülkücüdür, o vatanseverdir" diye konuştu. Taşkın, Eymür ile ortaya attığın ciddi iddiaları daha önce herhangi bir hukuksal platforma dile getirip getirmediğini sordu. Gülaltay ise, "Hayır getirmedim. Altın 24 ayardır. Kimin hangi makamı işgal ettiği önemli değildir, ayarı devlet verir. Eymür o kadar alçalmıştır ki iftira atıyor. Bizim aile terbiyemiz buna izin vermez. Devletin bildiği vardır. Zamanı gelince herkes hesabını verir. Eymür güya temiz toplum adamıdır. Ama her türlü pisliğin içindedir. Onu sorgulayın. Devlete verdiği hiçbir fayda yoktur" dedi.

EYMÜR BURAYA GELMEDEN BU İŞ AYDINLANMAZ

Semih Tufan Gülaltay çapraz sorgusunun bir bölümünde "Danıştay saldırısı aydınlansın. Eğer dinciler yaptıysa bu bir faciadır. Ama eğer ulusalcılar yapıp dinciler yapmış gibi gösterdilerse bu da bir faciadır. Cemal Aparslan Altuğ, Tuncay Güney ve Mehmet Eymür buraya getirilmeden bu aydınlanmaz" dedikten sonra Cumhuriyet Savcılarına bakarak, "Koskoca Orgeneralleri evlerinden derdest ettiniz. Ne Genelkurmay nede başka kurumlar size karıştır. Bunları neden getirtmiyorsunuz" diye konuştu.

Semih Tufan Gülaltay'ın çapraz sorgusunun ardından Doğu Perinçek söz aldı. Perinçek, "Cumhuriyet Savcıları sorduğu sorularla Türkiye'nin birleşmesinden korktuklarını göstermişlerdir. Savcılar sordukları sorularla Gladyonun aleti olduklarını ortaya koymuşlardır" şeklinde konuştu.

Gülaltay'ın çapraz sorgusunun ardından tutuklu sanıklardan emekli astsubay Orhan Tunç'un savunmasına geçildi. Orhan Tunç, 27 yıl asker olarak çalıştıktan sonra 6 yıl önce emekli olduğunu ve hiçbir suça karışmadığını belirtti. Ağır şeker ve böbrek hastası olduğunu belirten Tunç, "Günde 4 kez insülin iğnesi oluyorum" dedi.

Emekli Astsubay Orhan Tunç daha sonra şöyle konuştu:

"Bugüne kadar hiçbir ceza almadım. Park cezası bile almadım. Ben gözaltındayken polisler bana sen serbest kalırsın dediler. Buradaki hiç kimseyi tanımam. Sadece Doç. Dr. Ümit Sayın ile tanışırım. Onunla da tutuklanmamdan 9 ay önce internetten tanıştım. Ümit Sayın biraz vesveseli biriydi. MİT'in, yargının, ülkenin elden gittiğini düşünürdü. 9 ayık süreçte kendisini 3 yada 4 kez aramışımdır. Ama kendisi her gün beni aramıştır. Özelliklede Ocak ayındaki operasyondan sonra beni her gün arıyordu. Gazetecilik yapmamdan ötürü basında kendisi ile ilgili çıkan haberleri bana anlatır ve yakınırdı. Bende aramalarından artık rahatsız olmuştum. İnanın hakkımdaki iddialardan ötürü çıldırmak üzereyim. Ben örgütü ne gördüm, nede duydum. Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Dosyaya baktığınızda sanki bu adam tutuklansın, ilk duruşmada da derdini anlatabilsin denilmek istenmiştir. Hakkımda aleyhten çok lehte deliller dosyaya konulmuştur."

Tunç daha sonra iddianamedeki telefon konuşmalarını okuyarak, hakkındaki suçlamaları reddetti. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Tunç'un savunmasını yarıda keserek öğlen arası verdi. Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda emekli Astsubay Orhan Tunç savunmasına kaldığı yerden devam edecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*