Ethem Cambay: Sanat yok oluyor

Ethem Cambay: Sanat yok oluyor.58680
  • Giriş : 22.04.2009 / 21:24:00
  • Güncelleme : 06.09.2016 / 16:18:13

Özgün müzik sanatçısı Ethem Cambay'la samimi, bir o kadar da keyfli röportaj...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ethem Cambay hem sanatçı hem de bir gönül adamı. Samimi. Anlattığı gibi yaşıyor, yaşadığı gibi anlatıyor. Dünyevi lezzetleri itmiş elinin tersiyle. Sanatını icra edip uhrevileşmek, uhrevileşirken de unutulmamak istiyor.

Kötülük fakiri… Gönlü ise zengin mi zengin. Sesini dinleyin; tiz bir ses ve yoğun duygular var. Albümünde Zülfü Livaneli'nin Kan Çiçekleri ve Leylim ley eserlerini “Ethemce” yorumluyor.

Hayatı yalın ama adam gibi yaşıyor. Kıymetli dostum Ethem Cambay'la “sanatçı sıfatıyla” röportaj yapmanın tadı hala damağımda.

Okuyun, size de öyle gelecek.

***
Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni
Redakte: Merve Doğan

Ethem Cambay' ı ve icra ettiği müziği bize anlatır mısınız, tanımlar mısınız?

Şimdi Ethem Cambay gençliğinden beri Zülfü Livaneli'nin müziklerini seven ve O'nun müzikleriyle büyüyen biri. En çok dinlediği isimlerden biridir Zülfü Livaneli. Gençliğimden beri hep onu severim. Siyasi kimliği, düşüncesi bir yana ama insanlığı, duruşu, yaptığı müzik hareketi beni çok etkilemişti. Dolayısıyla o müzik dalgası içerisinde Zülfü Bey'in müziklerini dinleye dinleye bir gün Zülfü Livaneli ile tanışma nasip oldu. Tanıştık. Ben de albüm yapmak istiyordum. Kendisine sesimi dinletmek istedim. Dedi ki enstrüman çalıyor musun? Hayır dedim çalmıyorum. Nota-solfej biliyor musun? Bilmiyorum dedim. Bana bir çıplak sesini getir dinleyelim dedi. Ona göre karar verelim ve sen bu işe başla dedi. Tabi çok heyecanlandım o zaman. Çıplak sesimizi çektik bir kasete ve kendisine teslim ettik. Sağ olsun O da içtenlikle onu dinlemiş ve beni aradı.  Asistanı aradı. Zülfü Bey sizinle görüşmek istiyor dedi. Ben heyecanlandım. Acaba müspet mi konuşacak yoksa menfi mi? Ethemciğim merhaba nasılsın? Gözlerinden öpüyorum. İyiyim ağabey siz nasılsınız? Sesini dinledim hem de birkaç defa dinledim.  Sesinin rengi çok güzel. Mutlaka piyasaya bir albüm yapmalısın dedi. Fakat gırtlakların iyi bassın diye bir nota solfej eğitimi al dedi. Ve o günden sonra nota solfej eğitimi almaya başladık. Derken Kemal Arapoğlu ile tanıştık. Kemal Arapoğlu: Sende özgün müzik ruhu var dedi. Sana bir özgün müzik yapalım dedi. Kemal Arapoğlu'da Halit Arapoğlu' nun kardeşi. Eski barak sanatçısı.O da profesyonel bir sanatçı. Stüdyoları var. İbrahim Tatlıses' e bile bağlama çalmış.Çok iyi bir ekoldür bağlamada. Orhan Gencebay gibi bağlamada bir ekoldür. Onun stüdyosunda başladık. Repertuar çalışmalarına başladık. Prodüktörlüğünü o yaptı. Sekiz parçadan oluşan bir eser. Zülfü Bey'le de dostluğumu bildiği için dedi ki.oradan kan çiçekleri ve leylim ley i isteyelim dedi. Bizde Zülfü Bey'e rica ettik. Bilabedelsiz bize iki eserini hediye etti ve Zülfü ağabeyi sevmemizden dolayı Zülfü ağabeyin eserlerini seslendirmeyi Cenabı Allah bize nasip etti. Derken biz bu müziğe başladık yani Ethem Cambay'ın müziği özgün bir müzik. Bu tarz müziğe özgün diyorlar toplumda biz de özgün diyoruz. Özgün tartışılır konsept olarak. İlk albümümüz bizim. Amatör bir albüm oldu başlangıçta tabi ben profesyonel olmadığım için. Albümde çok fazla fikir sahibi olamadık. Hani repertuar seçiminde olsun altyapılarda olsun. A sınıf  bir sanatçıya yapılması gereken ne ise bundan kaçınılmadı tüm enstrümanlar çalındı. Ve sekiz parçadan oluşan iki parçası Zülfü Livaneli'ye ait albümümüz piyasaya çıktı. Klipler de çektik. Olay bu.




       


Zülfü Livaneli'nin sizin albümünüze getirdikleri nelerdir?

 

Zülfü Livaneli, bir defa uluslararası kültür adamı. Kitap yazarlığıyla, köşe yazarlığıyla, müzisyenliğiyle, UNESCO kültür elçiliğiyle dünya çapında sevilen, sayılan bir insan. Bu ülkemizin bir evladı. Bu insana hayran olmam ve bana 2 tane eserini bilabedelsiz hediye etmesi benim için bir referanstır diye düşünüyorum. Herkese eser vermiyor Zülfü ağabey. Çok inanmadığı insanlara vermez ve ben ilk defa müzik yapan bir insan olarak beni kırmadan ricamızı geri çevirmeden bize verdi eserlerini. Zülfü ağabeyin bana desteği, nota ve solfej derslerine yönlendirmesi, benim bu müzik  sektörüne girmemde bana pozitif yaklaşması, albüm yapmalısın demesi, bana iki eser vermesi ve benim müzikal anlamda eğitim almam gerektiğini söylemesi benim için bir çığır açmıştır.

Günümüzde icra edilen müzik özellikle eski kuşaklar tarafından ve kültürel kimlikteki ısrarcı aydınlar tarafından içi boş olmakla eleştiriliyor. Birçok müzisyen ise içi boş diye tanımlanan bu müzik anlayışını, yaşadığımız dönemin şartlarını bahane ederek savunuyor. Sizce sanatçının karar verme imkânı yok mu?

 

Türkiye şartlarına baktığımız zaman albüm satışları yok. Korsanlar vardı şimdi korsanlarda bitti. Ne var şimdi? İnternetten indirme olayı var. Dolayısıyla sanatçı albümden para kazanamıyor. Bugün bir albüm yapıtlarına baktığımız zaman 100-150 milyar tutuyor maliyeti. Klibin çekilmesi, mekanı, enstrümanların çalınması, tanıtımı…. Bugün 100 milyardan aşağı albüm yapılmıyor. Dolayısıyla büyük işler yapmak büyük paralar lazım. Sponsorda bulunmuyor. Bir çok sanatçı kendi cebinden ödüyor. Bir çoğu da firmalar tarafından yapılıyor. Dolayısıyla albümden bir gelir olmadığı için tamamen ticari yapmak zorunda günümüz koşullarında. Dünyada küreselleşen bir ekonomik kriz var ve sanatçı da bundan payını alıyor işadamı da bundan payını alıyor. Sanatçı ne kadar ekstra alabilirim, konser alabilirim, festivale gidebilirim bunun hesabını yapıyor.Gençlerin kulağında nasıl hitap edebilirim ve nasıl unutulmam hesabı içerisinde. Şimdi entelektüel kültürde olan insanlar hakikaten müziği boş buluyorlar içerik olarak. Haklılar bence çünkü Müzik entelektüel olmalı müzik, insanları bir yerden bir yere götürmeli, toplumun dokularını bozmamalı, topluma uygun tarzda müzik yapılmalı ve evrensel müzik yapılmalı. Bugün bizim müziğimize baktığımız zaman Türkiye'de ki müzik yapısı üretimden tamamen yoksun. Pop müziğine bakıyorsunuz batı kopyası. Sanat müziği üretilmiyor. Sanat müziği sanatçıları şuan boş. TRT kadrosunda olanların belli maaşları var onun dışında sanat müziği icra eden bir insan bir ekstraya gidemiyor belli isimlerin dışında. Ne gidiyor şuan? Türkiye'de halk müziği, pop, fantezi müzik. Arabesk de yapılmıyor. Arabeskçiler bile bugün ticari düşünmeye başladı. Bugün Müslüm Gürses bile Teoman'dan okumaya başladı. Kenan Doğulu'dan okumaya başladı. Dolayısıyla insanlar geçmiş müziği özlemekte haklı. Ve şuan da gerçekten müzik kalitemizde bir düşüş var. Bu düşüşün nedeni de dediğim gibi sanatçıların eskisi gibi para kazanamaması ve olayı ticari düşünmeleri. Ticari düşünülen bir şeyde de topluma bir şey verilmez. Ben böyle düşünüyorum.




       


Magazin programlarında şahit olduğumuz kadarıyla müzik camiasının büyük çoğunluğu lüks yaşıyor. İster istemez tavırları da buna göre değişiyor. Ukalalık, küstahlık... Sizce bir müzisyen bir temizlikçiden bir seyyar satıcıdan daha mı değerli?

 

Şimdi aslında ben burada müzisyenlere suç bulmuyorum. Magazin programlarında yaşamlarıyla, söylemleriyle, aşklarla gündeme gelen insanları ben hakir görmüyorum. O onların tercihleri. Herkesin tercihlerine, herkesin yaşam biçimlerine son derece saygılı biriyim. Fakat medya maalesef böyle bir kültürü insanlara entegre etmeye başladı. Bugün bir çok televizyon kanalında magazin programları var. İnsanlar özellikle gençler, genç kızlar genç insanlar bu kültürden etkileniyorlar. Ve orada gördükleri şeyleri kendi hayatlarına tatbik ediyorlar aslında o da kötü bir örnek oluyor. Medya bu görüntüleri vermemiş olsa halkta bunları görmeyecektir yani bir sanatçı ben buradayım gelin beni çekin demiyor. Magazin muhabirleri gidiyor oturduğu bir mekanda kız kardeşi de oturabiliyor belki  annesi de oturuyor onu hemen sevgilisi gibi manitası gibi lanse edip toplumun ahlak değerlerini ayaklar altına alıyorlar. Ve topluma kötü örnek oluyorlar dolayısıyla bunda medyanın da çok büyük payı olduğunu düşünüyorum negatif anlamda. Medya buna bir çekidüzen verdiği zaman o sanatçılarda bundan prim almadıkları zaman yani nemalanmadıkları zaman sanatçı bunu yaptığı zaman popüler kültürmüş gibi topluma enjekte edildiği zamanda sanatçı bundan da bir rant sağlıyor. Daha gündem de oluyor daha çok konsere gidiyor daha çok para kazanacağını düşünüyor ve böyle şeylere zemin hazırlıyor. Bu konuda medyanın temiz eller operasyonu yapması gerekiyor. Hatta bazı kanallarda magazin programlarının kalkması beni son derece mutlu etmişti.

 

Türkiye de müziğin paraya ve şöhrete kurban edildiğini mi diyorsunuz?

Bence de dediğiniz gibi. Müzik bir meslektir, seyyar satıcılık ta bir meslektir. O da bir şeyler satarak para kazanıyor müzisyen de duygularını satarak para kazanıyor. Dolayısıyla burada haksız bir rekabet var yani özellikle müzisyenlerin veya film yıldızlarının magazinlere konuk edilmesi, özel hayatlarının deşifre edilmesi toplumda da bir özenti yaratıyor.ve topluma baktığımız zaman birçok gençlik tıpkı sanatçılar gibi yaşamaya başladılar. İşte on sekiz yaşına giriyor ayrı ev tutmaya başlıyor. Ekonomik durumu elverdiği zaman iki arkadaş bir araya geliyor ev tutuyor, özgürüm artık diyor, para kazanıyorum hayat benim diyor sevgili değiştirmeler başlıyor  toplumda müthiş bir dejenerasyon var. Ben özellikle buna karşıyım.

Keşke “…” gibi müzik yapabilseydim dediğiniz kişiler var mı?

Bunu tekrar söylüyorum Zülfü Livaneli gibi bir müzik yapmak isterdim yani kendi bestelerimi yazıp, kendi sözlerimi, bestelerimi, müziğimi yapıp ve saygınlığı olan dediğim gibi magazine bulaşmadan, bilgisiyle, birikimiyle insanları aydınlatan ve duruşunda taviz vermeyen, dünya görüşü ne olursa olsun o ayrı bir şey ama insanlık açısından söylüyorum  efendiliğiyle, kişiliğiyle, müziğiyle anılmak istenen bir kişi olduğu için ben onun gibi bir müzisyen olmayı tercih ederdim. Yani beni etkileyen müzik adamlarından biridir Zülfü Livaneli. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.

Türkiye'de müziğin daha geniş anlamda az önceki soruyla bağlantılı olarak paraya ve şöhrete kurban edildiğini söylediniz bunun bedelini kim nasıl ödeyecek? Yine bunun bedelini halk mı ödeyecek yozlaşarak, yoksa sanat mı ödeyecek yok olarak?

Zaten şuan da sanat yapılmadığı için sanat yok olmaya doğru gidiyor. Mesela bugün şöyle örnek vereyim. Popüler sanatçılar var şuanda televizyonlarda dolaşan. Birkaç isim dışındaki insanların şarkıları saman alevi gibi bir çıkış yapıyor bir yıl sonra o şarkının sözleri dahi unutuluyor. Çünkü hafızalara belleklere girmiyor içselleştiremiyoruz o sözleri. Şuanda bizim keyfimizi, zevkimizi okşuyor ve kaybolup gidiyor. Ama o entelektüel şahısların geçmiş şarkılara duydukları o özlemi anımsatmalarındaki amaç o. 30-40 yıl önce bestelenen yazılan o sözler hala unutulmuyor. Bunu gençlerde biliyor, geçmiş kuşaklarda. Ama yeni moda şarkılar dediğim gibi 1 ay 3 ay 5 ay 1 yıl popülerliğini koruyor sonra kayboluyor. Çünkü kalıcı bir eser bırakmıyor. Ve aynı zamanda tahribatını da bırakıp gidiyor.

Röportaj öncesinde aldığınız eğitimden bahsettiniz. Yani bu işe eğitimini alarak başlıyorsunuz diyebilir miyiz?

Yani bir müzisyenin müziği teknik anlamda bilmesi gerekir.  Nota nedir, solfej nedir, nefes nasıl kullanılır? Bunlar bir müzisyen için çok önemli değerlerdir. Bunları profesyonel anlamda öğrendik demek doğru olmaz. Ama öğrenmek için hala eğitim alıyorum hala gayret gösteriyorum. Çünkü yaptığınız işi dosdoğru yaparsanız  daha profesyonel yaparsanız  daha kalıcı olursunuz daha güzel projeler üretmeniz için size bir itici güç olur diye düşünüyorum.

Sanatçı gözüyle günümüzün sosyal ekonomik durumuna baktığımızda sizce halkın sanattan koptuğunu kültürel faaliyetlerden koptuğunu söyleyebilir miyiz? Sanatçılar para kazanmak için konserlere çıkmak zorunda. Kriz nedeniyle konserler durdu. Ekonomik kriz sanatı da vurdu mu? Sizce bunun merhemi ne olabilir?

Türkiye'de ve dünyada bir kriz var. Müzik sektörü de her sektör gibi bu krizden etkilendi.  Ama müzik sektörü şu anda devletin çok acil bir şekilde internetten ücretsiz müzik indirmelere bir çözüm bulması lazım. Telif hakları yasasını çok acil bir şekilde gözden geçirmesi lazım. İnternetten kim şarkı indiriyorsa şarkının müzisyenine oradan telif haklarının gitmesi lazım. Sanatçıyı böyle korumak lazım. Ben şuan da üç bin tane albüm bastırdık ve inanın bana internetten Ethem Cambay diye girin 30-40 tane internet sitesi Ethem Cambay ücretsiz albüm indir diye indiriyorlar. Üç bin albümden hemen hemen yarısı satıldı şuan. Çoğu iade geldi. Çükü şimdi albüm dinlenmiyor. Yorumlar yapılmaya başlanmış. Beğenenler var beğenmeyenler var. Seven var sevmeyen var yani şarkıları. Nerden biliyor bu insanlar? Binlerce e-mail gelmiş. Demek ki birileri bunu ücretsiz indiriyor ve benim haklarımı birileri çalıyor. Müzisyenin hakkını çalıyor, yapımcının hakkını çalıyor dolayısıyla burada devletinde bir kaybı var. Çünkü resmi satış olsa bandrolden kazanç sağlayacak . Devletin buna çözüm getirmesi lazım. Belli isim sanatçılar konsere gidiyor, ekstralara gidiyor, para kazanıyor dolayısıyla çok etkilenmiyor bunlar üretim yapıyor ama isim olmayan insanlar konsere de gidemiyor, ekstraya da gidemiyor  dolayısıyla ikinci albümü üçüncü albümü yapma şansları olmuyor. Yani devletin buna çok iyi bir çözüm getirmesi lazım hakların korunması açısından.

Son olarak siz yeni bir sanatçı olarak Haber Aktüel aracılığı ile ne söylemek istersiniz internetten şarkı indiren insanlara?

İnternetten şarkı indiren insanlara şunu söylemek istiyorum. Bir empati kursunlar: Bu insanların müzik yaparken, albüm yaparken beklentileri olduğunu düşünsünler onlarında bir ailesinin, çocuklarının, geçim kaynaklarının olduğunu düşünsünler ve kendilerine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmasınlar ve bugün bir albüm 10-12 TL arasında satılıyor. Bir insan yüzlerce sanatçının albümünü alamaz özellikle sevdiği sanatçının albümünü alır. Eğer seviyorlarsa onlara sevgi göstergesi albümlerini raflarına alarak destek olmalılardır. Yoksa kuru kuruya ben seni çok seviyorum olmaz. Sevmiyorsun. Eğer ben Zülfü Livaneli'yi seviyorsam  hiçbir şarkısını internetten indirmemişimdir. Gitmişimdir eski şarkılarını dahi bulup parasını verip almışımdır. Kitaplarını okuyorsam parasını vererek almışımdır. Sevgi böyle gösterilir. Ha benim 10 kitabını almam ona 100 TL kazandırır öyle değil binlerce insanı düşündüğünüz zaman çok büyük bir yekun teşkil eder. Ama ben indireyim o indirsin ne olur o zaman? Yani siz bir manavsınız. Domates biber satıyorsunuz biri geldi domates çaldı diğeri geldi biber çaldı ne olur? Manav batar mı batar. O manava gideceksiniz çünkü o adam Adana'dan Bursa'dan Çukurova'dan kamyonlar tutmuştur getirmiş sebze haline. Sabah erkenden kalkmıştır. Soğukta kışın üşümüştür kasaları almıştır getirmiştir tezgaha koymuştur. Ayağına kadar hizmet getirmiştir sen ondan alacaksın ki adam para kazansın, kirasını versin ama sen çalarsan onun dükkanını talan edersen bu bir hırsızlıktır bence. Korsan vardı korsan bitti. Korsan da satamıyor şimdi. Internet var ve milyonlarca albüm şuanda  indiriliyor ve sanatçının cebine bir şey girmiyor. Sanatçıyı bırakın söz yazarları para kazanamıyor, müzisyenler para kazanamıyor, enstrüman çalanlar, sanatçı para kazanamıyor. Kaç kişinin hakkını çalmış oluyorsunuz? Avrupa'da Amerika'da bunun muadili projeler geliştirilmiştir. Türkiye de bu niye olmuyor? Demek ki burada sanatçıyı devlet korumak istemiyor , sanatçıya değer vermiyor . Bir ülkede devlet sanatçıya ve halkına destek olmadığı zaman sanatçıda halk da varolamaz.  Kültür bakanlığı bunu bir şekilde mecliste yasalaştırıp resmi bir format altına almalı, herkes hakkını almalı. Adam Unkapanı'nda yapımcı kira ödüyor, eleman çalıştırıyor. Gidin Unkapanı'na şuanda deprem olmuş gibi her taraf bomboş. Dükkanlar bomboş, çekler ödenmiyor, albümler satmıyor. Adam 100 milyar para harcamış bir albüme. 30 milyarını çıkarmış 70 milyarını çöpe atmış. Yani binlerce insan kan ağlıyor. Çok sayıda sanatçı bunu dile getirdi. Devletin bu konuda radikal kararlar alıp hayata geçirmesi gerekiyor. Bundan sonra hırsızlığın önüne geçmemiz lazım.

…bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*