Ermenistan'da Türk, bizde gavur!

Ermenistan'da Türk, bizde gavur!.14935
  • Giriş : 01.11.2008 / 08:37:00

Geçmişte yaşanmış olayların yükü omuzlarına binen, Tarihte yaşananların faturası kendilerine kesilen isimlerden biri Arto Tunçboyacıyan...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Arto Tunçboyacıyan İstanbul'da başladığı müzik hayatına Ermenistan ve ABD'de devam ediyor. Uçak kazasında hayatını kaybeden ünlü müzisyen Onno Tunç'un kardeşi olan Tunçboyacıyan, bir konser için İstanbul'da

Onu gazoz şişesiyle müzik yapan olarak tanıyanlarımız da var, Onno Tunç'un kardeşi olarak da... Hrant Dink'in ölümünün ardından yazdığı Düşüncem Rüzgar Olsun adlı şarkıyla da konuşulan Arto Tunçboyacıyan, Anadolu'nun ve Ermenistan'ın müzikal renklerini dünyanın dört bir yanına taşıyan bir müzisyen. Continental Breakfast grubuyla bu akşam Cemal Reşit Rey'de bir konser vermek üzere İstanbul'a gelen Arto Tunçboyacıyan'la konuştuk.

Bu grubun adı neden Continental Breakfast?

Devamlı seyahat halindeyiz, her gittiğimiz yerde bu kahvaltıyı yiyoruz. Kültürel düşüncemden de koyduk bu adı. Dünya müziği lafına inanmıyorum. Her kültürden birer adam koyacaksın ki dünya müziği olacak. Ama bir Alman, bir Türk, bir Pakistanlı'nın bir araya gelmesinden nasıl dünya müziği oluyor?

ERİVAN'DA HER ŞEY SANAT

Erivan'daki kulübünüzü çok övüyorlar.

(gülüyor) Evet, çok güzel şeyler yapıyoruz orada. Burada yapamamak çok üzüyor beni. Çünkü burada çok imkan var böyle bir şey için, hem de çok ihtiyaç var. Erivan'da zaten her şey sanat. Sokaktan birini çevir, ailesinde muhakkak bir yazar, bir mimar vardır. Bir kere herkesin evinde piyano var, tahmin etmediğin bir adam sana öyle bir şey çalıyor ki ağzın açık kalır. Bir de tabii Ermenistan küçük bir yer, yapacak iş yok müzik yapıyorlar. Bir de Ermeniler entelektüel bir grup. Rumlar mesela İstanbul'un eğlence ışığıydı, onlar gidince bir sürü şey kapandı. Yahudiler dünyanın her yerinde iş sahasında anılır, yaratıcı kimseyi göremezsin. Ermeniler sırf gırtlak ve sanat (gülüyor). Masada yemek biterken akşam ne yemek yeneceğinin tartışmasını yapan tek kültür Ermeniler, böyle şey olmaz yani.

Neler yapıyorsunuz orada?

Vermenin acayip bir zenginliği var. Bunu Ermenistan'da çok rahat yapıyorum, burada öyle bir imkanım yok. 90 çocuk istedikleri kadar meşrubat içip istedikleri kadar sandviç yiyebiliyorlar, bir de müzik yapıyorum onlara, hepsi sakat ve fakir! 128 dolar. Milyon versem o kadar mutluluk alamam. Gittiğimde her ay bir tane, bazen haftada bir tane yapıyorum. Esasında burada da yapmak istiyorum; uluslararası sakat çocuklar festivali.

SİVAS GÜRÜNLÜYÜZ

Nerelisiniz?

Sivas Gürünlüyüz, Florya'da doğdum. 40 yıl önce İstanbullunun yemekle, müzikle ilişkisi çok farklıydı ve her şey uyuyordu. İstanbul'a gelen, İstanbul saygısıyla gelse... Babamlar Sivas'tan geldiğinde bu vardı mesela. Buradaki sisteme adapte olmaya gelmişler, okuma yazma bilmedikleri halde. İstanbul'un kendine has bir lezzeti, rengi, kokusu vardı. Bir de şu var, bizim kaderimiz orada Türk, burada gavur, Amerika'da terörist olmak. İyi aslında, böyle olunca ben anlıyorum ki insanlık çok önemli. Ben bundan nasıl zarar görüyorsam başkası da görür deyip yapmıyorum aynı şeyi.

ONLAR GİBİ OLMAK KOLAY

Armenian Navy Band adında bir grubunuz var. Denizi olmayan Ermenistan'ın bahriye bandosu.

İnsanlar bizi olduğumuz gibi kabul edince onlar oluyor bizim denizimiz.

Ama bu isim Ermenistan'ın denize bir geçit istemesi olarak anlaşılmaz mı?

Bir liman. İsterse ister, hakkı yok mu? Bu Ermenistan'ın düşünce şekli, benim değil. Tabii canım her türlü şey geliyor akla, geldi de. Bu yüzden albümleri çıkartamadık. Ama ben o düşüncede olsaydım... Onlar gibi olmak çok kolay. Her zaman kin ve nefretle büyüdük biz burada. Sen Ayşe olarak büyümüşsün, bir de Hayganuş olarak büyüdüğünü düşün, nasıl olur? Anam Amerika'da Türkiye'yle ilgili iyi veya kötü bir şey konuşurken camı kapatırdı. Bugün yapılanlar çok iyi; Abdullah Gül, anormal derecede iyi bir olay yaptı. Sen altı yaşında bir insanın tarih dersinde kendisinin ne kadar kötü olduğunun dinlemesini anlayamazsın. Korkudan ölürdüm. Ama biz hiçbir negatif şey duymadık evde. Öyle olsaydı Ermeni'yle evlenirdik. Onno Canan Ateş'le evlendi.

Onno bizi tek odadan dört odalı eve taşıdı, ailece ayrı yatamadık

Kolunuzda Onno yazıyor, neden Latin alfabesiyle?

Çünkü bir tek Ermeniler anlayacak öbür türlü.

Sizin için Onno Tunç ne ifade eder?

Bizim aramızdaki abilik, kardeşlik pastanın üzerindeki krema gibidir. Yani onunla olan arkadaşlığım daha önde şu anda. Abi-kardeşlik... O sevdiklerine karşı sorumluluk duyan bir büyüğümdü. Ağabeyliğin bütün gereklerini yaptı, ben de kardeşliğin. Onno dedin mi, ben ve bütün aile servis yapacağız ona. Çünkü o lider. O götürdü bizi bir odadan, dört odalı yere. Gittik yatamadık ayrı, o ayrı odada yattı, gene biz toplandık bir odaya. Anneme dedim hayatta yatmam ben, korkarım.

Sezen Aksu size Onno Tunç'un emaneti gibi midir? Aslında çok farklı tarzda müzik yapıyorsunuz ama onun albümlerinde çok katkınız var.

Emanet olarak görmüyorum. Kimse zorla bir şey yaptıramaz, sevmesem. Ben o karakterdeyim. Sezen'i şarkı, söz yazarı veya besteci olarak görmüyorum. Ben onu sanatçı olarak, yaratıcı bir insan olarak görüyorum. Böyle bir insan, bir de sana imkan yaratabiliyorsa, onun fikriyle kendi fikrini birleştirebileceksen... Çünkü benim için tarzın hiçbir önemi yok. Sonunda hepsi müzik. Sezen'in sanatına ve sanat düşüncesine olan saygımdan dolayı, sadece para da değil yani... Bazen milyonlar koysan, yok dersem yok diyorum. Öyle üstüme kaldı gibi bir şey de hissetmiyorum yani. Keyifle yaptığım bir şey. Onno'nun sağlığında da her zaman da kavga ederdim, Sezen bilir beni. Onno 'Birazcık duralım, yavaş...' der. O çünkü burada yaşıyor. Ben dışarıdan geliyorum, 'Hadi onu yapalım, bunu yapalım, niye düşündüğünüz farklı şeyleri yapmıyorsunuz. Bir de o seviyedesiniz' derdim.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*