Everest'te kuru fasulye özlemi

  • Giriş : 21.08.2006 / 00:00:00

İlk defa bir Türk takımı ‘dünyanın çatısı' Everest dağında zirveye ulaştı. 11 kişilik ekip içinde 4 tane de kadın dağcı vardı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zorlu bir tırmanış gerçekleştiren dağcılar, Everest'te en çok ailelerini ve Türk yemeklerini özledi. Bu yemeklerin başında ise kuru fasulye ve yoğurt geliyordu.

Türk ekibinin tamamı ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Dalı'nda eğitim alan ve tarihî başarıya imza atan dağcılardan Eylem Elif Maviş, Suna Yılmaz, Soner Büyükatalay ve ekipte yer alan ancak zirve yapmayan Hakan Kocakulak dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest’e tırmanışı anlattı. Tırmanış fikri, 2005 Aralık ayında tasarlanmış ve dağcıların hazırlıkları yaklaşık 4 ay sürmüş. Avrupa'dan özel malzemeler temin edilmesi, iletişim altyapısının kurulması, tırmanış esnasında çekilecek belgesel gibi kalemlerin maliyeti yaklaşık 400 bin dolar tutmuş. Tırmanışta zirve yapan Suna Yılmaz, zorlu hazırlık dönemini şöyle özetliyor: “Artık uçağa bineceğimiz 27 Mart gelsin ve gidelim diyecek noktaya geldik.” 27 Mart 2006'da Türkiye'den ayrılan ekip, Katmandu'da 6-7 gün süren ön hazırlıklar sonrası Everest'in 5 bin 200 metre yüksekliğindeki ana kampına varmış ve zirveye ulaşmak için burada 2 ay çalışmış. Ekip 600 kişinin bulunduğu ana kampta birçok dost edinmiş; ama yemeklerden memnun kalmamış. “Bilmediğimiz sebzeleri mecburen yedik.” diyen ekip üyeleri, en çok kuru fasulye ve yoğurdu özlemiş. Bu özlemleri ana kamptan yukarılara çıktıkça daha da artmış. Yılmaz'ın yoğurt özlemi o kadar artmış ki ekip içinde ‘yoğurt' kelimesini kullanmayı yasaklamış. Türkiye'ye dönüşlerinde ise ilk yaptıkları iş doya doya yoğurt yemek olmuş. Ekip zirve yapmadan önce Brezilyalı ve İsveçli iki dağcının hayatını kaybettiğini öğrenmiş. Dağcılardan bazıları ‘vazgeçmeyi' bile düşünmüş. Everest'te zirve yolunda şimdiye kadar 200'e yakın insan öldü ve bunların cesetleri zirve yolunda bulunuyor. Ekibin koçu Eylem Elif Maviş, “Yolda cesetlerle karşılaştık. Hava koşulları nedeniyle cesetler bozulmamış ve son hareket halinde duruyorlardı.” diyor. Ekip halinde tırmanışın güvenlik açısından önemli olduğunu belirten Soner Büyükatalay ise “Tek başına tırmanış yapmak birçok riskler içeriyor. Örneğin yükseklikten kaynaklanan beyin ödemi tehlikesi var. Beyin ödemini insan kendisi anlayamıyor. Arkadaşların uyarısı hayati önem taşıyor.” diye konuşuyor. Bu arada 75 günlük zorlu tırmanışta yaşanan ilklerden biri de tırmanışın her anının internet üzerinden yayınlanması oldu. Çocuklarını zorlu bir tırmanışa gönderen annelerden bazıları ise 70 yaşından sonra evine bilgisayar alıp internet kullanmayı öğrendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious