Ergenekon'da müthiş diyaloglar

Ergenekon'da müthiş diyaloglar.22587
  • Giriş : 30.10.2008 / 00:20:00
  • Güncelleme : 29.10.2008 / 23:54:40

"Hapishane alma komşu al.." Bu espri, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Perinçek'ten.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Hapishane alma komşu al.."

Bu espri, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Doğu Perinçek'ten..Peki espriyi elden bırakmayan Perinçek, Veli Küçük'e nasıl davranıyor..İşte bu ayrıntılar, içeriden gelen perde arkası yazısıyla ortaya çıktı..

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Behiç Gürcihan, 'Sanıklar Açısından Perde Arkası'nı yazdı..

İşte Gürcihan'ın, "Açık İstihbarat"ta yer alan yazısı..

Sanıklar Cephesinden Duruşmaların Perde Arkası

Medyanın, duruşma salonundaki karmaşanın da etkisiyle yanlış ve eksik aktardığı noktaları tamamlamak adına “Ergenekon” çuvalının bizzat içinde yer alan bir sanık olarak duruşma salonundaki ve arka plandaki gözlemlerimi huzurunuzda tarihe not düşüyorum.

* Duruşma salonuna sanıklar ring aracıyla değil, jandarmalarla takviye edilmiş ve perdeleri kapatılmış bir servis minibüsü ile, kelepçesiz olarak getirildiler ve duruşma salonunun arka kapısından binaya sokuldular.

* Bir çok sanık, sözde “örgütdaşları” ile duruşma salonuna nakledilirken tanıştı.Duruşma Salonu'na kadar karşılıklı esprilerle geçen kısa yolculuk sırasında, duruşmanın ünlü sanıklarından birinin “Nasılsınız?” sorusuna, “Bomba gibiyim” yanıtını vermesi üzerine bir diğer sanık, “Aman abi, bu sözünü savcı duymasın; bombaları buldum diye sevinir, başımıza yeni iş açma” esprisiyle karşılık verdi. Moralli ve neşeli görünen Doğu Perinçek ise ortamı “Ne demişler, hapishane alma komşu al” sözleriyle renklendirdi.

* Duruşma öncesinde ayrı bir salona alınan sanıklar, kendi aralarında öbekleşerek sohbet etmeye başladılar. Herkesin kendi hikayesini ve başından geçen saçmalıkları anlattığı sohbetlerde sanıklar, Savcı Zekeriya Öz'ü bol bol “sevgi ve saygıyla” andılar

“PKK hakkında kitap yazıyorum, o kitapta kullanacağım fotoğrafları alıp PKK-Ergenekon bağlantısı” diye iddianameye koyuyor” diyen de;
“Benim arkadaşın inşaatını basıyorlar, suç unsuru bulamayınca suç aleti olarak bir çekiç, bir kutu da çivi almışlar” diyen de;
“Savcı benden belli isimleri suçlayıcı ifade vermemi, bunu yaptığım takdirde tahliye edileceğimi söyledi” diyen de vardı..
Dışarıdan bakan bir gözlemci ise çok rahatlıkla, “Bu nasıl örgüt ki herkes birbirine mesafeli, kuşkulu gözlerle bakıyor” tespitini yapabilirdi.

* Bekleme salonunda sigara içilmesine izin verilmesine rağmen daha sonra binanın alarm sistemini harekete geçireceği ikazı ile bu izin kaldırıldı ve sigara içmek isteyenlere adres olarak yandaki oda gösterildi.

* Sanıklardan Fikret Emek'in aşırı kilo verdiği gözlenirken, Ümit Sayın tek başına oturdu.

* Tek bayan tutuklu Sevgi Erenerol, diğer tutuklu sanıklardan ayrı bir odada tutularak doğrudan duruşma salonuna getirildi.

* Bir çoğu birbiriyle ilk kez tanışan ve aynı örgütün üyesi olmakla suçlananlar birbirleriyle sohbet ederken, Veli Küçük ile Doğu Perinçek birbirlerinden uzak durmaya özen gösterdi.

* Kararın açıklanmasından sonra verilen arada, duruşma salonunda bulunan sivil giyimli bir polis nedeniyle gerginlik yaşandı. Ergun Poyraz, mahkeme kürsüsünün yanında duran siyah takım elbiseli kişiye, “Sen kimsin, senin burada ne işin var? Ben seni tanıyorum, sen Terörle Mücadele'densin” şeklinde itirazda bulununca, savcılardan Pekgüzel araya girdi ve söz konusu kişinin güvenlik şubeden kendisine tahsis edilen koruma polisi olduğunu söyledi. Polisin güvenlik şubeden olduğuna inanmadığında ısrar eden Poyraz, “Seni burada kimden koruyorlar ki?” sözleri ile itirazını sürdürdü. Olay üzerine sivil giyimli polis salonu terk etti.

* Duruşmanın başlamasıyla birlikte, bir kanattan salonun yetersizliği, diğer kanattan ise mahkemenin yetkisizliği tartışmaları üzerinden dava sürecini erteletmeye yönelik girişimler baş gösterdi.
Duruşmanın ilk yarısında bazı avukatlar salonun yetersizliğini gerekçe göstererek (ki kimse salonun yeterli olduğunu savunmuyor) davanın bir başka salona alınması yönünde yoğun girişimlerde bulundular. Duruşmaya ara verildiği noktada, mahkeme heyetine bir dilekçe vererek bu itirazlara itiraz ettim. Davanın her türlü şarta rağmen bir an önce başlamasının herkesin yararına olacağını savunduğum dilekçede, hakimin CMK'da kendisine tanınan yetkileri kullanarak mahkemeyi daha sağlıklı kılacak tedbirler alabileceğinin altını çizdim.

Duruşmanın ikinci yarısında, salon değişimi yolundaki talepleri reddettiğini açıklayan mahkeme, bu kez bazı avukatların “mahkemenin yetkisiz olduğu” yolundaki itirazları ile karşılaştı. Avukatlar buna gerekçe olarak CMK 12. maddeyi gösterdi.Yetkili mahkemeye tanımlayan CMK 12'nin ilgili fıkrası şöyle:

“Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı; kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yeterlidir.”

Bazı avukatlar, iddianameye konu olan suçun 'teşebbüs suç' olduğunu ve iddianameye göre de örgütün son icraatının Danıştay eylemi olduğunu öne sürerek davanın Ankara'da görülmesini istediler.

Bunun üzerine, bu davayı ertelemenin bizzat bu sürecin arkasında duran güçlerin işine yarayacağını ve her şart altında bir an önce başlayıp sonuçlanması gerektiğini savunan biri olarak söz aldım ve avukatların yetersizlik talebine şu sözlerle itiraz ettim:

“İddianameye konu olan suçun teşebbüs suç olduğu ve en son icrai faaliyetin olduğu yerin mahkemesinde görülmesi gerektiği doğrudur; fakat:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 9/24-310 sayılı kararına göre propaganda suçu da icrai bir faaliyettir. Bu durumda, iddianame olma iddiasındaki bu metne göre, bu örgütün son icrai eylemi Danıştay değil, bir çoğu İstanbul'da olan sözde üyelerinin 'propaganda' faaliyetleri dir. Dolayısıyla, son icrai faaliyetlerin olduğu İstanbul'da mukim mahkemeniz yetkili mahkemedir. Avukatların taleplerine itiraz ediyorum”

* Gazetelerde yer alan haberlerde, gazetelerin ister doğan karmaşadan kaynaklanan nedenlerle, ister taraf oldukları ideolojiler veya cemaatlar gereği bazı ayrıntılara yer vermediklerini gördüm. Gazetelerde yer almadığını gördüğüm fakat kesinlikle bilinmesi gereken beyanlar ve anektodlardan derleyebildiklerim aşağıdadır:

* Cumhuriyet gazetesinin müdahil olma talebine sanıklardan sadece Kemal Kerinçsiz itiraz etti. Kerinçsiz, olayın faillerinin yargılanmış olmasını gerekçe gösterdi.

* Zekeriya Öztürk'ün avukatı Yaşar Aksu, “Savcısının Başbakan, müdahilin DTP olduğu bir davada sanık olmak, müvekkilim açısından onur vericidir” dedi.

* Sanık avukat Kemal Kerinçsiz, hakimlerden Sedat Sami Haşıloğlu'nun reddini isterken, buna gerekçe olarak Haşıloğlu'nun kendisine sorgusu sırasında hiçbir soru sormayıp, “Buyrun anlatın bakalım, siz ne anlatacaksınız” ve siyasi rengini belli etmesini gerekçe olarak gösterdi. Kerinçsiz, tutuklamalardan yüzde 40'ının bu hakimin nöbetçi hakim olduğu günlere denk getirildiğini söyledi.

* Sanıklar arasında söz alan Semih Tufan Gülaltay; kendi sorgusu sırasında savcıların kendi aralarında “Yüzde 47 oy almış bir partiye nasıl kapatma davası açılır” şeklinde konuştuklarını söyledi.

* Sevgi Erenerol'un avukatı Nevzat Erdemir, bu davanın Bush-Erdoğan görüşmesinde kararlaştırıldığı söyleyen Fehmi Koru'nun bu sözlerinin tekzip edilmediğini hatırlatarak, Savcı Zekeriya Öz'ün yandaş medyaya bizzat servis yaptığını belirtti.

* Sanıklar arasında söz alan SESAR Başkanı İsmail Yıldız, kendisine AKP ve Başbakan Erdoğan tarafından 60'a yakın açıldığını hatırlatarak ilginç bir iddiada bulundu. Yıldız, Tayyip Erdoğan'ın avukatının kendisine, “o kadar dava açıyoruz sizi susturamıyoruz, sizi susturmanın bir yolunu bulmalıyız” şeklinde tehdit ettiğini belirtti.

* Avukatlardan biri, Savcı Zekeriya Öz'ün iddianamenin bir bölümünü doğrudan “Agarta'dan Ergenekon'a” adlı kitaptan aldığını ortaya koyması üzerine sanıklar arasında, “Bizimkinin suç listesi kabarıyor, şimdi intihalci olduğu da ortaya çıktı” yorumu yapıldı.

İlk günkü duruşmalar sonrasında, sanıklar arasında yapılan yorumlarda mahkeme başkanının 'ciddi ve güvenilir' bir görüntü verdiği yönündeki görüş hakimdi.

Sanıklar, yine jandarmalarla takviye edilmiş servis araçlarıyla cezaevine kelepçesiz nakledildiler.

CAFESİYASET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*