Ergün: İyileşme yaza belirginleşecek

Ergün: İyileşme yaza belirginleşecek.6832
  • Giriş : 31.05.2009 / 17:52:00

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ekonomide yaşanan toparlanma işaretlerinin kendilerine gelecek için umut verdiğini, bu iyileşmenin, yaz aylarında kendini daha da belirgin hissettireceğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Ergün, ekonominin önümüzdeki yıldan itibaren yeniden sağlam raylar üzerinde ilerlemeye devam edeceğini belirterek , ''bu süreçte en sık tekrar etmemiz gereken kavram ise 'özgüven' olmalıdır. Türkiye'ye ve kendimize güvenmeliyiz. Dünyada etkisini sürdüren bu küresel finans krizi ile mücadele sürecinde ümitsizliğe kapılmadan, ileriye bakmalıyız'' dedi.

Bakan Ergün, Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) Sanayi ve Ticaret Bakanlığında gerçekleştirilen 10. Olağan Genel Kurulu'nun açılışında konuşma yaptı.

Ergün, bundan 6,5 yıl önce Türkiye'de başlayan atılım sürecini devam ettirmenin Türkiye için hayati derecede önem taşıdığını ifade ederek, Türkiye'yi hedefleriyle buluşturacak bu sürecin zarar görmeden sürdürülmesi ve Türkiye'yi dünya liginde rekabet eden bir ülke haline getirmek için durmadan koştuklarını söyledi.

Karşılarına çıkan tablo, gelinen noktada Türkiye'nin, dünyanın boğuştuğu bu küresel finans kriziyle mücadele sürecinde başarılı bir sınav verdiğini ortaya koyduğunu bildiren Ergün, bu durumun görmezden gelinemeyecek kadar açık olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin dünyada yaşanan küresel finans krizini en alt seviyede yaşadığını belirten Ergün, bunda en büyük etkenin zaman geçirmeden aldıkları tedbirler olduğunu söyledi. Ergün,''Hükümet olarak kriz kendini göstermeye başladığı andan itibaren titizlikle gelişmeleri takip ettik ve tedbirlerimizi buna göre aldık. Bu dalgalanma elbette ki ilelebet sürmeyecek'' dedi.

Bundan sonraki dönemde aldıkları tedbirlerin kararlılıkla uygulanması için etkin bir izleme süreci yürüteceklerini, aynı zamanda gerekli, oldukça yeni tedbirler almayı da sürdüreceklerini bildiren Ergün, şöyle devam etti:

''Bazı sektörler için bu sıkıntılı süreç biraz daha hissedilir olabilir ancak biz tüm bu sıkıntıları ortadan kaldırmak, mağdur vatandaşlarımızı en kısa sürede yeniden iyi şartlara kavuşturma çabası içindeyiz. Sıkıntılar aşamalı olarak Türkiye'nin gündeminden çıkıp gidecektir. Biz bu inanç içerisindeyiz. Türkiye, krizden çıkış istikametinde ilerlemektedir. Herkes buna katkı yapmalıdır. Hükümetimiz son 6 yılda hayata geçirdiği yapısal reformlarla ekonomimizi sağlam bir zemine oturtmuştur. Bu nedenle ekonomimiz sağlam duruşunu önümüzdeki dönemde de aynı şekilde sürdürecektir. Son çeyrekle birlikte daha sağlıklı bir noktaya gelebileceğimizi söyleyebiliriz. İyimser olmak için önümüzde çok neden var. Önemli olan çıkış trendini sağlıklı bir zeminde sürdürülebilir kılmaktır.''

-İŞSİZLİKLE MÜCADELE

Ergün, tüm dünyanın boğuştuğu işsizlikle mücadele konusunun hükümetin de en öncelikli gündem maddeleri arasındaki yerini koruduğunu belirterek, yaşanan bu sürecin geçici olduğunu, sorunun farkında olduklarını, adımları da buna göre attıklarını söyledi.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu olarak, işsizlik sorununa kalıcı bir çözüm bulmak ve istihdam arttırıcı tedbirleri hayata geçirmek için yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Ergün, hükümet olarak bu süreçte işsizlik sigortasından yararlanma sürelerini uzattıklarını kaydetti.

Kısa çalışma ödeneğiyle sektörlere kolaylık getirdiklerini, şimdi de yeni istihdam alanları oluşturmak için hazırlık yaptıklarını, hazırlıklarında kilit kavramın ''mesleki eğitim'' olacağını bildiren Ergün, şöyle devam etti:

''Yeni dönemde mesleki eğitime önem vermemiz gerekir. Süreç atlatılıncaya kadar İş Kurumu ve belediyeler vasıtasıyla ne kadar çok insanı kurslarda, geçici işlerde çalıştırabilirsek, işler düzeldiğinde bunların önemli bir bölümü kalıcı olarak işe girmiş olacak.

Önümüzdeki süreçte yeni teşvik sistemini de uygulamaya koyacağız. Yeni model ile sektörel ve bölgesel teşvikler devreye sokulacak. Bu sistemde Türkiye'nin her yeri teşvik kapsamında olacak ancak hangi ölçüde yararlanacakları yeni kriterlere bağlanacak. Bazı sektörler bazı bölgelerde daha çok teşvik görecek. Bazı sektörlerde de büyük yatırımlar özel olarak teşvik edilecek.''

-ÖZEL SEKTÖR-

Yaşanan küresel kriz nedeniyle piyasalarda yaşanan durgunluğun aşılması yönünde Ekonomik Sosyal Konsey üyesi sivil kuruluşların TOBB önderliğinde başlattıkları ''Tüketimi Canlandırma Projelerini'' de önemsediklerini belirten Ergün, ekonomik krizin tüm sektörler üzerinde ortaya çıkardığı kayıpların telafisi amacıyla hükümet tarafından hayata geçirilen tedbirlerin yanı sıra konuya sivil toplum kuruluşlarının da duyarlı yaklaşımı ve çözüm üretme yönündeki girişimlerinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Geniş katılımlı bir platformun oluşmasının, piyasalarda güven ortamını destekleyen yönü ile de dikkati çektiğini ifade eden Ergün,''özel sektörün yapacağı bu indirimlerle tüketimi artırmaya destek olması, otomobil ve beyaz eşyada ÖTV ve KDV indiriminin olumlu sonuçlarında görüldüğü gibi piyasalarda bir canlanmaya yol açacaktır'' dedi.

-CARİ AÇIK-

Ergün, dünyada devam eden etkileri gün geçtikçe azalma eğilimine girmiş olan ekonomik kriz içerisinde Türkiye'de cari açığın hızlı bir şekilde azalmış olması, döviz fiyatlarının makul bir düzeyde stabil hale gelmesi, Merkez Bankası'nın faizleri düşürme eğilimine girmesi ve Kurul tarafından düşürülmüş olması, bankacılık sisteminin sağlamlığı ve finans sektöründe sağlam bir duruşun sergilenmesi Türkiye'ye kriz sonrası için çok önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

İç pazarın hızla canlandırılması 2009 yılının son çeyreğinde itibaren yeniden büyüme rakamlarını görmelerine yol açabileceğini vurgulayan Bakan Ergün, şöyle dedi:

''Ekonominin dinamik yapısı buna imkan vermektedir. Disiplinli ve öngörülebilir politikalarla ile dış kaynak girdisi artarak ekonomik canlanma hızlandırılabilecektir.

Bir başka unsur da bazı ülkelerde korumacılık ve tasarruf eğilimleri artacaktır. Bu ülkelerde korumacılık ve tasarruf eğilimleri artarken, yükselen piyasalar iç piyasayı canlandıran tedbirler ve yeni teşvik modelleri ile daha fazla dış kaynak ve yatırım çekme şansına sahip olabilecektir. Bunlar ülkemiz adına kriz sonrası dönemi için önemli fırsatlardır. Biz bu fırsatları çok iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.''

-TÜRKAK-

Ergün, Türk Akreditasyon Kurumu'nun delegelerinin sınırlı olmasına karşın etkilerinin derin bir kurum olduğunu belirterek, ''herhalde bizim bürokrasimiz ile demokrasimizi daha çok birbiriyle buluşturmamız icap edecek. Arkadaşlar biraz dernek, siyasi parti kongrelerini takip etmede fayda var. Çünkü nihayetinde burası akreditasyon kurumu hem kamu kurumlarının hem bağlı ilgili kuruluşların hem de diğer sivil toplum örgütlerinin bir arada yönettikleri bir organizasyondur'' dedi.

Gelişmekte olan piyasa şartlarının akreditasyon hizmetlerini önemini daha da artırdığını belirten Ergün, milli ekonominin rekabet gücüne katkıda bulunan akreditasyon hizmeti sayesinde, piyasaya arz edilen ürünlere ait kalite belgeleri ve test raporlarının güvenilir olmasının hedeflendiğini bildirdi

Ancak bu hedefi gerçekleştirmenin, akreditasyon sisteminin sağlam temellere dayanmasına, tarafsız ve doğru kararlar verilebilmesine bağlı olduğunu ifade eden Ergün, Türkiye'de akreditasyon hizmetinin, 9 yıldan beri TÜRKAK tarafından verildiğini hatırlattı.

Bu zaman zarfında 360 civarında belgelendirme kuruluşu ve laboratuvarın akredite edildiğini belirten Ergün, TÜRKAK'ın kısa sürede büyük başarılar kazanmasının yanı sıra 2003 yılından bu yana kendi öz gelirleriyle giderlerini karşılamakta ve Hazine yardımı almadığını söyledi.

TÜRKAK'ın mütevazi ölçeğiyle, teknik mahiyeti çok önemli olan akreditasyon çalışmasını etkili şekilde veren bir kurum olarak kendini gösterdiğini bildiren Ergün, şöyle devam etti:

''Akredite edilen kuruluşların verdiği belgelerin uluslararası geçerliliğini sağlama hedefi, Avrupa Akreditasyon Birliği tarafından yapılan denetimde TÜRKAK'ın başarılı olması neticesinde Nisan 2006'da gerçekleştirilmiştir.

TÜRKAK önce Avrupa Akreditasyon Birliği ile ardından, Uluslararası Laboratuar Birliği ve Uluslararası Akreditasyon Forumu ile de eksik olan alanlarda karşılıklı tanınma anlaşmaları imzalamış, böylece dünyanın en iyi akreditasyon kuruluşları arasına girmiştir.

Bu gelişme sonucunda, ülkemizdeki akredite kuruluşların belge ve raporları uluslararası tanınırlık kazanmıştır. Ulaşılan bu noktada 'CE' işaretlemesi de Türkiye'den atanan Onaylanmış Kuruluşlar tarafından yapılmaya başlanmıştır. Bu yolla TÜRKAK'ın akredite etmiş olduğu uygunluk değerlendirme kuruluşlarının, onaylanmış kuruluş olmasının yolu açılmıştır. Daha önce yurt dışındaki Onaylanmış Kuruluşların Türkiye'de hizmet vermesi, büyük ölçüde döviz kaybına neden olmaktaydı. Ancak yapılan başarılı çalışmalar sonucunda çeşitli direktiflerde Onaylanmış Kuruluş olarak ataması yapılan ve Avrupa Birliği tarafından kabul edilen kuruluş sayısı 10'a ulaşmıştır.''

Ergün, TÜRKAK'ın son birkaç yıldır bölgesel ölçekte de faaliyetlerini yaygınlaştırmak ve etkinliğini artırmak amacıyla yürüttüğü çalışmaların da neticesini vermeye başladığını, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Balkan ülkeleri yanında Körfez Ülkeleri ile sağlanan yakın münasebetler sonucu bu ülkelere akreditasyon alanında eğitim desteği sağlanırken, bu ülkelerden akreditasyon başvuruları da alınmaya başlandığını söyledi

Başvuru yapan kuruluşlardan Azerbaycan'da 4, Özbekistan'da 4 kuruluşun akredite edildiğini ifade eden Ergün, öte yandan bu ülkelerden gelen talep üzerine bu ülkelerin milli akreditasyon kuruluşlarının kurulması konusunda ise teknik destek vermek üzere görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*