'Ermenilerin haklarını Osmanlı Devleti korudu'

  • Giriş : 22.04.2006 / 00:00:00

Yrd. Doç. Dr. Hasan Babacan: “Ermeni yetim ve muhtaçlarının haklarını Osmanlı Devleti korudu”.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Babacan, Ermeni yetim ve muhtaçlarının haklarını Osmanlı Devleti'nin koruduğunu ve 1. Dünya Savaşı'nda askerin ihtiyaçlarını karşılamak yerine bu muhtaçların ihtiyaçlarının karşılandığını söyledi.
Kayseri Erciyes Üniversitesi'nde başlayan "Osmanlı Toplumunda Birlikte Yaşama Sanatı: Türk-Ermeni İlişkileri Örneği" konulu sempozyumun üçüncü ve son günü oturumları yapıldı. Sempozyumda konuşan Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Babacan, Ermeni yetim ve muhtaçlarının haklarını Osmanlı Devleti koruduğunu ve 1. Dünya Savaşında askerin ihtiyaçlarını karşılamak yerine bu muhtaçların ihtiyaçlarının karşılandığını söyledi.

Ermeni yetim ve dulları için dulhane ve yetimhanelerin açıldığına dikkat çeken Babacan, buralarda kalan muhtaç Ermeni vatandaşlara yapılan yardımların Hazine-i Hassa'dan aktarılan paralarla yapıldığını söyledi. Ayrıca söz konusu yetim ve muhtaçlar için yapılan ayni ve nakdi yardımların zaman zaman alınan kararlarla artırıldığını ve fiziki şartların daha da iyileştirilmesi için çalışmalar yapıldığını anlatan Babacan, Osmanlı Devleti'nin yaptığı bu yardımların ardından yabancı misyonerlerin müdahalesi olduğunu ve rekabet başladığını söyledi.

Tanzimat döneminde yayımlanan fermanlarda gayrimüslim yetimlerin haklarının da korunması ile ilgili hükümlerin olduğunu bildiren Babacan, şunları söyledi: "Bunlar arasında, 1841 tarihli bir fermanda Rum yetim çocuklarının mallarının kilise tarafından telef edilmemesi amacıyla kilise hesaplarının kontrol edilmesini isteyen bir ferman dikkat çekicidir. Ayrıca başka bir fermanda da Ermeni yetim ve fakirlerinin İncil okuma ve öğrenmeleri için dışarıdan her hangi bir müdahale yapılmaması emrediliyordu. Osmanlı toplumu içerisinde her türlü cemaat ve millet kendi yetimleri ve düşkünlerine önce vakıflar, 19. yüzyılın ortalarından itibaren de kurulan müesseseler aracılığıyla sahip çıkmaya çalışıyorlardı. Ermeniler de dolayısıyla, başlangıçta kendi kiliseleri aracılığıyla, daha sonraları da yine kilisenin kontrolünde ve dini kurumlarının yakınlarında inşa ve tahsis edilen yetimhanelerde koruma altına alınıyorlardı. Ermeni yetim ve fakirlerine yardım konusunda Patrikhane ile Osmanlı Hükümeti sürekli irtibat halinde idi. Sadece yetimhane değil dulhane ve Ermeni hastanesinin ihtiyaçlarının giderilmesi için de her türlü tedbir ortaklaşa alınıyordu. 26 Kasım 1904'te Ermeni Patriği tarafından Padişaha gönderilen bir yazıda, yapılan yardımların yerine ulaştığı ve bütün bu yardım ve iyi niyetlerine karşılık patriğin teşekkür dilekleri bildiriliyordu"

Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılın sonlarına doğru toplumdaki yetimler ve bunlara sahip çıkılması düşüncesinin her zamankinden daha fazla önem kazandığına dikkat çeken Babacan, "Bunun sebebi, Osmanlı Devletine her fırsatta müdahale imkânlarını arayan Avrupa Devletlerinin, Osmanlı içine atmaya çalıştıkları ayrılıkçı tohumlarıdır. Özellikle kendilerine yakın buldukları gayrimüslim, az da olsa Müslüman çocukları zemin olarak görmeleridir. Hele 1890'lardan itibaren Osmanlı coğrafyasında Ermeni tedhiş eylemlerinin artması üzerine binlerce Ermeni yetimi, siyasi meselelerin uluslar arası politika malzemesi haline gelmesinde ve Osmanlı Devleti üzerindeki dış baskının artmasında bir araç olma tehlikesiyle yüz yüze gelmiştir." dedi.

Her sosyal olayda olduğu gibi, savaş öncesinde ve Birinci Dünya Savaşı sırasında siyasi, ekonomik ve askeri gelişmelerden en çok etkilenenlerin, masum çocuklar olduğuna değinen Babacan, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren siyasi ve ticari emellerini gerçekleştirmek maksadıyla Osmanlı Devleti'nde bir nüfuz alanı oluşturma gayesi güden Avrupa devletleri ve onların temsilcisi durumundaki misyonerlerin, dindaşları olan Ermeniler ve onların masum yetimlerini kullandıklarını, hatta onları kendi mezheplerine döndürme gayret ve yarışına da girdiklerini anlattı.

Yapılan davranışlarla onlara sahip çıkılıp, ihtiyaçlarının gideriliyor gibi gösterildiğini ifade eden Babacan, şunları kaydetti: "Ancak kendi emelleri için daha sonra kullanılmak üzere devlet düşmanı militanlar yetiştiriyorlardı. Bu iş için o kadar ileri gitmişlerdi ki Anadolu'da sokaklarda Ermeni çocuğu toplayıp, başlangıçta evlerinde daha sonra da izin aldıkları ölçüde açtıkları okul ve yetimhanelere topluyorlardı. Gerçekten onlara yardım konusunda iyi niyetli olmadıkları, her misyonerin topladığı çocukları kendi mezheplerine kazandırmak girişimlerinden anlaşılıyordu. Böylece her misyoner kendi cemaatini oluşturarak nüfuz alanlarını ve isteklerini gerçekleştirecek zümreler oluşturuyordu. Savaş öncesi dönemde Osmanlı Devleti, vatandaşı olan Ermeni yetimlerini misyoner ve kötü niyetli insanların etkisinden kurtarma gayretiyle faaliyet gösteriyor, onlara sahip çıkıyordu."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious