Evlilik, romantizmle yürür mü?

  • Giriş : 17.08.2006 / 00:00:00

Aşkı yazanlar romantizm ve evliliğin el ele yürüyemeyeceği görüşünde.. Oysa aşk evlilikle bitmez, aşk evlilikle büyür....

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hep gittiğim çay bahçesinde, gene her zaman olduğu gibi müdavimlerle sohbete daldım. Adı, diyelim ki Mehmet, "Abi fena tutuldum" dedi geçenlerde. "Nasıl yani" dedim. Bilirim ki evli, iki çocuklu, düzenli bir aile hayatı var.
"Hatunun birine rastladım" diye başladı anlatmaya Mehmet. "Öyle bir kimya olayı yaşadık. Üç beş ay oldu."
Karısının yanında hep bir "yedek" tuttuğunu anlattı. "O esas kadındır, çocuklarımın anasıdır" dedi. "Ama bazı şeyler de karınla olmuyor ki abi!"

Aşksız seks olur

Mehmet, "doyasıya" seksi, aşk değil ama "kimya olayı" ortak paydasıyla tutulduğu kadınla yaşıyordu. Bilmem kaç yıllık karısıyla, belli ki fantezilerden uzak bir cinsel hayat rutinini sürdürüyorlardı. Aradığı heyecan, başka bir bedendeydi.
Kolay yol... Bir de işin öbür tarafı var: Seks olmadan aşk. Asker yolu bekleyenler, "eli eline değmeden" bir ömrü tüketenler...
Sigmund Freud'un çalışma arkadaşlarından Dr. Theodor Reik, bu konuda çalışmalar yapmış bir bilim adamı. Reik'e göre, birbirine âşık bir çift, hiç sevişmese de aşklarını ömür boyu koruyabiliyor. Reik, "Psikanalistlerin sevgi olmadan seks olacağı konusunda hiç kuşkuları yoktur" diyor.
"Onların bu kadar şiddetle itiraz ettikleri şey, seks olmadan sevginin olabilmesidir. Seks başlangıçta bir objeye yönelik değildir. Bir ben ve bir de sen... Seks doygunluk, sevgi ise mutluluk arar. Seks, karşı nesne konusunda umursamaz olabilir; ama sevgi böyle olamaz."

Aşk sınır tanımaz

Simone de Beauvoir, "Aşk genellikle evlilik dışında gelişir ve çiçeklenir" der. "Batı Dünyasında Aşk"ın yazarı Denis de Rougemont ise romantizm ve evliliğin el ele yürümeyeceği görüşünde. Rougemont, "Özü gereği romantiklik, evliliğe ulaşmış olsa bile, evlilikle bağdaşamaz. Romantiklik üzerine kurulu evliliklerin akla yakın ve normal sonucu boşanmadır. Çünkü evlilik romantikliği öldürür" diyor.
Peki neden aşkta hep böyle "uzaktakini", hatta en "imkânsızını" isteme durumu var? Yıkılan evlilikler, ulaşılamayan sevgililer? Rus ressam Gala, neden çok sevdiği kocasını ve çocuğunu bırakıp Dali'ye kaçtı?

Evlenince testosteron düzeyi düşüyor

Pennsylvania Üniversitesi'nden James M. Dabbs ve Syracuse Üniversitesi'nden Allan C. Mazur'un başkanlığını yaptığı bir ekip, 2100 denekle görüşüp "erkekler, aşk ve testosteron" ilişkisini inceledi. Araştırmanın sonucuna göre, erkeklerin testosteron düzeyi, evlenmeyle birlikte düşüyor. Ama, sıkı durun, boşanmayla birlikte yeniden artıyor!

Doç. Dr. Armağan Y. Samancı - Psikiyatr ve Evlilik Psikoterapisti

Bazı evliliklerde aşk öldürülüyor!

Aşk, insanların kendi iç dünyalarında yarattıkları bir sevgi modelini bulduklarında hissettikleri duygu. Kendi sevgi eksikliklerini tamamlayan bir modeli buldukları ya da bulduklarını zannettiklerinde hissettikleri bir duygu yoğunluğu. Aşk, aslında iç dünyamızın bize oynadığı tatlı bir oyundur. Âşık olunan oyunbozanlık etmediği sürece de sevgi ve güvenle olgunlaşır.
Aşk evlilikle bitmez. Aşkın doğallığı evlilikle büyür, sevgi ve güvene dönüşür. Çiftlerden birinin kopuşuna kadar...
Bazı evliliklerde aşk öldürülüyor. Bireylerin kişilik yapıları, çocukluktan gelen problemleri ile aşklar yavaş yavaş kan kaybedebiliyor. Eğer kaybedilen duygular yerine konmuyorsa, aşk ölüme doğru gidiyor demektir.
Aşk, duygusal ihtiyaçlarımızın bizi götürdüğü bir süpermarkete benzer. Doğru ve güvenilir gıdalar seçilmezse, eksiklikler ve doyumsuzluklar baş gösterir. Evlilik, duygusal ihtiyaçlarımızı sürekli karşılamak için seçtiğimiz bir yapılanma. Burada aldığımız ve verdiğimiz duygusallıklar, aşkımızı besler ya da aç bırakır.

L., kadın, 34 yaşında

<'Çapkın bir kadınım'

"Hiçbir zaman güzel bir kız olmadım, şimdi de vaktinden önce yaşlandığımı hissediyorum. Annemle babam ben daha çok küçükken ayrıldılar. Hep serbest oldum, hep istediğimi yaptım. Seksle de çok erken yaşta tanıştım. Şimdiye kadar kaç erkekle beraber olduğumu hesaplayamam...
Mimarım, işim iyi. Ama hayatta en çok istediğim şey evlenebilmek. Bir adam bulsam, parası pulu olmasın, hiç önemli değil; yeter ki bana sahip olsun. O zaman her şeyden vazgeçerim. Benim gibi birçok kadın var. Kendimi hastalıklı olarak görmüyorum. Sadece çapkın bir kadınım, barda sevgilisiyle eğlenen çok erkeği eve atmışımdır..."

O., erkek, 40 yaşında

'Karımı hiç aldatmadım'

"Birbirimizi severek evlendik. Hâlâ da ona olan aşkım devam ediyor. Birkaç kere çok hoşlandığım kadınlarla karşılaştım. Hatta biri epey kafamı karıştırdı... Kendimi tuttum. Hep 'O bana bunu yapmazdı' diye düşündüm. Belki de çok büyük aşklar değildi. Kendime böyle bir izin vermedim yani...
Bir oğlumuz var, yuvamızda mutluyum. Heyecanları eski günlere bıraktım. Karımla yaşlanmak istiyorum. Çevremde birçok arkadaşım gecelik, haftalık ilişkiler yaşıyorlar. Ben beceremem. Hayal kurmuyor değilim, hatta ondan bile utanıyorum. Sonra da 'Boş ver artık, bari hayal de olsun' diyorum."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious