'Ermenistan sınırı' ne anlama geliyor?

'Ermenistan sınırı' ne anlama geliyor?.11015
  • Giriş : 01.04.2009 / 18:08:00

Siyaset bilimciler Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, "Türkiye'nin belirli bir bölgesinde DTP'den başka parti kalmadı. Iğdır'ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar" sözlerini yorumladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Türkiye'nin belirli bir bölgesinde DTP'den başka parti kalmadı. Iğdır'ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar. AKP o bölgede sadece Mardin'i kazandı. Tamam, Ankara'yı aldık diye sevinebiliriz, CHP de İzmir'i aldık diye övünebilir. Ama bu kutlamanın Türkiye'nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardımı olmaz. Oraya ayrıca dikkatle bir bakmak gerekir."

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in Hürriyet gazetesi yazarı Enis Berberoğu'nun dünkü köşe yazısında yer alan, tartışma yaratan sözlerini Başbakan Erdoğan; "Bireysel yorum farkı" olarak nitelendirdi; uzmanlar ise şöyle yorumladı:

Prof. Dr. Baskın Oran:
100 TANE TRT ŞEŞ AÇILSA...
Cemil Çiçek, hükümet içinde hükümettir. Ve Cemil Çiçek gibiler AKP içinde oldukça,100 tane TRT Şeş açılsa AKP adam olmaz. Bu ne demek biliyor musunuz; “Ermeni dölü” demek. Merak Akşener hani hem Kürtlere hem Ermenilere hakaret etmek için “Ermeni dölü” demişti ya.. Bu da hem Ermenilerin hem Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti için tehlikeli olduğunu belirtmek için bunu söylüyor.

Cemil Çiçek, hükümet içinde hükümet olmuştur daima. 2005"teki İstanbul Bilgi Üniversitesi"ndeki Ermeni Konferansı"na hükümet son derece yumuşak yaklaştı. Cemil Çiçek, o zamanlar Adalet Bakanı"ydı, “Sırtımızdan hançerlediler” dedi.

Prof. Dr. Mithat Sancar:
DTP"YE OY VERENLERİ BU MİLLETTEN SAYMIYORSA BU BÖLÜCÜLÜKTÜR
Demokrasiye inançsızlık çok belirgin burada. İkiyüzlülük ve çifte standart çok belirgin. Eğer bu sözleriyle DTP"ye oy verenleri bu milletten saymıyorsa bu bölücülüktür. Ama onları bu milletten sayıyor, lâkin onların iradesini yok sayma ya da aşağılama hakkını kendinde görüyorsa, bu da totaliter faşizan bir yaklaşımdır.

DTP"nin oyları bu şekilde yorumlanırsa bu seçimlerin sunduğu büyük bir şansı tam tersine çevirmek ihtimalini gündeme getiriyor. Eğer AKP"de bu zihniyet yaygınsa, başka yerlerde de aynı zihniyetle yaklaşılırsa, aslında demokratik siyasetin imkanlarını görmüş olan DTP tabanının, bu imkanları daha da geliştirmesi mümkün iken en demokratik tavırda bile yok sayılmaları, çok açık bir şekilde şiddete yönlendirmektir. Yani “demokrasi, seçimler bir anlam ifade etmiyor, sizin demokratik seçimleriniz, tercihleriniz bizim için bir anlam ifade etmiyor” mesajını vermektir. Bu da Türkiye"de şiddeti teşviktir. Sadece Çiçek"in sözlerinin değil, bu sözlerin altında yatan zihniyetin muhtemel sonuçlarını söylüyorum.

Bu sözlerin altında yatan muhtemel sonuç bölücülüğü teşviktir, faşizanlıktır ve insanları demokratik yollardan soğutmaktır, şiddete teşviktir.

Sadece TRT Şeş ile bu işin çözülemeyeceği de belli. Bu açılımların hepsinin ortak paydası, bütünlüklü bir çözüm programının parçası olmamalarıdır. Ve şartlar değiştiğinde geri alınabilecek kadar zayıf güvencelere dayandırılmasıdır. Yani bugün başka bir hükümet gelse TRT Şeş"i kapatmaya kalksa, buna engel birşey yoktur.

Ömer Laçiner (Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni)
SEÇİM KAYIPLARI, SAVAŞ KAYIPLARI GİBİ DEĞERLENDİRİLİYOR
Ne oluyor, ordular mı giriyor? Nihayet orada üç partinin başabaş seçimi. Ermenistan sınırına dayandı” gibi sözlerle Çaldıran muharebesini anlatır gibi anlatmak, bu nasıl bir kafadır?

Savaşla seçim olayını bu kadar yakın görmesi bile Cemil Çiçek"in demokratik olgunluğunun nerelerde süründüğünü gösteriyor. Bu yeni değil, Çiçek birdenbire karşımıza başka bir tip olarak çıkmıyor. AKP kritik zamanların partisi değil, hiç bir zaman kiriz yönetemediler. Diyarbakır"ı kaybetmek, Antalya"yı kaybetmek veya Iğdır"ı kaybetmek… Bunlar seçim kayıplarıdır, savaş kayıpları falan değil.

Cemil Çiçek"e bakarsanız oraları işgal altındaki bölgeler olarak görüyor. Durum bu; düşman Iğdır"a gelmiş ama düşmanın asıl kuvvetleri Diyarbakır"da konuşlanmış. Böyle demokratik siyaset yapılır mı? Göreceksiniz, AKP içinden bunu çok fazla ayıplayan insan çıkmayacak. Geçiştirecekler, zamanın küllendirmesine bırakacaklar ama bu zihniyet tarzı, siyasete bu bakış, bu manfaatçi bakış zaten AKP"nin çekirdeğinde olan bir şey. Netice biraz kötü olduğu vakit cila kalkıyor, hakiki malzeme görünüyor.

“TRT ŞEŞ"İ VERDİM, KÜRTLER BANA NE VERDİ?” DİYE BAKIYORLAR
AKP gibi merkez sağ partiler bir düşünce, bir zihniyet partisinden ziyade pragmatist partilerdir. TRT Şeş"i yaptı veya Güneydoğu"da belli açılımlar getirdi ama yani bunları tamamen koyuyor ve neticesini almaya çalışıyorsunuz. Başbakan"ın siyasi yaklaşımı zaten genel olarak bir ticari yaklaşım. Yani, “TRT Şeş"i verdim, Kürtler bana ne verdi?” diye bakıyor. Bunu bir hak, bir felsefi bakışın gereği olarak, karşılığı ne olursa olsun yapması gereken bir şey gibi görmüyor. AKP"nin böyle bir bakışı yok.

AKP bir politik olayı olabildiği kadar alışveriş olayı olarak görebiliyor. “Yatırım yaptım bana oy vermeleri lazım” diyor. Bakarsanız sadece bu olayda değil başka olaylarda da AKP, “şunu verdim, bunu da almalıyım” diye bakıyor.

Cemil Çiçek AKP hükümetlerinin gözde bir bakanı ve Başbakan Yardımcısı"dır. Dolayısıyla bu zihniyetin AKP"deki ağırlığının önemli bir ağırlık olduğunu da kabul etmek gerekir.

Cemil Çiçek gibi birinin bunları söylemesini bir açıdan normal karşılıyorum. Başbakan"ın da bu şekilde düşündüğünden eminim. Başbakan bunu biraz daha usturuplu bir şekilde söyleyecektir ama, içgüdüsel ifadesi, hissiyatı Cemil Çiçek"ten çok farklı olmayacaktır. Başbakan"ın duruşu, seçim gecesi konuşmasından benim hissedebildiğim bu. Bu hissiyata uzak değil AKP"nin öteki kesimleri de. Başbakan hiç uzak değil. Ama bunu biraz daha usturuplu söyleyebilir.

NTV'de "Yazı İşleri" programına katılan Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Fehmi Koru da, Çiçek'in açıklamalarını şu sözlerle değerlendirdi:

Fehmi Koru (Yeni Şafak Gazetesi Yazarı)
ÇOK CİDDİ, SIKINTILI BİR KAFA VE RUH HALİNİ GÖSTERİYOR
Öyle bir laf edilmişse çok ciddi, sıkıntılı bir kafa ve ruh halini gösteriyor. Bir defa DTP"yi farklı bir siyasi parti gibi algılamayı ve o bölgede yaşayan insanların da sanki kimlikten öte bazı talepleri ve arzuları varmış gibi algılamayı gösteriyor ki; ben bunun yanlış olduğu kanaatindeyim.

Eğer AKP bu seçimde bir parça konuştuğumuz hassasiyetleri algılamış olduğu hissini verebilseydi, yaptığı açılımlara bir parça da saygınlık katabilseydi, ben çok farklı bir sonuç çıkabileceğini düşünüyorum. Yani 22 Temmuz"da açılmış olan kredinin geri alınması için bir sebep yok aslında AKP"de. 22 Temmuz"dan bu yana Kürt sorunu ile ilgili Türkiye'de yapılanlara bakarsanız, ondan önceki, belki yüz yılda yapılanlardan daha fazlasıdır. Neler inkar edilmişse onların geri verildiği bir dönem oldu 22 Temmuz"da.

Bunlar kalıcı şeyler değil mi, yani yarın bir şekilde TRT Şeş yayınlarına son mu verilecek? Ya da daha ileri bir takım adımlar atma noktasında bugüne kadar verilen sözler geri mi alınacak? Zannediyorum Türkiye'nin başka yerlerinde oy alma noktasında bir gerileme olmasın diye, 'Nasıl olsa bize oy verirler açılımlarla' diye ihmal edildi Güneydoğu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*