Ergün: Ek 17. madde değiştirilebilir

Ergün: Ek 17. madde değiştirilebilir.7460
  • Giriş : 18.02.2008 / 18:52:00

AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, 'Yükseköğretim Kanununun ek 17. maddesini değiştirecek misiniz?'' sorusuna, ''Değiştirilebilir tabii" cevabını verdi. Ergün, CHP'ye kapıları açtı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, devlet organları ya da ilgili kişilerin, hak ve özgürlükleri kısıtlayan uygulamalara yönelmesiyle ilgili kaygıları giderici bir kanuni düzenlemeyi, Anayasanın 14. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak TBMM'den geçirilebileceğini söyledi.

Ergün, TBMM'de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, ''Yükseköğretim Kanununun ek 17. maddesini değiştirecek misiniz?'' sorusu üzerine, ''Değiştirilebilir tabii... Şu anda TBMM Başkanlığında, altında benim de imzam olan bir metin var'' dedi. Ek 17. maddeyle ilgili Anayasa tartışmaları sırasında ortaya çıkan birtakım yeni görüşlerin, bu maddeyle ilgili yeni bir düzenleme yapılması gereğini de ortaya koyduğunu ifade eden Ergün, ''MHP'li arkadaşların da o gereği gördüğünü düşünüyorum. O konu yeniden birlikte ele alınıp daha iyi formüle edilebilir, daha iyi bir formüle de ihtiyaç var'' diye konuştu. -

''CHP İLE BİRLİKTE ÇALIŞMA YAPABİLİRİZ''

- Bu tür yasaların; neyin yasak olduğunu daha somut bir şekilde göstermesi ve ortaya koyması gerektiğini ifade eden Ergün, şunları söyledi: ''Yoksa, uygulayıcılar yarın başka bir kafa karışıklığına gidebilirler. 'Bunun dışında hiç bir şey serbest değil' gibi bir yaklaşıma da gitmek, yöneticiler açısından büyük sorun olabilir. Ama başka endişe giderici düzenlemeler de olabilir.

Bunu CHP'nin de ya da başka siyasi partilerin teklif etmesi de mümkün olabilir. Birlikte de bir çalışma yapabiliriz. Eğer son tartışmalar çerçevesinde, 'kamuoyunda meydana gelen endişeleri gidermemiz lazım, nasıl giderelim' deniliyorsa, bunun mekanizmaları var. Bunun mekanizmaları, Anayasanın 14. maddesinde açıklanmış. 14. madde, bir yandan hak ve özgürlüklerin devlet aleyhine kullanılmasıyla ilgili düzenlemeleri içeriyor. Diyor ki 'hak ve özgürlükleri Cumhuriyetin temel nitelikleri aleyhine kullananlar olursa, onlarla ilgili ceza kanunlarında birtakım müeyyideler var.' 14. maddenin 1. fıkrası bunu düzenliyor. 14. maddenin 2. fıkrası ise şunu düzenliyor: 'Devlet organları ve yetkilileri, devlet gücünü kullananlar, ellerindeki yetkiyi ve gücü, başkalarının hak ve özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla kullanırlarsa ve Anayasa maddelerini böyle yorumlarlarsa, onlarla ilgili de bir düzenleme yapılmalıdır.' Herkesin hak ve özgürlüğü açısından, devlet yetkilileri ve organları tarafından kısıtlayıcı uygulamalara yönelenler için bir düzenleme teklifi de olabilir. Bu, o zaman bütün herkesin endişesini gideren bir düzenleme olabilir.

CHP ya da diğer siyasi partilerle önümüzdeki süreçte, Anayasanın 14. maddesinin 2. fıkrasını dikkate alarak bir düzenleme yapmak ve bu düzenlemeyle endişe kaynağı olan unsurların hepsini bu düzenlemede bertaraf etmek imkanı vardır. Böyle bir kapı açmak, icap eder diye düşünüyorum. Yani, böyle bir kapıyı CHP'ye ve diğer siyasi partilere açmakta fayda var. Bunu önümüzdeki dönemde hep beraber düşünebiliriz.''

Başka bir soru üzerine Nihat Ergün, Anayasanın 14. maddesinin 2. fıkrasında, ''devlet organları ya da ilgili kişiler, hak ve özgürlükleri kısıtlayan uygulamalara yönelirlerse, Anayasa maddelerini hak ve özgürlükleri kısıtlayan şekilde yorumlarlarsa ve böyle bir uygulamaya yönelirlerse, bunlarla ilgili müeyyideler olsun'' denildiğini ifade etti.

Bu tür müeyyidelerin olmadığının görüldüğünü, bu konularla ilgili kapsamlı bir çalışmanın şimdiye kadar yapılmadığını kaydeden Ergün, ''Kaygıların temelinde bu da vardır. Bu kaygıları giderici bir kanuni düzenlemeyi, Anayasanın 14. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak yapmak ve endişeleri giderici bir düzenleme olarak bunu Parlamentodan geçirmek imkanı vardır'' diye konuştu.

''TÜRKİYE'DE GÜVENCE MEKANİZMALARI BİR HAYLİ VAR''-

AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, kamuoyunda kaygılardan söz edildiğini, CHP'nin, ''Bazı kaygılar var, bu kaygıları gidermek lazım. Diğer insanların hak ve özgürlük alanları yavaş yavaş daralacak, daralabilir. Böyle bir tehlike seziyoruz'' dediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Böyle bir tehlike olduğundan söz edenler için diyorum ki Türkiye'de aslında bununla ilgili güvence mekanizmaları bir hayli var. Anayasanın 14. maddesinin 2. fıkrası da bu güvenceyi sağlıyor. 2. fıkraya dayanarak, bu güvenceyi pekiştiren, herkesin endişesini gideren bir kanuni düzenleme yapabiliriz. Bu bir Anayasa Değişikliği değil. 14. maddenin 2. fıkrasına dayanan bir düzenlemeyle toplumdaki bu tür endişeleri gidermek imkanımız vardır. Bunun üzerinde, CHP ve diğer siyasi partilerle birlikte çalışmak mümkündür. Endişe gidermek istiyorsanız, bir çok endişe giderici kapı vardır.''

''KANUN GEÇİNCE, REKTÖRLERİN DÜŞÜNCELERİ NETLEŞİR''-

Ergün, bir gazetecinin, 'Yükseköğretim Kanununun 17. maddesi değişmeden, sadece Anayasa değişikliğiyle, üniversitelerde bir karmaşa olacak gibi görünüyor. Bazı rektörler 'uygularım', bazıları 'uygulamam' diyor. Rektörlere karşı ne yapılabilir?'' sorusunu da yanıtladı. Nihat Ergün, Anayasa değişikliklerinin, genel özgürlük alanını genişletici değişiklikler olduğunu söyledi.

Anayasaların, kişilere hak ve özgürlük lütfeden metinler yerine, doğuştan var olan hak ve özgürlükleri güvence altına alan metinler olduğunu vurgulayan Ergün, şunları kaydetti: ''Bu güvencenin alanı, yapılan metinlerle genişletilmiş. Dar bir yoruma tabi tutulan Anayasa maddeleri, daha geniş bir yoruma tabi tutulması imkanına kavuşmuştur. Yani özgürlük alanını genişleten bir düzenleme yapılmıştır. Buradaki kaygı nedir? 'Bu özgürlük alanı genişledi ama bunun hiç mi sınırı olmasın?' Sınırının ne olacağı da kanunla düzenlenecektir. Bu kanuni düzenleme, o sınırı da getirecektir. Bazı rektörlerin geçmişten kalan uygulamalarla bu konudaki düşünceleri netleşmemiş olabilir. Bir düşünce netleşmesi ortaya çıkana kadar, belki bazı sorunlar yaşanabilir ama kanun süratle Meclis gündeminde çıktığında, o düşünceler de daha hızlı bir şekilde netleşmiş olur. 'Bu konu siyasi istismar konusu yapılıyor...'

Artık kimse bu konuyu siyasi istismar konusu yapamaz. 'Oy avcılığı yapanlar, hasat toplayanlar var; şunu, bunu yapanlar var' diye bir sürü laflar ediliyor. Böyle bir sorun var olduğu müddetçe, bu laflar her zaman edilir. Bu sözlerin ortadan kalkması, istismar söylentilerinin, endişelerinin ortadan kalkması için, böyle bir yasağın ortadan kalkması lazımdır. Yasak, bir anlamda yasakçı siyasetin sembolü haline gelmiştir. Böyle bir şeyin ortadan kalkması, Türkiye'de yasakçı siyasetin de önemli oranda sona ermesi anlamına gelir. Türkiye'nin bir avantajı da budur. Bir avantajı, 'bu konuyu istismar edenler var' konusu tamamen ortadan kalkacaktır. Artık bu konuyu istismar eden de olamayacaktır. İkinci büyük avantajı ise yasakçı bir siyaset anlayışı güdenler açısından da yasakçı siyasetin sembolü haline gelmiş olan bir konu ortadan kalkmış olmaktadır.''

''SON YAPILAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ, BÜYÜK ANAYASA PAKETİNİN, 'BAŞINI ÖRTEN ÖĞRENCİLERİN SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜYOR' FORMATINDA TARTIŞILMASINI ORTADAN KALDIRACAKTIR''

TBMM'de gazetecilerle sohbet eden Ergün, bir gazetecinin, ''AK Parti'nin yapmayı düşündüğü kapsamlı Anayasa Değişikliği çalışmasıyla'' ilgili sorusu üzerine, bu çalışmanın askıya alınmasının söz konusu olmadığını söyledi. Yeni Anayasaya ihtiyaç olduğu konusuna, seçim beyannamelerinde yer verdiklerini belirten Ergün, bununla ilgili olarak partilerinin yaptığı çalışmanın yanı sıra, akademik bir çalışma ve sivil toplum örgütlerinin çalışmaları da olduğunu bildirdi.

Nihat Ergün, kamuoyuna sunulabilecek şekildeki bir Anayasa taslağının olgunlaştığını ifade ederek, ''Bununda yakın bir gelecekte yeni bir Anayasa önerisi olarak kamuoyuyla paylaşılması mümkün olabilecektir'' dedi. O Anayasa paketinin, ''Başını örten öğrencilerin sorunu nasıl çözülüyor'' yönüyle tartışıldığını belirten Ergün, ''Son yapılan Anayasa değişiklikleri, büyük Anayasa paketinin o formatta tartışılmasını da ortadan kaldırmış olacaktır. Yeni Anayasa paketi daha esas formatında, özgürlükçü bir Anayasa, mutabakat anayasası olmak yönüyle daha fazla tartışılabilme imkanını da böylece elde etmiş olacaktır. Son yapılan Anayasa değişiklikleri yeni Anayasa'nın da önünü bu açıdan açmış oldu'' diye konuştu. Yeni Anayasa değişikliğinin ne zaman gündeme gelebileceğinin sorulması üzerine Ergün, bunun henüz belli olmadığını söyledi. Ergün, ''Türkiye'nin bütün tartışma konularının bir ay içinde gündeme gelmesi ve çözülmesi beklentisi de çok gerçekçi değil'' dedi.

-MHP İLE YAPILAN MUTABAKAT-

Nihat Ergün, ''AK Parti'nin, Anayasa Değişikliği ve YÖK'ün ek 17. maddesi konusunda MHP ile yaptığı mutabakatın ne olduğuna ilişkin'' sorusu üzerine, MHP ile yapılan mutabakatın, üniversitelerde başını örten öğrencilerin sorununu kalıcı bir çözüme kavuşturmayı amaçladığını belirtti. Bunun ilk boyutunu, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliğin oluşturduğunu ifade eden Ergün, bu değişiklikler yapılarak özgürlükçü zeminin hazırlandığını bildirdi. Nihat Ergün, konunun ikinci boyutunu da YÖK'ün ek 17. maddesinde yapılacak olan değişikliğin oluşturduğunu kaydetti. AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, MHP ile yapılan mutabakatın devam ettiğini söyledi. ''Anayasa değişikliklerinin süreci tamamlanır tamamlanmaz, aslında YÖK'ün ek 17. maddesinin gelmesi gerekir'' diyen Ergün, şunları söyledi: ''Üniversitelerde öğrenim hakkının kullanılmasının sınırları net olarak çizilmelidir. Bu sınırlar bütün kanunlarda olduğu gibi, neyin serbest olduğunu değil, neyin yasak olduğunu ortaya koyan düzenlemeler şeklinde olmalıdır. Yani, 'Üniversitelerde ne yasak olacaktır.' Eğer serbest olanları tek tek saymaya kalkarsak, ciltler dolusu şey yazmak lazım.''

-''KAPIYI, CHP'YE AÇIK TUTMAK İMKANIMIZ VAR''-

 ''Anayasa değişiklikleri yapıldıktan sonra, YÖK'ün 17. maddesi çıkmadan olan geçiş sürecinde sarık gibi kıyafetlerle üniversitelere girenler nasıl engellenecek?'' sorusu üzerine Ergün, YÖK'ün ek 17. maddesinin süratle, herhangi bir boşluğa meydan vermeden Meclisten çıkma imkanı olduğunu söyledi. Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ek 17. madde ciltler dolusu değil, bir maddelik bir değişiklik. Bence CHP bile ek 17. maddedeki düzenlemeye katkı verebilir. Her ne kadar Anayasa değişikliklerine karşı çıktılarsa da ek 17. maddedeki düzenlemeye CHP'nin katılmaması için de bir sebep yok. Şu sebeple katılmalı; hem bu hakkın kullanım sınırlarını tespitte görüşlerini ortaya koymalı hem de en çok kaygı ve endişe getiren bir siyasi parti olarak o kaygı ve endişelerin ortadan kaldırılmasının buraya nasıl yansıyacağı şeklinde bir katılım sağlamalı. Bu kapıyı, CHP ve diğer siyasi partilere açık tutmak ve meseleyi kalıcı bir çözüme kavuşturmak imkanımız var.''

Nihat Ergün, Anayasa Mahkemesinin, CHP'nin, başka partilerin de desteğini alarak 110 imzayla itirazda bulunması halinde, Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden inceleyebileceğini söyledi. Anayasanın bu mahkemeye başka bir yönden inceleme imkanı vermediğini kaydeden Ergün, ''Şeklin ne olduğu ortada. 110 imzayla mı verilmiş, acil işler arasına alınmadan mı görüşülmüş ve maddelerin oylamasında gerekli oyu almış mı?...'' diye konuştu. -''...

ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURMASI YERSİZDİR''-

Buna ilişkin tartışmaların 1970'li yıllarda yapıldığını ve bu tartışmalara göre 1980 Anayasasının yapıldığını ifade eden Ergün, şunları kaydetti: ''70'li yıllarda Anayasa Mahkemesi, şekil yönünden inceleme dışında, esas yönünden de konuya girme çabası içinde olunca, yeni anayasa o görüşleri de dikkate alarak hazırlandı.

CHP, eğer Anayasanın parlamentodan geçme şeklini, anayasada yazılan çerçevenin dışında bozuk görmüyorsa, Anayasa Mahkemesine başvurması yersizdir. Mahkemeyi hukukun dışına çıkmaya bir anlamda davet etmesi kabul edilebilir bir şey değildir. CHP, Anayasa Mahkemesini anayasanın dışına çıkmaya davet eden bir üslup içerisindedir. Anayasa değişikliğinin şekil açısından sorunu yoktur. Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın dışını çıkma anlayışına olumlu cevap vereceğini de zannetmiyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious