Eski MİT'çi Cevat Öneş'ten çarpıcı Ergenekon yorumu

Eski MİT'çi Cevat Öneş'ten çarpıcı Ergenekon yorumu.7850
  • Giriş : 14.04.2008 / 20:07:00
  • Güncelleme : 14.04.2008 / 20:12:02

Emekli MİT müstaşar yardımcısı Cevat Öneş, Ergenekon ve Cumhuriyet mitinglerini değerlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Emekli MİT müstaşar yardımcısı Cevat Öneş, bugün Radikal'de yayınlanan yazısında Cumhuriyet mitinglerinin "toplumsal ayrışma yaratıcı, demokratik sistemi zayıflatıcı, siyaset kurumlarının güvenilirliklerinde zafiyet yaratıcı, kaba milliyetçilik duygularını körükleyeci" sonuçlar doğurduğunu yazdı. Öneş, Ergenkon örgütlenmesinin 'münferit' vaka olmadığını da belirterek çok ilginç derelendirmelende bulundu...
İşte o yazı.....

Kavşakta, aydınlığa yöneliş...

"....21.yüzyılın evrensel değerleri içinde, çağdaş demokratik sistemin hedeflerine göre gelişen bir ülkede demokratik rejimin devamlılığının sağlanması ve korunması hususunda asgari müştereklerde bütünleşme sağlayamayan bir siyaset kurumu ve sivil/askeri yapı çatışmasındaki devamlılık, hastalıklı bir siyasi/toplumsal yapının göstergesidir.
Radikal gazetesi genel yayın yönetmeni sayın İsmet Berkan'ın "Ergenekon'un Yakın Tarihi" başlığı altında yayınlanan seri yazılarının bütünlüğü içinde çekilen Türkiye fotoğrafı ile çeşitli medya organlarında yer alan, belgelere dayandırılan benzer haber ve yorumlar, bahse konu olumsuzlukların anlaşılabilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için, gelişmelere şeffaflık kazandıran sonuçlar yaratabilecek mahiyettedir.

Bilinen gerçeğimiz

Ülkemizde, çok partili hayata geçişle birlikte, askeri darbe/müdahale, kontrol gibi siyaset ve yönetim üzerinde vesayet yaratan şartların kanuni/idari mevzuat dayanakları da sağlanarak sistemleştirildiği hususu, bilinen bir gerçeğimizdir.
Sayın Berkan'ın yakın tarih içinde, açıkladığı gibi;

*2001 yılında Başbakan Bülent Ecevit'in başbakanlıktan çekilmesi,

* 2002 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı'na yapılan atamalar,

*2003 yılında, Lahey'de, hükümetin kararına rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "Ben buraya Annan'a hayır cevabı vermeye geldim" açıklaması ile Kıbrıs görüşmelerinin tıkanması ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyesi olması şartlarının yaratılması,

*2003'le 2004'de "Sarıkız" ve "Ayışığı" kod adlı darbe tertipleri,

27 Nisan 2007 gecesi Genelkurmay İnternet sitesine konan bildiri gibi gelişmeler sürecinde yaşadıklarımızı önyargılarımızdan arınarak değerlendirebilmeliyiz.
Sayın Hasan Cemal'in "Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım" isimli kitabında 1970, 1980'li yıllardaki karanlık yapılar için yaptığı özeleştirinin gerçekliği, 2002 seçimleri sonuçlarıyla başlayan yeni süreçte ivme kazandırılan gelişmelerle örtüşen şekilde, alınacak derslerle doludur.

2004 Ağustos'unda emekli olan bazı subayları öncülüğünde Türkiye genelinde gerçekleştirilen sivil toplum görüntülü örgütlenme çalışmaları, laiklik elden gidiyor teması üzerine kurulan psikolojik harekât çalışmaları ve masum kitleleri etkileyerek gerçekleştirilen Cumhuriyet mitingleri, toplumsal ayrışma yaratıcı, demokratik sistemi zayıflatıcı, siyaset kurumlarının güvenilirliklerinde zafiyet yaratıcı, kaba milliyetçilik duygularını körükleyerek, Kürt meselesi gibi toplumsal bütünlüğümüzü tehdit edebilecek bir sorunu çözümsüzlüğe mahkûm edici sonuçlarıyla da dikkatleri çekmişti.

'Münferit' değil

Bu sürecin gelişiminde, Türkiye halkının Kıbrıs hassasiyeti ile AB'nin bazı olumsuzluklarının ön plana çıkarılarak, Türkiye'nin AB hedeflerinden uzaklaştırılmasını kurgulayan örgütlü ideolojik yapı, öncelikle ve önemle değerlendirilmesi gereken bir husustur
Cumhuriyet gazetesine bomba atılması, Danıştay saldırısı, Cumhuriyet mitingleri gibi gelişmelerde "Ergenekon" bağlantısı bulunduğu iddialarını da artık göz ardı edilebilecek, "Susurluk" gibi üstü örtülebilecek, münferit olaylara dayanan polisiye vakalar olarak görmememiz gerekiyor.
Darbe teşebbüslerinden, Cumhuriyet tarihinin AB gibi en önemli medeniyet projesinin öldürülmesine; Rahip Santoro'dan Hrant Dink'e, Malatya katliamına uzanan, aydınlarımızı tecrit etmek isteyen, provokasyonlar düzenleyebilen bir zihniyet yapısını, gerici/çıkarcı bir kirli dokuyu sorgulayıp mahkûm edebilmeliyiz, devlet olarak mahkûm edebilecek güçteyiz. Sivil, askeri kurumsal yapılarımız, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine uygun şekilde korunabilen temel yapıları içindeki çürük elmaların ayıklanmasında, devletin korunması refleksini göstererek, çıkar hesabı içinde olanların tuzağına düşmeyecek derecede bilgiye/tecrübeye sahiptir.

AKP'nin zaman zaman cemaatçi kalıplar içinde ortaya çıkan ve/veya görüntü veren bazı öngörüsüz uygulamalarına paralel olarak, 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri sürecinde yaşanan siyasi hedefi olan gelişmeler; Anayasa Mahkemesi'nin tartışma yaratan 367 kararı; sivil halka zarar vermeden başarılı şekilde gerçekleştirilen Kuzey Irak harekâtına rağmen Genelkurmay ile muhalefet partilerini karşı karşıya getiren durum; AKP'nin kapatılması için hazırlanan iddianamenin Anayasa Mahkemesi'nce kabulü ile başlayan sürecin ortaya çıkarabileceği sonuçlar; küresel ekonomik krizin yaratabileceği kırılganlıklar gibi Türkiye'nin iç ve dış dinamiklerinde ciddi olumsuzlukları ortaya çıkarabilecek sorunların, ülkemizi bir yol ayırımına getirdiğini söyleyebiliriz.

Hayati nokta

Siyaset kurumunun, farklı derecelerde de olsa, toplumun taleplerine ve gelişim dinamiğine cevap veremeyen, sisteme karşı çıkar görünürken sistemle bütünleşen, her türlü cemaatçi çıkar ilişkisinin şekillendirdiği bir yapıyı savunan görüntüsünün terk edilmesi ihtiyacı hayati önem kazanmıştır.
Evrensel değerlerin şekillendirdiği bir zihniyetin oluşumu, çoğulcu yaklaşım, çağdaş demokrasi kriterleri, hukukun üstünlüğünü özümsemiş kurumsal yapılar, toplumsal değerlere, farklılıklara eşitlik içinde saygı, eşit koşullarda AB'ye tam üyelik yürüyüşünde kararlılık, sorunların demokratik sistem içinde çözümü gibi temel kriterler, siyasi yelpazedeki meşru/hukuki yapıların programlarının ve icraatlarının vazgeçilmez unsurları olabilmelidir.
Sivil ve askeri devlet kurumsal yapılarının yetki ve sorumluluklarının da, bahse konu kriterlerin özümsendiği anayasal sistem içinde yerlerine oturabileceği, siyaset-yasama-yargı denetimi içinde insana, topluma hizmet eden bir yeni yapı oluşturulabileceğinden şüphe edilmemelidir.

Türkiye'nin iç ve dış dinamiklerini etkileyeceği görülebilen AKP'nin kapatılması talebine karşı Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın, evrensel normlarla uyumlu, anayasa ve yasa hükümleriyle şekilleneceğinden şüphe edilmemesi (tartışmalara rağmen) doğru bir yaklaşım olacaktır.
Diğer taraftan; iktidar partisinin içinde bulunduğu, halkın çoğunluğunu temsil eden iki siyasi partinin kapatılması riski ile karşı karşıya bulunulması, gelişmiş demokrasi örneklerinde de rastlanılamayan bir durumu ortaya çıkarmıştır. Millet iradesinin şekillendirdiği ve devredilemez egemenlik hakkının kullanımının kesintiye uğrayabilmesi ihtimali, muhtemel sonuçlar da değerlendirildiğinde, haklı endişeleri davet edebilmektedir. Sorunun siyaset mekanizmasının kuralları ve demokratik sistemin devamlılığı çerçevesi içinde çözülebilmesi, kavşakta bulunan Türkiye'yi aydınlık bir yola sokabilecektir. Bunun için de; siyasi iktidarın krizi "yönetebilirlik" kabiliyeti, siyasi iktidar-muhalefet partileri-parlamento ilişkilerinde demokratik olgunluk ve verimlilik, sivil toplum örgütleriyle diyalog, Türkiye demokrasisini güçlendiren ve geliştiren yasa-uygulama çalışmalarında üretim, AB sürecinde kararlılık gibi halkın desteğini de alabilecek çalışmalara istikrarlı şekilde aktivite kazandırılması gerekmektedir. Öncelikle siyasi iktidarın "güven" yaratıcı çalışmalarındaki başarı, sadece AKP'nin geleceği için değil, Türkiye'nin yarınlarından güven duyabilmesinin de önemli unsurlarındandır.

Öneş kimdir?

Cevat Öneş 1942 doğumlu. İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra MİT'e girdi. Yurtiçinde ve yurtdışında pek çok önemli görevde bulundu, 1989 - 1991 yılları arasında Diyarbakır Bölge Başkanlığı yaptı.

Sönmez Köksal'ın MİT Müsteşarlığı'na gelmesinin ardından Psikolojik İstihbarat Başkanlığı görevine getirildi. Köksal'ın yönetiminde MİT'in sivilleşmesi sürecinin aktörlerinden biri oldu.

En kıdemli "Başkan" olarak bazı dönemler Köksal'a vekâlet etti. Şenkal Atasagun'un müsteşarlığı döneminde bir süre Personel Başkanlığı yaptı. 2000'de İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı'na terfi etti. O dönemde Operasyondan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı ise bugünkü müsteşar Emre Taner'di. Öneş, 2005'te 64 yaşında emekli oldu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious