Erken gelen Alp bebek Zeynep Tokuş'u çok yordu

Erken gelen Alp bebek Zeynep Tokuş'u çok yordu.12920
03.05.2008 / 11:56:31

Erken doğum nedeniyle zor günler geçiren Zeynep Tokuş, yaşadığı zor günleri anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Erken doğum nedeniyle zor günler geçiren Zeynep Tokuş, yaşadıklarını Hello! dergisine anlattı.

Altı buçuk aylık hamileyken doğuma alınan, erken doğum nedeniyle zor günler geçiren Zeynep Tokuş, yaşadıklarını Hello! dergisine anlattı: "O dönemlerde sıkıntı yaşayacak lüksümüz yoktu. Çok güçlü olmak zorundaydık. Süt veriyordum, bir şeye üzülürsem sütüm kesilir diye çok korktum. İnsan mecbur kaldıkça depresyona falan giremiyor. O biraz şımarıklıkmış aslında."

Yeni bir dizi filme başladınız...

- Senaryosu çok hoşuma gitti. Yapım şirketimizin (Süreç Film) de iyi olması avantaj tabii. Dizide Kadir İnanır ve
daha birçok değerli oyuncu var. Tabii Kadir İnanır’ın da yer alması benim olumlu düşünmeme sebep oldu. Kanal yeni yapılanmasına rağmen çok ön plana çıkacağına inanıyorum.

Konusu nedir?

- Dizinin ismi "Kardelen". Küçük bir kızın etrafında dönen hikayeleri ele alıyor. Tesadüfler üzerine kurulan bir hikaye. Zengin bir ailenin kızı ve bir holding sahibiyim. Geçmişimle ilgili sıkıntılarım var. O yüzden çok yaralı bir tarafım var ama zamanla bu yaramı kapatmaya çalışıyorum. Diziye ağlayarak başladım, ama "Devamında güldüreceğiz" diye söz verdiler.

Dizideki gibi tesadüflere inanır mısınız? Hayatınızda da "Asla olamaz" dediğiniz şeyler oldu mu?

- Olmaz mı! O kadar çok tesadüf var ki. Oğlumun adı Alp, eşimin adı da Alp. Oğlumun adının Alp olmasının sebebi eşim. Hatta doğmasının sebebi de o. İlk oğluma hamile kaldığım zaman eşime doktorum olarak gitmiştim. 24 yaşındaydım, biraz tedirgindimdim. Evliliğim de çok yeniydi; kafam biraz karışıktı. O da bana, "Yaşının genç olması bile avantaj olabilir. Çok sağlıklı bir bebek, sen de çok sağlıklısın" dedi. Öyle yumuşak bir sesle bana bunları anlatmıştı ki. Ben de "Peki düşüneceğim" deyip eve gittim. Düşündüm. Üstüne bir de rüya gördüm. Sonra karar verdim bebeğimi doğuracağıma. İsmini Ali koymak istiyordum ama ilk oğlumun babası Ali ismini istemedi. Amerika’da doğum yapmıştım. 11 Eylül olayı olmuştu. Amerikan pasaportu olacaktı, Ali isminin sorun olmasını istemedi. Ben de bu arada sıkıntıdan küçük bir havluya nakış yapıyordum, ’A’ harfiyle başlamıştım. Ali yazacaktım. Düşündüm ve birden aklıma Alp geldi. Zaten çocuğumuzun doğmasına sebep olan kişi de Alp’ti. Yani tesadüfe bakar mısınız? Şu an ben o adamla evliyim. Kimsenin aklının ucunda böyle bir şey yoktu.

HAMİLELİĞİM SIRASINDA EŞİM ÇOK ENDİŞELİYDİ

Ali doğdu. Altı buçuk aylık erken bir doğum yaptınız. Hamileliğiniz nasıl geçti?

- Bu hamileliğim çok ağır geçti. Gücüm yoktu, yorgundum. Belki de ilk hamileliğimle kıyasladığım için. Rahat bir insanımdır, kafamı kötü şeylere yormam. Bir gün dışarıya çıktık çocuklarla ama kasılmalarım başladı. Ben de vücudumun kasılmalara şimdiden başladığını, kendini alıştırdığını söylüyordum. Eşim hemen "Nasıl bir kasılma bu? Kaç dakikada bir geliyor?" demeye başladı. "Beş dakikada bir" dedim. Apar topar hastaneye gittik. Alp bana kasılmaları engelleyecek haplar verdi. "Çok şükür falan" diyerek döndük. Bir şey olmadı sonra. Aradan bir hafta geçti. Uyuyoruz. Gözlerimi açtım, suyum gelmiş. Alp’i uyandırdım. Yine apar topar hastaneye gittik. Alp son derece soğukkanlıdır ve hiç olumsuz düşünmez. Ama bizde hep endişeliydi. Onu anlayabiliyordum. Onun gergin olması, beni daha çok soğukkanlılığa itti. Birkaç gün hastanede yattım çünkü bebek ne kadar anne rahminde kalırsa o kadar iyi olacaktı. Ve son anda bizim Aliş ters döndü. Durum baş edilemez bir hale gelince sezaryen yapmak durumunda kaldılar.

Eşiniz doğuma girdi, değil mi?

- Arkadaşlarıyla birlikte girdi. Ama bebeğimi kucağıma bile vermediler. Sadece suratını gördüm. Hemen yoğun bakıma götürdüler. İşte tam o zaman durumun daha ciddi olduğunu anlamaya başladım. Artık yapabileceklerim buraya kadardı. O saatten sonra üzüntüyü ve sıkıntıyı biraz daha yoğun yaşamaya başladım. Birçok risk vardı. Ama emin ellerdeydi. O yüzden aklıma kötü bir şey getirmek istemedim. Pozitif düşünmeye çalıştıkça gazetelerdeki haberler beni daha çok yıprattı. Çok zor zamanlardı. Küçücüktü. Bir sürü kablolar takılı. Doğrusu insan ne çabuk unutuyor kötü şeyleri... Başka türlü yaşanmaz herhalde.

Şimdi kaç kilo?
- Altı kiloya yakın. Beş aylık oldu. Normal beş altı aylık bir bebek gibi değil tabii. Biraz daha minyon. Normal gelişimi itibariyle üç aylık. Bu fark bir sene içerisinde kapanıyormuş.

Alp şimdi yedi yaşında. İkinci çocuk daha kolay mı, zor mu?

- Bu zor zamanları atlattıktan sonra fark ettim ki, ikinci çocuk çok daha kolaymış. Çünkü birinci çocukta her şey için daha endişeleniyorsuz. Ağlayınca panik oluyorsunuz. Bir de ilk bebeğimde Amerika’daydım ve tek başımaydım. Şimdi çok kolay; yanımda ailem ve yardımcım var. Normal hayatım değişmedi. Zaten evde çocuk vardı. İlk defa hayatımıza bir çocuk gelmiş ve düzenimiz bozulmuş değil. Sanki 10 tane daha doğurabilirmişim gibi geliyor. Ama iki çocuklu olmak, tek çocuklu olmaktan tabii ki daha zor. Çünkü ikisi de ilgi istiyor. İkisine birden yetişmek güç. Aslında biz iki çocuklu bir aile değil, üç çocuklu bir aileyiz. Bir de kızımız var; Elif. 14 yaşında. Hepsinin arasında yedi yaş fark var.

Elif ile ilişkileriz nasıl?

- Elif zaten 14 yaşında kocaman bir genç kız oldu. Bana hep yardımcı oluyor. Onu zaten çocuk sınıfına koymuyorum. Abla sınıfında. Alpoş da öyle. Çok olgunlukla karşıladı. Belki de çocuklarla Ali’ye karşı koruma duygusu gelişti. Hiç kıskançlık yok ikisinde de.

Ya sizdeki değişimler?

- Çok rahat bir insanımdır ve rahat da bir anneyimdir. Ali’de biraz daha hassas davrandım. Çok küçüktü ve yoğun bakımda bir buçuk ay kaldı. Sıfır mikropla büyüdüğü için eve gelince kedi, köpek, hemstır, iki çocuk... Bu, beni biraz tedirgin etti. İlk başta zaten çocuklardan korumam söylendi. Çünkü okula gidiyorlar, hasta olabiliyorlar.
"Onları hiç etkilemeyen mikroplar, Ali’yi çok çabuk etkileyebilir" dendi. Çocuklar öpmek istediler, onları engellemek zorunda kaldım. Onun dışında fazla bir hassasiyetim olmadı.

Oğlum artık sağlıklı eski düzenimize döndük

Eşinizin bebekle arası nasıl?

- Çok keyifli. Evde bir bebek olmasının tadını çıkarıyoruz. O dönemlerde sıkıntı yaşayacak halimiz yoktu. İkimiz de güçlü olmak zorundaydık. Bir şeye üzülürsem sütüm kesilir diye çok korktum. İnsan mecbur kaldıkça depresyona falan giremiyor. O biraz şımarıklıkmış aslında.

Bebek doğduktan sonra duygusallık daha mı artıyor, yoksa değişmiyor mu?

- O dönemde hiçbir şeyi gözlemleme şansım olmadı. "Acaba Alp’le ilişkimiz nasıl gidiyor" diye düşünemedim, ilgilenemedim. Tüm enerjimi ilk günlerde Ali’ye verdim. Ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hamilelik sonrası kendinize nasıl bakıyorsunuz? Şimdi dizi de var.

- Uzun bir zaman tüm enerjimi oğluma yönelttim. Ama ne zaman her şey yoluna oturdu, sağlığı yerine geldi, o zaman rahatladım. Yine resim çizmeye başladım, spora gidiyorum. Gidemiyorsam evde yapıyorum. Gece yemeğe çıkabiliyoruz. Eski rahat hayatımıza döndük.

Kime benziyor Ali?

- Benim bebekliğime çok benziyor, tıpa tıp aynısı. Ama kucağımda görenler Alp’e de çok benzetiyorlar. Bebek de esmer.

H2

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious