Ertuğrul Özkök'ten AK Parti'ye tavsiye

Ertuğrul Özkök'ten AK Parti'ye tavsiye.10243
  • Giriş : 16.03.2008 / 13:33:00

AK Parti'nin kapatılması için yapılan başvuruyu, iki arada bir derede kaldım diye değerlendiren E.Özkök, kapatmaya karşı olduğunu söylerken bir de uyarılarılar yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yurtdışında olduğu için kapatma haberinin nötr bir şekilde girilmesi için talimat verdiğini söyleyen Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Refah Partisi'nin zamanından kendilerinin üzerlerine çok gelmesine rağmen kapatılmasına karşı olduklarını, bugün de AK Parti için aynı şeyleri düşündüğünü söyledi. "AKP’nin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın son zamanlardaki tutumunu hiç demokratik bulmadığım halde, kendileri gibi düşünmeyen insanlara, gruplara yaptıkları baskı her gün arttığı halde bu düşüncemi aynen koruyorum." diyen Özkök, AK Partili siyasetçilere ve Başbakan Erdoğan'a, partinin kapatılmaması için de tavsiyelerde bulundu. "Bu bir hukuki süreçtir. Hepimiz bunu saygıyla ve sessizce izlemeliyiz." diyen Özkök yargıyı etkileme çabalarının sonuç vereceğine inanmadığının da altını çiziyor.

İşte Özkök'ün yazısı:

İyi bir kötü gün dostu

KAPATMA davası haberini, Amsterdam Havalimanı’nda uçağı beklerken aldım.

İstanbul’daki arkadaşlara, "Haberi nötr bir şekilde verin" dedim.

Zaten onların fikri de oydu.

Ortak duygumuzu da şu cümleyle özetleyebilirim.

"İki arada bir derede kalmak."

Bir yanda demokrasinin temel kurumlarından biri, öteki yanda hukuk.

* * *

Yıllar önce, Refah Partisi’nin kapatılması için hukuki süreç başladığında gazetemizin sahibi Aydın Doğan düşüncesini çok net bir ifadeyle şöyle özetlemişti:

"Ben halkın oy verdiği bir partinin kapatılmasını içime sindiremiyorum."

Ben de aynı düşünüyordum.

Oysa Refah Partisi, Hürriyet Gazetesi ve Doğan Grubu’na karşı insafsızca bir baskı kampanyası yürütmüştü.

Üç ayrı devlet kurumunun müfettişleri her tarafımızı didik didik etmiş, benim odamda bile arama yapmıştı.

Allah’a şükür bu denetimlerin hepsinden yüzümüzün akıyla çıktık.

Biz, işte bu Refah Partisi’nin kapatılmasını içimize sindiremediğimizi açık açık yazdık.

Bugün de aynı düşüncedeyim.

Seçimde yüzde 46.5 oy almış bir partinin kapatılması için dava açılmasına sevinmem mümkün değil.

Üstelik AKP’nin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın son zamanlardaki tutumunu hiç demokratik bulmadığım halde, kendileri gibi düşünmeyen insanlara, gruplara yaptıkları baskı her gün arttığı halde bu düşüncemi aynen koruyorum.

Türkiye’nin, 21’nci yüzyılda hálá parti kapatma dönemini aşamamış olmasından dolayı da çok üzgünüm.

Buna sevinen siyasilere de şunu söylemek isterim:

Bir partiye karşı mücadelenin tek etkin yolu, onu sandıkta yenmektir.

Demokrasilerin içine sindirmesi gereken de budur.

Bu bir hukuki süreçtir.

Hepimiz bunu saygıyla ve sessizce izlemeliyiz.

Yargıyı şu veya bu yönde etkileme çabalarının sonuç vereceğine inanmıyorum.

Yalnız AKP yöneticilerine ve destekçilerine bazı gözlemlerimi aktarmak istiyorum.

Birinci gözlemim şu:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, iddianamesini Refah Partisi’nin kapatılma sürecindekine göre daha farklı hazırlamış.

İddianamede "vampir", "kan içici" gibi hukuk dışı ifadeler yok.

Olaylar, demeçler tek sıralanmış.

Yani, iddianame eskisine göre daha ciddi biçimde hazırlanmış.

Tavsiyem:

AKP de savunmasını buna göre hazırlamalıdır.

İkinci gözlemim:

İddianamede aktarılan örneklerin küçümsenmeyecek bölümü, AKP’lilerin konuşmalarında söyledikleri sözler.

Demek ki "belagat sanatı" bu partiye pahalıya mal olabilir.

Tavsiyem:

Hukuki süreçte belagat şehvetinden kaçınmak AKP’nin yararına olacaktır.

Üçüncü gözlemim:

AKP’nin iyi bir "kriz yönetim" sistemi yok.

Daha ilk andan itibaren verilen demeçlere, yapılan açıklamalara bakıyorum, inanılmaz hatalar var.

Tavsiyem:

Hemen iyi bir kriz yönetim ekibi oluşturup, bunu o merkezden yürütmeleri kendi açılarından yararlı olur.

Yapılacak ilk iş de, bu sürecin stratejisini iyi belirlemektir.

AKP bu süreci, yargıya savaş ilan ederek götüreceği izlenimi veriyor.

Bana göre bu strateji yanlış. Doğrusu, bu süreci, laiklik konusunda kaybettiği inandırıcılığını kuvvetli ve etkileyici teminatlarla hem yargının hem halkın önüne götürmesidir.

Yani, şu an aleyhlerine görünen bu durumu, "toplumla yeni bir mutabakat" sağlamak için fırsata çevirebilirler.

Ayrıca savunma sırasında halka verilecek sağlam bir "niyet mektubu", yeni bir Anayasa için başlangıç noktası da olabilir.

Gelelim en kötü stratejiye.

AKP’nin yapacağı en büyük hata, dün bazı gazetelerde gördüğüm stratejiyi izlemektir.

Yani Yargıtay Başsavcısı’nı ve yargıyı hedef gösteren, baskı altına almaya çalışan bir strateji.

* * *

Bunlar, iyi bir kötü gün dostunun samimi tavsiyeleridir.

Son bir tavsiyem de, Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu’nun bugünkü yazısını okumalarıdır.

Bence bugünün en önemli yazısı odur.

Kim ’sızmış’ Sayın Günay

KÜLTÜR Bakanı Ertuğrul Günay’ın şu sözlerini hayretle okuyorum:

"Ama öyle anlıyorum ve üzülüyorum ki, Türkiye’nin iyiye gitmesini ve ileriye gitmesini istemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmışlar."

Evet kullandığı ifade aynen böyle:

"Sızmışlar..."

Sızan kim?

Bir başka ülkenin gizli ajanları mı?

Bir terör örgütünün militanları mı?

Hayır bahsettiği insan, Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı.

Yani bu ülkenin üniversitesinden mezun olmuş, bu ülkenin yargısında yıllarca görev yapmış, bu ülkenin kanunlarına göre başsavcılığa yükselmiş bir insan.

Ertuğrul Günay bu sözünü derhal geri almalıdır.

Bu son derece vahim bir laftır ve kendini demokrat sanan bir insanın hayatı boyunca altından kalkamayacağı kadar ağır bir demokrasi ayıbıdır.

Ya AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın sözleri.

Kapatma davasının hedefi "milli irade"ymiş.

Beş kelimelik bu cümlenin neresini düzelteyim.

Bir; bu ülkenin demokrasisi, "kuvvetler ayrımı" prensibi üzerine kurulu değil mi?

İki; "milli irade" kavramının hukukla ne alakası var?

Hukukçu işini yaparken, işlenen eyleme bakar.

Adalet Bakanı’nın sözlerini ise buraya almak dahi istemiyorum.

Asıl hayret ettiğim, hukuk kavramına inanmayan bir Adalet Bakanı’nın o koltukta nasıl oturduğudur.

AKP bu hukuk sürecini böyle avukatlara emanet ettiyse işi zor.

Bana göre bu süreç, böyle bir belagat öfkesiyle sürdürülemeyecek kadar ciddidir

HÜRRİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious