Ergenekon'un kuryesi anlatıyor

Ergenekon'un kuryesi anlatıyor.9038
  • Giriş : 25.10.2008 / 06:00:00
  • Güncelleme : 25.10.2008 / 00:00:33

Gazeteci Şaban Arslan, verdiği şok ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel teşkil eden Tuncay Güney’i kitap yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kanada'da yaşayan Tuncay Güney'in, Ergenekon soruşturmasına da temel teşkil eden 2001 yılında poliste verdiği ifadelerden yola çıkılarak hazırlanan 'Rabay-Kurye Tuncay Güney Ergenekon'u anlatıyor' adlı kitap, Truva Yayınları'ndan Pazartesi günü piyasaya çıkıyor.

Önceden yayınlanmış üç kitabı daha bulunan Yeni Şafak'ın İstihbarat Müdürü Şaban Arslan, Rabay adını verdiği kitabında öncelikle, 2008 yılının Türkiye'de en çok konuşulan isimlerinden biri olan Tuncay Güney'le ilgili, “Kim bu adam” ve “Güney'i Ergenekon için bu kadar önemli kılan nedir” sorularının cevabını vermeye çalıştığını söyledi.

Şaban Arslan kitapta, Tuncay Güney'in polis tarafından ne kadar ciddiye alındığını, ifadelerini okurken edindiği bir izlenime dayanarak şöyle anlatıyor:
Tuncay Güney'in ifadelerini okurken polislerin, o zaman 26 yaşında bir delikanlı olan Tuncay Güney'e yönelik, sorgunun ilk saatlerinde, 'sıradan bir zanlı' muamelesi yaptığı hissediliyor. Başlarda, “Konuş!… Anlat!… Sorduklarımıza cevap ver, yorum yapma!” gibi emir kiplerini sıklıkla kullanan polislerin, Tuncay Güney'in anlattıklarını dinledikçe yaşadığı şaşkınlık, sorgunun seyrini değiştiriyor. Polisler, ileriki safhalarda, dizginleri, konuya inanılmaz bir hakimiyeti olan Tuncay Güney'e kaptırıyor. “Konuş, anlat, yorum yapma” diyen o polisler gidiyor, yerine, örneğin, “İstersen biraz da Ergenekon örgütünün finansal kaynaklarından bahsedelim”, “Bu konudaki düşünceniz nedir”, “İstersen biraz da bu konuyu anlat” gibi yumuşak bir ifade tarzı geliyor. Sorgu, sohbete dönüşüyor. Tuncay Güney konuya o kadar hakim ki bir süre sonra tamamen ipleri eline alıyor. Mesela ifadenin bir yerinde polislere, “Size bu kadar önemli bilgi verdim, bu gece artık, iyi bir yatakta rahat bir uyku çekerim” gibi, gözaltı literatürüne uymayan isteklerde bulunma cüretini bile gösteriyor.

VELİ KÜÇÜK'ÜN KURYESİYİM

Tuncay Güney, kitapta, çok merak edilen “Nasıl bu kadar çok şey biliyorsun” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

“Veli Paşa için rütbesi general olmuş, çavuş olmuş, bu hiç önemli değil. Onun için dava arkadaşlığı önemli. Öncelikle sizin kafanızın içine bakar. Çevrenizde cereyan eden olayları nasıl yorumluyorsunuz, konuya ne kadar hakimsiniz, ona ne kadar faydalı oluyorsunuz. İnsanlarla kurduğu ilişkilerde önceliği ve kriterleri bunlardır. 9 yıl boyunca Veli Küçük'ün mutemetliğini, kuryeliğini yaptım, dokümanlarını getirip götürdüm, elemanı, dava arkadaşı oldum. Zamanla paşanın sırdaşı oldum. Haftada iki-üç kere telefonlaşır, bir defa mutlaka yüze görüşürdük. Evine, ailesinin içine de çok rahatlıkla girip çıkan tek kişiydim. Veli Paşa'nın yakınında, kendisi gibi okuyan, araştırandım. İnceledim, teorilerini çözmeye çalıştım. Diğer insanlar ona kral gözüyle bakıyor, bense onunla fikir, örgütlenme, eylem, teoriyi pratiğe dökme yollarını konuşuyordum. Sabahlara kadar fikri tartışmalar yapıyorduk. Emir subayı gibi hareket ederdim.”

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*