F. Gülen Kıbrıs'a mı yerleşecek?

F. Gülen Kıbrıs'a mı yerleşecek?.8220
  • Giriş : 27.05.2007 / 21:36:00
  • Güncelleme : 27.05.2007 / 21:50:31

Hamdi Yılmazer Aksiyon'da yazdı. Fethullah Gülen Kıbrıs'a mı yerleşecek?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Delilleri ise “En iyi anlaşma şahinlerle yapılır” inancı. Ama bir şeyi unutuyorlar. Ya ABD şahinlerin ülke içinde gerilim çıkartıp, hükümeti kilitleyerek Amerika’nın çıkarları açısından çok daha faydalı olduklarını düşünüyorsa…

Erken uyarı sistemi Güler Kömürcü yazdı. ABD İran politikasının gereği olarak ılımlı İslam’ı temsil edenleri tasfiye edip şahinlerle el sıkışacak. Çünkü en iyi anlaşmalar şahinlerle yapılırmış.

Bu teoriye göre AKP’nin iktidar günleri bitecek, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin de Amerika’dan ayrılması söz konusu olacak!

Uyarı sistemi genel yaklaşımları yeterli görmeyip, keskin görüşünü nokta tayinine kadar vardırdı!

Gülen Hocaefendi Kıbrıs’a yerleşecekmiş!...

Ne de olsa Kıbrıs stratejik bir yermiş! F.T. isimli işadamı da orada yatırım yapıyormuş…

Güler Hanım bugün olacağını söylediği bazı şeyleri iki yıl önce yazdığını da özellikle belirterek, kömür madenlerinde ne cevherler bulunduğuna betahsis dikkatlerimizi çekmiş.

Eh, biraz da kıymet bilmek lazım.

Geçen haftalarda ifade etmeye çalıştığım gibi, Kömürcü’nün köşesini okurken dehlizler arası iletişim noktasında bulunduğum hissine kapılıyorum.

“Anlayışlı okurlar” Kömürcü’nün köşesinden gerekli mesajı anında alıyorlar.

Anlayışlı olmayan okurların da nasipsiz kalmaması için bazı açıklamalar gerekli ama Kömürcü’nün “Ey anlayışsız okur” ya da “Ey açıklama olmadan anlamayan okur” türünden bir ünlemesine rastlamadım bugüne kadar.

O yüzden anlayışlı kesimin aldığı mesaj üzerinde biraz duralım.

Anlaşılan o ki şahinler “Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye” bandından yayın yaparken, şunu demek istiyormuş:

Ey Amerika! Sen AKP hükümetini muhatap alıyorsun ama, İran ve Ortadoğu’da yapmak istediğin şeyler için bu yol doğru bir tercih değil. Biz bu hükümeti engelleriz.

Eğer başarılı olmak istiyorsan, hükümete sırtını dönecek, Gülen Hocaefendi’nin dönüşünü hazırlayacak ve de bizimle tokalaşacaksın.

İstediğini sana ancak biz şahinler verebiliriz!...

Ne isteyeceksen bizden iste. İki de fazla verelim. Gidip de bizim dışımızda birileriyle görüşme!

Amerika bu tehditler karşısında dize mi gelmiş, yoksa pragmatist davranarak önemli olan iki fazla almak değil mi, tutayım ellerinden gitsin mi demiş, orası yazılardan tam anlaşılmıyor.

Ama koskoca Amerika alacağını aldıktan sonra, şahinlerin efelenişine ufak yollu göz yumup, “Raconu kurtarsınlar canım”, demeyi bilmeyecek bir devlet değil her halde.

Sonuç Amerika’nın olur, racon da şahinlerin. Böylece ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık bir kere daha perçinlenir. Ve de mutlu günlere yeni baştan dönülür.

Gerisini AKP ve radikal eğilimlere yaklaşmayan, sokaklara dökülmeyen, çığırtkanlık yapıp huzuru ihlal etmeyen halis Müslümanlar düşünsün!

***

Söz konusu inanmış insanlar olduğu zaman nedense aklım hep tarihe gider. “Allah’ın kurallarında değişiklik göremezsiniz” ikazından mıdır, bilmiyorum.

“Kurallarda değişiklik olmaması” benzer olayların bire bir olmasa da sonuç olarak aynı şekilde noktalanacağını fısıldar kulağıma.

Kömürcü’nün yazılarını okurken aklımın bir ucu tarihe uzanıverdi.

“Allah var. Putlar Tanrı olamaz.” dediği için olmadık işkencelere uğratılan ilk müminlerin halini resmediverdi.

Hz. Peygamber işkenceden bunalan ashabına, “Habeşistan’a gidin. Orada adil bir melik var.” demişti.

Müminler de yayan yapıldak yollara dökülmüş ve Habeşistan’a ulaşmıştı.

Ne var ki, Mekke eşrafının kalbini bir evhamdır sarmaya başladı.

“Şimdi bunlar orada güçlenir, Habeş kralını da yanlarına alırsa Mekke’nin hali nice olur?” diye düşünmeye başladılar.

Gülen Hocaefendi’nin kullandığı bir kavram vardır. “Tarihi tekerrürler devr-i daimi” der.

Aynı evham Mısır Firavunu’na da musallat olmuştu. Hz. Musa’nın İsrailoğulları’nı alıp gitmesine izin verdikten sonra bir evhamdır gelip kalbine çöreklenmişti “Ya bunlar gittiği yerde güçlenir, sonra dönüp seni tahtından ederse!..” diyerek kapkara düşüncelere daldı.

Sonra birden kararını verdi ve ordusunu ardına takıp, uzaklaşmakta olan Hz. Musa ve ashabının peşine takıldı.

Sonuç malum…

İlahi gazabın kahredici sillesini görünce secdeye kapandı. Üzerini örten serin sular on dokuzuncu asra kadar secde halindeki cesedi sakladı. Ve on dokuzuncu asırda araştırma merakıyla kazılar yapan bilim adamları secde halindeki cesedi bulup, müzeye yerleştirdiler.

O hâlâ ibret almak isteyenlere gerekli dersi verecek şekilde secde ediyor.

Tarihi tekerrürler devr-i daiminin örneklerinden biri işte böyle neticelendi.

Mekkeliler de Mısır kralı gibi tarih dolabına girmiş ve devr-i daime başlamıştı.

Arabın dört dâhisinden biri olan Amr b. As geldi akıllarına. “Amr’ı yollayalım. Habeş kralı ile dostluğunu değerlendirsin. Yanına en kıymetli mücevherattan ne varsa koyalım. Kralın gönlünü de yapsın. İşi dostluğa bırakmayalım.” dediler.

Amr, yükte hafif pahada ağır ne varsa yanına aldı ve yola revan oldu. Kralın huzuruna çıkıp etkili bir konuşma yaptı.

Doğrusu kral da etkilenmiş, göçmenleri vermeye meylemişti.

Tam o sırada Hz. Cafer çıktı ve Kralın vicdanında tsunami etkisi yapacak cümleler söyleyiverdi.

Ardından başladı Meryem suresini ağır ağır okumaya. Kral sarsıldıkça sarsılıyor, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Hz. Cafer “Sadakallahülazim” deyip, kıraatini bitirince her şey bitmişti.

Arabın siyaset dâhisi için ayak izlerine basarak geri dönmekten başka bir ihtimal kalmamıştı.

Tarih devrini sürdürüyor.

Ve burada bir ihtimal daha var.

Bizim şahinler ne verir bilemiyorum ama ya bir de Amerika şahinlerin ülkeyi gerip, hükümeti kilitledikleri zaman alacaklar açısından daha kârlı bir pozisyon oluşturduklarını düşünürse!...

HAMDİ YILMAZER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious