Eski bayramlardan ne kaldı? Mesajlar, deyimler

Eski bayramlardan ne kaldı? Mesajlar, deyimler.17304
  • Giriş : 14.10.2007 / 10:26:00

Eskiden bayramın gelişi, harçlıklara eşlik eden şekerin mendilden mendile gezişiyle hissedilirdi. Artık reklamlarda baş köşeyi aldı bayram şekerleri...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hepsi birbirinden renkli, birbirinden alımlı çikolata ve şekerler, çocuklarla birlikte büyüklere de göz kırpıyor. Artık reklamı, duygusundan önce geliyor bayramın. Son günlerde sıkça yayınlanan bir reklâmda geçen ve dikkat çekici biçimde vurgulanan ‘Açtırma bayramlık ağzımı’ deyimi de, bayrama dair ne çok deyim, ne çok benzetme, ne çok teşbih ve hatıraya sahip olduğumuzu...Bayramın kültürdeki karşılığının safi şeker, safi lunapark olmadığının bir delili bu, bayram üzerine kurulan deyimler. İçinden bayram geçen deyimleri, bayram vesilesiyle analım, hatırlayalım istedik.

Deyimlerin bayramları!

‘Deliye her gün bayram’ her günü bayram neşesiyle ve ancak delilere has bir gamsızlıkla yaşamaya dönük bir ifade. Gamsız evet, çünkü bayram en çok gamı ve kasveti bir yana bırakmak demek. Bünyenin kısa bir süreliğine de olsa rahatlaması, çocuklar ve deliler kadar şen ve hür olması demek. “Herkes sevdiğini öper, bayram da bahane” diye bir deyim olduğunu biz yeni öğrendik, meğer uygun gördüğümüz bir şey için eninde sonunda dilediğimiz bahaneyi, gerekçeyi bulacağımız, olmadı bayrama kadar bile bekleyeceğimiz anlamına geliyormuş.

“Bayramda borç ödeyene Ramazan (daha) kısa gelir” deyimi de bir önceki kadar şenlikli. Demek istemiş ki atalarımız ve toplumumuz, eğer süreye bağlı bir yükümlülüm, tehir edilmiş bir sorumluluk varsa, o süre herşeyden çabuk geçer; doğası gereği zor, Ramazan ayı gibi kendine özgü bir meşekkati olan özel bir zaman dilimi sözkonusu olsa bile!

“Eee ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası” deyimi ile sözlerimizin ters anlaşılması karşısındaki kızgınlığımızı ifade ediyor. ‘Sağır duymaz yakıştırır’ın yanına iliştirilmesi aynı rafta tutulması lazım gelen bir deyim.

“Bayram değil, seyran değil eniştem beni neye öptü?” ise, şu menfaatler, alışverişler ve kumpaslar dünyasında, durup dururken karşılaştığınız ilgiyi sorgulamanız gerektiği ile ilgili bir deyimdir. İnsanı eşin dostun rutin ve genel davranış seyrinin dışına taşan mültefitliğine karşı uyarır.

Efendim bayramda eş, dost, akraba ziyaret edilir. Tabii teknoloji, bayram ziyaretlerimize de el koymuş durumda. Hatta “mesaj trafiği” diye yeni bir deyim bile çıktı. Sevdiklerimizin bayramını kutlamak için artık mesaj çekip mail atıyoruz.

Geçmişi ve çocukluk safiyetini bayram anılarıyla süslediğimizden hep “Nerede o eski bayramlar” deriz. Ancak eski bayramları bayram yapan unsurları gözden kaçırdığımızdan olsa gerek artık manileri de unuttuk.

Bayramın neşesi, normalde kılmayanların dahi kaçırmadığı namazla başlar. “Besmeleyle çıktık yola / Selam verdik sağa sola / A benim ağalarım / Namazınız mübarek ola”

Mahallenin davulcusu, kutlu ayda Ramazan’a özel maniler okurken bayramın gelişiyle ‘bayram manileri’ni döktürür.

Ramazan boyunca sahurlarda manilerle davul çalıp, komşuları uyandıran ramazan davulcusu, bayram günleri de bahşişlerini maniler okuyarak toplar. Çünkü şimdi mevsimlik işçi gibi İstanbul’a gelen ramazan davulcuları, mani bilmiyorlar. Eskiden bu işi bekçiler yaparmış. Bekçilere verilen bahşiş para olduğu gibi, yağlık adı verilen büyük mendil veya bir bohça içerisinde, herkesin gücüne göre yiyecek, giyecek gibi şeyler de olabilirmiş. Bekçi: “Selâm verdim sağa sola, / İçiniz iylikle dola / Benim devletli sultanım, / Bayramınız kutlu ola.”

Kimi zaman komşu da bekçiye mani ile karşılık verirmiş: “Bekçi sözün var mı bana, / Sözlerim hep senden yana. / Hiç elem çekme a bekçi, / Hazırlandı yağlık sana.”

Diyalog böylece sürüp gidebilirmiş yani. Manilerden görüldüğü kadarıyla, davulcunun, manisöyleyen bekçinin yani, tek muradı tek istediği ille de bahşiş olacak diye bir kural da yokmuş. “Maniler çiçeklidir / Birbirine eklidir / Davulcunun daveti / Mutlaka böreklidir”

İsteyen börek ve tatlı da ikram edermiş davulcusuna. Davulcu deyip de geçmemek lazım. O zamanlar mahalleye hizmet eden zevat böyle evin ferdi sayılırmış. Fakat süprizlere de hazır olmak gerekiyormuş. Böreği yiyen davulcu, bazen de nankörlük yapar evden adımını sokağa atınca yaygarayı basarmış. “Karşıma fener geldi / Aklıma neler geldi / Börek bekledim ama / Sofraya döner geldi”


BUNLAR DA BAYRAM ‘SMS’LERİ

Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların kabul olsun”

“Bir bayram gülüşü savur göklere, eski zamanlardan gülücükler getirsin, öyle içten öyle samimi, gözyaşlarını bile tebessüme çevirsin”

Bizim hayatımızda nehirler vardır, köpüklerinde umutlarımızı yüzdürdüğümüz ve bizim ömrümüzde güzel insanlar vardır, görünmeyince ölesiye özlediğimiz Bayramın Kutlu Olsun

Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul ve Ramazan Bayramın mübarek olsun

BURAK KILIÇ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious