Eski istihbaratçı gizli tanık açık konuştu

Eski istihbaratçı gizli tanık açık konuştu.17846
  • Giriş : 19.01.2009 / 10:25:00

Yüksekova çetesini ortaya çıkaran ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı deşifre eden ilk isim olan eski jandarma istihbaratçı Ergenekon'un gizli tanığı Hüseyin Oğuz konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ECEVİT KILIÇ'ın röportajı

Güvenliğim için Ergenekon'da gizli tanık olarak ifade verdim. Ama vazgeçtim. Bildiklerimi mahkemede açık açık anlatacağım..

Faili meçhul cinayetler bu ülkenin yakın tarihinde büyük bir leke olarak duruyor. 1987'den itibaren Güneydoğu'da 'terörle mücadele' adı altında faili meçhul cinayetler işlenmeye başlandı. 2000'li yıllara gelindiğinde bu cinayetlerin sayısı 18 bine ulaştı. İnsanlar evlerinden, işyerlerinden ya da yolda çevrilip gözaltına alındı. Kaçırılanların bazıları birkaç gün sonra ya bir köprü altında, ya da bir yol kenarında ölü olarak bulundu. Büyük çoğunluğunun cesetleri bile bulunamadı. Bu cinayetlerin arkasında hep bir örgüt çıktı; JİTEM. İşte Ergenekon operasyonunda son günlerde tutuklanan ve yakalanan isimler bu faili meçhul cinayetlerin sırrının çözülmesi için bir umut oldu. Bir de terörle mücadele eden ama bölgedeki JİTEM gibi illegal yapılara karşı olan tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve albay Rıdvan Özden gibi isimlerin öldürülmesi var. Her iki dosya da artık Ergenekon davası içinde. 1993'de Lice'de öldürülen Bahtiyar Aydın'ın PKK tarafından mı yoksa JİTEM tarafından mı öldürüldüğü tartışma konusu. Bu hafta Yüksekova çetesini araştırırken Aydın cinayetiyle ilgili ipuçlarına ulaşan emekli jandarma istihbaratçı Hüseyin Oğuz'la konuştuk. Oğuz, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı deşifre eden ilk isim. Susurluk Komisyonu'na da verdiği bilgilerle karanlık noktaları aydınlattı. Ancak o ilişkiler halen çözülemedi. Eski istihbaratçı astsubay Oğuz, bugün küçük bir kasabada çobanlık yapıyor. Hem de ağır bir yoksulluk içinde. Ama kendi deyimiyle 'Halen dik' duruyor. Oğuz, devletin kendisine sahip çıkmamasından yakınıyor: "Cinayet işlemedim. Aksine cinayetleri açığa çıkarttım." Ergenekon soruşturmasında Susurluk'un Ergenekon ve JİTEM bağlantısını en iyi bilen isimlerden olan Oğuz'un da bilgisine başvuruldu. Gizli tanık olarak ifade verdi. O gün "güvenlik" nedeniyle gizli tanıklığı kabul eden Oğuz, bugün gizli tanık olmaktan vazgeçti." Oğuz, "Gizli tanıklar arasında örgüt itirafçıları da var. onlarla aynı kefede olmam. Her şeyi açıkça mahkemede anlatacağım" diyor.

* Bahtiyar Aydın cinayeti şimdi Ergenekon'da. Cinayeti araştırırken karşınıza ne çıktı?
Lice'de karakolun önünde açılan ateş sonucu öldürüldü. Tek kurşunla.

*
Bu suikast dosyası nasıl önünüze geldi?
Yüksekova'da görev yaptığım 1996'da adam kaçırma, uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla ilgili bir soruşturma yürütürken karşıma çıktı. Yüksekova çetesi. Bu soruşturma ile ilgili PKK itirafçısını gözaltına aldım; K.B. Çok detaylı bir sorgulama yaptım. Bu itirafçı zamanında PKK içinde de önemli bir isimdi. Örgüt içinde tabur komutanlığına kadar yükselmişti. İtirafçı açıkça "Bahtiyar Aydın'ı bizim arkadaşlar öldürdü" dedi. Bunu söylediğinde kanım dondu.

*
Bu sözler resmi kayıtlara girdi mi?
Tabii ki. İfadesini aldım. Uyuşturucu kaçakçılığı yaptıklarına, PKK adına para topladıklarını, hatta zenginleri kaçırarak fidye istediklerini de anlattı. Daha sonra bu ifadeyi Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne ulaştırdım. O ifade tutanağı mevcut.

*
Ama kayıtlara PKK'nın öldürdüğü şehit olarak geçti...
Sonuçta itirafçı, ifadesinde bunu söyledi. Sadece Aydın'ı değil Eşref Bitlis Paşa'nın öldürülmesinde de rolleri bulunduğunu anlattı. Görevim onun ifadesini almaktı. Onu yaptım.

*
Sizin ortaya çıkardığınız Yüksekova çetesi uzunca süre yargılandı. Bahtiyar Aydın dosyasıyla ilgili gelişme olmadı mı?
Aydın Paşa'nın vurulmasının da içinde yer aldığı dosyayı dönemin en üstteki komutanlarıma sundum. Ama 'Devlet zarar görür' denilerek olayın üstü kapatıldı. Zaten hemen beni soruşturmadan el çektirdiler. Dosya sadece bir kaçırma olayına dönüştü.

İtirafçılarla aynı kefede olmam

* Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar ifade vermeye çağırdılar mı sizi?
Buradan talimatla buradaki savcılık aracılığıyla verdim. Ben zaten bildiklerimi gizleyen birisi değilim. Gizli tanık olarak ifade verdim. "Beni çok tehdit ediyorlar, rahatsız ediyorlar" deyince, "O zaman gizli tanık olarak ifadeni alalım" dediler. Benim güvenliğim için, koruma amaçlı olarak. Ama şimdi gizli tanık olmak istemiyorum, vazgeçtim.

*
Neden?
Ben PKK itirafçılarıyla aynı kefeye koyamam kendimi. Gizli tanık olan itirafçılar var. Ama artık açık açık konuşacağım. Gizli tanık olarak ifade vermem. Zaten ne biliyorsam anlatıyorum. Kimsenin aleyhine yalan yanlış bilgi de vermedim. Vermem de. Bildiğim bir şeyi gizlesem suç işlemiş olurum. Çağırırlarsa gider konuşurum. Ben kimsenin aleyhine yanlış ifade vermedim. Kimseyi de kötülemedim. Temiz bir toplum ve gelecek için gidip açık açık ifade vereceğim. Benim itirafçılarla yan yana gelip ifade vermem olmaz. Ben görevdeyken onların suçlarını ortaya çıkartıyordum. Kendimi itirafçılarla aynı kefeye koyulmasına izin veremem. Çünkü başından beri bunlarla mücadele ettim. Tam 16 yıl jandarmanın terörle mücadele eden bir astsubayıydım. Ama bugün çobanlık yapıyorum. Bu biraz da onur meselesi. Alınterimi korumaya çalışıyorum. Çocuklarıma temiz bir gelecek bırakmak istiyorum; çabam bunun için. Hiç de gocunmuyorum. Ne devletin silahlarını gömdüm ne de kirli bir işe bulaştım. Ama bunlarla mücadele ettiğim için iki kez pusu kurdular. İkisinde de yırttım. Çiftçilik yapayım dedim, hayvanlarımı öldürdüler. Düşünün devlet, itirafçılara bile sosyal makyaj yaptı; onlara sosyal haklar verdi. Bize sahip çıkan olmadı.

*
Tuncay Güney'in ifadelerini izlediniz mi?
İzledim. En iyi bilgi sorgudan çıkan bilgidir. Ama Tuncay Güney'i sorgulayan kişinin ondan daha çok konuya vakıf olması gerekir. Ama aksine hiç sormadan anlatıyor.

*
Güney'in verdiği bilgilere ne diyorsunuz?
Anlattıkları çok önemli. Ama üzerinde ciddi çalışma yapılması gerekir. Anlattıkları teyide muhtaçtır.

*
Susurluk'la Ergenekon'nu kıyasladığınazda ne çıkıyor?
Susurluk yarım kaldı. Tam olarak araştırılmadı. Mesela Yüksekova çetesinden yakaladığımız silahlar, Ergenekon'dan yakalananlardan daha fazlaydı. Bir de Ergenekon'da çok önemli siyasi destek var. İkisini karşılaştırmak olmaz. Çünkü Ergenekon çok zor bir hadise. Farklı kodları ve başlıkları var. Çok geniş bir dosya.

Yeşil'in cesedini asla bulamazlar  

* Ordu'nun son dönemde kirli işlere bulaşanları tasfiye etmesine ne diyorsun?
Türk Silahlı Kuvvetler'e leke sürüldüğü zaman içim yanıyor. Ordu kutsal bir kurum. Bunlar temizlenecektir. Ordunun bu konuda keskin bir tavrı var.

*
Yeşil'i deşifre eden isimsiniz. Can Dündar, Ankara'daki kazılar sırasında "Yeşil'in cesedinin aranıyor olabileceğini" yazdı...
Arasınlar, bulurlar! Yaşayan adamın cesedini nerede bulacaklar?

*
Veli Küçük?
Veli Küçük'le çalışmadım. Sadece Malatya'da görev yaparken telefonla konuştuk. O kadar. Ama Veli Küçük'ü bilenler konuşacaktır. Çünkü Küçük o zaman dışarıdaydı, insanlar korkuyordu. Şimdi korkmuyorlardır. Deniz Baykal, geçen gün bir ana haber bülteninde "Yüksekova çetesini biz ortaya çıkardık" dedi. Hayretler içinde kaldım. Baykal, nasıl ortaya çıkardı merak ediyorum. Ama ben çeteyi ortaya çıkartırken yanımda bir tek Sivas milletvekili Mahmut Işık vardı.

*
Ergenekon soruşturmasında tutuklanan yarbay Mustafa Dönmez'de çıkan silahlara ne diyorsun?
Silah meselesi Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çok önemlidir. Genelkurmay Başkanlığı, en ince ayrıntısına kadar olayı çıkarır. Çünkü ciddi bir sorun. Ama silahlar sadece o yarbayla ilgili değildir. Tek başına bunu yapamaz.

Bahtiyar Paşa'yı itirafçılar öldürdü

* Bahtiyar Aydın neden öldürüldü?
Çünkü eroin kaçakçılığıyla mücadele ediyordu. Silah kaçakçılığına da engel oluyordu. Yani rantlarını kesiyordu. Bir de bölge halkının yanında olan bir generaldi. Halkla iç içeydi. Sürekli halkın kazanılması gerektiğini söylüyordu. Terörle mücadelenin halkın desteğiyle biteceğini bunun içinde örgüte katılımları engelleyecek önlemlerin alınmasından ısrar ediyordu.

*
Bu cinayette dikkatinizi ne çekti?
Üç kilometreden vurulmuştu. Silah Kanas'tı. Soruşturma sırasında bu silahın Diyarbakır DGM'ye gitmesini sağladım. Silahlı Kuvvetler kayıtlarındaki bir silah değildi. O dönemde çetelerin kaçakçılar aracılığıyla aldığı silahlar vardı. Bu Kanas da onlardan olabilir.

*
Peki, ne oldu o silaha?
En son DGM'ye getirildi. Sonrasını kimse bilmiyor. Zaten elimdeki soruşturma dosyası ve tüm bilgileri, belgeleri teslim ettim. Ajandamı dahi bir astsubay arkadaşıma bıraktım. "Devam ettiren olursa yardımı olur" diye. Canımı da zor kurtardım. Yüksekova'dan Hakkâri'ye gidene kadar neler çektiğimi ben biliyorum.

*
İfadesini aldığınız itirafçı JİTEM mensubu muydu?
Evet. Zaten bu itirafçıların bazıları örgütle ilişkilerini kesmiyor. Uyuşturucu ve silah kaçakçılığında bunlar var. Bırakın bunu terör örgütüne silah satan güvenlik görevlileri var. Bu silah satanları ortaya çıkarttık.

*
Ergenekon mahkemesi, bu dava dosyasını istedi. Çözülür mü?
Çözülür. Aslında her şey apaçık. Lice'ye itirafçılar Yüksekova'dan götürülüyor. İtirafçı Bahtiyar Paşa'yı öldürdüklerini apaçık söyledi.

Sabah

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*