Ergenekon siyasete damgasını vurdu

Ergenekon siyasete damgasını vurdu.11781
  • Giriş : 08.01.2009 / 23:20:00

Ergenekon operasyonundaki son gözaltılar Ankara’da siyasetin tansiyonunu yükseltti. AKP ve CHP kapıştı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AKP ve CHP Ergenekon'u tartışıyor

Ergenekon operasyonundaki son gözaltılar Ankara'da siyasetin tansiyonunu yükseltti. AKP'li Ergün'ün CHP'ye “Ergenekon virüsünün bulaşmasından mı rahatsızsınız” sözlerine Kılıçdaroğlu “Ağır ağır Hitler yönetimine gidiliyor” açıklamasıyla yanıt verdi.

CHP lideri Baykal'ın yargıyı tehdit ettiğini ileri süren Nihat Ergün, “Baykal'ın toplumun bazı kesimlerini tahrik eden açıklamaları yanlış. Yargıyı tehdit etmeyin, şantaj yapmayın, kimse sizi gizlice dinlemiyor. Baykal nasıl bir cumhuriyet hayal etmekte bunu açıklasın. Sizi paniğe sevk eden ne, Ergenekon virüsünün size bulaşmasından mı rahatsız oluyorsunuz? Cumhuriyet belgeseli için ayırdığınız paranın başka filmler çevirmiş olmaya harcanmış olmasından korkuyorsunuz. Ergenekon zanlısı kaçak olan biriyle görüşme yaptığınız için korkuyorsunuz. Böyle ise gidiş iyi değil” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu: Adım adım Hitler yönetimine gidiliyor

Ergün, şunları söyledi:

“Özellikle Türkiye'nin bugününü Humeyni öncesi ve sonrası İran'a, Hitler öncesi ve sonrası faşist Almanya'ya benzetmeye kimsenin hakkı olamaz. Bu iddialar, Türkiye'nin demokratik ilerlemesine ve hukuk devleti ilkesi ile yargı bağımsızlığına büyük saygısızlık olmuştur. AK Parti, sayın Başbakan ve Hükümet; hiç kimseyle bir siyasi hesaplaşma ve siyasi intikam arayışı içinde değildir ve olamaz da. 'Cumhuriyet'in temel ilkeleriyle hesaplaşılıyor, Cumhuriyet'e sahip çıkanlardan hesap soruluyor' iddiasıyla Türkiye'de işlenen ve işlenmek istenen cinayetlerin, yaratılmak istenen kaosun ve diğer illegal faaliyetlerin üstü örtülemez. Cumhuriyet'in en temel niteliği hukuk devleti olmasıdır. Herkes, Anayasaya ve kanunlara uymakla hükümlüdür. Hiçkimsenin suç işleme imtiyazı olamaz. Herkes yasalar önünde eşittir. Toplum, 'yürürlükteki yasalara tabi olanlar ve olmayanlar' diye ikiye ayrılamaz ve yasaların uygulanamadığı imtiyazlı bir sınıf yaratılamaz.”

BAYKAL'IN SOYUNDUĞU ROLLER MANİDAR

AKP Grup Başkanvekili Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Baykal'ın uzun zamandan beri yargıyı tehdit eden ve toplum kesimlerini tahrik eden bir role soyunması da manidardır. Uzun zaman önce Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü ile ilgili davada yargıyı baskı altına alma girişimi, Şemdinli davasında savcı ve mahkeme heyetine hakaretler yağdırılması, Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili 367 kararı hakkında Anayasa Mahkemesi ve toplumun kargaşa çıkarmakla tehdit edilerek baskı altına alınmaya çalışılması, partimize açılan kapatma davası sürecinde açıkça taraf olunması ve yargıyı etkileme girişimleri, Danıştay saldırısı ile ilgili suçu hükümete yıkmaya ve davanın seyrini değiştirme teşebbüsleri ve şimdi de Ergenekon davasında açıkça taraf haline gelmesi, Anayasa ve ceza kanunlarımız yönünden yargı mercilerinin özel olarak değerlendirmesi gereken bir durumdur.”

KORKMAYIN, KİMSE SİZİ GİZLİCE DİNLEMİYOR

Ergenekon soruşturmasında Anayasa ve yasaların Baykal tarafından açıkça ihlal edildiğini gördüklerini belirten Ergün, şöyle konuştu:

“Bu beyanlar karşısında Cumhuriyetimizin, hukuk devleti niteliğinin böyle bir muhalefet ve siyasetçi tipine karşı savunulmaya ihtiyacı vardır. Hukuk devleti ve adaletin tecellisi için yargıyı serbest bırakın, tehdit etmeyin, şantaj yapmayın, Sayın Baykal, korkmayın, hiç kimse sizi gizlice dinlemiyor. Sizin merak edilecek bir şeyinizi zaten toplum görmüyor. Merak etmeyin, suçu sabit olana kadar herkes masumdur ilkesi işliyor. Hakkın, hukukun değirmeni yavaş döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur. Bırakalım yargı rahat çalışsın ve ülkemizin yakın geçmişindeki tüm karanlık noktalar aydınlansın ve Cumhuriyet'in, Türkiye'nin geleceğini aynı yollar ve aynı metodlarla karartmak isteyenler bir daha cesaret bulamasınlar. Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerini cebren iskata teşebbüs, darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek amacı güdemesin ve bu amaçla Cumhuriyet Gazetesi 3 kez bombalanmasın. Danıştay'a saldırılarak yargıçlar öldürülüp yaralanmasın. Sivil asker hiç kimsenin evinde veya işyerinde 62 el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı, 6.6 ton TNT patlayıcı, 1,16 ton tahrip kalıbı, 55 ruhsatsız tabanca, 5 kaleşnikof tüfek, 1 kanas marka suikast silahı, 1 makinalı tüfek, 13 bin muhtelif silahlar için mermi, sinyal kesici cihazlar, telsizler ve susturucular bulunmasın. Bu vesileyle ormanlara ve derelere atılmış olarak 3 lav silahı, bir roketatar, 2 kanas marka suikast silahı, 1 makinalı M-16 otomotik tüfek, 6 kaleşnikof, 5 tabanca, 1 kalem tabanca, 54 el bombası ve 2,5 kilogram C-3 ve C-4 hatlayıcı bulunmasın. Hiç kimse, devlete ait gizli bilgi ve belgeleri ele geçirip amacı dışında kullanmasın. Kişiler, hiçbir nedenle fişlenmesin. Millet egemenliğinin kullanılmasına illegal yollardan engel olmaya kalkmasın. Faili meçhul cinayetler işlenmesin, gayri müslim vatandaşlar sansasyonel amaçla öldürülemesin. Sözde saygın kişilerin evinde ve işyerinde Başbakan ve Genelkurmay başkanlarına suikast planları ele geçirilemesin. Hiç kimse, çete ve mafyavari yapılanmaları, adı bilinen bilinmeyen terör örgütlerini bu amaçlar için taşeron olarak kullanamasın. Hiç kimse polislerden, jandarmadan, savcılardan, yargıçlardan bunca silahı, patlayıcıyı, mühimmatı, olanı biteni ve bundan sonra yapılmak isteneni görmezden gelmesini beklemesin. Unutulmasın ki en kanlı olaylar sadece bir kişiyle, bir tabanca ve kaleşnikof silahla, bir el bombasıyla işlenmektedir. Bu silah ve mühimmatların ne kadar büyük olayların işlenmesine imkan vereceğini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.”

BAYKAL'I PANİK HAVASINDA GÖRDÜK

Ergenekon davası nedeniyle bazı soruların sorulması ihtiyacı olduğunu belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Baykal, sizi paniğe sevkeden şey nedir? Dün de sizi bir panik havası içinde gördük. Yoksa Ergenekon virüsünün size de bulaşmış olmasından mı endişe ediyorsunuz? Sizi rahatsız eden, başınızı ağrıtan bu mudur? Bir türlü kamuoyunun izleyemediği CHP'nin belgesel filmi için şüpheli ve tutuklu olan bazı kişilere ödediğiniz parti paralarının, başka bir film için harcanmış olmasından mı korkuyorsunuz? Yanlış işleri ve yanlış adamları mı finanse ettiniz yoksa? Ergenekon zanlısı ve kaçak olan bazı kişilerle yapmış olduğunuz önemli görüşmeler mi sizi tedirgin etmektedir? Eğer böyleyse Sayın Baykal, bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Umarız böyle de değildir. Biz, 1990 yılındaki Sayın Baykal'a ne olduğunu da sormak istiyoruz. O tarihte Baykal ve 20 arkadaşı, TBMM'ye özel harp dairesinin geçmiş faaliyetleri ve kontrgerilla örgütü iddialarına açıklık getirilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasını istiyor. Biz 1990 yılındaki Sayın Baykal'ı arıyoruz. Türkiye'de bugün olan da tam da budur. Sayın Baykal, sizin bu tutumunuz, demokratik siyasetin bir unsuru olup olmadığınız konusunda ciddi şüphelere yol açmaktadır. Bu şüpheli durumunuzu halkımızın takdirine bırakıyoruz. Ancak, yine de endişeye gerek yoktur. Hakkın hukukun değirmeni yavaş döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur.”

CHP KENDİNİ DİNLETİYOR

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ergün, Baykal'ın ve partilerinin dinlenildiğine yönelik iddialarını yakından gördüklerini, Meclis'te de bir komisyon kurduklarını hatırlatarak, “Ancak gördüğümüz gerçek şudur; CHP'li arkadaşlar kendilerini başkalarına dinletmektedirler ve 'bizi dinliyorlar' diye bağırmaktadırlar. Ayrıca, kendi partilerinde, odalarına dinleme cihazlarını da muhtemelen kendileri koymaktadırlar ve sonra 'başkaları bizi dinliyor' diye bağırmaktadırlar. Bu onların bir adeti, geleneği olmuştur. Bunu kendi tutumlarına dayanarak söylüyoruz” dedi.

HUKUK MERCİLERİ BAYKAL'I DEĞERLENDİRECEKTİR

Ergün, “Yargıyı etkileme sözlerinizle Baykal için bir suç duyurusunda mı bulunuyorsunuz?” sorusuna, Anayasa ve yasaların ilgili maddelerini hatırlattığını belirterek, “Eminim hukuk mercileri, bu konuyu en iyi şekilde değerlendireceklerdir” karşılığını verdi.

Gözaltına alınanlar arasında 28 Şubat sürecinde aktif rol alan kişilerin bulunduğunu söyleyen bir gazetecinin, “28 Şubatın rövanşı alındığı söyleniyor. Sizce de bu böyle mi?” sorusuna Ergün, gözaltına alınanların hangi amaçla gözaltına alındıklarının savcılar tarafından kendilerine söylendiğini vurguladı. Ergün, “Savcılar, şüphelilere hangi gerekçeyi söylüyorlarsa, o sebeple gözaltına alınmaktadırlar. Bunun başka bir sebebe dayandığını ifade etmek, konuyu saptırmaktan, siyasi bir çerçeve içine çekmeye çalışmaktan, sulandırmaktan ve hukuki önemini azaltma girişimlerinden ibarettir” dedi.

Ergün, “Gözaltına alınanların hemen hepsi AKP karşıtı...Hepsinin AKP ve Hükümeti eleştirenler olması dikkat çekici değil mi?” yolundaki soruya, hiç kimsenin görüşlerinden ve düşüncelerinden dolayı gözaltına alındığına dair bir tablonun olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“İnsanlar savcıların kendilerine okuduğu eylem ve işlerden dolayı gözaltına alınmaktadır. İnsanlar bizim partimize, hükümetimize elbette görüşleriyle muhalefet edeceklerdir ve edebilmektedirler de. Dolayısıyla, partimiz ve hükümetimizin icraatlarına muhalefet eden yüzlerce, binlerce insan var. Ama hiç kimse bu muhalefetinden dolayı herhangi bir yaptırımla karşılaşmıyor. Yaptırımın ne olduğunu savcılar biliyor. Bunlar, soruşturmanın gizliliği esasına dayanarak, hukuki temele dayanarak yaptıkları soruşturmaya dayanıyor. Bunun dışında bir değerlendirme yapmamız doğru değildir. Savcılık makamları, mahkeme kararları hangi sebeple bu gözaltıları yapmaya karar verdiyse, sebep onlardan ibarettir. Başka sebep olacağını sanmıyorum.”

HABERCİLER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*